İRAN AVŞARLARINDA/AFŞARLARINDA KARŞILAŞTIRMALI HALK İNANÇLARI

Aralık 2007 - Yıl 96 - Sayı 244

         

           Halk kültürü, bu arada halk inançları kültürü halkların asli akrabalık bağlarındadır. Halk kültürü kimliği belirleyici öğelerdenken, aynı kültürlü halkların kimlik köprülerinden birisi de halk inançlarıdır. Bu köprünün bilinmesi akrabalık bağlarının güçlenmesini sağlar, bilinmemesi ise kültür gerçeğine rağmen, Türk kültürlü halkların birliğine karşı olanların kuvvet kazanmalarına yol açar. Bu genel teorik prensip, Türk kültür coğrafyasının bütün halkları için geçerli iken, Avşarlar gibi farklı siyasi-coğrafi bölgelere dağılmış olan Türk kültürlü halklar için bu köprülerin kurulması daha önemli ve daha hayatidir. Zira Avşarların Türk kültür coğrafyasında bulunmadıkları bir el yoktur. Azerbaycan Avşarları diğer boyları ve Türk kültürlü halklarla birlikte karışık yerleşim şekli sergilemekle beraber daha ziyade Cebrail bölgesinde yoğunlaşşlardır. XVIII. Yüzyılda bu bölgeye gelmiş olan Avşarlar bu yörenin halk Türkçesinde Avşar olarak bilinirler Cebrail Avşarları bölgeye Kızılbaşların ve Şahsevenlerin bir bölümü olarak gelmişlerdir. Cebrail Avşarlarının kapsamındaki Yezidi inançlı Müslümanların da ana dilleri Türkçedir.

            Yusuf Halaçoğlu'nun XV-XVI yüzyıl arşiv kayıtlarından yaptığı belgesel çalışmadan Osmanlı mülkünde 4.500- 4.600 Avşar cemaatinin varlığını öğrenebiliyoruz. Anadolu Avşar coğrafyası adeta bütün Anadolu'yu kapsamaktadır. Bugünkü il yapısı itibariyle Sivas, Kayseri, Adana, Malatya, Maraş, Ankara, Aydın, Gaziantep, Birecik, Urfa, Bursa, Bolu, Yozgat, Çorum, Diyarbakır, Kütahya, Kastamonu, Kırşehir, İçel Adıyaman, Isparta, Burdur, Karaman, Kars, Ardahan ağırlıklı bir Avşar iskânı görülmektedir. Bu coğrafyaya anılan kaynağa göre Halep'i de alabiliyoruz. Biz Makedonya, Afganistan, Özbekistan Türkmenistan, İran ve Azerbaycan Avşar ortamında çalışmalar yapma imkânı bulduk.     

            Biz, çalışmalarımızı sürdürürken çok kere alandan derlediğimiz bilgilerden yola çıkıyor, bunların diğer Türk kültürlü halkların inançları ile karşılaştırmalarını yapıyor ve daha sonra da Türk kültürünün kaynak eserlerinden hareketle, sahadan yapılan tespitlerin kimliklerinin tescili cihetine gidiyoruz. Bazen de bu coğrafyanın alan çalışması yapılmış olan kesimlerine ait bulguları yayınlardan alıp, karşılaştırılmaları yapıp ve sonuca varabilmek için gerekli olan daha sonraki safhalarını ikmal etmeğe çalışıyoruz .

             'İran Avşarlarında Karşılaştırmalı Halk İnançları' isimli çalışmamızda Mayıs 2007 içerisinde alandan derleme yapmış olduğumuz Azerbaycan'ın Cebrail bölgesi Avşarları ile Anadolu Afşarları ve İran Avşarlarından alınmış inanç örneklerini Türk kültür coğrafyasının diğer kesimlerinden alınmış örnekleri ile karılaştırmaya amaçlıyoruz.

            Azerbaycan ve Anadolu Avşarlarında olduğu gibi İran Avşarlarında da insan isimleri daha ziyade Kuran-ı Kerim'den seçilir, çocuğa ismini çoğunlukla ailenin büyüğü verir ve çocuğun doğumunda büyük çaplı olmasa da doğum toyu adına bir kutlama yapılır.

            Kuzey ve Güney Azerbaycan'da uzun süre çocuğu olmayan Avşar ana, nezir paylıyar/nezir paylaştırır, bu uygulama Anadolu Avşarları arasında adak adama ve adağı yerine getirme olarak bilinir. Her üç kesimin Avşarlarında da pirlere, ulu mezarlara gidilir buralarda coğrafyanın ortak kültürlü diğer halkları gibi dua edilip dilekte bulunulur. Pirlerin kabirleri etrafına fırlanılır, tavaf edercesine dönülür. Bu uygulamaya Anadolu Avşarlarında daha seyrek rastlanılır. Türk kültürlü halklarda dönmek ve dönülmek kökü İslamiyet evveli Altay Türk halk inançlarına kadar uzanan bir kültür kotudur.

            Kuzey Azerbaycan Avşarlarında hasta çocuk şifa bulması için yüksek dağ tepelerindeki pirlere annelerini sırtında çıkarılırken, annenin yalın ayak veya giysilimi çıkaracağını yaptığı nezir belirler. Vaadi ne ise onu tutmalıdır. Kutsal tepelere yalın ayak çıkıldığını Anadolu'da da görmekteyiz.

            Bu noktada halk inançları derleyiciliği ve değerlendirmeciliği adına açıklanması gereken önemli bir hassasiyete değinilmelidir. Allah'ın indirdiği ve ilahi davetçinin hayatında yer almayan tespitleri, kültür bağlarının varlığı ve bunların ortak Türk kültürünün farklı coğrafyalardaki tezahürleri olduğunu gösterme amacıyla yanılarak açıklama yapmaktan, ilim haysiyeti adına mutlak olana sığınırız. Yapmaya çalışğımız bu çok katmanlı inanç yapılanmasında gerçeği zorlamak değil, aydınlığa çıkmasına katkıda bulunmaktadır.

            Avşarlarda bilhassa Azerbaycan Avşarlarında uzun süre erkek evlat bekleyen ve sürekli kızı olan aile, erkek çocukları olunca onun saçını uzun süre kesmez onun saçı uzatılarak ona kız çocuğu görünümü verilmek istenir. Bununla amaç erkek çocuklara musallat olan “kara iyeyi” yanıltmaktır.

            Azerbaycan-İran ve Anadolu Avşarlarında çocuğu olmayan anne adayı, pirin kutsal ağacının dalları arasına el yaylığı ile bir beşik yapar, içine şeker koyar; bu temsili beşik sallanır ise, niyet sahibinin muradının olacağı şeklinde yorumlanır. Bu uygulama Türk kültür coğrafyasında çok görülen ve mutlaka yaylıkla yapılması zarureti olmayan bir işlemdir. Çok kere Yapma Beşik veya Niyet Beşiği olarak bilinir. Ağaç bulunmayan yatırlarda çalılara da bağlandığı olur. Bu uygulama Hıdrellezde daha yoğun görülür.

            Köy seyirlik oyunlarında Köse Oyunu Afşarlarda da vardır. İran Afşarlarında bu oyun çobana oynatılır. Bu amaçla çoban köse kılığına sokulurken süpürgelerden çobana iki boynuz yapılır. Yüzüne keçeden maske yapılan çobanın ayaklarına zil ve beline de tahtadan bir kılıç takılır. Diğer bir çoban da kadın kılığına sokulur. Özel benzetilm bu iki çoban bir çift oluştururlar. Kışı temsil eden Köse ve hanımı sokaklarda dolaştırılırken çeşitli yarenlikler yapar, çiftçi halkı güldürürler. Halk onlara çeşitli yiyecek ve içecekler verir. İran Avşarlarının oynadıkları diğer bir seyirlik oyun da Teke Oyunu'dur. Bunun için bezden bir teke dikilir, içine yün doldurulur, üzerine teke derisi geçirilir ve üzeri boncuklarla süslenir. Teke oynatırken şiirler, maniler, türküler söylenilip eğlenilir.

            İran Avşarlarında ince nükteler yapılır, Cemrelerden önce gelen Küçük Çile'nin ilk yirmi günü içerisinde o yılın uğrunu belirlemek için seçilmiş bir komşudan yola çıkılmış olunur. Küçük çile bittiği gece kar yağar hava bozulursa, adı verilen kimsenin makbul bir kimse olmadığından hareketle o şahsa komşuları takılırlar. Adı verilen kimse takılmaları hoşgörü ile karşılayıp olgunluğunu göstermek durumundadır. Bu esprili halk takviminden hareketle geleceği tahmin uygulaması, bir dönem Kuzey Azerbaycan'da da varmış ancak yeni kuşaklar pek bilmiyorlar.

            Türk kültürlü halklar arasında saç etrafında geliştirilmiş, merkezinde kut inancı olan bir uygulama vardır. İran Afşarlarında saç içerikli inançlar birçok benzeri inançta olduğu gibi Yenigün kültü ile bütünleşmiştir. Bu bölgenin Avşarlarında İkinci Çarşamba'da çocukların saçları, atların yele ve kuyruklarının kesilmesinin uğur getireceğine inanılır. Azerbaycan Avşarlarında aynı kültürü paylaşan diğer halklarda olduğu gibi çocuğun ilk saçı kesilince saç toyu yapılır. Bu toyun kaçınılmaz yemeği tavuklu pilavdır. Bu yemek 7 kapıya paylanır/paylaştırılır. Komşulardan geriye gönderilen tabaklarda saçı kesilen toy beyi çocuk için hediyeler olur.

            İran Avşarlarında Ahır Çerşembe/Çarşamba olarak bilinen son Çarşamba'da çok tantanalı geçer. Bu günün akşamında " Et Toprağı" olarak bilinen kırmızı toprak çamur gibi yapılır. Bu çamur ile hanelerin doğuya bakan duvarlarına kocaman bir güneş yapılır. Güneşin sağına ve solunda ayakta duran ve melekleri temsil eden kişilerin ellerinde bir terazi vardır. Ayrıca bir çift genç kız ve erkek bu tabloda evliliği temsil ederler. Batıya bakan duvarlara, bir ay ve birkaç yıldız yapılır. Kuzey kısma yapılan resimde ise el ele vermiş birkaç erkek vardır.

            Azerbaycan Avşarlarında Nevruz çarşambalarından birinde mum ve ayna eşliğinde yapılan uygulamalarla gençler kısmetlerini öğrenmeğe çalışırlar. Ayrıca kısmet açılması ile ilgili inanç içerikli uygulamalar da yapılır. Anadolu'da Süt Parası olarak bilinen ve Süt Hakkı diye de geçen uygulama Azerbaycan'ın Cebrail Avşarlarında Süt Pulu olarak anılır. Gelin Kız, elinin içi yukarı gelecek tarzda açık bir şekilde başının üzerinde tutar, süt hakkı onun eline konur. Annesi bu parayı oradan alır, kızı annesinin elini öper ve böylece helallaşılmış olunur.

            İran Avşar Türklerinde Çarşamba Hatun inanç ve uygulaması vardır. Çarşamba Hatunun evlerin içine girmekle o evlere mutluluk ve bereket getireceğine inanılır. Bunun için hatunlardan birisi o gün bir elinde demir bir şiş ve diğer elindeki gavurga ile evin damına çıkar. Damın üzerine elindeki şişle bir dikdörtgen şekli çizer. Onunla birlikte damın üstüne çıkan diğer hanım gavurgayı/kavurgayı damın üzerine eker gibi yapar ve bu esnada, "Bismillahirrahmanirrahim Allahümeselli ve Ali Muhammed. Allah hu teala İnşallah Nuri Muhammed ve İbrahim devleti ve uzun ömür ve beden sıhhati ver bütün komşulara âmin" der. Kavurgadan bir avuç evin bacasından aşağıya, bir avuç tavlanın, ahırın bacasından aşağıya, bir avuç kıble yönüne doğru damdan aşağıya tarlalar niyetine havaya serper ve bereket diler. Havaya serperken 'kurdun kuşun payı' payı der. Bu uygulamayı bütün haneler yaparlar. Sonra Kuzey Azerbaycan ve Anadolu Afşarlarında olduğu gibi aksakallar toplanıp yas evine giderler. Onların acılarını yâddan/hatırdan çıkarmak için yapılan ısrarın etkili olduğunu göstermek için, yas evi   damında ateş yakarlar. Yaslı ailenin yastan çıktığını gördükleri zaman İran Avşarları sabaha kadar tüfekle havaya ateş ederler.

            Azerbaycan Avşarlarında bereketi celp etmek için toyda bey/damat gelinin başına çörek/ekmek kırar, bekâr kızın kısmetinin açılması için başına Sofra Bezi silkelenir. Yağmur bereketi için dua edilmek üzere Hacı Karaman Piri'ne gidilir. Burada kesilen kurbanın kemikleri doğuya doğru atılır ve etin pişirildiği kazan ters çevrilir. Anadolu halk Türkçesinde ekmek kırmak, aynı ekmeği paylaşmak anlamında da kullanılır. Tuz-ekmek hakkı gibi bir anlam ifade eder.

            İran Avşarlarında o günün gecesi yemek yenildikten sonra bir meşale eşliğinde bulağ/çeşme başına gider mum yakarlar. Daha evvel evin dört bucağında ağsakallar tarafından mum yakılır. Kadınlar subaşına kaplarla gider ve orada o su kabını yıkadıktan sonra su doldururlar. Gece su, makasla temsili olarak kesilir ve kesilirken de, "Biz yaşadığımız kötü günleri çekmiş olduğumuz baş diş, göz ayak, beden ağrılarımızı hepsini atamızın anamızın tüm sıkıntılarını bu makasla kesiyor ve bu suya akıtıyoruz. Gelecek günlerimiz bu su gibi parlak olsun" denir. Akşamdan yapılan bu uygulamadan sonra kızlar bulağdan aldıkları su ile evlerine dönerler. Bu uygulama sabaha karşı bir defa daha tekrarlanır ve kız-erkek gençlerin tanışmalarına da vesile oluşturur.

            Bölgenin Avşar Türklerinde o gün daha ziyade öğlen yemeğinde çoğunlukla ayran aşı piş


Türk Yurdu Aralık 2007
Türk Yurdu Aralık 2007
Aralık 2007 - Yıl 96 - Sayı 244

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele