TÜRKLERİN KÜLTÜR BAYRAMI NEVRUZ

Nisan 2006 - Yıl 95 - Sayı 224

 

Kitap beş bölümden oluşmaktadır. Kitabın birinci bölümünde Nevruz kavramı, Nevruzun tarihteki yeri ve önemi üzerinde durulmaktadır. Diğer başlıklar alında ise detaylı bir şekilde Türk Devletleri, Muhtar (Özerk) Türk Cumhuriyetleri ve Diğer Türk Toplulukları, Azınlık Halinde Yaşayan Türk Toplulukları, Bağımsız Türk Topluluğunda Yaşayan Diğer Türk Toplulukları ayrı ayrı ele alınmaktadır.   

Nevruz, Türk devletleri ve topluluklarında kültür birliği sağlamanın önemli kültür unsurlarından birisidir. Bunun önemli bir göstergesi Türklerin dilinde bu kavramın tek olmasıdır. Nevruz kavramı bazı ağız farklılıklarıyla Azerbaycan’da “novruz” veya “noruz”, Başkurt Türkçesinde “navruz”, Kazakistan Türkçesinde “navruz” veya “novruz”, Tataristan’da “navruz”, Türkmenistan’da “novruz” , Uygur Türkçe’sinde “noruz” , Rus Dili ile “novruz”, Çuvaşistan’da “naras”, yine Çuvaşça hazırlanan bir sözlükte aynı kelimenin Tatarca “nauras” (ve Mart’ın karşılığı olarak ) bir Farsça-Türkçe sözlükte de “nevruz” şeklinde kullanılmakta olduğunu görüyoruz. Buda gösteriyor ki, Nevruz bütün Türklerin ortak bayramıdır. Orta Asya’dan Kazak, Kırgız, Türkmen, Özbek, Tatar Türk topluluklarından Anadolu Türkleri, Azerbaycan Türkleri ve Balkan Türklerine kadar tüm Türk toplulukları Nevruz geleneğini canlı olarak günümüze kadar taşımışlardır.

Bu çalışmada belirtildiği üzere, Nevruz geleneği halkın bir eğlenme, neşelenme günü olduğu kadar eski Türk devletlerinde kamusal olarak önemli bir gündür. Selçuklularda bu güne özel bir önem verilirdi. Akkoyunlularda Uzun Hasan’ın vergilendirme tarihini 21 Mart yani Nevruz olarak kabul etmesi daha sonraki Türk Devletlerince de değiştirilmeden Cumhuriyet’e kadar gelmiştir. Nevruz, Türk toplum yapısında sadece bir takvim başlangıcı veya yılbaşı olarak görülmez. Onun kazandığı muhtevanın yapısında ayrıca bir bayram, bir umudun başlangıcı gibi anlamları da barındırmaktadır.

Nevruz’un Türk dünyasında yaygınlığı pek fazla olup tarihin bilinen en eski dönemlerine kadar uzanmaktadır. Nevruz (bahar bayramı) Türklerin en eski bayramıdır. Türkler aracılığıyla Asya ve Avrupa’ya yayılmıştır. Eski Doğu geleneklerinin devamıdır. Çin kaynaklarından Hunlar’ın Milattan yüzlerce yıl önceleri 21 Mart tarihinde hazır yemeklerle kıra çıktıklarını, bahar şenlikleri yaptıklarını da öğreniyoruz.Bugün Nevruz kutlamalarındaki geleneklerin o zaman da yer aldığı bilinmektedir. Aynı gelenekler Hunlar’dan sonra Uygurlarda da görülmüş ve bugüne kadar gelmiştir. Çağdaş Uygur resminde Uygurların Nevruz kutlamalarını temsil eden tablolar bulunmaktadır.

Nevruz’u İran geleneğine bağlayan Firdevsi’nin Şehnamesi ve diğer kaynaklar yanıltıcıdır. Çünkü Nevruz hakkındaki bilgiler orada XI. yüzyıl kaynaklarında görülmektedir. Milattan önceki yıllarda Nevruz hakkında İran metinlerinde herhangi bir iz ve kayıt yoktur. Buna karşılık Hunlar’da bu türeden kaytılara rastlanmaktadır.

Biz biliyoruz ki, Nizamü’l- Mülk, XI. yüzyıl yazarı olarak Siyasetnamesi’nde Nevruzdan söz eder. Nevruzun yılbaşı olduğunu ifade eder. Yine XI. yüzyıl yazarlarından Kaşgarlı Mahmut da Divan - ı Lugati-t Türk’te Türklerde yıl başlangıcının Nevruz olduğunu ifade eder. Selçuklular’da Nevruz Bayramı eğlencelerinin kutlandığı, şenlikler yapıldığı, özel yemekler pişirildiği, özel hediyeler alınıp verildiği bilinmektedir.

Akkoyunlu Türkmenleri arasında da Nevruz geleneğinin kuvvetli bir şekilde yaşatıldığını biliyoruz. Bugün Türkiye’de de Nevruz geleneğinin en canlı bir şekilde muhafaza edildiği ve yaşatıldığı yer, Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgemizle Azerbaycan ve Güney Kafkaslar bölgesi Akkoyunlu toprakları idi. O bakımdan olayın Akkoyunlularla bağlantılı tarafı fevkalade önem arz etmektedir.

Yine bu çalışmada görüyoruz ki, Osmanlı döneminde Nevruz, çok canlı biçimde kutlanmaktadır. Osmanlı ailesini çıkarmış olan Kayı boyuna mensup Karakeçililerin 21 Mart tarihinde Ertuğrul Gazinin türbesi etrafında toplandıklarını ve burada bayram yaptıklarını; at yarışları, ciritler, güreşler - ki bugünkü Nevruz gelenekleri içerisinde bunlar da vardır - düzenlediklerini görüyoruz. Ona “Yörük Bayramı” adını verirlerdi. Osmanlılarda görülen Nevruz âdetleri arasında ziyafetler düzenlenmesi gelirdi. 22 Mart Nevruz Bayramı’nda yeniçeri ağası vezirlere ziyafet verirdi. Bu ziyafet sırasında misafirlere şekerli, baharattan yapılmış macun ikram edilirdi.

Nevruz macunu, Nevruz kutlamalarının önemli bir kısmını teşkil eder. Sarayda hekimbaşı, misk, amber, türlü baharat ve kokulu otlar ilâvesi ile yaptığı macunu, porselenden yapılmış kapaklı kaseler içinde padişaha akşamdan takdim eder ve kendisine hil’at giydirilirdi. Nevruziye macunu kadın efendilere, sultanlara ve önemli şahsiyetlere de verilir ve bu macundan yemenin kuvvet ve şifa verici bir tesiri olduğuna inanılırdı. Osmanlıların son zamanlarına kadar Nevruziye geleneğinin devam ettiği, saray eczanesinde yapılan Nevruziyelerin’in mevki sahiplerine gönderildiği, halkın da bu âdete uyarak, Nevruz’da hiç olmazsa tatlı yediği bilinmektedir. Günümüzde Manisa’da yapılan “mesir macunu” geleneği bu kutlamaların devamıdır.

Bu eserden, Türkiye’de Nevruz kutlamaları, I. Dünya Savaşı ve Milli Mücadelenin yapıldığı olağanüstü şartlarda bile devam ettiğini anlıyoruz. 1918-1921 ve 1922 yıllarındaki Nevruz kutlamalarına ilişkin bilgilere dönemin gazetelerinden ulaşabiliyoruz. Belgeler değerlendirildiğinde; bu bayramın eski ve köklü bir gelenek olarak kutlandığı, kutlamalara askeri ve mülki erkân ile okullar ve halkın iştirak ettiği 22 Martın “Bahar ve Ergenekon Bayramı” olarak algılandığı, kutlamaların bir bayram coşkusu ve eğlence formu niteliği taşıdığı ortaya çıkmaktadır.

İşte, Nevruz, Cumhuriyetin ilk yıllarında resmî bayram olarak büyük törenlerle kutlanmaktaydı. 1925 yılında Ankara’da Nevruz münasebetiyle M. Kemal Paşa’nın huzurunda yapılan bir resmî geçitte askerî kıtalar başlarında “gök sancaklar, al sancaklar” olduğu hâlde yürümüştür. 1926 yılında Miladi Takvimin kabulüyle Nevruz yılbaşı olmaktan çıkmıştır. Ancak Nevruz’un Türk halkı arasında kutlamaları yaygın olarak devam etmektedir.

Halk arasında bugün bütün varlıkların Allah’a secde ettiği inancı yaygındır. Bu günde bir yıllık rızkın tayin edildiği düşüncesiyle evler boyanır, sofralar yiyeceklerle donanır, suçlar bağışlanır ve küsler barışır. Yine bugünde yörelere göre cirit oyunları, mahallî oyunlar, kılıç kalkan oyunları ve daha başka oyunlar sergilenir; genç kızlar ve erkekler niyet tutarlar, niyetleri çıkarsa gelecek Nevruz’da kurban kesmek üzere kurban adadıkları, belirtilmektedir.

Nevruzun topluma aksediş manzaralarına ve Nevruzdaki anlam ve faaliyetler göz önünde tutulduğunda genel olarak Nevruzun fonksiyonları yazara göre şu şekilde ifade edilebilir:

İnsanlar arasındaki karşılıklı sevgi ve saygıyı pekiştirme; İnsanlar arasındaki dargınlıkları unutturma; birlik ve beraberliğin, birlikte yaşama isteğinin güçlenmesi, dayanışmayı sağlama; geleneklerin, göreneklerin, inançların sergilenerek gelecek nesillere aktarılması; bolluk ve bereketin simgesi; barış ortamının evrensel boyutta geliştirilmesi.

Türk dünyasında sevginin, kardeşliğin, dayanışmanın, bereketin ve tüm iyiliklerin muştusu olsun Nevruzumuz! Bu eseri millî kültürümüze katan yazar ve yayıncı kuruluşa çok teşekkür ediyorum.


         

* Yard. Doç. Dr., Ramazan Karaman, Türk Devlet ve Topluluklarında Nevruz Kutlamaları, Berikan Yayınları, Ankara, 2005.

 


Türk Yurdu Nisan 2006
Türk Yurdu Nisan 2006
Nisan 2006 - Yıl 95 - Sayı 224

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele