Yeni Bir Savaş Türü: SİBER SAVAŞ

Ağustos 2007 - Yıl 96 - Sayı 240

 

 

İnsanoğlu sahip olduğu imkânları, genelde belli şartlar altında varlığını sürdürmek ve varlığını tehdit eden unsurları bertaraf etmek için kullanır. Elindeki imkânlar tehdit unsurlarını ortadan kaldıracak özellikteyse tehdite boyun eğmez, değilse tehdit altında yaşamaya mahkûm olur. Ancak mücadelesini bırakmaz, savaşımını sürdürür.

TDK sözlüğünde savaş kavramı; “Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk”; “Uğraşma, kavga, mücadele”; “Hayvanların birbirleriyle yaptığı mücadele”; “Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele” gibi karşılıklarla tanımlanmaktadır. Verilen tanımlarda görüldüğü gibi, savaşın özünde bir mücadele bulunmakta ve bu mücadelenin temel amacı ise istenmeyen veya karşı duran varlığı etkisiz hale getirmektir.   

Savaşlar hangi çağda yapılmış olursa olsunlar, hepsinde de tek bir amacın olduğu gözlenmektedir: Düşman unsurları etkisiz hale getirmek. Düşman unsurların etkisiz hale getirilmesinde belirleyici olan temel değişken çağın savaş araçlarıdır. Çağın savaş araçlarını, çağın imkânları belirler. Tarım toplumlarının savaş araçlarıyla sanayi toplumlarının savaş araçları bire bir aynı değildirler. Savaş araçlarının yaptığı tahribatların boyutları da birbirinden çok farklı. Sanayi toplumlarının savaş araçlarının tahribat güçleri daha fazladır. Yani, “delik demir” kılıca galebe gelmekte ve “mertlik” bozulmaktadır.  

Bilgi toplumunun savaş araçları da onun niteliklerini yansıtmak durumundadır. Bilgi toplumunun savaş alanı bilgisayar ekranları, savaş araçları bilgisayar programları ve hedefi bilgidir. Kimin bilgisayar teknolojisi (donanım, yazılım ve insangücü) güçlü ise onun galip gelme şansı daha yüksektir. Bu bağlamda, hemen her şeyi öncelemiş olan bilginin korunması hayati öneme sahiptir. Zira “siber savaş”ın savaş aracını ve ganimetini bilgi oluşturmaktadır.  

Siber Savaş Nedir?

En genel anlamda siber ortamda yapılan savaştır. Sınırları ve savaşçıları belli olmayan bir savaştır. Şu ana kadar, “sosyopolitik” ve “din” merkezli olmak üzere iki tür siber savaş tipi gözlemlendi. Küreselleşme veya savaş karşıtı hareketlere mensup militanların internet üzerinden çok hızlı bir biçimde örgütlenerek küresel kurum veya kuruluşların sitelerini ele geçirmeleri sosyopolitik amaçlı siber savaşa örnek verilebilir. Din merkezli siber savaş, daha çok gerçek ortamlarda yapılan savaşın siber alana taşınması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Kosova’daki dini etnisiteler, İsraillilerle Filistinliler, Pakistanlılarla Hindistanlılar, Çinlilerle Tayvanlılar arasındaki gerçek çatışmaların siber ortamda da sürdürülmesi din merkezli siber savaşa örnek gösterilebilir.

Siber savaş sürecinde, düşman siteleri ele geçirilmekte, propoganda siteleri oluşturulmakta ve kısacası internet bir silah gibi kullanılmaktadır. Buradan siber savaşın iki temel amacının olduğu ortaya çıkmaktadır. Birincisi düşmanından daha akıllı olduğunu göstermek ve buna bağlı olarak da psikolojik üstünlük elde etmek; ikicisi ise taraftarlarının bağlılığını güçlendirmek.

İlk Siber Savaş Hangi Ülkeye Karşı Yapılmıştır?

90’lı yılların ortalarında farkına varılan siber çatışmalar, ilk kez bir ülkenin tüm altyapıları hedeflenerek gerçekleşmiştir. İnternet saldırısının ülkenin tüm alt yapılarını hedef almasından dolayı durum “siber savaş” olarak tanımlanmıştır. İnternet yoluyla düzenli ve devamlı saldırıya maruz kalan bu ülke Estonya’dır. Ülke, “e-Stonia” takma adıyla siber ortamın hedefine konmuş; bilgi ve iletişim altyapısında dikkate değer zararlar oluşturulmuştur.  Bu ülkeye yönelik gerçekleştirilen siber savaş, hazırlıklarıyla birlikte yaklaşık on beş günlük bir süreyi kapsamaktadır.

26 Nisan 2007’de siber savaş hazırlıkları başlar. Savaşın görünen nedeni, 1944’de Estonya’nın kurtuluşunu temsil eden Sovyet ordusundan bir kahramanın heykelinin kaldırılmasıdır. Heykelin kaldırılması, ülke içinde ve dışında yaşayan Rusları tahrik eder. Tahrik olan Ruslar tarafından savaş hazırlıkları hızlı bir biçimde tamamlanır ve 29 Nisanda tatbikat yapılır. Tatbikat bağlamında, Estonya’daki kamu ve özel kurumların – bakanlıklar, bankalar ve diğer hizmet kurumları- ana bilgisayarlarına siber saldırılar başlar. Elektronik postayla yollanan milyonlarca sahte mesaj ve Web sağlayıcılardan gelen milyonlarca istek sistemi kilitler. Tatbikat başarılı bir şekilde sonuçlanmıştır.

Korsanlar, bu tatbikatı başarılı bir biçimde gerçekleştirmek üzere, ABD, Peru, Çin veya Vietnam’da ya başkalarına ait bilgisayarı kontrol altına alma veya çok ucuz fiyatlarla kullanıcılarıyla birlikte ana bilgisayarlar kiralama yoluna gitmişlerdir. Bu yolla, çok kaynaktan aynı anda saldırı yapma kabiliyeti olan bir milyon bilgisayardan oluşan kaçak ve bir gün süreli bir ağ meydana getirmek suretiyle savaş hazırlıklarını tamamlamışlardır. Yani dünyanın muhtelif köşelerinden aynı hedeflere aynı anda saldırı yapabilcek kabiliyette bir milyon kişiden oluşan bir “siber ordu” oluşturulabilmiş ve saldırı yapabilecek konuma getirilebilmiştir. 8-9 Mayıs saldırılar en yoğun bir biçimde başlar. Bazıları on saatten daha fazla sürer. Rusya’nın 1945 zaferini kutladığı “Milli Bayram” günü siber savaş başarıyla tamamlanır. “e-Stonia” hedefi belli alanlarda etkisiz hale getirilmiştir.

Estonya’nın siber savaşa hedef olmasında, bir milli kahramanın heykelinin kaldırılmasıyla birlikte 2008 yılında siber terörizme karşı NATO’nun yeni merkezi olmayı kabul etmesinin de payı olduğu düşünülebilir.

Siber Savaşçılara İhtiyaç Var mı?

Her savaş kendi şartları içerisinde meydana gelir ve kendi şartları çerçevesinde karşılanır. Klasik savaş araçlarıyla siber savaşlara karşı koymak akıl karı değildir. Bu nedenle yeni savaş tarzına karşılık yeni saldırı ve savunma sistemlerinin oluşturulup devreye sokulması gerekmektedir. Nasıl ki tüfek icat olduktan sonra kılıç müzelik bir alet olduysa, bilgi ve iletişim teknolojilerinin devreye girmesiyle birlikte klasik silahlar da askeri müzelerdeki yerlerini almak zorundadırlar.

İçinde bulunduğumuz çağı, savaş teknolojisi ve tarzı bakımından “siber savaşlar çağı” olarak adlandıran uzmanlar bulunmaktadır. Körfez savaşını “elektronik savaş” olarak tanımlayan uzmanlar, Estonya saldırısını “siber savaş” olarak adlandırmaktadırlar. Bu savaşlar maliyet açısından karşlaştırıldığında ikincisinin daha az bir maliyete, hatta bir savaş bağlamında ele alındığında sıfır maliyetli bir savaş olduğu görülür. Ancak savaşlar elde edilen ganimet açısından değerlendirilindiğinde birincisinin ağır bastığı görülmektedir. Savaşlar düşman unsurlara korku salmak bağlamında ele alındıklarında, siber savaşçıların korkutucu etkileri bulunmamaktadır. Bunun temel nedeni, siber savaşçının savaş alanı ile hedefinin ekran olmasıdır. Hedefi doğrudan insan değil veri tabanlarıdır. Dolayısıyla siber savaşçı canlı hedefler açısından doğrudan bir tehlike ve tehdit oluşturmamaktadır. Hal böyle olunca siber savaşçıya ihtiyaç var mıdır?

Körfez savaşında, cephe gerisi kabul edilen ancak cepheyle irtibatı sağlayan elektronik ortamların yok edilmesi savaşın uzamasını önlemiş ve öngörülenden daha kısa sürede tamamlanmasını sağlamıştır. Siber savaşçılar da benzer görevleri yerine getirmektedirler. Bu görevlerini yerine getirirken hedefin bulunduğu alana gitmelerine, hatta hedifin bulunduğu ülkede bile olmalarına gerek yok. Kendi ülkesinden veya bir başka ülkeden, bu ülke hedef ülkenin çok yakın dostu olan bir ülke de olabilir, saldırısını gerçekleştirebilir. Bu özelliğinden dolayı siber savaşçılar bilgi çağının aranan elemanları arasında yerlerini bulurlar.

Diğer taraftan, bilgi ve iletişim teknolojilerinin her alanda -sivil, asker- yaygın bir biçimde kullanılması bilgi güvenliğini ön plana çıkartmış bulunmaktadır. Bu bağlamda, ulusal bilgilerin korunması ve düşman bilgilerinin ele geçirilmesi öncelikli hale gelmiştir.  amacıyla siber savaşçılara ihtiyaç bulunmaktadır.

Sonuç

Estonya örneğinde de görüldüğü gibi, siber ortamda bilgi toplumlarının tüm altyapıları tehdit altındadır. Haberleşme ağlarında meydana gelebilecek bir kriz hayatın büyük bir kısmını alt üst edebilir. Başta iletişim hizmetleri olmak üzere, finans piyasaları, bankacılık sistemleri, havacılık hizmetleri veya diğer acil hizmetler durma noktasına gelebilir.

Bu durumda “e-Devlet” yapılanmasından vaz mı geçilmelidir? Bilgi ve iletişim teknolojilerinin imkânlarından yararlanmak isteyen hiçbir ülke “e-Devlet” yapılanmasından vaz geçemez. Hal böyle olunca “e-Devlet”in bilgi merkezlerinin ve iletişim ağlarının etkili bir biçimde korunması birinci derecede öncelik arz etmektedir. Bunun için de “siber savunma” ve siber saldırı” hizmetlerini yerine getirebilecek bir “siber ordu” hazırlanması elzem hale gelmektedir. Klasik ordunun istihbarat ve öncü kuvvetleri olarak hizmet verebilecek bir “siber ordu”, yalnızca askeri değil sivil ihtiyaçları da karşılayabilir.

 

Kaynaklar

Karatzogianni, A. (2007). “Le temps des cyberguerres (Siber savaşlar çağı)”. Laure Belot ve Jean-Pierre Stroobants tarafından Le Monde (16.06.07) gazetesi için yapılan bir röportaj.

        Boucher, J-C. ve Loiseau, H. (2002).”Cyberconflits et règles d’engagement: perspective pour une orientation politique canadienne (Siber çatışmalar ve kuralları: Kanada politik yönlendirmesi için bir perspektif” http://www.cdacdai.ca/symposia/2002/bourcher_loiseau.htm (09.07.07).

        Jean-Claude Bessez, J-C. “Cybermenaces”. http://www.net4war.com/e revue/dossiers/contemporain/cybermenaces/cybermenaces08.htm (09.07.07).

         


Türk Yurdu Ağustos 2007
Türk Yurdu Ağustos 2007
Ağustos 2007 - Yıl 96 - Sayı 240

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele