ONİKİ ADA/TARİH GELECEKTİR

Aralık 2007 - Yıl 96 - Sayı 244

 

ÜRKEK BİR SİYASETİN TARİH ÖNÜNDEKİ AĞIR VEBALİ

        ONİKİ ADA, yeni nesiller tarafından hemen hemen tanınmayan, bilinmeyen, yakın tarihimize ait dramatik kayıplar zincirinin çok önemli bir halkasıdır. Unutmak, tarihe ve gelecek zamanlara kötülüktür. Köklü milletler zaman ve mekân muhasebesi yapar, kendisiyle hesaplaşırlar. Bu eser, bir yüzleşme ve hesaplaşma başlangıcıdır.

         

        Oniki Ada ismi verilen Osmanlı mirası adalardaki Türk eserlerinin ihtiyacı olan acil bakım ve onarımlarına izin verilmemektedir. Böylece adalardaki Türk eserleri zamanın tahribatına bırakılmış durumdadır. Osmanlı Türkleri tarafından yaptırılan camiler, medreseler, çeşmeler ve diğer sanat eserleri birer birer yok olmaktadır. Oysa bunlar adaların yakın döneminin tapularıdır. İstenilen, bu “tapu”ların ortadan kaldırılması ve buralardaki Türk izlerinin hafızalardan silinmesidir. Türkler, bugün bu adalarda bir avuç azınlık haline düşürülmüşlerdir. İşin en acı taraflarından biri de kendilerine azınlık muamelesi bile yapılmamaktadır.

        ***

        Türkiye’nin AB ile üyelik müzakerelerinin başarıyla sonuçlanması için Kıbrıs ve Ege Denizi ile ilgili meseleleri halletmesinin bir mecburiyet olduğu açıktır. Yunanistan, Ege Denizinde Türkiye ile ilgili problemlerini AB çerçevesine taşıyarak hem hareket alanını genişletmiş hem de Türkiye’yi hiç de gerekli olmayan birçok yükümlülüklerin içine çekmiştir. Öyle görünmektedir ki Türkiye gelecekte, AB üyeliği karşılığında Ege Denizi’ndeki egemenlik haklarından ve milli çıkarlarından taviz vermek durumunda kalacaktır. Son 3-4 yıldır Kıbrıs konusunda yaşananlar hatırlanırsa benzer tavizlerin yakın bir zamanda Ege adaları ve bunların ortaya çıkardığı problemlerde de görülebileceği endişesi yaygındır.

         

         

        Tarih gelecektir… Çünkü tarih, geçmiş olayları inceleyip, oradan ulaşılacak bilgi ve tecrübelerle geleceğimize yön veren bir bilimdir.

             Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, elde ettiği gerçekleri korkmadan dile getirebilen bir bilim adamı. Bir kargaşa ortamına doğru sürüklenen Türkiye’de asılsız tezlere, dışşkırtmalara karşı bilgi ve belgelerle cevap veren bir aydın. Buna rağmen kendi ülkesinde ırkçılık ve faşistlikle itham edilip saldırılara uğrayabiliyor. Yakın zamanda Ermeni dönmeleri, Kürtler ve Alevilerle ilgili söylediği sözlerle etnik kimlik tartışmalarına sebep olan Halaçoğlu, Ermeni meselesi üzerinde çalışan en yetkin isim durumunda.

             Elinizdeki kitap, tartışmalara yol açan bu konuların arka planını herkesin anlayabileceği şekilde gözler önüne seren bir çalışma. Prof. Dr. Halaçoğlu, bu kitapla geleceğimizin tarihimizi doğru bilmemize bağlı olduğunu savunuyor.

        “Ermeni konusunda çalışırken bize dediler ki; ‘Türkün Türke propagandasını yapıyorsunuz boşverin.’ ‘Evet, öyle yapıyoruz’ dedim. Önce benim halkım inanmalı bana, bu konuyu bilmeli. Yabancı toplumlarla kendi halkımızın desteğini almadan nasıl mücadele edebiliriz? Öyleyse Türk olduğumuzu önce kendi halkımıza göstermeliyiz. Bunu öğrettiğimiz zaman dünyayla baş edebiliriz.”


Türk Yurdu Aralık 2007
Türk Yurdu Aralık 2007
Aralık 2007 - Yıl 96 - Sayı 244

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele