SADDAM SONRASI IRAK VE GÜNDEMDEKİ KERKÜK

Şubat 2007 - Yıl 96 - Sayı 234

 

        Saddam Sonrası Irak

Bir sene süren bir yargılama sürecinden sonra Saddam idam cezasına çarptırıldı ve 30.12.2006 günü saat 04’te infaz edildi. Saddam’ın mahkemesi, cezası ve infazı tartışmalı olmuştur. Muhakemesi olaylı geçmiştir çünkü, işgâl altında olan bir ülkenin mahkemesi ne kadar tarafsız olabileceği sorgulanmaktadır. Bir diğer tartışma konusu da mahkemenin sadece Şii köyü Düceyl’de 148 kişinin öldürülmesi ile ilgili toplu katliamı kapsamasıdır. Diğer onlarca olay yargılanmanın dışında tutulmuştur. Yani, yargılamanın aceleye getirildiği söylenmektedir. İnfazı ise daha hummalı bir tartışmaya sebep olmuştur. İnfazın aceleye getirildiği ve Kurban Bayramı’nın birinci gününe denk getirilmesi, özel olarak Irak’taki Sünni Arapları ve genel olarak da Arap alemini çok  rencide etmişe benzemektedir. Libya 3 günlük resmî yas ilan ederken, Yemen cenazenin gizli bir yere değil, Yemen’de tahsis edecekleri bir yere gömülmesini istemektedir. Kısacası, 1980 yılından itibaren dünyada olay adam olarak sürekli gündemde kalan Saddam’ın sonu da olaylı olmuştur. Kardeşi Barzan Tikriti ve Devrim Mahkemesi Başkanı El-Bender’in akıbetleri de feci olmuş, idam sırasında Barzan’ın başı gövdesinden kopmuştur.

 

Saddam’ın 10 Nisan 2003 tarihinde devrilmesinden sonra ABD’nin çizmiş olduğu yol haritası adım adım ilerlemektedir. Önce bir yönetim konseyi kuruldu. Kurul, Allavi Hükümetini çıkardı. 2004 yılında kurucu meclis ve şehir meclisi seçimleri yapıldı. Bu meclis, Caferi Hükümetini çıkardı. 2005 ortalarında anayasa referandumu ve aynı yılın sonunda da genel seçimler yapıldı. 2006’nın başlarında da 4 yıllık Maliki Hükümeti başa geldi. Yani, siyasî gelişmeler, ABD’nin parmak izlerini taşıdığı yol haritasına göre olduğu görünmektedir. Ancak, bu dört yıl içerisinde bütün dünya, Irak’ın daha kötüye gittiğini açık bir şekilde görmektedir. Patlamalar neticesinde bir günde ölenlerin sayısı yüze çıkmıştır. Savaşın başlamasından bugüne kadar ABD sadece bir kaç bin asker kaybederken, ölen sivil insanların sayısı 700 bine yükselmiştir. Birçok şehirde okullar kapalı ve sağlık hizmetleri tükenme çizgisine yaklaşmıştır. Yurtdışında yaşayan Iraklıların sayısı 4 milyonu bulurken, iç göçmen sayısı 1.5 milyonu geçmiştir. Bu vahim sonuçlar, ABD’de Demokratların Temsilciler Meclisindeki seçimleri kazanana kadar örtbas edilmeye çalışıldı. Seçim hezimetinden sonra Bush, nispi de olsa başarısızlığı kabul etti ve ortak bir karar neticesinde Baker-Hamilton tarafından bir rapor yayınlanarak, çıkış yolları arandı. Bu noktada iç içe olan üç sorunun cevabını aramak gerekmektedir.

 

  1. Saddam’ın ve iki yakınının idamı, Irak’a istikrarı getirecek mi?
  2. ABD, 2007’de nasıl bir politika izleyecektir?
  3. 2007 yılında Irak’ta neler olacaktır?

 

Saddam’ın idamı Şii ve Kürt siyasetçileri arasında sevinçle karşılanırken, aynı şeyi Sünni Araplar için söylemek mümkün değildir. Tarık Haşimi başkanlığında Sünnilerin İslamcı olanları bugün iktidara ortak ve parlamentoda temsil edilmeleri yanında Salih Mutlak önderliğinde Baasçı ve milliyetçi olanları muhalif konumundadırlar. Her ne kadar 11 milletvekili ile bu grubun meclisteki ağırlıkları azsa da sokağa hakimiyeti fazladır. Özellikle Bağdat’ın bir kısmında Selahattin, Anbar, Musul ve Diyala illerinde ciddî ağırlıkları olduğu inkâr edilemez. Kısa vadede buralarda patlamaların artacağına kesin gözüyle bakılmaktadır. Her ne kadar ABD, Saddam’ın idamına umut bağlayarak anarşinin azalacağını düşünüyorsa da en azından kısa ve orta vadede böyle olmayacağı tahmin edilmektedir. Nitekim infazdan birkaç saat sonra Küfe’de meydana gelen patlamada otuzdan fazla Şii vatandaş hayatını kaybetmiştir. İdamdan hemen sonra Malikî’nin, eli kana bulanmamış Baasçıları meşru siyasete davet etmesine rağmen,  yeraltında faaliyet gösteren Baasçı direnişçileri susturmak ve onları normal siyaset sahnesine çekmek kolay olmayacaktır. Diğer taraftan Saddam’ın idamı, zaten zayıf olan Sünni-Şii diyalogunu da olumsuz etkileyeceğe benziyor. Sünni din adamlarının açıklamalarına göre idamın Kurban Bayramının birinci gününde infaz edilmesi, ABD’nin İslam alemine meydan okuması şeklinde yorumlanmaktadır.

 

Saddam’ın idamına sıcak bakmasına bakarak, ABD’nin 2007 yılında en azından askerî yönden saldırganlaşacağını varsaymak mümkündür. Çünkü, Baker-Hemilton raporu, 2008 yılında geri çekilmeyi öngörmesine rağmen, Bush’un 20.000 yeni askeri Irak’a göndermesi bu şiddetlenmenin göstergesi olarak görülebilir. Ancak, bu tespit konusunda fazla aceleci olmamak gerekir. Bush’un Irakla ilgili yeni politikası en azından kısa vadede daha çok kan ve şiddet getireceği açıktır. Hele hele Peşmergelerin asayişi sağlamaları ümidiyle Bağdat’a sevk edilmeleri Kürtlerin de Bağdat girdabına sürükleneceklerini gösteriyor.

 

Genel olarak 2007 yılı Irak’ta önemli ve belirleyici olaylara gebedir. Şu anda Sadr grubu Mecliste ve Hükümetteki ortaklıklarını askıya almış durumdadırlar. Anayasayı Düzeltme Komisyonu çalışmalarına ciddî olarak başlayamamıştır. Komisyonda, Şii kanadın Sadr grubunun Sünni ve Türkmen üyelerle işbirliği yapacağa benziyor. Komisyonda federasyon, petrol gelirlerinin paylaşımı, milislerin geleceği ve Kerkük’ün kaderi ciddî ihtilaf konuları olacaktır. Mevcut anayasadaki federasyon sistemi, konfederasyon hakları içermektedir. İlk çatlak sesler de Kürtlerin İsviçre’de açtıkları Irak Kürdistan Federasyon İrtibat Bürosu ile gelmeye başladı. Anayasa, her federasyona yurtdışındaki Irak Devletinin büyükelçilerinde büro açma yetkisi vermiştir. İsviçre’deki Irak Elçiliğinin küçüklüğü gerekçe gösterilerek Kürtler bu ofislerini başka bir yerde açmışlardır.

 

Gündemdeki Kerkük

2007 yılı Kerkük’ü tartışma yılı olacaktır. Bilindiği gibi Anayasanın 140. Maddesi gereği, normalleştirme (önceden yerleşen Arapları çıkarma, yerlerine Saddam zamanında sürülen Kürt ve Türkmenleri yerleştirme) yapılacak, sonra bir nüfus sayımı ve Aralık ayından önce de sadece ilde olmak üzere bir referandum yapılarak şehrin nereye bağlanacağına karar verilecektir. Baker-Hamilton raporu, şehri bir barut fıçısına benzetilmekte ve referandumun ertelenmesi önerilmektedir. Şehirde yaşayan Türkmen ve Araplar, bu şartlarda referanduma katılmayacaklarını açıklamışlardır. KYB’nin başı Talabani konsensüsü önerirken, KDP’nin başkanı Barzani referandumun mutlaka yapılması gerektiğini söylemekte aksi takdirde silah kullanabileceklerini ima etmektedir.

 

Gerçek odur ki Türkmenlerin kaderi Kerkük şehrinin kaderi ile birleşmiştir. Bugünkü süreç devam ederse, şehrin Kürt bölgesine dahil olması mukadderdir. Bu da şehirde Türkmenlerin dışlanmasına ve dolayısıyla Türkmenler silahlanmaya ve/veya göçe zorlayacaktır. Zaten silahlı olan Arapların da harekete geçmelerine sebep olacaktır. Türkiye, Kerkük’ün demografik ve etnik yapısını zorla değiştirilmesine karşı çıkarak ve sorunun uluslararası ortamda çözülmesini önermektedir. Baker-Hamilton raporunda Kerkük referandumunun ertelenmesi fikri, Türkiye’nin etkisi ile oluşmuştur denilebilir.

 

Bush’un konuşmasında Kerkük meselesine temas etmemesi, terör örgütü PKK konusunu da üstü kapalı  geçmesi, Türkiye’nin sesini yükseltmesine sebep olmuştur. Nitekim, Erdoğan’ın Kerkük ve Türkmenler konusunda verdiği demeçler, bugüne kadar hiç bir Türk Başbakanı tarafından verilmemiştir. Bu söylemlere muhalefet partisinin de katılması anlamlıdır. Global Strateji Enstitüsü’nün 15 Ocak 2007 tarihinde Ankara Hilton Otel’inde düzenlediği “Kerkük 2007” isimli sempozyumda, panelleri yöneten CHP Milletvekili Onur ÖYMEN’in mutedil bir üslupta söylediği gibi “Kerkük’ün demografik yapısını göz göre göre değiştirmek bir insan hakları ihlalidir. Bu oldu-bittiye seyirci kalamayız”. 6 Şubat’ta Dışişleri Bakanı Abdullah GÜL’ün Rice ile görüşmesi çok önemlidir. PKK, Kerkük ve Türkmenler konusunda mutlaka somut sonuçlar elde etmeliyiz. Aksi takdirde Türkiye’yi PKK şerrinden korumak amacıyla en azından bir kaç kilometre Irak’ın içlerine girip mevzi almak kaçınılmazdır. Kerkük’ü işgal eden Peşmerge kuvvetleri ve yüz binlerce müstevli çekilene kadar da Habur sınır kapısını tedricen kapatılmalıdır. Akıllı ve millî bir politika en azından bunu gerektiriyor.

 

Saddam’ın erken idamı ve 2003 yılından yeni yıla birikerek gelen sorunlar, Irak için 2007 yılının hiç de iyi bir yıl olmayacağını göstermektedir.

         


Türk Yurdu Şubat 2007
Türk Yurdu Şubat 2007
Şubat 2007 - Yıl 96 - Sayı 234