AHMET YESEVİ ÜNİVERSİTESİ MÜTEVELLİ HEYET BAŞKANI DEĞİŞTİ

Ağustos 2006 - Yıl 95 - Sayı 228

 

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER, Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığını kuruluşundan bu yana yürütmekte olan ve süresi bu yıl dolan Namık Kemal ZEYBEK’i yeni dönem için tercih etmedi; bu göreve emekli orgeneral Çetin DOĞAN’ı uygun buldu.

Ahmet Yesevi Üniversitesi sıradan bir yüksek öğretim kurumu değildir. On beş yıl önce bağımsızlığına kavuşan Türk Cumhuriyetleriyle Türkiye arasında bu zaman içerisinde kurulan sınırlı eğitim köprülerinin en büyüğü ve en etkilisidir. Hatta işleyişi, içeriği ve öğrenci kapasitesi açısından Türkiye Cumhuriyeti’nin tek başarısı olduğu söylenebilir. Aslında Manas Üniversitesi Millî Eğitim Bakanlığı, YÖK ve Cumhurbaşkanlığı arasında dört yıl boyunca yaşanan Mütevelli Heyet belirleyememe problemine kurban edilmeseydi bu tablo daha değişik olabilirdi.

Ahmet Yesevi Üniversitesinin kuruluşundan itibaren pek çok problem yaşadığını biliyoruz. Türkiye’nin büyük maddi katkılarına mukabil yönetimde kendi inisiyatifinin ağırlıklı olmasını isteyen Kazak tarafı ile ahenkli bir yönetim kurmak, verim sağlamak, ilişkileri her şeye rağmen on beş yıl kesintisiz sürdürmek görünenlerden çok daha büyük problemlerin varlığı anlamına gelir. Namık Kemal ZEYBEK tecrübesiyle, birikimiyle, her şeyden önemlisi konuyu aşk derecesinde irtibatla muhabbetle kucaklaması nedeniyle bu durumdan şikâyetçi olmadı. Meseleleri sükunetle hâlletmeye çalıştı. Bugün üniversitenin ulaştığı seviyede en büyük pay tartışmasız O’na aittir.

Kuşkusuz her faaliyette olduğu gibi bu üniversiteye ilişkin çeşitli eleştiriler yapılabilir, her bakımdan çok daha ileri bir seviyede olması gerektiği düşünülebilir. Ancak bunların yapıcı nitelik taşıması ve amacına ulaşması için temel şart dedikodu ve tezvirat ile eleştiri ve öneriyi birbirine karıştırmamaktır. Bir eserin yapımı ne kadar zor ve meşakkatli ise, yıkılması o derece kolaydır. Ne yazık ki biraz insanın tabiatı biraz da camia gereği olarak toplumumuzda ikincisi daha yaygındır. En yüksek makamdakiler bile bunlardan ister istemez etkilenebiliyorlar.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER makama geldiği ilk günlerde yetkilerinin çok fazla olduğundan şikâyet ediyor, demokratik anlayış açısından bunların azaltılması gerektiğini söylüyordu. Epeyce bir zamandan beri bu yönde bir rahatsızlığı duyulmuyor; yetkilerini en kapsamlı şekilde kullanıyor.

Anayasamızda sorumsuz kılınan bir makama bu derece geniş yetki, tercih ve tensip imkânı verilmesinin parlamenter sistem açısından ne derece uygun olduğu mutlaka tartışılmalıdır. Bugünkü şartlarda toplumun geniş kesimlerinin görüş ve düşünceleriyle bağdaşmayan, sürekli aynı düşünce ve zihniyet dünyasından insanları Rektör, Yüksek Yargı Üyesi atamak suretiyle tek yönlü sosyal demokrat oluşumlara yol açan yetki kullanma tarzının demokratik meşruiyetini kimse savunamaz.

Prof. Rıza AYHAN, Prof. Osman ÇAKIR gibi pek çok örnekte görüldüğü şekilde kurum tercihlerinin dikkate alınmadığı atamalar düşünüldüğünde, Ahmet Yesevideki durum şaşırtıcı sayılmayabilir. Ancak bu üniversitenin Türk dünyasıyla ilişkilerimiz açısından taşıdığı önem sebebiyle bu kararı normal karşılamak, doğru bulmak mümkün değildir.

Sayın Ahmet Necdet SEZER’in  Türk dünyasıyla ilişkilere ne derece önem verdiği kimsenin meçhulü değildir. Önceki iki Cumhurbaşkanının dönemlerinde Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri arasında en yüksek düzeyde kurulmuş bulunan irtibatların, kişisel dostlukların günümüzde sürdürülemeyişi ülkemize ciddi bir dış politika zaafı şeklinde yansımaktadır. Önümüzdeki süreçte dünyanın kaderinin Avrasya’da belirleneceği, büyük güçlerin burasını egemenlik politikalarının zemini yapmaya çalıştıkları, Çin, Rusya ve Hindistan başta olmak üzere bu yüzyıla damgasını vurmaya hazırlanan ülkelerin jeopolitik ve jeostratejik merkez konumundaki Türk Cumhuriyetleri’yle yakın ilişkiler kurmaya çabaladıkları bir ortamda Türkiye’nin sessizliğinin izahını kimse yapamaz.

Namık Kemal ZEYBEK kendisine tevdi edilen görevi en iyi şekilde yapmaya çalışarak, değerli bir eserin inşasını sağlayarak görevinden ayrılıyor. Sayın Ahmet Necdet SEZER’in bu tercihinde bize göre yapmış olduğu hatanın derinleşmemesi, bu stratejik eğitim kurumunun işlevini sürdürebilmesi için yeni başkana büyük görevler düşüyor. Peşin hükümle hareket etmeden, hizmetin anlamına uygun bir anlayış ve üslup içerisinde selefiyle de irtibat kurarak başarılı olmasını yürekten diliyoruz.

 


Türk Yurdu Ağustos 2006
Türk Yurdu Ağustos 2006
Ağustos 2006 - Yıl 95 - Sayı 228

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele