22 Temmuz Seçimleri: “ALLAH KAHRETSİN!” OYLARI

Ağustos 2007 - Yıl 96 - Sayı 240

 

22 Temmuz seçimleri için bir değerlendirme yapılacaksa sanırım durumu en iyi açıklayacak şeyin bu seçimin sonucunu “Allah kahretsin” denilerek verilen o oyların belirlediğidir.

Türkiye 22 Temmuz seçimlerine oldukça gergin bir ortamda hazırlandı. Aslında seçimle çözülemeyecek kadar büyük sorunların oluştuğu bir ortamda Siyasi partiler görücüye çıktı. Ak Parti iktidarı süresince “gerilen” Türkiye, Cumhuriyet Mitingleri, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve nihayet 27 Nisan muhtırasıyla daha da bir gerginleşti. Bu gerginlik seçimlerin sonucunun temel belirleyicilerinden birisi oldu.

Gerçekten de önümüzdeki dönemde karşılaşılacak en temel sorunlardan biri Türkiye’de belirginleşen laiklik –anti laiklik kutuplaşmasıdır. Geçmişten beri var olan ama giderek artan bu kutuplaşma şiddet potansiyeli de taşıyacak biçimde birbirine tahammül edemeyen iki kutbun varlığına yol açmaktadır.

Türkiye’de laiklik tehlikededir diyen insanların oranı bugünlerde %50’lere ulaşmıştır. Bu kutuplaşma da uzunca süredir devam eden toplum mühendisliği faaliyetlerinin, Ak Parti iktidarının bazı uygulamalarının ve son dönemde gerçekleştirilen mitinglerin etkisi bulunmakla beraber yolsuzluk, işsizlik gibi sorunların da süreci hızlandırdığı söylenebilir.

Bu kutuplaşma seçimlerin sonucuna etki eden önemli bir faktördür.

Türkiye’de siyaset uzun yıllardır ana mecrasından çıkmış durumdadır. Siyasetin toplumun sorunlarını çözmeye çalışan bir kurum olmaktan ziyade belirli kimliklerin temsilcisi olması siyaset kurumunun ve Türkiye’nin temel sorun alanlarından biri olmuştur.

Uzun yıllardır seçimlerin kaderini belirleyen kimlik siyasetinin bu dönem daha da belirleyici olduğu görülmüştür.

Diğer önemli sorunlardan biri ise toplumun giderek dışa kapanması ve temelleri olmayan bir militer ulusalcılığın kendi dışındaki tüm ötekileri dışlayan bir hüviyete bürünerek yükselmesidir. Bu süreçte toplumda AB düşmanlığı, Batı düşmanlığı, Kürt düşmanlığı gibi düşmanlar yaratılarak toplum sürekli içe kapanmaya kapatılmaya başlamıştır.

Bir diğer önemli sorun ise; tüm siyasal ilişkilerden bağımsız olarak toplumda şiddet kültürünün içkenleşmeye başlamasıdır. Toplumun farklı kesimlerinde insanın davranışları gözlendiğinde birbirine tahammül sınırlarının asgari düzeye düştüğü söylenebilir.

Yukarıdaki olguları birlikte değerlendirdiğimizde Türkiye’de birbirine ya da kendi gibi düşünmeyenler dışında kimseye güvenmeyen ve herkesi reddeden bir kültürel yapının ortaya çıktığı görülmektedir.

Bu olgunun seçimde oy verme davranışına önemli ölçüde etki ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

22 Temmuz seçimleri bazen bilerek ve isteyerek, bazen de gayrı iradi, ama sonuç olarak AKP – CHP kutuplaşmasına dönüştürülmüştür.

Demokrat Parti başarısızlığını da bilinen faktörlere eklediğimiz de bu kutuplaşmanın daha da artması kaçınılmaz olmuştur.

Türk seçmeninin kültürel değerleri analiz edildiğinde uzun süredir güç kaybeden merkez sağın seçmen tabanının CHP ye oy vermeyeceği pek çok kişi tarafından doğru analiz edilemedi. ANAP’ın tasfiyesi DYP’nin “intihar”ı sürecinde merkez sağ, değer olarak kendine yakın AKP yi tercihte zorlanmadı. Çünkü Ak Parti merkeze yönelme politikaları ile sağ seçmenin temsilcisi olma rolünü birlikte oynadı. Diğer taraftan 27 Nisan muhtırası bu ikili politikayı meşrulaştırdı ve “mağduriyet” hali eklenince, milliyetçi muhafazakâr seçmen için, Ak Partiyi adres haline getirdi.

Böyle bir süreçte MHP seçim yarışına oldukça geriden başladı. Bir dönem şehit cenazeleri ve bölücülük faaliyetleri MHP yi yarışa sokmada etkili olduysa da MHP’nin geçmişteki oy tabanından AK partiye oy kaymasına engel olunamadı. Aynı şekilde CHP-MHP ittifakı söylenti ve senaryoları da geçmişteki oy aldığı tabanla MHP arasına mesafe girmesine yol açtı.

Türkiye’de 1980 sonrasında iktidarı belirleyen olgu eski Selçuklu coğrafyasındaki oy dağılımıdır. Son dört seçimde gözlenildiği üzere Erzurum’dan başlayan ve ağırlıklı olarak İç Anadolu’ya uzanan kentlerde en çok oy alan parti olmadan bu ülkede seçim kazanmak mümkün değildir.

MHP kurulduğundan beri en çok bu kentlerde oy almıştır. Ciddi seçim başarısı kazandığı 1999 seçimlerinde de anılan bölgede başarılı olmuştur. Bu coğrafya seçmenin ana değeri milliyetçi-muhafazakârlıktır. Bu seçimlerde MHP bu kentlerde başarısız olmuştur. Kayseri, Konya, Yozgat, Çorum Çankırı, Sivas, Erzurum hatta Elazığ gibi kentlerde geçmişte küçümsenmeyecek başarılar kazanan MHP bu seçimde başarısız olmuştur. Bu şartlarda MHP’nin oy artışının açıklanması gerekir.

MHP belirgin biçimde eski seçmen tabanını kaybetmiştir. Ancak, Akdeniz ve Batı Anadolu bölgelerinde oy artışı sağlamıştır. Dikkat edilirse oy artışının gerçekleştiği iller geçmişin aksine Mersin, Adana Antalya, Aydın, İzmir gibi Doğu ve Güneydoğu illerinden son yıllarda yoğun göç alan illerdir. Ankara ve yukarda sayılan kentlerde geçmişte CHP ye oy veren seçmenlerin MHP ye yöneldiğine dair işaretler bulunmaktadır. Bu grubun en azından bir kısmının AK Parti iktidarını engellemek amacıyla CHP –MHP ittifakı ya da AK Parti’nin daha fazla milletvekili çıkarmasını önleme amacıyla MHP ye yöneldiği söylenebilir.

Laik- anti laik kutuplaşması çerçevesinde bloklaştırılan ve merkez sağın tasfiyesi sürecinde başka adres bulamayan Milliyetçi - Muhafazakâr seçmen bu seçimde ağırlıklı olarak Ak Parti’ye yönelmiştir. Bu yönelişte biraz önce açıklamaya çalıştığımız faktörlerin etkisini yadsımak mümkün değildir.

Bütün bunlara bakıldığında Türk seçmenin bu seçimde mevcut partilerin politika veya programlarını beğenmekten ziyade başka faktörlerle oy verdiği görülmektedir. Hatta CHP’ye oy veren seçmenin, özellikle sol siyasal yelpazedeki seçmenin dahi kerhen CHP ye oy verdiği gerçeğini de gözden kaçırmamak gerekir.

Kabaca söylemek gerekirse 22 Temmuz seçimlerinde seçmenlerin oy verme davranışlarında birinci tercihlerinden ziyade ikinci tercihlerinin etkili olduğu ya da kendi düşünce ve arzusuna uygun bir siyasal parti olmadığı için “Allah kahretsin” diyerek oy verdiği gözlenmektedir. Bu olgunun sonuçlarını önümüzdeki günlerde sıkça göreceğiz. Daha ilk günden itibaren merkez sağ ve solda ciddi arayışların başlamış olması bunun ilk göstergelerinden biridir. AK Parti bu dönemde geçen dönemden daha fazla zorlanacağa benzemektedir. Siyasal sistem olağan işlediği şartlarda Türkiye siyasetinde önemli gelişmeler yaşanacaktır.


Türk Yurdu Ağustos 2007
Türk Yurdu Ağustos 2007
Ağustos 2007 - Yıl 96 - Sayı 240

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele