TOPLUM ÖNDERİ DR. HASAN TAHSİN TOLA VE SENİRKENT KALKINMASI-II

Eylül 2007 - Yıl 96 - Sayı 241

 

       

 Türk Milliyetçiler Derneği Hadisesi

 Çok partili siyasi hayata geçilmesinden sonra devletin gözetimi dışında tesis edilmek suretiyle vatandaşın teveccühü kazanıp kısa zamanda Türkiye çapında teşkilatlanan tek kuruluş Türk Milliyetçiler Derneği’dir. Değişik tarihlerde kurulan İstanbul Türk Kültür Ocağı, Türk Kültür Çalışmaları Derneği, Türk Kültür Teşkilatı, Genç Türkler Derneği ve Ankara Türk Kültür Derneği Nisan 1950’de Milliyetçiler Federasyonu altında birleşmişlerdir. Federasyonun ilk genel kongresi 1-2 Nisan 1951 tarihlerinde Said Bilgiç’in başkanlığında İstanbul Rüstem Paşa Medresesi’nde yapıldı. Genel kurulda federasyonun kendini feshederek adının değiştirilmesi teklifi kabul edildi. Bütün dernekler kendilerini feshetmek suretiyle Türk Milliyetçiler Derneği adı altında birleştiler (43). Dernek teşkilatlanma çalışmaları yanında yıllardır yapılamayan milliyetçilik kongresini gerçekleştirmek gayesiyle istişari bir toplantı düzenledi. 28 Ekim 1951 tarihinde dernek merkezinde yapılan toplantı için önceden 32 Türk aydını bir mektupla davet edildi. Siyaset, fikir ve bilim dünyasına mensup davetliler arasında Dr. Tola’da bulunmakta idi (44).

Türk Milliyetçiler Derneği Senirkent şubesi, Ortaokulda Türkçe öğretmeni olarak görev yapmakta olan Necati Dinçer’in (sonraki yıllarda Isparta Lisesi’nde görev yapmıştır) başkanlığında Fuat Teker, Ali İhsan Tola, Ömer Şavklı, Hamdi Durmuşoğlu’ndan müteşekkil bir heyet tarafından kuruldu (45).  Dernekte kültürel faaliyetler çerçevesinde toplantılar ve konferanslar yapılmıştır. Ali İhsan Tola iklim değişikliklerinin insan karakteri üzerindeki etkileri, Hamdi Durmuş (Hür Senirkent gazetesinin naşiri) İdeal milliyetçilik ile şiirimizde ölüm mevzuu, Necati Dinçer Rönesans ve yeni dünya görüşü ile Türk Milliyetçiler Derneği hakkında açıklamalar başlıklı konuşmalar yapmışlardır. Mehmet Akif gününde başkan Necati Dinçer’in, Şairin hayatı ve eserleri hakkındaki konuşmasını müteakip Zafer Kızıldağ (Senirkent Ortaokulu öğretmen, daha sonra Isparta Lisesi’nde görev yapmıştır), Fuat Teker, Ali İhsan Tola, Necati Ergün Doğan (daha sonra Çerçioğlu soyadını almış olup Milli Eğitim Bakanlığı’nda genel müdürlük ve müfettişlik yapmıştır), Hamdi Durmuş, Akif Abışgil çeşitli şiirlerini okumuşlardır (46).

Derneğin 24.7.1952 tarihinde Ankara’da toplanan I. Kurultayında divan başkanlığına Said Bilgiç seçildi. Seçimler sonucunda genel yönetim kurulu Said Bilgiç’in başkanlığında, Dr. Hasan Tahsin Tola, Abdullah Savaşçı, Necati Torun, Ömer Nuri Torumtay, Mehmet Antal –kapanma dönemine doğru yerine Süreyya Bilgiç-ten teşekkül etti (47).  Tola’nın DP’de birlikte siyaset yaptığı Isparta mebusu Yalvaçlı Dr. İrfan Aksu, Bilgiç’in onu bilgilendirmeden dernek yönetim kuruluna aldığı görüşündedir (48).

 Dernek kısa sürede yurdun dört köşesinde teşkilatlanarak millî, manevi ve kültürel çalışmalara başladı. 1953 yılında İstanbul’un fethinin 500. yıldönümünün kutlanması gerekiyordu. Zamanın hükümeti Yunanistan’la gelişmekte olan dostluğu bozmamak gayesiyle devlet töreni yapmaktan kaçınarak, kutlama merasimlerinin gösterişsiz gerçekleştirilmesi arzusunda idi. Dernek, devletin yapmak istemediği bu faaliyeti üstlenmeye çalıştı. Milliyetçiler Derneği’nin fahri genel başkanlığına Adana milletvekili ve DP’nin muhalifi olan Türkiye Köylü Partisi Genel Başkanı Remzi Oğuz Arık seçilmişti. Dernek, fikriyatını basın yoluyla kamuoyuna iletmek gayesiyle ‘Mefkûre’ isminde haftalık olarak, önceleri tek, sonra ise 2 yapraktan ibaret bir gazete neşretmeye başlamıştı.

Dönemin Türk basının en etkili kalemlerinden olan Ahmet Emin Yalman, yazıları ve ilişkileriyle iktidara yön verdiğini hatıralarında bahsetmektedir (49). DP’nin Ankara ve Çorum il kongrelerinde alınan bazı kararlar arasında, ‘Komünist ve Yahudi Emperyalizminin Tuzağı Olan Mason Cemiyetlerinin Lağvedilmesi’ teklifi dikkatleri çekmişti (50). Bu hadiselerden sonra Yalman ve Falih Rıfkı Atay gazetelerindeki köşelerinde iktidarı etkilemek üzere yoğun bir faaliyete giriştiler. Yalman, Anadolu’yu tanıtım programı çerçevesinde Malatya’ya gittiği sırada Başbakan da parti kongresi vesilesiyle şehirde bulunmakta idi. Başbakanla birlikte yemekte bulunup, postahanede günün haberlerini gazetesine yazdırdıktan sonra binadan çıktığında Yalman’ı o sırada lise öğrencisi olan günümüzün gazetecisi Hüseyin Üzmez tabanca ile ateş ederek yaraladı. Malatya’da meydana gelen hadise sebebiyle doğrudan bir ilişkileri bulunmamalarına rağmen Necip Fazıl Kısakürek, Osman Yüksel Serdengeçti ve Cevat Rifat Atilhan başta olmak üzere bazı şahıslar tutuklandı. Bu olay etkinliği giderek artmakta olan Türk Milliyetçiler Derneği’nin kapatılarak yöneticileri hakkında işlem yapılması yolunda aleyhte bir propagandaya vesile oldu. Genel Başkan Said Bilgiç, İstanbul Şubesinde düzenlediği basın toplantısında laiklik ilkesine bütün mevcudiyetleriyle bağlı olduklarını ifade etti (51). 22 Ocak 1953 tarihinde Ankara Cumhuriyet Savcılığı Türk Milliyetçiler Derneği tüzüğünü ve çalışmalarını Cemiyetler Kanunu’nun 33. Maddesine aykırı bularak dernek hakkında takibat başlatmış, mahkemenin bir karar almasına kadar ihtiyatı tedbir olmak üzere derneğin mevcut 73 şubesinin mühürlenerek mallarının muhafaza altına alınmasına karar vermiştir. Mahkeme kararı 23 Ocak günü uygulanmıştır (52). Isparta milletvekilleri, Genel Başkan Said Bilgiç ile idare heyeti üyesi Dr. Tahsin Tola, DP Haysiyet Divanı’na verildiler (53). 24 Ocak günü Said Bilgiç ve Dr. Tahsin Tola Cumhuriyet Savcılığını ziyaret ederek kapatma kararına itiraz edip iptalini istediler. Bu itirazları kısa sürede sonuçlandırılarak 28 Ocak tarihinde red kararı verilmiştir (54). Hadiseler günlük basında geniş yankı bulmuştur. Derneğin kuruluş döneminde ki haberlere sütunlarını kapalı tutan bazı yayın organlarında kurucu üyelerin listeleri neşredildi (55). 31 Ocak günü mahkeme dernek hakkında kapatma davası açtı. DP Yüksek Haysiyet Divanı, 31 Ocak 1953 tarihinde 8,5 saat süren bir toplantı sonunda Said Bilgiç ve Dr. Tahsin Tola’nın, Türk Milliyetçiler Derneği’nin tüzüğündeki bazı ifadeleri gerekçe göstererek partiden ihraç edilmelerine karar verdi. Dr. Aksu, Bayar’ın talimatı üzerine Yüksek Haysiyet Divanı’nın bu yönde bir karar verdiği inancındadır. Milletvekilleri savunmalarında DP programına ve tüzüğüne aykırı hareket etmediklerini ve partiden ayrılmak istemediklerini ifade etmişlerdi.(56) Alınan karara karşı disiplin kurulu üyelerinden Maraş milletvekili Abdullah Baydemir muhalif, Niğde milletvekili Necip Bilge çekimser oy kullanmışlardır. Şevki Ecevit, Celal Türkgeldi, Salamon Adotto, Faruk Nafiz Çamlıbel, Ömer Saraç, Müfid Ermuyumcu, Muzaffer Kurbanoğlu, Osman Kavrakoğlu ve Hüseyin Ülkü ihraç yönünde oy kullanmışlardır (57).

Said Bilgiç’in DP grubuna verdiği soru önergesinin, partiden ihracı üzerine görüşülme imkânı ortadan kalkması üzerine, parti arkadaşı İrfan Aksu onun yokluğunda önergeyi benimsediğini beyan etmiş, Adnan Menderes’in aracılar vasıtasıyla bu talepten vazgeçmesi yolundaki dileğini kabul etmemiştir (58). Bu hadiseler üzerine DP genel merkezine Anadolu’nun her tarafından protesto telgrafları yağmıştır. Parti merkezi meydana gelen olumsuz havayı yumuşatmak üzere Ankara’da Gar Gazinosu’nda 5.2.1953 günü 175 taşra temsilcisinin katıldığı bir istişare toplantısı düzenlemek mecburiyetinde kalmıştır. Başbakan yatıştırıcı bir konuşma yaparak örtülü bir şekilde Türk Milliyetçiler Derneği hadisesine de dokunmuştur (59). Toplantıda Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri’nin, milliyetçileri savunması Fuat Köprülü tarafından şiddetle cevaplandırıldı. DP milletvekillerini, tahrikçi gazetecilerin yol göstermesi sonucu ihraç eden haysiyet divanının başkanı milletvekili Osman Kavrakoğlu idi. Heyet üyeleri arasında bulunan Musevi asıllı milletvekili Salamon Adatto ise 1957’de yapılan genel seçimlerde listeye giremediği için parlamento dışında kaldı (60). Türk Milliyetçiler Derneği hakkında açılan davanın ilk duruşması 25.2.1952 tarihinde yapıldı. Milletvekili olan yönetim kurulu üyeleri dokunulmazlıkları sebebiyle yargılanmadılar. Derneği savunmak üzere yapılan duruşmalara avukat olarak İsmet Tümtürk, Sadık Erdem, Bekir Berk, Gültekin Sonsuzoğlu ve Said Bilgiç katıldılar. Mahkemenin son duruşması 4.4.1952 günü yapıldı. Hâkim, derneğin çalışma programında bulunan bir cümleyi ‘siyasi’ bularak kapatma kararı verdi. Sanıklara verilen onar lira para cezası ertelendi. Sonuç Yeni Sabah gazetesinde çıkan bir yazıda ‘Dağ fare doğurdu’  başlığı ile değerlendirildi (61). Kararın metni Türkiye’de yalnız bir gazetede ,   ‘Yalvaç’ adlı mahalli bir gazetenin 4.5.1953 günlü nüshasında neşredildi.

 DP’den ihraç edilen milletvekilleri arasına bir müddet sonra İrfan Aksu’da katıldı. Aksu istifa ederek partisinden ayrıldı. İrfan Aksu, yaptığımız görüşme sırasında, kendilerinin tabanda oldukça güçlü olduklarını, aralarına o sırada Isparta İl Başkanı olan Dr. Ali Boşgelmez’in katılmasıyla teşkil edecekleri bir blokla DP’ye katılmaya ihtiyaç duymadan girecekleri bir seçimde yeniden milletvekili seçilmelerinin mümkün olduğunu belirtti.  Isparta’da sahip oldukları güçlü taban desteği karşısında DP’nin başarılı olmasının mümkün olamayacağını da ilave etmiştir.

Bir müddet sonra Senirkent, Yalvaç, Şarkîkaraağaç DP teşkilatları ihraç edilen milletvekillerinin tekrar partiye alınmaları için DP genel merkezine müracaat etmişlerdir. DP Isparta parti müfettişi ve milletvekili Kemal Demiralay ihraç edilenlerin tekrar partiye alınmalarının mümkün olmayacağı yolunda bir tamim göndermiştir (62). Bütün bu gelişmeler devam ederken Dr. Tola, siyasi durumundaki belirsizliğe rağmen memleketinin meseleleri ile yakından ilgilenmeye devam etmiştir. Senirkent Gençler Birliği salonunda bir konferans vermiş, yakın dostu olan Ord. Prof. Dr. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu davetli olarak ilçeyi ziyaret etmiştir (63). 1953 yılında yapılan Isparta DP il kongresinde divan başkanı olan Sıtkı Yırcalı ihraç konusunu tartışmaya koymadan toplantıyı kapamıştır (64).

 1954 seçimlerinden önce zamanın İçişleri Bakanı Ethem Menderes Jandarma Genel Komutanı ile birlikte Isparta ve ilçelerine yaptıkları ziyaret sırasında Tola ve arkadaşlarının parti tabanındaki siyasi gücünü bizzat mahallinde görmüştür. Bu gerçek karşısında önceden yapılan teşebbüslere olumlu bakmayan DP genel merkezi üç milletvekilini seçim öncesi partiye kabul etmek mecburiyetinde kalmıştır. Üç milletvekili o sırada Amerika’ya giden Cumhurbaşkanı için Ankara Garı’nda yapılan uğurlama merasimine katılmışlardır (65).  Parti yüksek haysiyet divanı milletvekillerinin durumunu yeniden inceleyerek durumlarının ihracı gerektirmediğine karar vermiştir. Bu sonuçtan memnun olmayanlar , ‘Belli sebeplerle haklarında tard kararı verilen üç milletvekilinin tekrar DP’ye alınmasının aydınlar arasında büyük teessür yarattığını’ ileri sürdüler (66). 16.2.1954 tarihinde yapılan DP grup toplantısında Tola, Bilgiç ve Aksu’nun partiye kabulleri hakkında ki tezkere okundu. Kabulle ilgili kararın ittihazından sonra üç milletvekili salona girip toplantıya katıldılar. Dr. Tola arkadaşları adına söz alarak partiye bağlılıklarını ve karardan duydukları memnuniyeti belirterek gruba teşekkür etmiştir.  DP Isparta İl Başkanı Ali Boşgelmez , ‘Üç idealist ve dürüst milletvekilinin DP’den çıkarılışının partiyi çok müşkül duruma soktuğu, partinin büyük bir çoğunluğunun bu ızdıraplı acı günleri sabır ve metanetle geçirdiği, Türk milletinin temiz ve idealist gençlerine korkunç isnatları yapanların yüzlerinin kızarması gerektiği’  sözlerini ihtiva eden bir beyanat vermiştir (67). 

27 Mayıs 1960 hadisesinin meydana gelişinin sebepleri üzerinde fazla durulmamıştır. Bu konuda yapılan az sayıdaki araştırmada farklı görüşler ileri sürülmüştür. Ali Fuad Başgil ihtilal hakkında İsviçre’de Fransızca olarak kaleme aldığı ve sonradan Türkçeye tercüme edilen eserinin DP’nin hataları başlıklı bölümünde Türk Milliyetçiler Derneği’nin kapatılmasını ayrı bir bahis halinde tahlil etmiştir. Derneğin kapatılmasından sonra meydanı boş bulan CHP’nin üniversite gençliği arasında tahrik yuvaları kurduğunu, işlenen hatanın büyüklüğünün 28 Nisan 1960’ta İstanbul Üniversitesi’nde gençlerin ayaklandığı gün anlaşıldığını belirtiyor (68). 27 Mayıs’tan sonra milletin büyük ve sessiz çoğunluğu kuyruk, mürteci yaftaları iliştirilmek suretiyle sindirilmişti. Başgil, günün tartışılan konuları üzerinde ki fikirlerini açıkladığı makalelerle çoğunluğun efkârına tercüman olmuştur. Bir yazısında Türk Milliyetçiler Derneği’nin kapatılmasından sonra ziyaretine gittiği Meclis Başkanı Refik Koraltan’a ‘ bastığınız dalları kesiyorsunuz’ . Bir iki gazetecinin arkasına takıldınız, gidiyorsunuz. Merak ediyorum, bakalım nereye kadar gideceksiniz’ dediğini kaydetmiştir .(69)

2.5.1954 tarihinde yapılan genel seçimlerde Dr. H.Tahsin Tola Isparta DP listesinden yeniden Meclis’e girdi. Senirkent’in iktisadi kalkınması ile ilgili çalışmalarına devam etti. 1956 yılında ilçenin hemen hemen tek gelir kaynağı durumunda olan halıcığı geliştirmek ve ticaretini ekonomik biçimde yapmak üzere Senirkent Dokumacılık ve Halıcılık Sanayi T.A.Ş (DOKUHAS)  kuruldu. Şirketin en büyük hissedarı bulunan Dokumacılar Kooperatifi’ni temsilen idare heyetine girdi.

Aradan bir süre geçtikten sonra DP’nin, ihraç edilen üç milletvekilinin tekrar partiye alınmasını mecburen kabul ettiğini gösteren emareler ortaya çıktı. DP Genel Merkezinin içine sindiremeden yaptığı bu sonuçtan memnun olmadığı 1955 yılında Isparta il kongresinde kesin olarak anlaşıldı. İl Yönetim Kurulunun kongreye sunulan raporunda mevcut milletvekilleri isim verilmeden keskin bir eleştiri yağmuruna tutuldu. Memleket işyerine alaka göstermedikleri, aralarında tesanüt bulunmadığı, bu sebepten hiçbir iş görülemediği ileri sürüldü (70). Milletvekillerinden İrfan Aksu ile Said Bilgiç söz alarak bu suçlamaları cevaplandırdılar. Tola’nın söz almadan sadece dinlemede kaldığı görüldü. Aksu, İl yönetim kurulundan bir üyenin kendisine yönelik suçlamalarına aynı sertlikle cevap verdi. Bu gelişmelerin arkasında DP Genel Merkezi’nin bulunduğu aşikârdır. Bu kongreden muhalif çizgi izleyen bu üç milletvekilinin gelecekteki kaderleri belli olmuştu. DP’nin bilhassa 1954 yılından itibaren uygulamaya başladığı siyaset, politikayı batılı anlamda liberal ve demokratik hürriyetler çerçevesinde yorumlayan bazı milletvekillerinin muhalefetini su yüzüne çıkardı. Basına ispat hakkı yani görevlerini kötüye kullanmakla suçladıkları hükümet yetkililerine karşı belgeler kullanma hakkını vermek isteyen bir kanun önergesinin hazırlanması çalışmalarına katkılan 19 milletvekilinden bazıları partiden ihraç edildiler. Bir kısmı da partiden istifa ederek ayrıldılar. Bu milletvekilleri DP’nin kuruluşundaki demokratik amaçları gerçekleştirmek iddiasıyla 20.12.1955 tarihinde Hürriyet Partisi’ni kurdular (71). Isparta DP teşkilatı Yalvaç İlçe kongresinde meydana gelen hadiseler üzerine Belediye Başkanı ve İrfan Aksu’nun ağabeyi olan Ziya Aksu’yu Haysiyet Divanı’na verdi. Parti,  muhalefetini hissettiği Aksu’nun siyasi gücünü kırmak üzere kendi ilçesinde harekete geçmişti. Bu hadiseden sonra siyasi mülahazalarla başka kaymakam olmak üzere bazı kamu görevlileri görevden uzaklaştırılmıştı. Haysiyet divanına verilenler arasında genel meclis üyesi Şevket Demirel’de bulunmakta idi (72).   Aksu, partinin Keçiborlu ilçe kongresinde muhalif bir çizgide konuşmaya devam etmesi ve Meclis hazire hissesi kanununun müzakerelerinde kırmızı oy kullanması sebebiyle ihraç talebiyle merkez haysiyet divanına verildi (73). Haysiyet divanı partiden ihraç edilmesine karar vermekle birlikte o kararın verilmesinden üç gün önce DP’den istifa etti (74). Dr. İrfan Aksu, DP içinde ortaya çıkan muhalefet hareketine katılmasından dolayı 1957 yılında DP ile ilişkisinin kesilmesinden sonra Hürriyet Partisi’ne katıldı (75). 1957’de Isparta’da bu partiden liste başı olarak katıldığı seçimlerde başarılı olamadı. Aksu, Hürriyet Partisi’nin 1957 seçimlerinde başarılı olamaması üzerine CHP’ye iltihak edilmesi kararına uymadı.1960 hareketinden sonra siyasi faaliyetine DP’nin takipçisi olduğunu iddia eden Adalet Partisi yerine Yeni Türkiye Partisi’nde devam etmeyi tercih etti.

 İngiltere’de yapılan bir doktora tezinde DP’nin belli başlı ‘İslamcı sempatizanı’ –tanım ilgili akademisyene aittir- milletvekilleri arasında Tola’nın da adı zikrediliyor (76).  Tola, bu arada milletvekili seçildikten sonra Risale-i Nur mensupları ile yakınlaşmış, o tarihe kadar el yazısı ile çoğaltılmakta olan risalelerin basılması hususundaki arzuyu Başbakan Menderes’e iletmekte aracı olmuştur. Başbakanın risalelerin basılması için onunla Diyanet İşleri Başkanına haber gönderdiği, başkanın acele davranmadığını, aradan geçen süre zarfında Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Salih Korur’un baskı işinden vazgeçirdiği ileri sürülmüştür (77). 1957 yılı sonbaharında erken seçime gidileceğinin işaretleri görüldü. DP, Isparta listesine Eğirdir ilçesinden Tevfik Tığlı’yı koymak düşüncesindeydi. Dr. Tola seçim kararının alınmasından sonra adaylık yoklamalarına katılmadı. Aksu, arkadaşı Tola’nın oldukça iyi niyetli düşüncelere sahip olması sebebiyle parti yönetimi tarafından iğfal edildiği kanaatindedir. Dr. Tola Isparta il yönetimine gönderdiği mektupta ‘parti içinde tesanütü muhafaza etmek için aday almadığını’  beyan etti (78). DP genel merkezi onu Isparta yerine, Bingöl’den listeye koydu. Parti merkezinin bu tercihi ile onu siyasetten tasfiye etmeye karar verdiği düşünülebilir. Tola, DP’nin güçlü ismi Tevfik İleri ile yaptığı görüşme sonunda durumunda bir değişiklik yapılmaması üzerine kaderine rıza gösterdi. Bingöl’de, yapı itibariyle dışarıdan gösterilen aday benimsenmemekte, seçimlere çok sayıda, güçlü ve tabana dayanan bağımsız adaylar katılmakta idi. Seçimler sırasında dışarıdan gelen yabancı adaya karşı rakip partilerden aday olmalarına rağmen milletvekili adaylarından CHP’li M. Nuri Ocakçıoğlu (79) ve DP’li Ekrem Yıldız işbirliği yapmak suretiyle Kığı ilçesinde müşterek oy kullanılmasını temin etmişlerdir (80). Dr. Tola, 600-700 gibi az sayıda bir oyla seçimi kaybetmiş, ilde o zaman geçerli bulunan seçim sisteminde az rastlanan bir sonuçla karma listenin başarılı olması üzerine DP 2, CHP 1 milletvekilliği kazanmışlardır. Tola’nın mensup olduğu cemaatin liderinin taraftarlarına desteklenmesi için yaptığı tebligatın fayda sağlamadığı anlaşılıyor (81). DP yönetimi oy kaygısıyla sıcak ilişki kurduğu cemaatin temsilcisini tasfiye etmekte tereddüt göstermemişti.

Seçimlerin sonuçlanmasından bir müddet sonra Dr. Tola, Çalışma Bakanlığı’nda mesleği ile alakalı bir göreve, İşçi Sigortaları Kurumu Genel Müdürlüğü denetçiliğine tayin edilmiş ve 15.4.1958 tarihinde göreve başlamıştır. Bu görevde 27 Mayıs hareketinin bürokrasiye yansıdığı 1.6.1960 tarihine kadar çalışmıştır. 27 Mayıs ihtilalinden sonra yeni yönetim hiçbir gerekçe göstermeden, herhalde eski DP milletvekili olması sebebiyle vazifesine son vermiştir. O tarihlerde milletvekillerinin özlük hakları günümüzle kıyaslanmayacak derecede mütevazı idi.  1961 seçimlerinden sonra eski arkadaşı olan Isparta senatörü Suat Seren’in I. İnönü koalisyon hükümetinde Sağlık Bakanı olarak görevlendirilmesi üzerine yeniden mesleğine dönme imkânı buldu. 31.3.1962 tarihinde Ankara Merkez hükümet Tabibi olarak tayin edildiği görevinde 18.2.1964’e kadar çalıştı. . Emekli olabilmek için gerekli süreyi tamamlamak gayesiyle 6.6.1966–31.8.1972 tarihleri arasında Senirkent Motorlu Dokumacılar ve Halıcılık Küçük Sanat Kooperatifi’nde sigortalı olarak görev yaptı.

 30.9.1972 tarihinde Azot Sanayi T. A. Ş. bağlı Elazığ Süper Fosfat Fabrikası doktorluğuna tayin edildi. Yeterli hizmet süresinin tamamlanması üzerine 3.5.1973 tarihinde hizmet birleştirmesi yapılmak suretiyle Emekli Sandığı’ndan emekli oldu.

Onun çalışmalarını yakından bilenler sağlığında değerlendirmişlerdir. ‘Senirkent talebelik günlerimizde sihirli bir kurtuluş kelimesi gibi andığımız bir ilçemizin adı idi. Oradan bir Dr. Tahsin Tola çıkmıştı. Beş kuruş devlet yardımı almaksızın halkı teşkilatlandırmış, kooperatifler kurup dokumacılık ve halıcılığı geliştirmişti. Hastane ve mektepler açmış, şimdi her biri bir şöhret olan birçok arkadaşımızı, İstanbul’a üniversite tahsiline yollamıştı… Türk şehirleri kendi öncülerine zamanla kavuşacak.’(82).

Hayatının son yıllarını Senirkent’te geçirmiştir. Siyasetle doğrudan ilgilenmemiş belki de imkân bulamamıştır. İçinde bulunduğu grubun hareket tarzının tespiti hususlarında görüş beyan etmiştir. Necmettin Erbakan’ın 1969 yılında bağımsız olarak milletvekili seçilmesinden sonra kurduğu Milli Nizam Partisi’nin desteklenmesi hususunda İstanbul’da yapılan görüşmelere davet edildiği için katılmıştır (83).

Ömrünü Senirkent’in iktisadi, sosyal ve manevi kalkınmasına adayan Dr. Tola hayatının son yıllarını mütevazı şartlarda geçirmiştir. Onun çalışmalarının büyüklüğü ve önemi bir yazı çerçevesine sığmayacak kadar büyüktür. Hayatının bütün safhaları ayrıntısına kadar araştırılarak başta günümüz siyasetçilerinin ve gençliğin varlığından haberdar olmaları temin edilmelidir. Bu gün büyük ölçüde kaybettiğimiz ulvi hasletlerle yoğrulan şahsiyetinin ve çalışmalarının değerlendirilmesi gerekmektedir.

Yazımızda hayatının sadece belirli safhalarını yansıtmaya çalıştık. Yansıtmaya çalıştığımız dönemde toplum önderi olarak gerçekleştirdiği ve Türkiye’de ender rastlanabilecek mevzii ekonomik ve kültürel kalkınma hareketinin sosyolojik açıdan önemi büyüktür. Bu müstesna ismi sadece ölüm yıldönümleri vesilesiyle hatırlamamak gerekir (84). Israrlı olarak onun sadece bir yönünün ele alınması gençlik dönemindeki önderliğinin unutturulmaya çalışılmasının haksızlık olduğunu düşünüyoruz. Isparta’nın demokrasinin ülkemizde yerleşip kök salarak gelenekleşmesinde önemli bir yeri bulunmaktadır.  İlde bulunan üniversitenin ilgili bölümlerinde, örneğini başka üniversitelerde gördüğümüz gibi bölgeden yetişen önemli şahsiyetler hakkında yüksek lisans veya doktora tezleri yaptırılması gerekmektedir. Dr. Tola, hayatı ve kısa bir yazı çerçevesinde anlatmaya çalıştığımız toplum kalkınması faaliyetleri sebebiyle ele alınacak şahsiyetlerin başında gelmektedir. Onun kişiliğinin odak merkezi olduğu sosyolojik bir araştırmanın Türk toplumunda dini hayatındaki değişmelerinin tespiti bakımından önemli olduğunu düşünüyoruz. Günümüzde tartışılan bazı konuların kaynağının, dinin siyasileşmesi gibi hususların yıllar önce küçük ölçeklerle cereyan ettiği görülecektir. Yıllarca dini farklı yorumlayan insanların, bu farklılığı önemsenmeden bir arada yaşamaları, birlikte güç birliği yapmak suretiyle önemli bir kalkınma hareketi meydana getirebilmeleri sosyal bilimciler için örneği az bulunur bir araştırma sahasıdır. Sosyal bilimcilerin bölge araştırmalarında titiz, irdeleyici ve tarafsız olmaları gerekir (85). Süratle kabuk değiştiren toplumumuzda geçmişte yaşanan önemli hadiselerin giderek azalmakta olan canlı tanıklarının değerlendirilmeleri gerekmektedir.  Bu vadide yapılacak çalışmalarla, duygusallıktan arınmış doğru bilgileri ihtiva eden ilmi sonuçların ortaya çıkarılmasından muhakkak ki memleket irfanı istifade edecektir. 

 

____________________________________________________

 

 

43. Orkun, sayı 28, 13.4.1951, s.8–9, Darendelioğlu, Türkiye’de Milliyetçilik Hareketleri , , s.277

44.Mefkûre, sayı 3,3.11.1951,s.1,2

45.Mefkûre, sayı 15,26.1.1952,s.2

46.Mefkûre, sayı 26,26.4.1952,s.2

47. Necmeddin Sefercioğlu, 1950–1960 Arasında Milliyetçi Kuruluşlar, Türk Yurdu, sayı 139–141, Mart-Nisan-Mayıs 1999, s. 295–298

48. Sayın İrfan Aksu’yu, Rasih Bayhan ile birlikte 14.4.2003 tarihinde Ankara Bahçelievler’de bulunan evinde ki ziyaretimiz sırasında ki görüşme notlarından.

49. Ahmet Emin Yalman, Yakın Tarihte Gördüklerim ve Geçirdiklerim 1945–1971, 4. cilt, İstanbul, 1971, s. 225, 249.250.269.274

50. Serdengeçti, sayı 19–20, Ekim-Kasım 1952, s.12,13

51. Vatan, 18.1.1953

52.Prof. Dr. Necmeddin Sefercioğlu , ‘Söndürülen Işıklar ‘ , Orkun, sayı 47, Ocak 2002, s.30–32

53. Ulus, 25.1.1953

54.Prof. Dr. Necmeddin Sefercioğlu ,’Söndürülen Işıklar II. – Duruşma Günleri’, Orkun, sayı 48, Şubat 2002, s. 40–43

55.Cumhuriyet,24.1.1953

56.Zafer, 3.2.1953

57.Cumhuriyet,1.2.1953,s.1,5

58.İrfan Aksu ile 14.4.2003 tarihinde yaptığımız görüşme notlarından.

59. Zafer, 6.2.1953

60.Salamon Adatto’nun akrabalarından Erol Haker’in Musevi kimliği hususunda iki kitabı neşredilmiştir. Bir Zamanlar Kırklareli’nde Yahudiler Yaşardı, İstanbul, 2006, 3.Baskı, İstanbul’dan Kudüs’e Bir Kimlik Arayışı, İstanbul 2004

61.Yeni Sabah, 5.4.1953

62.Hür Senirkent, sayı 8,30.11.1953

63. Hür Senirkent, sayı 3, 12.9.1953

64. Hür Senirkent, sayı 3, 12.9.1953, sayı 7, 13.11.1953

65. Hür Senirkent, sayı 8, 30.11.1954

66.Dünya, 14.2.1954

67.İleri Isparta, 2.3.1954

68.Ali Fuad Başgil, 27 Mayıs İhtilali ve Sebepleri, Çev. M. Ali Sebük-İ.Hakkı Akın, İstanbul, 1966, s.97–98

69.Ali Fuad Başgil , ‘Nemmamlık Ahlaksızlıktır, Yeni Sabah, 2.9.1960, Makale yazarın  ‘İlmin Işığında Günün Meseleleri, İstanbul, 1960, Yağmur Yayınları, s.194–197’ isimli kitabına alınmıştır.

70.Cumhuriyet,12.6.1955,sayı 11089,s.1,7

71.Muzaffer Sencer: Azgelişmişliğin Yapısı-Türkiye’de Siyasal Partilerin Sosyal Temelleri, İstanbul, Kasım 1971,s.249

72.Cumhuriyet,12.12.1956,.s.5

73.Cumhuriyet,3.4.1957,s.1

74.Cumhuriyet, 7.4.1957,s.1,3

75.Hür Senirkent, sayı 160,3.4.1957

76.Dr. Şaban Sitembölükbaşı, Türkiye’de İslam’ın Yeniden İnkişafı (1950–1960),Ankara,1995,s.35,Diyanet Vakfı Yayını. Araştırmacı inceleme konusunun evreni hakkında yeterli bilgi sahibi olmadığı, kullandığı bazı kaynakları yeterince irdelemediği görülüyor. Şerif Mardin’in tespitlerini irdelemeden kullanarak Tola ile birlikte Said Bilgiç’i Nurculuğa sempatizan olarak göstermesi dikkat çekicidir. a.g.e. s.125

77.Mehmed Kırkıncı, Hayatım-Hatıralarım, İstanbul,2004,s.93

78.Hür Senirkent, sayı 179, 28.9.1957

79.Mustafa Nuri Oçakçıoğlu sonraki yıllarda milletvekilliğini müteakip Yargıtay üyeliğinde bulunmuştur.

80.Bu bilgileri İrfan Aksu ile yaptığımız görüşmede edindik. İleri yaşına rağmen hadiseleri teferruatı ile hatırlamakta ve ilgili şahısların isimlerini hafızasında tutmaktadır.

81.Şerif Mardin; Bedüzzaman Said Nursi Olayı-Modern Türkiye’de Din ve Toplumsal Değişim, İstanbul, Ekim 1992,s.159

82.Ahmet Kabaklı, Senirkent, Tercüman, 1.10.1971

83.Kırkıncı,a.g.e.,s.218-219

84.Hekimoğlu İsmail, Doktor Tahsin Tola, Zaman, 27.5.1993

85.İlmi titizliğin ve tarafsızlığın ihmal edildiği bir araştırma örneğine bk.Dr. Hüseyin Bal, Alevi-Bektaşi Köylerinde Toplumsal Kurumlar-Burdur ve Isparta’nın İki Köyünde Karşılaştırmalı Bir Araştırma, İstanbul, 1997.

 

 

         


Türk Yurdu Eylül 2007
Türk Yurdu Eylül 2007
Eylül 2007 - Yıl 96 - Sayı 241

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele