Belgeselde Renk, Görüntü ve Renk Tasarımı

Kasım 2014 - Yıl 103 - Sayı 327

        Hayatın kendisinde, bir yeri farklı ışıklarda ve zamanlarda görürüz, ama her gördüğümüz o anki haliyle zihnimizde kalmadığı için ışığın azlığı, fazlalığı ve gördüğümüzün görünüşüyle ilgilenmeyiz. Gözlerimiz göze has özel bir tembellikle her şeyi halleder.

         

        Bir film yapıyorsanız, bu onulmaz bir yara hâline gelebilir ama... Bu aşamada renk düzenleme çözümü (ya da felaketi) önünüze gelir ve hayata yeniden başlarsınız. Filminiz baştan sona daha önce sanki hiç bir şey yapılmamış gibi yeniden emeklemeye, sıralamaya ve acemi adımlarla yürümeye başlar.

         

        Teknik ekibin sizin bilmediğiniz ya da bilmediğinizi sandığı yanlış telaffuz edilen İngilizce kelimeler havada uçuşmaya başlar, renk düzenleme işinde çok iyi olan yakın arkadaşlardan, yazılımlardan ve bilgisayarkombinasyonlarından söz edilmeye başlanır. Bu arada sizde bu muhabbetin size nekadara malolacağını düşünmeye başlarsınız. Tabii ki bu işe önceden ayrılmış bir bütçeniz yoktur.

         

        Bir yönetmenin 1., 2.ve hatta 3. asistanı olur. Ama genellikle ve de özellikle belgeselcinin böyle bir lüksü yoktur. Bu asistanlardan biri görüntülerin çekim saatlerini, adlarını, mekânlarını ve kamera açılarını not eder. Ve kurgu aşamasında kurgucu ve yönetmenle paylaşır. (Büyük prodüksiyonlarda bu işi genelde 3. asistan yapar.) Böylece kurguda ortaya çıkan açı ve ışık problemlerini çözümüne katkı sağlanmış olur. Acaba kaç belgeselcinin böyle bir şansının olduğu da ayrıca konuşulması gerekir.

         

        Az yukarıda da söz edildiği üzere, gözümüzle gördüğümüz görüntüler bizi rahatsız etmez ve gözümüz kendi ayarını yapar ve bir sorunla karşılaşılmaz. Görüntüde ise birbirinin devamı olma zorunluluğundan dolayı ışık, açı ve renk farkları göz ve zihin tırmalayıcı bir hâl alabilir. Renk sorunu belki bunların en hassas olanıdır ve renk düzenlemesi gerektirebilir. İki görüntüyü birbirine uyarladığınızda üçüncü görüntü ile sorun yaşamaya başlarsınız ve bu sorun neredeyse son görüntüye kadar sürer. Siz kurguladığınız filmi bir de renk kurgusuna tabii tutmuş olmanın hayli tartışılan zevkini yaşamış olursunuz.

         

        Temelde iki tip renk düzenleme vardır. Teknik renk düzenleme ve sanatsal renk düzenleme. Buna belki bir de dönemsel renk düzenleme eklenebilir. 60’lı yılları anlatan bir filmde o döneme hakim renk ve tonlara göre renk ayarı yapılması gibi. Bu tür düzenlemeler çekim esnasında kullanılan filtrelerle de yapılabilmektedir.

         

        Tabirin İngilizcesi renk düzeltmesi (Colorcorrection) olmasına rağmen bu tam karşılık olmamaktadır. Bu düzeltme kurgu aşamasında zaten yapılmakta, en son aşamada da bir renk taraması her şartta gerekli olmaktadır. Bu yüzden “renk düzenlemesi” tabiri çok daha uygun görünmektedir. Teknik düzenleme bir zorunluluktur ve mutlaka yapılmalıdır. Bu, bir anlamda belgenin belgesel olma sürecinin de gereğidir. Özünde görüntülerin göz tırmalamadan birbirine uyumlu olarak akmasının sağlanması şeklinde özetlenebilir.

         

        Henüz çekim aşamasındayken görüntü açısı, saati, güneşin durumu ve diğer konularda belge toplamıyor ya da bir asistana sahip değilseniz (ki sahip değilsinizdir) temel renk düzenlemesini yapmanız/yaptırmanız gerekecektir. Çekim anında bu çalışmayı yapmış olsanız ve konuya dair bir personeliniz olmuş olsa bile bunun yapılması gerekir.

         

        Sanatsal renk düzenlemesi ise bazen çok gerekli görünse de çok iyi düşünülüp karar verilmesi gereken bir husustur. Profesyonel renk tasarımcıları kendilerini sanatçı olarak görürler ve sizin düşündüklerinizi gerçekleştirmeye odaklı bir çalışma yürütmezler. Kendi sanat anlayışları çerçevesinde bir çalışmaya imza atmak isterler. Sonuçta belki güzel bir çalışma ortaya çıkar ama bu sizin düşündüğünüz ve istediğiniz bir çalışma olmayabilir. Ya kendinizi alıştırır memnun olursunuz ya da memnun bir yönetmen tavrı sergilersiniz. Yine de aklınız,büyük ihtimalle eserinizi renk düzenlemeye göndermeden önceki versiyonda kalacaktır.

         

        Sonuç olarak renk düzenleme bir zorunluluktur ama şekli ve dozuna sizin karar verebildiğiniz oranda tatminkârdır. Eserinizin renk düzenlemecinin eseri olma ihtimali her zaman gündemdedir. Bu nedenle çekim aşamasına çok büyük önem verilmelidir ve pek çok konunun henüz işin başındayken çözümlenmesine dikkat edilmelidir.

         

        Gelecek Bölüm: Belgeselde Sanatsal Kaygı

         


Türk Yurdu Kasım 2014
Türk Yurdu Kasım 2014
Kasım 2014 - Yıl 103 - Sayı 327

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele