SOVYETLER DAĞILDIKTAN ON BEŞ YIL SONRA TÜRK CUMHURİYETLERİ

Şubat 2007 - Yıl 96 - Sayı 234

         

  1. Bağımsızlığa Doğru

1991’in sonunda Sovyetler Birliği dağıldı. Bu aslında önceden başlayan bir sürecin sonucuydu. Varşova Paktı üyesi Polonya, Doğu Almanya, Çekoslovakya, Macaristan, Yugoslavya, Romanya, Arnavutluk ve Bulgaristan’da ve hemen ardından Sovyetler Birliğini oluşturan 15 cumhuriyette bağımsızlık yanlısı ve komünist rejime karşı hareketler 1985’lerden itibaren başlamıştı. Polonya’da başını bir sendika lideri olan Leh Valessa’nın çektiği Dayanışma Hareketi, ülkenin önemli merkezlerinde grevler yapıyor, rejim muhalifi toplantılara büyük kalabalıkları çekiyor, bütün bunlara karşı Moskova, daha önceleri 1957’de Macaristan’da ve 1968’de Çekoslovakya’da yaptığı gibi yapamıyor, etkin ve sert müdahalelerde bulunamıyordu.

1988’den itibaren önce Polonya, sonra diğer Doğu Avrupa ülkelerinde rejim birer birer yıkıldı. 1989’da Berlin duvarı tarihe karışmış, iki Almanya birleşmişti. Akılda kalan olaylardan birisi Romanya’da Çavuşesku’nun, diğeri Bulgaristan’da soydaşlarımıza zulmüyle tanınan Jivkov’un gidişiydi.

Olaylar kısa zamanda Sovyetler Birliğini de etkilemeye başladı. Esasen öteden beri Batının desteğini alan Baltık Cumhuriyetlerinde de Doğu Avrupa’dakine benzer olaylar yaşanıyordu. Gorbaçev yönetimi, aslında olanları önceden görmüş ve daha 1985’lerden itibaren Glasnost (şeffaflık) ve Perestroyka (Yeniden yapılanma) politikalarıyla Sovyetlerin ve Varşova Paktının kaçınılmaz olduğu anlaşılan dağılışını en az zararla gerçekleştirmeye çalışıyordu.

Nitekim Sovyet Cumhuriyetleri de 1990 yılında peş peşe egemenlik ilan etmeye başladılar. 1991 yılında önce Baltık Cumhuriyetleri (Estonya, Letonya ve Litvanya) bağımsızlıklarını ilan ettiler. Gürcistan, Ukrayna, Beyaz Rusya, Moldavya sıradaydı. 15 Ağustos’ta Moskova’da Gorbaçov’u hastalık bahanesiyle görevden uzaklaştırmaya yönelik bir darbe teşebbüsü olduysa da bazı ordu mensuplarının ve o zaman Moskova Belediye başkanı olan Boris Yeltsin’in muhalefeti darbeyi önledi.

Bu arada sadece Doğu Avrupa ve Baltık ülkelerinde değil, Türk Cumhuriyetlerinde de hareketler vardı. Meselâ, 1986 yılının 16 Aralık günü Kazakistan’ın o zamanki başkenti Almatı’da öğrenciler ve aydınlar Dinmuhammed Kunayev’in yerine Moskova’dan bir Rus olan Kolbin’in gönderilmesini protesto ederek sokağa dökülmüşler, güvenlik güçleri de gösterileri sert bir şekilde bastırmıştı. Olaylar esnasında kaç gencin hayatını yitirdiği bugün dahi net olarak bilinmiyor. Kazakistan bağımsızlığını 25 Ekim 1991’de ilan etti ama daha sonra Kazakistan Parlamentosu tarafından bu 16 Aralık günü, Kazakistan’ın bağımsızlık günü olarak kabul edildi.

Öte yandan yine Kazakistan’da Semipalatinski vilayetinde yapılan yeraltı nükleer denemeler dolayısıyla Olcas Süleyman etrafında toplanan aydınlar “Nevada Semey Anti- nükleer Halk Hareketi” adı altında bir dayanışma grubu oluşturmuşlardı. Özbekistan’da da, özellikle pamuk mono kültüründen ve Aral Gölünde suyun azalmasından kaynaklanan ekolojik faciaya karşı bilinçli bir aydın hareketi oluşuyor, bütün bunların müsebbibi olarak görülen rejime karşı muhalefet her geçen gün büyüyordu.

Nihayet 1990’ın hemen başında Bakû’da, Ermenilerin Karabağ’daki haksız tasarruflarına karşı halk miting düzenledi. On binlerce insanın toplandığı azatlık meydanında 19 Ocağı 20 Ocağa bağlayan gece tankların altında kalan yüzlerce insan hayatını kaybetti. Yani, bağımsızlık kendiliğinden gelmedi. Sovyetler Birliğindeki kardeşlerimiz aslında Rus işgalinden beri, yani yüz yıldan fazla zamandır süren istiklâl mücadelelerinin sonunda bağımsızlığı elde ettiler.

1991 yılında Kırgızistan (31 Ağustos), Özbekistan (1 Eylül), Tacikistan (9 Eylül), Azerbaycan (30 Eylül), Kazakistan (25 Ekim) ve Türkmenistan (29 Ekim) bağımsızlıklarını ilân ettiler. Sovyetler Birliğini oluşturan 15 cumhuriyet içinde bu altısı, halkının çoğunluğu Müslüman olan ülkelerdir ve Tacikistan hariç hepsinin ana dili Türk dilinin bir lehçesidir..

Sovyetler fiilen sona ermişti. Hukuki tasfiye de 1 Ocak 1992’den geçerli olmak üzere, Gorbaçov tarafından imzalanan SSCB.’nin ortadan kalktığını duyuran 26 Aralık 1991 tarihli kararnameyle oldu. BDT daha önce kurulmuştu. Artık tarihin bir sayfası kapanmış ve yeni bir sayfa açılmıştı.

 

  1. Yönetim Değişiklikleri

 

            Sovyet döneminden kalmayan tek başkana sahip olan ve demokrasi ve insan hakları konusunda diğer Türk cumhuriyetleriyle kıyaslandığında önemli bir mesafe alan Kırgız Cumhuriyetinde 24 Mart 2005 tarihinde gerçekleşen devrimle Askar Akayev ülkeyi terk etti ve aynı yılın haziran ayında yapılan seçimle Kurmanbek Bakiyev devlet başkanı oldu. Ancak devrim hareketinde onunla birlikte olan baz isimler, Bakiyev’in “Devrimin ruhuna ve amacına aykırı davrandığı” gerekçesiyle tekrar muhalefete dönmeyi tercih ettiler. Bugünlerde huzursuzluk artmış durumdadır. Ancak bu tepkilerin ülkenin güvenlik ve istikrarına zarar vermeyecek ölçüde tutulması Kırgızistan açısından en doğru yol olarak değerlendirilmektedir.1

            Özbekistan, 2005 Mayısında bölgede Şanghay Örgütüne alternatif olarak kurulmuş bulunan Amerikan yanlısı GUAM’dan ayrıldığını ilân etti ve hemen ardından Andican olayları yaşandı. Olaylar eski Sovyet dönemindekilere benzer sert tedbirlerle bastırıldı. İnsan hakları ihlâlleri konusunda araştırma yapmak üzere bir BM komisyonu kurulması halen BM gündemindedir.

            Türkmenistan’da Türkmenbaşı 21 Aralık 2006 günü vefat etti. Halk Maslahatında Başbakan Yardımcısı Gurbangulu Melik Gülyeviç Berdimuhammedov'un seçimlere kadar Cumhurbaşkanlığı'na vekalet etmesi kararlaştırıldı ve vekilin aday olamayacağı anayasa hükmü değiştirilerek 11 Şubat 2007 de yapılması karalaştırılan seçimlerde Berdimuhammedov’un aday olması sağlandı. Halk Maslahatının ilan ettiği altı aday arasında en güçlü ismin Berdimuhammed olduğu söylenmektedir. Daimi tarafsızlık statüsü BM tarafından da kabul edilen Türkmenistan’ın bu statüyü koruması beklenmektedir.

            Azerbaycan’da 1992’de Elçibey cumhurbaşkanı seçildi ve bir yıldan daha kısa bir süre sonra gerçekleştirilen bir darbeyle Haydar Aliyev iktidara geldi. Onun ölümünden sonra 15 Ekim 2003’te yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini oğlu İlham Aliyev kazandı.

            Tam ve kâmil bir demokratik  rejimden bahsedilemese bile Kazakistan’da nispi bir siyasi istikrardan bahsedilebilir. Afganistan’daki Amerikan operasyonundan sonra, Tacikistan’da Afganistan’dan beslenen kökten dinci hareketlerin önü alınmış görünüyor.

 

  1. İktisadi Gelişmeler

Türk Cumhuriyetlerinin serbest piyasa ekonomisi yolundaki gayretleri, Doğu Avrupa ve Baltık ülkeleri kadar başarılı sonuçlar vermiş değildir. Buna rağmen gelinen mesafe, özellikle diğer BDT ülkeleriyle kıyaslandığında,  küçümsenemez.

Kazakistan, Türkmenistan ve Azerbaycan, Hazar havzasındaki doğal gaz ve petrol kaynakları bakımından zengin ülkelerdir. Özbekistan’da da doğal gaz kaynakları, altın, ipek ve pamuk akla gelen ilk ekonomik faaliyet alanlarıdır. Kırgızistan’da altın madeni, hayvancılık ve elektrik üretimine elverişli rüzgâr ve akarsu potansiyelinden bahsedilebilir.

            Internet sayfalarında yayınlanan ve Dünya Bankası ve IMF’nin 2005 verilerinden, yine IMF’nin 2006 ve 2007 yılı tahmini verilerinden yararlanarak yapılmış olan bir çalışma, Türk Cumhuriyetlerinin on beş yıl içinde ekonomik olarak ulaştıkları seviyeyi, başka birçok ülkeyle karşılaştırmalı olarak göstermektedir2. Milli gelir, kişi başına milli gelir, kişi başına satın alma gücü, ihracat ve ithalat gibi temel ekonomik göstergeler bakımından ülkelerin dünyadaki yerini belirlemeyi amaçlayan sonuçlar aşağıdaki tablolarda özetlenmiştir.

Türk Cumhuriyetleri arasında milli gelir bakımından ülkeler arasındaki sırasını son yıllarda en hızlı yükselten ülke Azerbaycan’dır(Tablo:1). Bu durum, BTC boru hattı, petrol ve doğal gaz ihracatındaki artışın sonucudur.

KAZAKİSTAN 56 milyar USD ile Türkiye’nin 6 da biri, diğer Türkistan Cumhuriyetleri ve Azerbaycan’ın toplamından bile daha büyük durumdadır. Tabi burada petrol ve doğal daz gelirlerinin önemli bit etkisi olmakla beraber, Kazakistan’ın serbest piyasa ekonomisine çok daha hızlı uyum sağladığını ve bu konuda ve dışa açılmada kararlı bir yönetim sergilediğini de vurgulamak gerekir.

Ülkeler arası sıralamada daha yukarılara tırmanmamız gerekiyor. Türk Cumhuriyetlerinin, ekonomik değişim politikaları bakımından iki gruba ayrıldığını söyleyebiliriz: Şok tedavi uygulayan Kazakistan, Azerbaycan, Kırgız Cumhuriyeti ve tedrici iyileşme yolunu seçen Özbekistan ve Türkmenistan. Rakamlar, ülkeler arasındaki farkın bu iki politikadan değil, petrol ve doğal gaz ihracatından kaynaklandığını göstermektedir3

Kişi başına milli gelir, ekonomik gücü daha net ortaya koyan bir göstergedir. Buna göre ülkeler arasındaki seviyemizin daha gerilerde olduğu görülmektedir(Tablo:2). Her ülkenin kendi tüketim maliyetlerini dikkate alarak hesaplanan kişi başına satın alma gücü ise, refah seviyesini daha iyi yansıtan bir göstergedir. Buna göre sıralamada da gerilerde olduğumuz görülmektedir(Tablo:2). Çin, kişi başına milli gelirde aşağı seviyelerdedir. Satın alma gücü bakımından Türkiyeye yaklaşan rakamları da refah seviyesinin aynı seviyede olduğunu göstermez. Çünkü refah seviyesinde, gelir dağılımı ve işsizlik oranı gibi göstergeler bakımından Çin’in Rusya ve Türkiye’ye nazaran kötü durumda olduğu görülmektedir.

Tablo:3’te verilen dış ticaret rakamlarından da anlaşılacağı gibi, ihracatta Almanya birinci sıradadır; 200 milyar dolar dış ticaret fazlasıyla Avrupa Birliğinin lokomotifi ve en fazla söz sahibi üyesi durumundadır. Dış ticaret rakamları bakımından en dikkat çekici ülke Çin’dir. Çin, ucuz iş gücü ve kalitesiz ama ucuz mallarıyla ihracatta dünya dengelerini sarsmaya devam etmektedir. Otoriteler, önümüzdeki beş yılda, kaliteyi de artırmaya çalışan Çin’in, ihracatta ABD ve Almanya’yı da geçebileceğini öngörmektedirler.

Tablo: 1- Muhtelif Ülkelerin Tahmini Toplam Milli Gelirleri ve Dünya’daki Sıraları

Ülke Adı

2005 milyar dolar

2005 ülkeler arasındaki sırası

2006 milyar dolar

2006 ülkeler arasındaki sırası

2007 milyar dolar

2007 ülkeler arasındaki sırası

ABD

12,486

    1

13,262

    1

13,928

     1

Japonya

  4,571

    2

4,464

    2

  4,599

     2

Almanya

  2,797

    3

2,890

    3

  3,037

     3

Çin

  2,225

    4

2,554

    4

  2,871

     4

Rusya

    766

  14

    975

   11

  1,159

   11

Türkiye

    362

  19

    378

   20

     400

   20

Kazakistan

      56

  57

      71

   56

       85

   56

Türkmenistan

      18

  81

      20

   83

       24

   81

Azerbaycan

      13

  96

      21

   82

       33

   72

Özbekistan

      12

  98

      14

   97

       16

   96

Kırgızistan

       2,4

145

        2,6

 145

        2,9

 145

 

 

 

 

 

 

 

 

Tablo:2- Muhtelif Ülkelerin 2005 Yılında Tahmini Kişi Başına Milli Gelirleri ve Satın Alma Güçleri

Ülke Adı

Kişi Başına Mili Gelir(Dolar)

Ülkeler Arasındaki Sırası

Satın Alma Gücü (Dolar)

Ülkeler Arasındaki Sırası

ABD

42101

    8

41 399

    3

Japonya

35787

  15

30 615

  16

Almanya

33922

  18

30 579

  17

Çin

  1710

110

  7 024

  84

Rusya

  5369

   61

11 041

  62

Türkiye

  5062

   63

  7 950

  75

Kazakistan

  3717

   78

  8 318

  70

Türkmenistan

  3516

   80

  8 098

  73

Azerbaycan

  1493

 112

  4 601

 106

Özbekistan

   - - -


Türk Yurdu Şubat 2007
Türk Yurdu Şubat 2007
Şubat 2007 - Yıl 96 - Sayı 234