İsmail Gaspıralı’yı Anlamak

Kasım 2014 - Yıl 103 - Sayı 327

         

         

         

        İsmail Gaspıralı (1851-1914), son asırların yetiştirdiği büyük fikir adamı, eğitimci, edebiyatçı, strateji uzmanı, siyaset adamı ve idealistlerden birisidir. Fikirleriyle ve faaliyetleriyle çağdaş Türk düşüncesine damgasını vurmuş ender şahsiyetlerdendir. İçinde bulunduğumuz yıl, yüzüncü ölüm yıldönümünde andığımız Gaspıralı, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu tarafından da anma yılı olarak ilan edilmiştir. Türk Yurdu dergisi olarak geçtiğimiz asrın büyük uyanış hareketine öncülük etmiş ve bütün Türk dünyası için “dilde, fikirde, işte birlik” ilkesini esas edinmiş bir aydını anmak, elbette bir borçtur. Onun en önemli yanı, hâlâ, bıraktığı eserleriyle, fikirleriyle ve takipçileriyle, bugünkü Türk dünyasının dil, fikir ve işteki birliğinin temel harcı olma görevini devam ettiriyor olmasıdır. Türk ve İslam toplumu için elinden geleni yapmaya çalışan Gaspıralı, Türkler arasında millî kimlik bilincinin uyandırılması, İstanbul Türkçesi merkezli ortak bir dilin kullanımı, usûl-i cedit temelinde mektep ve medreselerin ıslahı, toplumu ayakta ve diri tutabilecek hayır ve yardım cemiyetlerinin kurulması yönündeki teşvikleri ve idealistöğretmenler yetiştirme konusundaki büyük gayretleriyle tanınmıştır. Rusya’da yaşayan Türklerin bütün toplumsal hareketlerinde ön safta yer almış ve yön verici olmuştur. Onun, 1883’ten 1914’teki vefatına kadar çıkardığı Tercüman gazetesi (ölümünden sonra da 1918’e kadar yayımlanmıştır) bile 19. ve 20. asır Türk uyanış hareketindeki önemini anlatmaya yeterlidir. O, sadece Rusya’da yaşayan Türkler için değil genel anlamda bir İslami uyanışın, Nahda hareketinin de öncülerindendir. Bu doğrultuda İslam dünyasının birçok yerini dolaşmış ve Mısır’da bir İslam kongresi toplama çabası içerisine girmiştir. Milletin için bir şey yapmak istiyorsan elinden gelen işle başla diyen Gaspıralı, tabir yerindeyse elinden gelenin fazlasını yapma gayreti içerisinde olmuş ve her zaman kavgacılıktan uzak, uzlaşmacı bir tavır ortaya koymuştur. Döneminin Türk ve İslam toplumlarını, içinde bocaladıkları geleneği veya Batı medeniyetini taklit alışkanlığına son verip geleneği ve Batı’yı gerçek manasıyla anlama çabasına girmediği takdirde kurtuluşun imkânsız olduğunu bilen Gaspıralı, Batı medeniyetinin kavramlarını sorgulayarak, hak, hakikat, hakkaniyet temelinde bir medeniyet arayışında olduğunu her zaman ifade etmeye çalışmıştır. İslam’ın hak, hakikat ve hakkaniyet, yani adalet temelinde bir denge medeniyetini temsil ettiğini her fırsatta dile getiren Gaspıralı’yı gerçek manasıyla anlayabilmek için öncelikle eserlerini, yazılarını ve faaliyetlerini bir bütün olarak değerlendirmek gereklidir. 


Türk Yurdu Kasım 2014
Türk Yurdu Kasım 2014
Kasım 2014 - Yıl 103 - Sayı 327

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele