Bunların Kafalarındaki ve Kanlarındaki Yabancılık Oranının Tespiti Önem Kazanmaktadır

Aralık 2007 - Yıl 96 - Sayı 244

 

Bugün ülkemizin üniter yapısına ve ulusal bütünlüğümüze içten ve dıştan, dört koldan bir saldırı söz konusudur. Saldırının somut belirtileri, yaratmış olduğu acı sonuçlar ortadadır. Türkiye’nin parçalanmasını, küçülmesini ve hatta Türklüğün Anadolu’dan atılmasını hedefleyen emperyalist güçler her çareye başvurup, ama ağırlıklı olarak da içimizdeki Ümmetçi - Kürtçü - İkinci Cumhuriyetçi dayanışmasından yararlanarak, onları kullanarak Cumhuriyetimize kast etmek istemektedirler. Bu noktada, kişisel çıkarlarını ülke çıkar ve bütünlüğünün önünde gören ve küresel güçlerin hizmetine girdikleri düşünülen bir kısım basın ve medyanın da bu tertiplere alabildiğine desteği ortadadır.

Terörle bölücülük amaçlarına ulaşmayı hedefleyerek yurdumuzun bağımsızlığına kastedenlerin yanı sıra aynı gayeye hizmeti dolaylı yollardan ve doğrudan sürdüren İkinci Cumhuriyetçi ve Ümmetçilerin çoğunun kafalarındaki ve kanlarındaki yabancılık oranının tespiti bu bağlamda önemlidir. Bu hususun tespiti, Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasına neden olan ihanetlerden ders çıkarmak ve milli menfaatleri bir yana koyan yöneticilerin ortaya koyduğu tehditlerden belki bu sefer korunmak açısından önemli olacaktır. Üzerimize yönelik tehdit ve oyunların temelinde Orta Asya’dan Anadolu’ya gelip Avrupa içlerine uzanan Türklüğün, Batılı sömürgecilerin Müslümanlığın kutsal topraklarında at oynamasına engel olması yatmaktadır. Türk varlığı, Batılı emperyalist zihniyetin bu bölge insanlarını ve doğal kaynaklarını istismarını engelledikçe oynanan oyunlar çeşitlenmekte, tehdidin boyutu derinleşmektedir.

Geçmişte yapay olarak kışkırtılan bir sağ ve sol ayrımcılığı ile milletimiz bölünmek istendi. İçimizdeki hainlerden de yararlanarak bir PKK terörü kışkırtıldı. Bütün bunların arkasında yabancı eller, güçler vardı. Bugün ise yeni bir yaklaşım ve stratejiyle parçalanmamız için din faktörünün de kullanılmak istenmesi söz konusudur. Irak’ta din tabanlı çatışma ve bölünmenin yaratılması Batılıların kutsal dinimizi kullanarak toplumlara egemen olma şeklindeki ince taktiklerini de ortaya çıkarmıştır. Gelinen nokta, milletçe daha dikkatli ve tepkili olmamızı gerektirecek bir noktadır. Bizi “barış ve dostluk” hapıyla uyutmak isteyenlere karşı tepki koyma ve ilişkilerimizi gözden geçirme vakti de neredeyse geçmek üzeredir. Toplumumuzun olaylara, gelişmelere tepkisiz kalmasını, mücadeleci ruhundan uzaklaşmasını isteyen zihniyete ve bunun maşaları sağ ve sol beynelmilelci yerli işbirlikçilerine karşı şiddetle direnmeli ve önlem almalıyız.


Türk Yurdu Aralık 2007
Türk Yurdu Aralık 2007
Aralık 2007 - Yıl 96 - Sayı 244

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele