GALİP AĞABEY’İN ARDINDAN

Nisan 2007 - Yıl 96 - Sayı 236

         

                        Galip Ağabeyin irtihalinden bu yana hayli zaman geçti. Ama gerçekten öldü mü? Hayır.  O “Onlara öldü demeyin, zira onlar ölü değildir” hikmetinin tam bir nümunesidir. Geçen zaman içinde, her olay ve her meselede onun düşüncesi, metodu, ölçüsü, dikkati daima dikkat nazarımıza gelmiştir.

        Sağlığında ne öğrettiği, neyi söylediğini pek farketmemiş gibiydik. Ama yokluğunda anladık ki, görünüşte şekillendirmek hususunda hiç bir özel gayret göstermediği, hiçbir metod uygulamadığı halde her şeyimizi ne de çok etkilemiş. Gerçekten bir nükte gibi ifade edilen şeyhliğinin tarifine tam uygun davranmış. Bilindiği gibi o tarikatın adı “Şeyhi ıslah tarikatı” veya “Serbestî” tarikatıdır. İşte biz şeyhi ıslah edelim, şeyhin tanıdığı serbestliği sonuna kadar kullanalım derken fakına varmadan şeyhin bütün anlayışını, tavrını, metodunu tamamen ve kâmilen benimsemişiz. Hatta benimsemek kelimesi,  halimizin tam ifade etme kudretinde değildir. Doğrusu onların –bilginin, metodun, düsünce sisteminin- tamamını şahsileştirmisiz. Şahsileştirme bize hürriyetimizden vazgeçmediğimiz, taklitçi olmadığımız intibaını vermiştir. Böylece her birimiz tam ve farklı şahsiyet olduğumuzu zannederek, bu halimizle iftihar etmisizdir. Ama bugün görüyorum ki Galip Ağabeyden feyz alanlar, gerçekten farklılıkları hissedilecek derecede belirgin şahsiyetlerdir. Ama bu farklılık aynı kaynağın etkisinde kalmadığımızdan değil,  feyiz kaynağından idrak, dikkat ve taleplerimiz ölçüsünde istifade ettiğimizdendir. Ama bir sene birbirimizle görüşmesek bile birçok meseleyi aynı şekilde değerlendirdiğimiz gözönüne alınırsa, aslında Şeyhin gerçekten eğitimini tam ve kâmil bir şekilde icra ettiğinin alametidir.

                                                                                       xxx

                        Ben şahsen hiçbir zaman onun koyduğu sınırların dışına çıkamadım. Her fikrimi düşüncemi o sınırlar içinde mi ifade ettim? Her hareketimi tanzim ederken o sınırlar ve ölçüler içinde mi kaldım? Bu sorulara gönül rahatlığı ile evet demeyi çok isterdim. Ama şunu iddia edebilirim ki o dikkat ve itina içinde oldum.

                   Söz lerinden biri şuydu: Mesele şurada bulunarak Turancı, islamcı olmak değildir. Mesele, Türkiye dışındaki Türkleri tanıdığımız halde Turancı olmak, islam âleminin gördükçe, Müslümanları tanıdıkça, İslamcı olmaktır.

        Bu ne demektir. Biraz karışık gibi gelir. Hele o dönemde anlaşılması daha da zordu. Ama 1990’larda Türk Dünyası ile tanıştık. Onların zaman geçince bize bakışını gördük. Müşterek imla, müşterek alfabe, müşterek tarih gibi konularda karşılaşılan engeller. Türk Dünyası Devlet Başkanları toplantısı gibi basit müşterekliklerin sağlanmaması, bir araya gelindiğinde Rusça konuşulması gibi hususların, Turancılığın gerçekleşeceğine dair inancı da ne ölçüde zedeleyeceği açıktır.

        Aynı şekilde İslam dünyasının halini görmek, müslümanların birinin başına gelene diğerinin üzülmesi bir yana, felakete sebebe olan gayri müslim efendilere yaranma gayretini müşahede ettikçe, gerçekten islâm birliğini hayal etmek, arzu etmek ne kadar zordur.

        Ben bunu yanına, Türklere bakarak Türkçü, müslümanlara bakarak İslamcı olunması güçlüğünün yanına “milliyetçilere bakarak milliyetçi olanın güçlüğünü” eklemekk istiyorum. Zira bu günün milliyetçilerinin gerek meselelere başkıştaki sığlığı ve gerekse birbirleri ile münasebetteki eksikliği, hatta hizmet yarışı yerine haset ve kıskançlık duygusunun hâkim olması, gerçekten milliyetçi camiaya dâhil olduğunun ifadesini, üstelik de milliyetçiliğin yükseldiğinin iddia edildiği bir dönemde hayli zorlamaktadır.

                    Ümit ve temenni ediyorum ki yakın gelecekte hem Galip Ağabey, hem de ben yanılayım. Turanın da İslam birliğinin de gerçekleşeceği ümidini bize bizzat Türkler ve Müslümanlar versin. Cemiyetteki örnek şahsiyetleriyle herkes göğsünü gererek milliyetçi olduğunu iftiharla söylesin.

         


Türk Yurdu Nisan 2007
Türk Yurdu Nisan 2007
Nisan 2007 - Yıl 96 - Sayı 236

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele