Demokratik, Kültürel ve Siyasal Katılımı Geliştirmede STK’ler

Ekim 2014 - Yıl 103 - Sayı 326

         

         

        Demokrasinin Gelişmesinde STK’lerin Rolü

         

        Demokrasi, tarih boyunca insanoğlunun elde ettiği en verimli idarecilik yöntemidir.İlerici değerler bütünü olarak aynı zamanda sürekli gelişimde, hareketli olan fikir ve görüşler sistemidir.Bu öncesi belli, lakin sonu görünmeyen bir süreç, gelişim yoludur.Kâr amacı gütmeyen, gönüllü olarak çalışmayı esas gören STK’lerin faaliyeti, bildiğimiz gibi dünya çapında çok geniş bir şekilde yayılmıştır. Hem devlet kurumlarının ele alamadığı işleri gönüllü bir şekilde hayata geçiren hem de devlet kurumlarının faaliyetinde sosyal kontrolü sağlayan STK’ler, demokrasinin gelişiminde çok mühim bir role sahiptir. Bizim başkaları ile birleşmemiz neticesinde meydana gelen teşkilatlara,“sivil toplum kuruluşları” adı verilir.Bu tür birleşmeler zaman zaman aile, okul, kulüp, ticari teşkilatlar şeklinde olmuştur.Asıl amaç sosyal fayda elde etmeye yöneliktir.Artık dünyada STK bulunmayan ülke kalmamıştır. Dünya ülkelerinin esas birliği olan Birleşmiş Milletlerin de kendi yasalarında bu mevzuya hususi önem verilir. BM’de STK’lerle ilgili yasa yer alır. Yasanın 10. bendinin 71. maddesinde açıklanan hüküm şöyledir: "İktisadi ve Sosyal Konsey onun yetkileri çerçevesinde olan konularla ilgilenen sivil toplum kuruluşları ile istişare yapılması için gerekli tedbirleri görebilir." BM’den söz açılmışken, modern sivil toplum kuruluşlarına özgü özellikler ve temel ilkeler BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi belgelerinde bu şekilde açıklanmıştır: özel kişiler tarafından kurulması, hükümete bağlı olmaması, kâr amacı gütmemesi, toplumsal çıkarları esas alması, gönüllülük; meşruiyet. Bu fikir ve ideoloji bizlere Batı'dan geldiğine göre diyebiliriz ki, bu sektör orada, Türk dünyasından daha iyi gelişmektedir.Bazı durumlarda Batı bu meseleyi bizim gibi ülkeler için siyasi baskı aracı olarak kullanıyor olsa da herşeye rağmen STK'lerin varlığı çok önemlidir ve onun gelişimi için Türk devletleri ve toplulukları geniş çalışmalar yapmalıdır. STK'lerin siyasi baskı aracı olarak kullanılmasında Batı ülkelerini suçlamaktansa demokrasinin önemli bir özelliği olan sosyal kurumların etkinliğini arttırıp daha da genişletmek, yerel kaynaklık eden kurumların faaliyetine destek olmak gerekir."Britannica" Ansiklopedisi’nde de gösterildiği gibi hayır kurumları veya başka bir isimle sivil toplum kuruluşları iki şekilde maliyönden destek alır: yerel kaynaklardan yardım alan hayır kurumları ve yabancı şirket ve bireyler tarafından himaye edilen hayır kurumları. Bu nedenle o kurumlara ödenek ayrılmalı, aynı zamanda onların aracılığıyla güçlü, demokratik toplum kurmaya çalışılmalıdır ki, böyle sorunlar oluşmasın. "İyi toplum" deyince birçok durumda "sivil toplumu gelişmiş ülkeler" akla gelmesi tesadüf değil. STK'ler hükümet kurumlarının yanında değil vatandaşın yanında yer almalıdırlar. Fakat bu felsefe hiçbir zaman devlete karşı yer almak gibi yorumlanmamalıdır.Demokrasi işte bu şekilde gelişebilir. Dolayısıyla, sivil toplum kimliğin, demokratik hakların savunucusu rolünde hareket ederek, onun özgürlüğünün sağlanmasına çalışmakta; aynı zamanda vatandaşa devlet karşısındaki hak ve görevlerine sorumlulukla yaklaşma terbiyesini aşılamaktadır. Bu amaca ulaşmak için sivil toplumun temel araçları sivil toplum kuruluşları veya kısacası, STK'lerdir.STK'ler çeşitli ilişkiler sistemine sahip oldukları için sivil toplumun gelişmesine büyük katkılar sağlamak olanağına sahiptirler.

         

         

        Kültürel Değerlerin Tebliğ Edilmesinde STK'lerin Rolü

         

        Dikkate almak gerekir ki, modern dünyadaki küresel bütünleşme sürecinde öncü olarak yer almak isteyen devlet, kendisini hem ekonomik, siyasi gücü ile hem de tarihî mirası, kültürü ile tanıtmalı, onları yüksek düzeyde anlatmayı bilmelidir. Çünkü her devletin ve toplumun şekillenmesinde, gelişmesinde ülkede varolan kültürel, millîmanevi değerler sistemi önem arz etmektedir.Bu değerleri korumakla toplum kendi tarihine sahip çıkmış olur, millî kimliğini muhafaza edebilir, millî bilincini zedelenmekten kurtarabilir.Kültürel ve millî-manevi değerler sisteminin muhafaza edilmesi ve geliştirilmesi, sivil toplumun önde gelen enstitülerinden olan STK'lerin görevlerinden biri olmalıdır. Bugün Türk dünyasında bu yönde faaliyet gösteren her bir STK'nin üzerine, kendi ülkesinin kültürel mirasının, tarihinin tebliği ve gençlerimiz tarafından benimsenmesi gibi bir sorumluluk ve yükümlülük düşüyor. Bizler dikkate almalıyız ki, şimdi dünyada kendi kültürünü, kültürel değerlerini daha değerli şekilde tebliğ edebilen, onu korumayı başaran devletler ve milletler yaşam hakkı kazanıyorlar.Bizler zengin Türk kültürel mirasını el ele verip ciddi çalışmalarla dünyaya anlatmalıyız. Elbette bu yönde şimdiye kadar çok sayıda çalışmalar hayata geçirilmiştir. Bizler de bundan sonra daha da gayretle çalışmalıyız.Dünyada artık kana ve ırka bağlı siyaset, sekteye uğradı.Şu anda kültürlerin karşılaşması, çarpışması ve uzlaşması süreci işliyor.Çağdaş dünyadaki küresel bütünleşme sürecinde her ülke için kültürel zenginliğin korunması ve gelişmesini sağlayan önemli şart, güçlü millî fikrin varoluşudur.Biz bu çalışmaları gerçekleştirirken gençlere özel bir önem vermeli ve onların bu konularda faal birer düzenleyici ve katılımcı olmasını sağlamaya çalışmalıyız.

         

         

        Siyasi Meseleler ve STK'ler

         

        STK’nin felsefesi, onun aktif siyasetle meşgul olmasını, siyasi partilerin yan kuruluşları olarak hareket etmesini, onların tebligatçısı rolünde davranış sergilemesini yasaklamaktadır. Fakat bu demek değildir ki, STK’ler siyasetten uzak durmalıdır.Seçimler sırasında siyasi aktifliği artırmak için propaganda yapan, seçimlerin nabzını tutan, vatandaşları aktif vatandaşlık konumu göstermeye çağıran, bozulmuş sivil haklarının korunmasına çalışan vb. faaliyetlerle uğraşan STK’lerin varlığını dikkate alarak diyebiliriz ki, siyasi sorunların oluşmasında ve gelişmesinde STK’lerin büyük rolü vardır.Türk devletlerinde STK’lerin siyasi konularla ilgili çalışmalarında bir takım sorunlar var. Bazı durumlarda STK’lerin bilerek veya bilmeyerek siyasi partilerin, Batı'da faaliyet gösteren kaynakların siyasi tansiyon aleti olması, onların çalışmalarına gölge düşürüyor, hükümetin itirazına neden oluyor.Bazı durumlarda ise STK’lerin iktidar partilerinin destekçisi gibi hareket etmeleri, onların objektifliğine gölge düşürür.Kanaatimizce bu konuların birdenbire düzelmesi mümkün değildir.Ama bunun çözümünü askıya almak da yanlıştır.Her bir devlet ve millet, bu sorunların çözümü için ciddi çabalar göstermelidir.

         

        Türkiye'deki STK’lerin faaliyetleri bu konuda, hem Azerbaycan'a hem de diğer Türk devletlerindeki STK’lere örnek olmalıdır. Fakat bazı durumlarda Türkiye'de de öyle sorunlar ortaya çıkıyor ki, onun varlığı toplumun gelişimine zarar veriyor.Her toplum bilmelidir ki, modern dünyada STK'ler olmadan gelişme imkânsızdır. Bu nedenle STK’lere karşı cephe almak yerine onun gelişimine destek olarak STK’ler aracılığıyla toplumdaki sosyo-politik istikrarı, uyumu sağlamak, daha da geliştirmek mümkündür.

         

         

        “Müasır İnkişaf İctimai Birliği”Hakkında

         

        “Muasır İnkişaf Cemiyeti”,on yıldır Bakü’de faaliyet gösteren, aynı zamanda Gürcistan, Türkiye, Rusya, Fransa gibi ülkelerde de temsilcilikleri bulunan, “Türk Eli” adlı dergiyi çıkartan, uluturk.info, millîkimlik.az,dialoq.info adlı siteleri, turk-islam-ngo@yahoogroups.com başlıklı 9 bin kadar emaili birleştiren internet grubu, “facebook”ta, “youtube”da sayfaları olan, Bakü'de faaliyet gösteren İnternet TV’de analitik programlar hazırlayan bir STK’dir. İlk faaliyet gösterdiği bir yıl içinde içtimaibirliğimiz “Türk-İslam Dünyası” adı altında faaliyet gösterdi, daha sonra “Müasır İnkişaf İctimai Birliği” adını aldı.Bu teşkilat, ideolojik olmakla birlikte, faaliyet prensiplerinde, maksat ve vazifelerinde; Türk birliğini, vatanseverliği, millî-manevi değerleri veİslam’ı tebliğ etmek vardır. 2005 yılında Türk Devletlerinin iktisadi birlik modeli, 2006 yılında Türk Devletlerinin Parlamenter Birliği’nin oluşmasının gerekliliğini, Türk Birliği’nin kurulmasının yolları, İslam dininin geniş şekilde tebliğ olunması, Azerbaycan'daki ortaokullarda din kültürü dersinin müfredata girmesi, millî ideoloji, ABD-İran çekişmesi, Dağlık Karabağ problemi, medya, tarih vs. gibi en farklı ve önemli sayılan mevzularla ilgili Azerbaycan’da toplantılar yapılmış, teklifler hazırlanmış ve ilgili kurumlara ulaştırılmıştır. Kafkaslardaki arazi münakaşaları, Ortak Türk Alfabesi, Ortak Türk Edebî Dili konularında Bakü’de birkaç uluslararası konferans teşkil edilmiştir. Bundan başka “Türk Kafkas İslam Ordusu ve Ermeniler”, “Misyoner”, “Millî-Manevi Değerlerimiz”, “Azerbaycan Millî Kimliği” adlı kitaplar yayımlanmıştır. Gençler için vatanseverlik, tarih dersleri, millî ideoloji konularında araştırmalar hazırlandı. Bu kitaplardan “Azerbaycan Millî Kimliği” adlı kitap, uluslararası teşkilat ve kırktan fazla İslam ülkesini kendi çatısı altında birleştiren İslam Konferansı Gençler Forumu’nun iştiraki, Azerbaycan Cumhuriyeti Dinî Kurumlarla İş üzere Devlet Komitesinin desteği ile gerçekleştirilen “Millî-Manevi Değerler ve Millî Kimlik” projesi çerçevesinde hazırlanmıştır. 2006 yılından itibaren Bakü'de Dünya Türklerinin Dayanışma Günü ile ilgili toplantı yapılmıştır. Neticede 2010 yılında İstanbul’da Türk Devlet Başkanlarının toplantısında Nahçıvan Beyannamesi’nin tarihi, yani 3 Ekim tarihi Türk Devletlerinin Dayanışma Günü kabul edilmiştir. Bu faaliyetimiz, 2011 yılında Ankara’da Türk Ocaklarının düzenlediği, resmîgörevlilerin katılımıyla yapılan toplantıda “Türk Dünyasına Hizmet” ödülü ile mükâfatlandırılmıştır.Teşkilat, Azerbaycan'da ilk defa 2008 yılında Bakü'de Türk Büyükelçiliği ve TİKA'nın desteği ile “Türk Yenilmez, Çanakkale Geçilmez” başlıklı makale yarışması düzenlemiş, dereceye giren gazetecilerin Türkiye’de Çanakkale şehrine gezi yapmaları sağlanmıştır.2010 yılının Eylül ayında Ortak Türk Alfabesi ve Ortak Türk Edebî Dili mevzusunda Türk Devlet Başkanlarına toplu imzalarla Türk dünyasının farklı yerlerinde faaliyet gösteren STK temsilcilerinden, gazete ve dergi editörlerinden, milletvekillerinden, siyasi parti başkanlarından destek imzaları toplanmıştır. DiğerTürk devletlerinde de bu mesele ile ilgili işler yapıldı ve arzu edilir ki, bu mesele en kısa zamanda amacına ulaşsın. Teşkilat 2011 yılında Hüseyinzade Ali Bey adına Türk-İslam Dünyasına Hizmet Mükâfatı tesis etmiş ve bu sahada hizmetleri olan şahıslar her yıl mükâfatlandırılmıştır. Son olarak denilebilir ki, teşkilatın bünyesinde öğrencilerin faaliyetini ilgilendiren, araştırmacıların müzakerelerini teşkil eden başka kurumlar oluşturulmuştur.

         

         

        Öneriler

         

        Şu anda Türk devletleri arasında resmî ilişkiler yaygınlaşmaktadır.Türk Konseyinin, Türk Parlamentosunun, Türk Aksakallar Konseyinin, Türk Devletleri Basın Platformunun varlığı bunu ispatlıyor. Peki, biz bu ilişkileri genişletmek ve sosyal düzlemdehayata geçirmek için neden faaliyet göstermeyelim?Türk dünyası STK’ler forumunun gerçekleştirilebilmesi için 2008 yılında Azerbaycan'da proje düzenlenmiş, çeşitli kurumsal çalışmalar yapılmıştı. Sadece mali yetersizlik yüzünden bunu gerçekleştirmek mümkün olmadı. Biz kurum olarak bunları göz önünde bulundurarak 2 Ekim 2012 tarihinde Bakü'de Türk Dünyası STK’ler Birliği'nin oluşturulması konusunda yerel kuruluşların katılımı ile toplantı düzenledik. Etkinliğin sonunda ilgi çekici önerileri sistemleştirerek başvuru hazırladık. Bu önerilerin bazıları şunladır:

         

        Merkezi heyeti İstanbul'da bulunan ve kendi bünyelerinde dört Türk devletini birleştiren Türk Konseyi'ne (Türk Keneşine) Türk Dünyası STK’lerBirliği'nin kurulmasına destek olması için başvurulmalıdır.

         

        Türk Konseyinin yardımı ve doğrudan katılımıyla önde gelen kuruluşların temsilcilerinden oluşan Çalışma Grubu teşkil edilsin ve Türk Dünyası STK’ler Birliği'nin oluşturulması için gereken adımlar atılsın. Oluşturulan böyle bir kurumun Türk Konseyi’nde temsilcisi olsun ki, orada kabul edilen kararlara etki etmek imkânı elde edilsin; aynı zamanda bu kararların yerine getirilmesinde toplumsal kurumlar da aktif şekilde etki gösterebilsin. En sonda belirtelim ki, Türk dünyası STK’leri hakkında ayrıca bir kitap yayımlanıp kitap bu kurumlara gönderilirse ilişkilerin kurulması ve yoğunlaştırılması istikametinde önemli bir adım atılmış olur.


Türk Yurdu Ekim 2014
Türk Yurdu Ekim 2014
Ekim 2014 - Yıl 103 - Sayı 326

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele