Türkmen(em)

Ekim 2014 - Yıl 103 - Sayı 326

        Irak çok ırak diyenlerin anlayamayacağı bir çiledir bu yüzdeki… Muhtemelen altmışlı yaşlarda bir Türkmen ananın, acının bin türlüsünü tatmış hâlidir. Taşıdığı kolinin, sırtında yük olan dünyadan daha ağır olmadığını söyleyen sessiz çığlığıdır. Türk’ün adını dünyaya sessiz sedasız duyuran ve “Türk menem!” dedikleri için katledilen, oradan oraya sürülen, Ana Vatan’ın bile kapılarının açılmadığı Kerkük ve Suriye Türkmenleri… Katledildiklerini, sürüldüklerini rahat koltuklarımıza kurulup son teknoloji televizyonlarımızda herhangi bir haberden farksız izlediğimiz soydaşlarımız, dindaşlarımız…

         

        Bu yüz, Orta Asya’dan, yirmi dört boydan gelişinizi bekler gibi bekledim sizi demektedir. “Kavim kardaşlarım, neredesiniz?” bakışıdır… Ben de oğullar doğurdum sizin gibi, kızlar doğurdum… Çileden eğilmiş bu bel duyana çok şey anlatır: Selçuklu Sultanları otağıma adım attı der mesela, Musul'da Zengileri, Kerkük'te Kıpçakları, Erbil'de BegTeginlileri anlatır… Bayındır Kızanı torunlar kucakladım, der gibidir sonra… Akkoyunlar gibi ovalara yayıldım... Sultan Cined'in emaneti Şah İsmail ile oldurdum ham yanlarımı… Ocağımda tüten Safevi ateşiyle alev alev yandım... Genç Osmanlı’yla Bağdat'ın kapısını açtım, Cahiliye Devrini tamamen ben kapattım... Dil, din ve ırk özgürlüğüyle donattım Asya’yıbaştanbaşa… İpek Yolu’nu ilmek ilmek işledim, ama vatansız bırakıldım demektir bu bakış…

         

        Bu çileli yüz: Kafkas cephelerine yalın ayak koşmuştum,Sarıkamış harekâtına katılmıştım, Allah-u Ekber Dağlarında katmer katmer kefensiz donmuştum... Çanakkale'de etten duvar olmuş, düşmanlagöğüs göğse çarpışmıştım lakin Misak-ı Millî sınırları dışında kaldım ve Anadolu’dan etin tırnaktan ayrıldığı gibi ayrıldım demektedir. Yetmedi, ittiler kaktılar horladılar, “cincık” gibi edip ZapSuyu’na kardılar; toprağım üzerine pazarlıklar kurdular, başıma çuvallar geçirdiler çığlığıdır, bu duruş…

         

        Sılayırahim hasretinin,ömründe şımarıklığı hiç tatmamış bir kadın vücudunun bütün zerrelerine işlemiş hâlidir bu resim. Feminizmin kitabını yazmışların, eli iş tutmamış, yüreği hiç yanmamışların hissettiklerinden çok farklı duygular barındırır. Taşımakta zorlandığı o koli, bu acının resmi olan yüz için ekmek, makarna, yağ, şeker gibi temel gıda maddelerinden çok daha fazlasını ifade ettiği için gerçek kütlesinden daha ağırdır. Bu yüz; iyi ki geldiniz, bu koliyle bana “kardaş” kokusu getirdiniz, beni sahipsiz bırakmadınız demektir. Bu resim, “Türk menem!” çığlığımı şükür ki duydunuz ifadesidir…

         

         


Türk Yurdu Ekim 2014
Türk Yurdu Ekim 2014
Ekim 2014 - Yıl 103 - Sayı 326

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele