KIRZIOĞLU M. FAHRETTİN

Mart 2007 - Yıl 96 - Sayı 235

 

Ünlü Türk tarihçisi Kırzıoğlu M. Fahrettin Bey, iki yıl daha yaşasaydı şimdi doksan yaşında olacaktı. Çok çalışkan ve verimli bir bilim adamı idi. Genç yaşından başlayarak görevli bulunduğu her yerde ve o yerin çevresinde tarih ve halk bilimi araştırmaları yapar, onlarla ilgili belgeler toplardı. Bununla da kalmaz, o belgeleri yazdığı kitap ve yazılarda değerlendirirdi. Bu değerlendirmelerindeki hareket noktası Türk milliyetçiliği olurdu. Çalışmaları ve eserleri ile Türk bilimi alanının doruk bilginlerinden biri oldu.

                                                       ***

Mehmet Fahrettin, 10 Mart 1917 Cumartesi günü, Hâfıza Hesna hanım ile Mehmet Derviş efendinin ilk çocuğu olarak Kars’ta doğdu. Kars’ın yerli ve köklü bir ailesi olan “Kırzıoğlular’dandı. Soyadı Kanunu çıktında aileye ‘Çelik’ soyadı verildiyse de bu ad 1943’de ‘Kırzıoğlu’na dönüştürüldü. 15 Mart 1949’da Kars Lisesi Coğrafya Öğretmeni Nebahat Göksel ile evlendi. Bu evlilikten Mehmet Ilgar (1950), Kâzım Dedekorkut (1951) ve Seyfettin Kürşat (1956) adlı üç oğlu oldu. Evdeşinin 05.03.1986 günü uçmağa varışından sonra yaptığı ikinci evlilik kısa sürdü.  

Çocukluğunda bir aile yakınından millî ve dinî dersler alan M. Fahrettin öğrenim hayatına 1923 yılında Kars Numune Mektebinde başladı ve 1928 yılında İsmetpaşa İlkokulunu, 1931’de Kars Ortaokulunu, paralı yatılı olarak okuduğu Erzurum Lisesini 1934 Haziranında bitirdi. 1935 yılında başlayıp FKB dönemini tamamladığı İ.Ü. Tıp Fakültesini, ailesinin malî sıkıntıya düşmesi üzerine bırakmak zorunda kaldı. Bir memurluk ve askerlik döneminden sonra, yüksek öğrenimine 1941 yılında, İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde yeniden başladı ve orayı, araya giren 2. askerlik dönemi yüzünden, 1946’da bitirdi. Ankara’da görevli iken A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde başladığı doktora öğrenimini ise, “Osmanlıların Kafkas Ellerini Fethi” konulu tezinin kabulü ile 11 Mayıs 1967’de tamamladı.

İş hayatına, liseyi bitirdiği 1934’de Maliye Tahsil Müfettişi olarak Arpaçay’da başlayan Fahrettin Kırzıoğlu, o görevde bir yıl çalıştı. Tıp Fakültesinden ayrılışından sonra, 1936-37’de, Posof’ta Hususî Muhasebe Tahsil Müfettişi olarak on ay hizmet etti. Mayıs 1937’de askere alındı. Bu vatan görevi, 12 ayı Yedek Subay Okulunda, 6 ayı kıtada olmak üzere, 1,5 yıl sürdü. 1938-41’de, Kars Lisesi’nde yardımcı Türkçe öğretmenliği yaptı. 1941’de yeniden başladığı yüksek öğrenimi sürerken, 1943 yılında ikinci kez silâhaltına alınarak Sarıkamış’taki Topçu Alayına katıldı ve 17 ay daha askerlik hizmeti yaptı. Ordudan yedek topçu teğmeni olarak ayrıldı.

Yüksek öğrenimini bitirdikten sonra, 1948 yılında Kars Lisesi, 1951’de de Diyarbakır Lisesi, 1957’de Adapazarı Lisesi ve Ârifiye İlköğretmen Okulu Tarih Öğretmenliğine atandı. 1961 yılında MEB Öğretmeni İşbaşında Yetiştirme Bürosu’nda şube müdürü olarak Ankara’ya geldi. O arada DPT’de ve Devlet Bakanlığında Tarih Araştırmaları Uzmanı olarak da çalıştı. 1964’de MEB Arşiv Dairesi Müdür Yardımlığına atandı; aynı zamanda Türk Ansiklopedisi’nde uzman olarak hizmet etti.

Doktorasını yaptıktan sonra, 01 Kasım 1967 günü, Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde öğretim görevlisi olarak atandı. 1972-73’te bir süre Fransa’da kaldı. 18 Kasım 1975’te, “Kür ve Çoruk Boylarında Kıpçaklar ve Atabekli Beyliği” adlı çalışmasıyla Ortaçağ Tarihi Doçentliğine yükseldi. Bu görevde iken, uzun yıllar Tarih Bölümünün Başkanlığını yaptı. 1980-81’de altı ay süre ile Kıbrıs’taki Özel Türk Üniversitesinde dersler verdi. 1982 yılında, “Anı Şehri Tarihi” konulu takdim tezi ile profesör oldu ve Ankara’ya geçti. İki yıl Dışişleri Bakanlığı Arşiv Uzmanı olarak çalıştıktan sonra Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Öğretmenliği Bölümü öğretim üyeliğine atandı. Oradan 16 Ocak 1985 günü emekli oldu. Fakat öğretim hizmetini aynı yerde, 01.01-31.12.1986 arasında sözleşmeli ve Ekim 1987 ile 31.05.1990 arasında da saat ücretli olarak sürdürdü.     

Bundan sonraki çalışmalarını evinde ve tarihle ilgili kurumlarda araştırma yaparak sürdüren Fahrettin Kırzıoğu hayatının sonuna doğru hastalandı. Yapılan tedavinin olumsuz sonuçlanması üzerine 10 Şubat 2005 Perşembe günü uçmağa vardı ve 11 Şubat 2005’te Gülveren Asrî Mezarlığında yurt toprağına karıştırıldı.

***

Ben, rahmetli Kırzıoğlu’yla 1961’de Ankara’ya gelişinden sonra tanıştım. Kendisi DTCF’de doktora öğrenimine başladıktan sonra da ilişkilerimiz gelişti. Bölüm Başkanımız da DTCF’nin Ortaçağ Bölümünü bitirmiş olduğu için, Fakülteye geldiği zamanlarda sıklıkla bizim (Kütüphanecilik)  bölümümüze de uğrardı. Ülküdeşlikten kaynaklanan yakınlıkla, Prof. Dr. Osman Ersoy ile yaptıkları sohbetlere sıklıkla ben de katılırdım. 

Yakınlaşmamızı sağlayan başka bir sebep daha vardı: Evdeşinin kardeşi, E. Alb. Burhan Göksel’in kızı (Sema Göksel) çok sevdiğimiz, çalışkan bir öğrencimizdi. Fakat onu çocukluğunda yakalandığı kalp romatizmasının nüksetmesinden dolayı, mezun olduğu yıl, 17 Ocak 1966’da, sonsuzluğa uğurlamıştık. Bu acı olay Göksel ailesi ile Bölümümüzün öğretim elemanlarını birbirine yaklaştırdı. Burhan Göksel Bey, Sema’nın anısını yaşatmak için, DTCF Kütüphanecilik Bölümünün bir öğrencisine aylık burs ve bir mezuna da yıllık ödül vermeyi kararlaştırdı. Bunu yasal duruma getirmek için de Sema Göksel Vakfı’nı kurdu. Bu küçük kuruluşun yöneticiliğini ben üstlendim ve Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesine geçtiğim 1987 yılına kadar da yürüttüm. Bu vakfa Sema’nın teyzesi ve Kırzıoğlu’nun evdeşi Nebahat Hanım yardımda bulunur, “enişte bey” de, tabiî olarak, ilgilenirdi. Fahrettin ağabeyle yakınlığımı pekiştiren etkenlerden biri de bu idi.

Kırzıoğlu’nun, yanından hiç ayırmadığı, daima şişkin durumda olan bir çantası vardı. İçi araştırmaları sırasında tuttuğu notları yazdığı defterler ve öteki belgeler, yeni yayınlanan kitapları ve yazılarının ayrı baskıları ile dolu olurdu. Fakültede, toplantılarda, hatta sokakta karşılaştığımız çok zaman, çantasını açar, oradan bir kitap veya ayrı baskı çıkarır, “Bunları okuyacağına inandığım dostlarıma veriyorum” diyerek bana imzalardı.

Fahrettin Bey, orta boylu, kara yağız bir kişiydi. Yuvarlak yüzünü kalın camlı bir gözlük kapatırdı. Yüzü her zaman güleç olurdu. Kars bölgesinin ağzı ile konuşurdu. Sakin görünüşlü idi. Olayları serinkanlılıkla karşılar, onları tarihî olayların ışığında yorumlar, değerlendirirdi. Bir araya geldiğimizde, kısa bir selâm-kelâmdan sonra hemen o sıralardaki araştırma ve yayın çalışmalarını anlatırdı. Tabiî ki bize de neler yaptığımızı sormayı ihmal etmezdi.

Kendine özgü bir yazım (imlâ) anlayışı vardı. Eserlerinde ve yazılarında tarihî yer, olay ve nesnelerin adlarını yaygınlıkla bilindikleri biçimde değil, aslî söylenişleri veya tarihî biçimleri ile yazmağa özen gösterirdi. Ayrıca, önem verdiği adları ve anlatımları, ilgi çekmeleri için, yazının bütün imkânlarını kullanıp belirginleştirerek verirdi. Bu yüzden, yazılarında kimi ad ve ibarelerin büyük, kimisinin koyu veya italik harflerle yazıldığı sıkça görülürdü. Tırnak, çizgiler, yuvarlak veya köşeli parantezler gibi noktalama işaretleri de hiç ihmal etmediği yazı unsurları idi. Bilgisayarın bulunmadığı dönemde o metinleri yazmak, elle veya dizgi makinesinde dizmek, hatta -yazım tarzına aşina bulunmayanlar için-okumak, oldukça çetin bir işti. Fakat o, doğru bildiği bu uğraşıdan şaşmazdı.

İngilizce, Fransızca ve Farsça bilir. Eski Türk yazısının Divanî ve Siyakat türlerini bile rahatça okurdu.

***

Kırzıoğlu çok çalışkan bir araştırmacı, çok verimli bir yazardı. İlk memurluğundan başlayarak görevlendiği her yerde ve o yerin çevresindeki tarihî eserleri, oralardaki halk bilimi belgelerini toplamaya ve onları yazılaştırarak değerlendirmeye büyük özen gösterirdi. Böylece; Kars başta olmak üzere, Ağrı, Artvin, Posof, Arpaçay, Sarıkamış, Erzurum, Rize, Trabzon, Bayburt, Gümüşhane, Van, Bitlis, Siirt, Bingöl, Diyarbakır, Elazığ, Malatya, Adıyaman, Kıbrıs, Adapazarı ve çevrelerinin tarihî ve kültürel verilerini derleyip işleyerek ve değerlendirerek bilim âleminin ve toplumun bilgisine sunmak, ona nasip olmuştu.

 Kitaplarında ve yazılarında o adını, daima, Kırzıoğlu M. Fahrettin biçiminde yazardı. Yazdıklarını yerel, hatta bazen kendi çıkardığı İç Oğuz, Kara Amid, Dicle gibi yayın organlarında da yayınlardı. 

İlk yazıları, yöneticiliğini de yaptığı Kars Halkevi’nin Doğuş dergisinde, 1939’da yayınlandı. Üniversite öğrencisi olduğu yıllarda Ülkü, Çınaraltı, Bozkurt, Türk Yurdu, Tanrıdağ, Türk Amacı, Halkbilgisi Haberleri, Tarihten Sesler gibi birçok dergi ve günlük gazetede yazıları çıktı. Üniversiteyi bitirince yazılarını yayınlayan dergilerin sayısı da arttı. Üniversitelerin, Türk Tarih Kurumunun, Atatürk Araştırma Merkezinin bilimsel yayınlarında, tabiî olarak, onunkiler de yer aldı. Ayrıca Türk Ansiklopedisi’ne de birçok maddeler yazdı.

Kimisinin birden çok basımı yapılmış olan birçok da kitabı ve kitapçığı vardır. Bu kitapların bir özelliği, adlarının altında yer alan alt başlıkların, “Tarih-din-antropoloji-etnografya-etnoloji-folklor-millî destanlar ve gelenekler bakımından incelemeler” gibi eserin içeriğini yansıtacak uzunlukta olmasıdır. Kitaplarında, genellikle, incelediği iller ile çevrelerinin tarihi ve halk bilgisi ile Kürtlerin Türklüğü konularına ağırlık verilmiştir.

Kitaplarının başlıcaları şunlardır. Kars (1943), Kars Yaylası (1946), Kars’ın Kurtuluşu Hâtırası (1950),  Dede Korkut Oğuz nameleri, (1952, 2000), Kars Tarihi (1953), 100. Yıldönümü Dolayısıyla 1855 Kars Zaferi (1955), Kara-Amid/Diyarbekir Tarihçesi ve Âbidelerinin Küçük Kılavuzu (1956), Yazılı Vesikalara Göre Ziya Gökalp Müzesi ve Ziya Gökalp (1956), Edebiyatımızda Kars, (1958), Kars’ın Son Kurtuluşu’nun 40. Yıldönümü Dolayısıyla: Millî Mücadelede Kars (1960),  Kürt’lerin Kökü (1963), Her Bakımdan Türk Olan Kürtler (1964), Kürtlerin Türklüğü  (1968, 1995), Kars İli ve Çevresinde Ermeni Mezalimi: 1918-1920 (1970, 1999), Karapapaklar (1972), Osmanlıların Kafkas-Ellerini Fethi: 1451-1590 (1976, 1998), Türk İnkılâp Tarihi Ders Notları (1977), Kars-Arpaçayı Boyları Eski Merkezi: Anı Şehri Tarihi: 1018-1236 (1982), Kâzım Karabekir (1982, 1991), Dağıstan-Aras-Dicle-Altay ve Türkistan Türk Boylarından Kürtler (1984), Kıpçaklar: Yukarı-Kür ve Çoruk Boyları’nda (1993), Karahanoğlu Aile Tarihçesi ve Karahanoğlu M. Muhtar’ın Şiirleri-Kitaplığı (Karahanoğlu Müştak Hatifî ile, 1986), Bütünüyle Erzurum Kongresi (1993). Gence-Karabağ/Aran ve Şirvan’dan Oluşan Kuzey-Azerbaycan’da İslâm Fethi Öncesi Türklüğü Tanıtan “Ablanlar” Tarihi Üzerine: M.Ö. IV.-M.S. X. Yüzyıllar (1994),    Tarihçe-i (Gazavat-i) Dağıstan (2000),

Bu kitapları yanında, başta Türk Tarih Kongreleri olmak üzere birçok bilim kongrelerinde sunulmuş ve çoğunun ayrı baskıları yapılmış bildirileri bulunmaktadır. Ayrıca Ziya Gökalp’in Malta Konferansları (1997) adlı kitabını da yayıma hazırlamıştır.

***

Kırzıoğlu M. Fahrettin Beyin toplumsal yanı da güçlü idi. Birçok dernek veya bilim kurumunda kurucu, üye ve/ya yönetici olarak hizmet etti. Diyarbakır ve Kars Turizm ve Tanıtma dernekleri, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu, İstanbul-Kars Lisesinden Yetişenler Derneği, Malazgirt Fetih Abidesini Yaptırma Derneği,  Muallimler Birliği, Selçuklu Tarihi ve Medeniyeti Enstitüsü, Selçuklu Fethini Kutlama Komitesi, Türk Dil Kurumu, Türk Folklorunu Araştırma Derneği, Türk Milliyetçiler Derneği, Türk Ocakları bunlar arasındaydı.

Lise ve üniversitelerdeki dersleri, kitap, bildiri ve yazıları, yurdun birçok yerinde verdiği konferansları ile gençlerimizde ve toplumumuzda tarih ve milliyetçilik bilincini canlı tutan rahmetli Kırzıoğlu, nur içinde yatsın! 

 


Türk Yurdu Mart 2007
Türk Yurdu Mart 2007
Mart 2007 - Yıl 96 - Sayı 235

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele