ALTAN DELİORMAN ve ÖZGEÇMİŞ YAZARLIĞI

Aralık 2007 - Yıl 96 - Sayı 244

 

Altan Deliorman günümüzün ünlü Türkçülerindendir. Bu ülkünün düşünceye, eyleme dayalı her etkinliğinde onun emek ve katkılarını görmek mümkündür. Türkçü yayın organlarının hemen hepsinde, gerçek adı, iğreti adı veya imzasız yazıları vardır.

Deliorman’ın bir başka özelliği de özgeçmiş, portre ve anı yazarlığıdır. Kişilerin özel tarihi diyebileceğimiz bu yazı türü, konu edindiği insanların hayat hikâyelerini, o kişinin bilinmeyen bir takım özellik veya niteliklerini ortaya çıkararak anlatır. Öylece özgeçmişi anlatılan veya anılara konu yapılan kişi, tanınmamış biri de olsa, okuyucu indinde ilgi çekici bir duruma gelir.

Bu tür yazıların yazarlığı hiç de kolay değildir. Böyle yazılara konu olacak kişi yazarca iyi tanınmalı, iyi gözlenmelidir. Ayrıca yazar bir tarih yöntemine sahip bulunmalıdır. İyi bir edebî nitelik de bu tür yazıların yazarlarından beklenen özelliklerdir.

Altan Deliorman yüksek öğrenimini tarih üzerine yapmış, liselerde yıllarca okutulan tarih kitapları yazmış, tarih metodunu özümsemiş bir yazardır. Ayrıca gözlem niteliği üstün bir gazetecidir. Üslûp sahibi yazar oluşu da herkesin kabul ettiği bir özelliğidir. Böyleyken kendisinden andığımız türlerde yazılar ve eserler beklememiz tabiîdir. Edebiyat ve düşünce dergilerinde çıkan bu tür yazılarıyla haklı bir ün kazanmış, ayrıca bu yazılarını topladığı kitaplar yayınlamıştır. Onun eserlerini bibliyografik yönden ele aldığımızda ders kitapları dışında hemen hepsinin bu türün örnekleri olduğunu görürüz.        

Deliorman’ın yayınladığı kitapların ilki, Atatürk’ün Hayatındaki Kadınlar (1961) adlı eserdir ki Atatürk’ün annesi de aralarında olmak üzere,  ilişkisi olduğu bütün kadınlar hakkında bilgi vermektedir.

Yazarın bu vadideki eserlerinin en önemlisi, kuşkusuz, Tanıdığım Atsızdır Bu kitap Atsız’ın uçmağa varışının hemen ardından, günlük bir gazetede iki ay süreli olarak yayınladığı anılarına dayanıyordu. Öğrenciliğinden başlayarak, Atsız’ın yitirilişine kadar uzanan, birlikte yürünmüş bir ülkü yolunun acı tatlı anılarını dile getiren eser 1950-1975 yıllarındaki Türkçülük olaylarının bir dökümünü ve değerlendirmesini de veriyor. Bu kitap, anı ve özgeçmiş edebiyatımızın güçlü örneklerinden biridir.  

 Deliorman, daha önce gazetelerde yayınlanmış bulunan “Eski albümden tanıdık çehreler” başlıklı dizi yazılarından bir bölümünü Sessiz Bir Ses (1997), bir bölümünü de Kırık Kanatlı Jön-Türk (1997) adlı kitaplar olarak yayınladı. Bunlarda yazar tanıdığı, kimisiyle birlikte çalışğı veya bazı özellikleri ile ilgisini çeken birtakım kişilerin portreleri niteliğinde olan yazıları bir araya getirmişti. Kitaplarda yer alan bu portrelerin ilgi çekici yanı, her yazının başında portresi verilenin bir fotoğrafı da bulunduğu halde bir bölümünün metinlerde adlarının verilmeyişidir. Tanınan kişileri hem yazıda verilen bilgilere, hem de fotoğraflara dayanarak bilmek mümkün ise de kitapta yer alan, fakat kamuoyunca bilinmeyen bazılarını tanımak mümkün olamıyor (en azından benim için). Ama onlara ilişkin metinler de ilginçlikleri, birtakım özellikleri dolayısıyla, severek okunuyor.        

Sessiz Bir Ses (İstanbul: Bayrak Basım-Yayım-Tanıtım, 1997), güzel baskılı bir kitap. 271 sayfada 17 kişinin portresi verilmiş. Bu yazıların başlıkları da portresi yazılanlar kadar ilgi çekici: Sessiz Bir Ses (Tarık Buğra), Zarif, Ciddî, Cesur (Nihat Sami Banarlı), Sesler ve Gönüller Hükümdarı (Yesarî Âsım Arsoy), Ağlayan Ölü (?), Gümüş Taçlı Adam (İbrahim Kafesoğlu), Vaniköy’de Bir Umman (Tahsin Banguoğlu), İki şüş Arasında (?), Muzdarip Dev (Peyami Safa), Eski Nişanlı (?), Son Osmanlı (Ekrem Hakkı Ayverdi), Ecelle Gelen Şöhret (?), Dânişmendli Prensi (İsmail Hâmi Dânişmend), Derneli Gönüldaş (?), Eski Bir Atatürkçü (?), İhtiyar Hamlet (?) Muhteşem Bencil (Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu), “Boğaziçi Bülbülü” (?).

Kırık Kanatlı Jön-Türk (İstanbul: Bayrak Basım-Yayım-Tanıtım, 1997), aynı özenle hazırlanmış bir eser. Bunda da 13 portre 190 sayfaya sığdırılmış. Onlar da şu başlıklar altında verilmiş: Kırık Kanatlı Jön-Türk (?), Erken Giden Atlı (Fethi Gemuhluoğlu), On Liraya Manzara (?), Ülküye Kurban (Nejdet Sançar), Elleri Yaralı Âbide (Tevfik İleri), Destanlardan Gelen (Fethi Tevetoğlu), Tek Başına “Hariciye” (İsa Yusuf Alptekin), Evlâd-ı Fâtihân’dan Biri (Fevzi Tara), İlk Muhalif (Nuri Demirağ), Güneyli Yiğit (İlhan E. Darendelioğlu), İyilik Meleği (Hasan Ferit Cansever), Tahsin Onbaşı’nın Annesi (?), Yedi Peçeli (?).

Altan Deliorman bu tür kısa portre yazılarını dergilerde yayınlamayı sürdürüyor. Yakında aynı diziden yeni bir kitapla karşılaşabiliriz.

Deliorman’ın bu türde yazıp yayınladığı kitapların sonuncusu, Işıklı Hayatlar: Nihad Sâmi Banarlı, Ekrem Hakkı Ayverdi, Samiha Ayverdi  (İstanbul: Kubbealtı Neşriyatı, 2004; 267 s.) adlı eseridir. Kitapta “Hayatlarını millî kültürümüzün yükselmesine adamış, bu uğurda çile derecesinde emek vermiş, gayretlerinin semeresini, yaşarken bir ölçüde görmek saadetine ermiş” üç seçkin düşünce ve bilim adamının hayat hikâyelerini önemli kaynaklara dayanarak yazmıştır.

Işıklı Hayatlar, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümü (10-75.), “Kelimelerin serdarı” başğı altında, Nihat Sami Banarlı ’ya ayrılmış. İkinci bölümde (77-155) “Büyük reis” başğı ile Ekrem Hakkı Ayverdi’ye yer veriliyor. Üçüncü bölümde ise (155-253), “Vakıf Sultan” başğı altında Samiha Ayverdi yer alıyor. Bu bölümlerin her birinde, öz geçmişi irdelenen kişiye ilişkin ilgi çekici birçok fotoğraf da bulunuyor.   

Kültür hayatımıza bütün bu değerli eserleri kazandıran Altan Deliorman’ı kutluyor, özgeçmiş edebiyatımıza yeni katkılarını bekliyoruz..

 

 

 

 

 

 

 

 


Türk Yurdu Aralık 2007
Türk Yurdu Aralık 2007
Aralık 2007 - Yıl 96 - Sayı 244

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele