Küresel Savaşın Odağında mıyız?

Ekim 2014 - Yıl 103 - Sayı 326

        Dünyada Türklerin yaşadıkları coğrafyalarda sıcak gelişmeler artarak sürüyor. Suriye iç savaşının etkisi altında ızdırap çeken Türkmenlerin derdine yanarken kötü haber Kırım’dan gelmişti. Kırım’daki olumsuz gelişmelerin sarsıcı etkisi devam ederken başımıza IŞİD belası çıktı ve Irak’taki Türkmen kentleri ve köyleri saldırıya uğradı. Irak ve Suriye Türklerinin büyük kısmı bin yıllık yurtlarından çıkmak zorunda kaldı. Sıcak yaz günlerinde aç susuz kendilerini dağlara, çöllere atmak zorunda kaldılar. Aynı zaman diliminde ata yurttan, Doğu Türkistan’dan kötü haberler geldi. Uygur kardeşlerimiz üzerindeki Çin zulmü şiddetlendi ve çok sayıda kayıplar verdik. Bahsi geçen bölgelerde küresel güç mücadelesi sürdüren ülkelerin manevraları dikkatlerden kaçmıyor. Küresel oyunda ben de varım diyen ve küresel güç olduğunu ispat etmeye çalışan her devletin bu gelişmelerde rol kapma derdinde olduğu ortada. Biz Türkler ise bu gelişmeler içinde maalesef edilgen durumdayız. Rüzgârın gücüne ve yönüne göre savruluyoruz.

         

        Etrafımızda meydana gelen olaylar ve gelişmeler karşısında bireysel ve toplumsal tavrımız çok önemli. Dünya görüşünüzün merkezine neyi aldığınıza bağlı olarak tavır belirlersiniz. Biz Türk milliyetçileri dünya görüşümüzün merkezine “millet” sosyal gerçeğini alıyoruz. Onun için dünya üzerindeki farklı boylardan da olsa bütün Türkler bizim ilgi ve sorumluluk alanımızı oluşturuyor. Uygur Türkleri, Tatar Türkleri, Kırgız Türkleri, Kazak Türkleri vb. bizim için Türk milleti olgusu içinde yer alıyor. Bunu sadece biz Türk milliyetçileri yapmıyoruz, dünyanın önde gelen merkezleri de gelişen olayları böyle değerlendiriyor. Kırım’daki ve Doğu Türkistan’daki gelişmeleri yabancı basından ve düşünce kuruluşlarının analizlerinden takip edenler bunun zaten farkındalar. Farkında olmayanlar Türkiye’de milliyetçiliği reddederek ortadan kaldırabileceğini zanneden kozmopolit aydınlar ve yetkililer. Tıpkı deve kuşları gibi kafalarını kuma gömüp saklandıklarını sanıyorlar. Bu tavır ise dünya gerçeklerini doğru okuyamadıklarından kaynaklanıyor ve alınan kararlarda hata üstüne hata yapılıyor. O hâlde Türkiye ve Türklük adına atılacak adımlarda ve alınacak tavırlarda Türk milliyetçiliği esas olmalı.

         

        Türk Yurdu yüz üç yıldır Türk milliyetçiliği dünya görüşünün öncüsü ve fikir sözcüsüdür. Çağdaş dünyanın millet gerçeği üzerine şekillendiğini gören Türkçü aydınlar Türk Yurdu çevresinde fikirlerini tartıştılar ve millete ulaştırmaya çalıştılar. Fikirler ancak kültürel birikimler, bilimsel bilgiler ve zihnî tefekkür ile güçlenir ve savunulabilir. Gündelik tavırlar ve duygusal tepkiler saman alevi gibi geçicidir. Asıl olan büyük emek ve tefekkür mahsulü olan fikirlerdir. Türk Yurdu bu fikir mücadelesinde millet gerçeğinden ilham alarak yer alır.Dünyadaki gelişmeleri Türklük merkezinden okumaya ve yorumlamaya çalışan yazarların, bilim ve fikir adamlarının sözcüsü durumundadır. Her sayımızda düşünce ve kültür dergiciliğinin gereği olan yazıları sizlere ulaştırmaya çaba sarf ediyoruz. Sayfalarımızda, büyük emeklerle yetişmiş milliyetçi aydınların fikir derinliği olan değerlendirmelerine ve bilimsel araştırmalarına yer veriyoruz. Her yazıyı dergimizde yayımlayamıyoruz. Bunun sebebi Türk Yurdu bize yüz yıllık bir emanet ve bu emanete layık olacak özende ve kalitede çıkabilme gayreti. Özellikle genç kardeşlerimizin bunu kendilerine hedef seçmelerini isteriz.

         

        Daha doyurucu ve kaliteli yeni sayılarımızda buluşmak için, dergimiz hakkındaki görüşlerinizi bize iletmeniz dileği ile sağlıcakla kalın… 


Türk Yurdu Ekim 2014
Türk Yurdu Ekim 2014
Ekim 2014 - Yıl 103 - Sayı 326

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele