SÜRÜNGEN BEYİN DAVRANIŞLARI

Nisan 2007 - Yıl 96 - Sayı 236

 

 

Kendine özgü bir yapıya sahip olan insan, bazı özellikleri bakımından diğer canlılarla benzerlikler göstermektedir. Bu bağlamda, bazı düşünürlerin insanı “Düşünen hayvan, sosyal hayvan, konuşan hayvan vb” olarak tanımlamalarının bu benzerlikten kaynaklandığı söylenebilir. İnsan beynini “Üçlü Beyin Modeli” ile açıklayan Paul MacLean ise, insan davranışlarını sürüngenlerin yaşam tarzlarından hareketle açıklamakta ve insanın 10 özelliği ile sürüngenlerle benzerlik gösterdiğini belirtmektedir.

Üçlü Beyin Modeli

Bir arkeolog olan MacLean, beyni bir kazı alanı olarak ele almış ve beynin en alt kısmını “R kompleks (sürüngen beyin)”, orta kısmını “limbik sistem (organsal beyin)”, üst kısmını da “neokorteks (yeni kabuk)” olarak adlandırmıştır. Bu kısımların her birinin ayrı ayrı işlevleri olmasına rağmen her üç kısım da birbirleriyle sürekli etkileşim halinde çalışırlar. Ancak şartlara göre, bu üç kısımdan birine ait davranışlar ağırlıklı olarak ortaya çıkabilir. Örneğin, yaşamsal tehdit algılamalarında “R kompleks”, duygusal tepkilerimizin kontrolü söz konusu olduğunda “limbik sistem” ve duyular aracılığı ile algıladıklarımızı birleştirip bir anlam yüklemek gerektiğinde “neokorteks” baskın duruma geçer.

Bu üçlü yapının en ilkeli olan ve sürüngen beyin olarak adlandırılan R-kompleks, kertenkele ve sürüngen beyninin hemen tümünü oluşturmaktadır. Büyük oranda beyin sapını kapsayan R-Kompleks, yaşamı devam ettirme ve bedenin bütünlüğünü koruma işlevine sahiptir. Beyindeki sindirim, üreme, dolaşım, solunum ve gerilim yaratan durumlarla başa çıkabilmek için savaşmayı/kaçmayı seçme merkezleri R-Komplekste bulunmaktadır. Diğer yandan,  otomatik, gelenekselleşmiş ve değişime karşı dirençli davranışlar da, R-Kompleks merkezli davranışlardır.

R-Kompleks davranışlarından hareketle, insan ve hayvan dünyaları arasında benzerlik kurmaya çalışan MacLean, insanların zekalarına ve kültürel olarak belirlenmiş davranışlarına rağmen hayvanların yaptığı sıradan şeyleri yapmaya devam etme nedenini açıklamak amacıyla, kertenkeleler arasındaki toplumsal hiyerarşiyi mercek altına almış ve onlarda barış, savaşma, yeni gelene karşı tavır alma gibi insanlarınkiyle benzerlik gösteren davranışlar belirlemiştir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:1

1. Alan Savunması: "Benim evim", "benim ailem", "benim ülkem", "benim odam" ve "benim koltuğum" örneklerinde görüldüğü gibi kendimize ait olan şeyleri hem somut hem de soyut sahiplik duygularıyla koruruz.” Kişinin tuttuğu takımı ölümüne savunması, bazen bir karışlık sınır kaymalarının ölümle sonuçlanması, bahçelerimizin çevresini duvar veya tellerle çevirmemiz “alan savunması” kavramıyla açıklanabilir.  

2. Giyinip Kuşanma veya Törensel Gösteriş: İnsanlar arasında yalnızca örtünmek için giyinenlerin sayısı çok çok azdır. İnsanların büyük bir çoğunluğu genelde kendisi için değil başkaları için giyinir. Bu durumu özel günler için hazırlanırken çok bariz bir biçimde ortaya koyarız. Bunda başkalarının gözüne çarpmak ve dikkatini çekmek önemli rol oynamaktadır. İnsanın başkalarının ilgisini çekebilecek tarzda hazırlık yapmasını “giyinip kuşanma” veya “törensel gösteriş” kavramlarıyla açıklamak mümkündür.

3. Yuva Kurma Davranışları: “Bu tür davranışlar, kendilerini evi düzene sokmak, dekore etmek, kendi kişisel kullanışımıza göre düzenlemek vb. şekillerde ortaya çıkarlar. Örneğin, orası çocuklarımızı yetiştirdiğimiz yerdir. Bu nedenle yeterli yerimiz (oda sayısı gibi), kilerimiz ve teçhizatımızın (dolap ve raflar gibi) yanı sıra renklerin de bu amaca uygun olmasına önem vermemiz” bu kavramla açıklanabilir.

4. Toplumsal Hiyerarşinin Korunması: Görünüşte demokratik sürecin işlemesi ile yakından ilgili olmasına rağmen, organizasyonların çoğu "Hâkimiyet hiyerarşisi" diye adlandırdığımız şey üzerine kurulmuştur (Eistler 1987). Yaşadığımız ve çalıştığımız yerlerdeki örgütsel yapıların (resmî veya gayri resmî) tümü “Toplumsal hiyerarşinin korunması” kavramıyla açıklanabilir. Bir toplantı salonunda oturma yerlerinin ayrılması, ön sıralarda yer bulunmayınca toplantıya katılmaktan vazgeçen zevatın davranışları da bu kavramla açıklanabilir.

5. Eş Seçme Geleneği: “Gençler ve yetişkinler bu konuyu kendi yöntemlerine göre ele alırlar. Flört tüm dillerde eş seçme anlamına gelir.” Görücü usulle eş seçme geleneğinde bile gençlerin bir şekilde birbirlerini görmeleri için ortam hazırlanır.

6. Sürü Davranışı: “Sürü davranışı toplu halde hareket etme, toplumsal uyumla çok yakından bağlantılı olup her yerde karşılaşılabilir.” Kişilerin mensup oldukları toplumsal yapıların saç, sakal, bıyık şekillerini taklit etmeleri, grubun özelliğini yansıtacak şekilde giyinmeleri, konuşmaları, belli konular karşısında aynı tepkileri vermeleri “Sürü davranışı” kavramıyla açıklanabilir. Özellikle kapalı devre çalışan sosyal yapılarda “Sürü davranışı” çok baskın bir biçimde gözlenebilir.

7. Eş Uygulamalı Davranışlar: “MacLean'a göre biyolojik olarak motive edilen davranışların çapraz-sınıflandırılmasında ilginç bir yol daha vardır. Bu tanımlar aynı zamanda, bazı grup davranışlarını açığa kavuşturmuştur. MacLean, isopraxic (eş uygulamalı) davranışları, bir gruptaki iki ya da daha fazla üyenin aynı şeyleri yaparak iletişim kurabildiği davranışlar olarak tanımlamıştır. Çünkü bunlar belli bir gruba özgü olup grubun kimliğini korumasına yardım eder.” Giresun ilimizin Çanakçı ilçesine bağlı Kuşköy Köyü sakinlerinin kuşdili konuşmaları, kapalı gruplara mensup kişilerin davranışları bu kavramla açıklanabilir.

8. Saplantısal Davranışlar ve Yeniden Canlandırma Davranışları: Katı gelenek ve göreneklere sıkı sıkıya bağlılık, bazı derneklere ve gruplara girişlerin kayıtlı kayıtsız birçok kuralları yerine getirdikten sonra gerçekleşmesi şeklinde ortaya çıkan davranışlar bu kavramlarla açıklanabilir.

9. Dönencel Davranışlar: “Bu tür davranışlar eğitimciler için özel bir önem taşımaktadır. Çünkü çocuğun ya da öğrencinin gelişimindeki öğrenim dönemleriyle yakından ilgilidirler.” Kendine özgü fetişler, tutkular ve kendini çoğunlukla saç ve giyim sitiliyle gösteren modalar “dönencel davranışlar” kavramıyla açıklanabilir.

10. Aldatıcı Davranışlar: “Hayvanların aldatıcı davranışlarda bulunma nedeni avından veya düşmanından daha hızlı davranmak ya da onları şaşırtmaktır. Bu tür davranışlar insanoğlunda, numara yapma, yalan söyleme ve tuzak kurma gibi doğrudan karşısındakini yıkmayı amaçlayan saldırganlık şeklini alırlar.” “Yüzüne gülüp arkasından kuyusunu kazma” deyimi de bu kavramla açıklanabilir.

Yukarıda açıklanan on davranışın beyinsel temelini R-Kompleks oluşturmakta ve tümünün de temel işlevi canlıyı yarına taşımaktır. Eğer beyin bu haliyle kalmış olsaydı, insanın daha üst düzey davranışları üretmesi mümkün olmayabilirdi. Bu modele göre, beynin gelişimi limbik sisteme doğru olmuştur ve böylece ilk insani davranışlar ortaya çıkmaya başlamıştır.   

Limbik Sistem

Limbik sistem beyin sapını çevreleyen kısımdır. Limbik “yaka” ya da “sınır” anlamına gelen Latince “limbus” kelimesinden üretilmiştir. Limbik sistem duyguları kontrol eder. Midemiz kazındığında, öfkelendiğimizde, aşık olduğumuzda ya da kederlendiğimizde limbik sistem devrededir. Limbik sistem açlığı, susuzluğu, cinsel arzuları ve diğer zevkleri düzenler.2

Limbik sistem, Isaacson (1982)'un "Kendi kendinin bilincine varma, özellikle de bedenin içsel durumunun farkında olmaya ve hissettiklerimize karşı doğanın tecrübesel ilk adımı" olarak adlandırdığı anlamda, "insani" sistemlerin ilkidir. Bazı düşüncelere göre özgeci (alturistic) davranışların başlangıç merkezi limbik sistemdedir. Çünkü limbik sistem içsel ve dışsal yaşantımızdan elde edilen mesajları birleştirme yeteneğine sahip olup R-Kompleksi ve onun ritüelleşmiş davranışları sergileme tercihini, alışılmış karşılık verme biçimini engelleme görevini yerine getirir.3 Bir anlamda R-Kompleks davranışlar limbik sistemle dengelenir. Bu model bağlamında insan yükümlülüğü limbik sistemle ortaya çıkmaya başlar ve süreç neokorteksle tamamlanır.       

Neokorteks

Neomammalian (yeni memeli) beyin olarak da adlandırılan ve insan beyninin 5/6'sını kapsayan neokorteks, iki yarımküreye ve dört loba ayrılır. Loblar; alın (frontal), çeper (parietal), art kafa (occipital) ve şakak lobu (temporal) olarak adlandırılır.4 Neokorteks, beynin insanı diğer canlılardan ayıran, onu yaratılmışların en üstünü yapan kısmıdır. Düşüncenin merkezidir. Duyular aracılığı ile algıladıklarımızı bir araya getirip “anlam” ürettiğimiz merkezdir.5

 “Üçlü Beyin Modeli” çerçevesinde bakıldığında, insan davranışlarının birbirleriyle ilişkili bir biçimde çalışan üç parçalı beyin tarafından üretildiği gözlenmektedir. Bu davranışlardan sürüngenlerinkiyle benzerlik gösterenler “R-Kompleks”in, diğer memelilerinkiyle benzerlik gösterenler “limbik sistem”in ve insani davranışlarımız ise “neokorteks”in ürünleri olarak ortaya çıkmaktadır. Bu farklı davranışları gündelik yaşamının hemen her anında gözlemek mümkündür. Kendi yakın çevremizde “numara çeken”, “duygusal davranan” ve “çok düşünceli” insanlar bulunmuyor mu? Kendisine aslanı, kartalı, tilkiyi, kurdu, kobrayı model alan insanların elbette bir mantıksal açıklamaları bulunmaktadır. Ancak, insanoğlunun mevcut imkânlarıyla karşılaştırıldığında kendisinden daha güçsüz, daha korkak, daha az zeki vb özelliklere sahip bir varlığı abartılı bir biçimde baş tacı yapmasının da mantıklı bir açıklaması bulunmalıdır.       

Sonuç

Günlük hayatın hemen her anında ortaya çıkan insan davranışlarını “Üçlü Beyin Modeli” ile açıklamak mümkündür. Örneğin, Güney Kıbrıs’ın AB’ne üye edilmesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin üye edilmemesi, Türkiye’nin üyelik koşullarının ağırlaştırılması farklılığa karşı bir R-Kompleks merkezli tepki olarak açıklanabilir. İngiltere’de, kadınları köle gibi kullanan bir tarikatın davranış kalıpları, Türkiye’de zaman zaman basına konu olan kapalı cemaatlerin davranış kalıpları da R-Kompleks kavramıyla açıklanabilir.

 “Üçlü Beyin Modeli”ne göre; insanoğlu beynin R-Kompleks kısmını geliştirici etkinliklerde bulunursa sürüngen davranışları, limbik sistemi güçlendirici faaliyetlerde bulunursa memeli hayvan davranışları ve son olarak neokorteksi geliştirici faaliyetlerde bulunursa insani davranışları ön plana çıkarmaktadır. İnsanın nihai hedefinin kendini gerçekleştirme (kâmil insan olma) olduğu düşünülürse insan faaliyetlerinin neokorteksi kalınlaştırıcı doğrultuda seçilmesi gerekmektedir. Dağın taşın kabul etmediği “emanet” ancak neokorteksi gelişmiş insanlar tarafından taşınabilir.

 

KAYNAKÇA

1. CAINE, R.N–G.(2002), Beyin Temelli Öğrenme,s.58-60, (Çev. Editörü: ÜLGEN, Gülten), Nobel Yay., Ankara

2. ATKINSON, R. ve diğ.(1995), Ernest R., Psikolojiye Giriş I,s.53, (Çev.: ATALAY,K. M., YAVUZ, A.), Sosyal Yay, İstanbul;  ÖZDEN, Y. (1999). Öğrenme ve Öğretme, s.44,  Pegem A Yay., Ankara

3. CAINE, R.N–G.(2002), a.g.e.s.61.

4. ARKONAÇ, S.A.(1998). Psikoloji Zihin Süreçleri Bilimi, s.41, Alfa Basım Yayım, İstanbul.

5. SÖNMEZ, V. (1998), Gelecekteki Olası Eğitim Sistemleri ve Bazı Araştırmalar,s.45, Anı Yay., Ankara


Türk Yurdu Nisan 2007
Türk Yurdu Nisan 2007
Nisan 2007 - Yıl 96 - Sayı 236

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele