ERMENİ SORUŞTURMASI

Haziran 2006 - Yıl 95 - Sayı 226

 

Soru 1: Ermeni diasporasının dünya parlamentolarına “tehciri” “soykırım” olarak tanıtma gayretleri yoğun bir biçimde devam etmekte ve Türkiye üzerinde nüfuz kurabilecek bazı devletlerin parlamentolarına kabul ettirilmek suretiyle belli mesafeler aldıkları da gözlenmektedir. Bu ve benzer girişimler Türkiye’nin “Ermeni Meselesi” konusundaki duruşunu nasıl etkileyebilir?

Soru 2: Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Ermenistan 1991 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir. Özellikle bu tarihten sonra “Ermeni Meselesi”nin uluslar arası platformlarda sıkça gündeme getirilmesini nasıl yorumlamak gerekir?

Soru 3: Ankara’nın Erivan ile ilişkilerini normalleştirmesi, Ermeni diasporasının iddialarından vazgeçmesini sağlayabilir mi?

Soru 4: ABD’de 30 civarında eyaletin eyalet ve belediye meclislerinde ermeni iddiaları doğrultusunda kararlar çıkarken, Beyaz Saray’ın bunlara seyirci kalması nasıl yorumlanabilir?

Soru 5: Türkiye, Ermeni diasporası ve diğer aşırı grupların Ermeni toplumu üzerindeki etkilerini en aza indirebilecek bir politika geliştirebilir mi?

Soru 6: Sözde Ermeni iddialarının başta ABD olmak üzere AB üyesi ülkelerin tamamında kabul edilmesi durumunda Türkiye hangi önemli sıkıntılarla karşılaşabilir?

Soru 7: Partinizin bu problemin çözümüne yönelik uygulanabilir bir politikası var mıdır?

         

 

1. Bir kısım ülkelerin parlamentolarında sözde Ermeni soykırımı ile ilgili olarak kabul edilen kararlar, münhasır iç politika mülahazalarıyla ele alınmış tasarruflardır. Parlamentoların Ermeni diasporasının manipülasyonlarına alet olmalarını elbette doğru karşılamak mümkün değildir. Tarih  tarihçilerin işidir, siyasi parlamenterlerin değil.

                Kararlar açık bir haksızlığı yansıttıkları için, şüphesiz Türkiye’nin “Ermeni Meselesi”ni reddeden tutumunda herhangi bir değişiklik yaratacak nitelikte kabul edilemezler. Ne yazık ki, bu tür kararların son zamanlarda giderek artması, hükûmetin bu konuda Türkiye’nin haklı tutumunu yeteri kadar etkili biçimde maalesef savunamadığını göstermektedir.

                Türkiye’nin bölgesindeki ülkelerle ve özellikle komşularıyla olumlu ilişkiler sürdürmesi gereği, hiçbir zaman bu ülkelerden birinin Türkiye’yi tarih önünde haksız yere suçlamasına izin vermemelidir. Bu suçlamalar ortadan kalktığı takdirde, biz de Türkiye’nin Ermenistan’la mümkün olan iyi ilişkiler sürdürmesinden yana olacağız.

                2. Ermenistan 1991 yılında bağımsızlığını elde ettiği sırada yayınladığı “Bağımsızlık Deklarasyonunda” Türkiye’den toprak taleplerine yer vermiştir. Bu hususu Ermenistan ayrıca Anayasasına da yansıtmıştır. Aslında bu tutum yeni değildir; Ermenistan bir Sovyet Cumhuriyeti iken de, aynı durum mevcuttu. Sovyetlerin dağılmasını fırsat bilen Ermenistan, muhtelif ülkelerdeki diasporayı harekete geçirerek, Türkiye’ye karşı haksız suçlamalarını artırmıştır. Bu yönüyle Ermenistan, uluslararası ilişkilere hâkim olması beklenen asgari koşulları açıkça göz ardı etmiş olmakla ciddiye alınmamak gerekir. Uluslararası camianın da bu gerçeğin bilincinde olması beklenirdi. Ermenistan da bu koşulları değiştirdiği takdirde, devletler arasında geçerli eşitler arası egemen ilişkiler sürdürmeye daha ehil olabilecektir.

                3. Ankara, Erivan’la ilişkilerini öteden beri normal sınırlar içinde tutmaya özen göstermiş ve Ermeni halkının içinde bulunduğu ağır ekonomik koşulların hafifletilmesi yolunda samimi çaba harcamıştır. Ne var ki, Türkiye’nin Ermenistan’ı tanımakla bu yönde atmış olduğu olumlu adımın, diplomatik ilişkiler düzeyine yükseltilebilmesi için Türkiye ile ilgili toprak taleplerinden ve haksız suçlamalarından kesinlikle vazgeçmesi gerekir. Maalesef Ermenistan ne Anayasasındaki sözde soykırım iddiasından vazgeçmiş ve ne de Türkiye’den herhangi bir toprak talebi olmadığını şimdiye kadar ilan edebilmiştir. Bu bakımdan, eğer ilk ve anlamlı adımı önce Ermenistan atar ise, diasporası da herhâlde onları takip edecektir.

                4. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki iç politika dinamikleri kara Avrupa’sından çok farklıdır. Eyaletlerde ve Belediye Meclislerinde diasporanın, yerine göre etkin olup bazı kararlar çıkarabilmesini, ABD Federal Hükûmeti’nin de aynı görüşte olduğu şeklinde yorumlamak her zaman mümkün değildir. Hükûmetten Hükumete bizim muhatabımız olan Beyaz Saray’ın şimdiye kadar, her defasında, yerel yönetimlerle aynı paralelde hareket ettiğini söyleyemeyiz. Beyaz Saray’ın Türkiye’nin duyarlılıklarının bilincinde olduğunu biliyoruz.

                5. Türkiye Ermenistan ilişkilerinin arzu edilen mecraya girebilmesin en başta gelen koşulu şüphe yok ki, Ermenistan’ın hem Bağımsızlık Deklarasyonu’nda ve hem de Anayasasında Türkiye’ye yönelik haksız suçlamalardan ve hele toprak talebinden kesinlikle vazgeçmesidir. Bu yapılabildiği takdirde, Ermeni diasporasının makul ve ılımlı kesimlerinin tutumlarında olumlu gelişmeler sağlanması mümkün olabilir.

                6. Türkiye uluslararası camianın saygın ve etkin bir üyesidir. Bölge ve dünya barışı açısından şimdiye kadar önemli görevler üstlenegelmiştir. Bu bakımdan, ABD olsun, AB olsun, Türkiye’nin haklı duyarlılıklarını göz ardı etmeleri beklenmemelidir.

                7. Türkiye’nin bu konudaki millî politikası, hiç şüphesiz, kendisine yöneltilen toprak taleplerini ve haksız suçlamaları kesinlikle reddetmektir. Türkiye’nin bütünüyle bu konuda yek vücut olarak hareket etmesi gereğine inanan Partimiz, bu nitelikteki millî bir politikanın daima savunucusu olacaktır.


Türk Yurdu Haziran 2006
Türk Yurdu Haziran 2006
Haziran 2006 - Yıl 95 - Sayı 226

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele