ITC LİDERİ ERGEÇ: KERKÜK'TE 'NORMALLEŞTİRME' OLMADIĞI TAKDİRDE SAYIMA VE REFERANDUMA KATILMAYIZ YA DA BUNU YAPTIRMAYIZ...

Ocak 2007 - Yıl 96 - Sayı 233

 

Irak Türkmen Cephesi Başkanı ve Kerkük Milletvekili Dr. Sadettin Ergeç, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Ankara'da Türk Yurdu'nun da konuğu oldu. Başkan, Irak'ın en son fotoğrafını çekti ve Türkmenlerin çilesini anlattı. Lider ve parlamenter olarak yaşanan zorlukları dile getirdi...

 

               

-Irak’ta 2007Sonunda yapılması beklenen referandum konusunda ne düşünüyorsunuz?

-Kerkük’te normalleştirme olmadığı takdirde, Iraklı Türkmenler olarak 2007’de yapılması planlanan referanduma katılmayız.

Mevcut Anayasa'ya göre, 2007 yılında Kerkük'te referandum yapılmaması gerekiyor. Ama anayasa referandumdan önce bir normalleştirme ve bir sayım öngörüyor.. Normalleştirme öyle kolay bir iş değil.. Nüfus ve mal rejiminin yeniden düzenlenmesi daha doğrusu işgal öncesindeki hale getirilmesi gerekiyor.. Peşmergenin tapu ve nüfus dairesini talan ettiği Kerkük'te bunu sağlamak çok zor.. Dolayısıyla şartlar oluşmadığı takdirde referandumun gerçekleşmemesi için elimizden geleni yaparız.

Bildiğiniz gibi, Kerkük’te demografik yapı Kürtler lehine bozulmuştur. Birleşmiş Milletler kayıtlarında, Saddam döneminde Kerkük’ten göçe zorlanan Kürtlerin sayısı 11 bin 700, Irak resmi kayıtlarında ise bu rakam 11 bin 885'tir. Halbuki Kerkük’e işgalden sonra getirilerek seçim kütüğüne kaydettirilen Kürtlerin sayısı 227 bin civarındadır. Bu bize göre 500-600 bin nüfusa tekabül eder. Üstelik bunların çoğunluğu Kerküklü değildir.. Çoğunluğu Irak'a komşu ülkelerden getirilmişlerdir.

Dolayısıyla Kerkük’ün demografik yapısı bozulmuştur. Bu nedenle normalleştirme bizim için büyük önem arz etmektedir.

Bu haksızlıklar giderilir şartlar düzeltilir ve normalleşme sağlanırsa referandumdan niye korkalım. Biz normalleştirme sürecini takipçisi olacağız.. Zaten sağlıklı bir sayım yapıldığında her şey ortaya çıkar. Demografik yapı düzeltilmezse, yapılacak bir referandum kimseyi mutlu etmez... Şu anda Irak’ın sorunları çok büyük... Kerkük ise mihenk taşı.. Biz her zaman diyoruz ki öncelikle Kerkük üzerinde uzlaşalım.. Ama 2003’ün şartlarına göre anlaşalım. Bize ait olan arazileri teslim edin. Yani benim sende neyim varsa ver, senin neyin varsa al. Ancak, bugünün şartlarına göre değil....

Bize ait araziler geri verilmedikçe bu sürecin içinde olmayacağız!. Kürt nüfusu ile doldurulmuş Kuzey Irak’ta yapılacak referandumu meşru saymıyoruz... Türkmen ve Arap gruplar sayımda ve referandumda yer almayacaklardır.

Normalleştirme sağlanmazsa Türkmenler de Araplar da, sayıma ve referanduma katılmaz. Böyle bir prensip anlaşmamız var.

Zaten, bu koşullarda, referandum 2007 yılında yetişmez. Kerkük’te 'normalleştirme' olmadığı takdirde sayıma ve referanduma katılmayız ya da bunu yaptırmayız...

 

-ABD’nin bir Bölge Politikası var mı?

-Amerika'nın başına Irak çorabını Beyaz Saray'daki şahinler ördü... Amerika çok büyük itibar kaybetti. İşgal ve sonrasındaki süreç, Bush'un siyasi kariyeri bile etkilenmiştir...

Biz, ABD’nin yanlış hesabının Bağdat’tan döndüğünü düşünüyoruz... ABD'nin ve Irak'ın kaderinin, 7 Kasım seçimleriyle birlikte zaman içinde değişeceğine inanıyoruz. ABD'nin yaptığı en akıllıca işlerden biri, Demokrat ve Cumhuriyetçi partinin önde gelen iki eski politikacının başkanlığında bir çalışma grubu oluşturmasıdır. 6 Aralık'ta açıklanan rapor, ABD'nin sadece Irak'ta değil Ortadoğu'daki geleceği için, milli bir stratejik belgesi olarak kabul edilebilir.. 

Bu rapora göre ABD'nin Irak'ta izlediği politikada değişiklikler beklenmektedir. 2008 yılı içinde bölgeden çekilmeye başlayabilirler. Yanlışlarını gördüler şimdi onları ortadan kaldırmak zorundalar. Köklü değişiklikler olacaktır.. ABD hatanın neresinden dönse kardır..

 

-Irak Çalışma Grubunun Raporu hakkında görüşleriniz?

-Irak Çalışma Grubu Eşbaşkanları Mr. James Baker ve Mr Lee Hamilton'a mektup yazdım. Kendilerinin, Irak Çalışma Grubu'nda yer almasını dünya barışı için bir şans olduğunu, hazırlayacakları raporunda , Ortadoğu'nun ve özellikte de Irak'ın huzura ve istikrara kavuşmasında büyük katkısı olacağını düşündüğümü söyledim.Mektubumda, tezlerimizi dile getirdim... Görüşlerimiz rapora yansıdığını, çoğu tespitlerimizin raporla örtüştüğünü gördüm.. Bu da bizi umutlandırdı...İki deneyimli politikacı tarafından hazırlanan raporu akılcı ve gerçekçi buluyorum.

Irak Çalışma Grubu'nun raporu,  142 sayfa ve 79 tavsiye içeriyor. Tavsiyelerin 30. maddesinde, Türkmenlerin de savunduğu gibi, Kerkük'te yapılacak referandumun ertelenmesi öneriliyor.

Irak Çalışma Raporu'nun diplomatik çabalar bölümünde; Kerkük konusunda tarafların mutabık kalacağı bir anlaşmaya varılmasının önemi vurgulanırken,  tavsiyelerin 30. maddesinde ise aynen şöyle söyleniyor: "Kerkük'te yaşanan vahim duruma karşın, etnik şiddeti durdurmak için uluslararası bir tahkime gidilmesi, bir barut fıçısı olan Kerkük'te Irak Anayasası'nın öngördüğü referandumun yapılmasının patlamaya neden olacağı ve dolayısıyla ertelenmelidir. Bu sorunun uluslararası Irak'a destek grubunun diplomatik çalışmalarının gündemine  alınması gerekir."

Bildiğiniz gibi, Irak Çalışma Grubu raporu Bush yönetimine, "Irak stratejisini derhal değiştirmesi" çağrısında bulunuyor. Bush bu çağrıya uyar mı uymaz mı zaman gösterecek. Bu çağrıya uyulması da işgali mazur göstermez ama hem ABD'ye hem de Ortadoğu'ya büyük hizmet edilmiş olur.. 

 

                -Türkiye’nin Irak Politikası nedir?

-Türkiye'nin şimdiye kadar bir Irak politikasını görmedik. Temennimiz bir yanlışlık yapılmasın...  Düşüncelerimizde paralellikler var; ama Türkiye'nin kendisine özgü çalışma sistemi var. Son günlerde özellikle Kerkük’le ilgili çıkışlardan ise memnuniyet duydum. Ancak bunların yetersiz olduğunu söyleyebilirim.

Türkiye'nin Irak Türklerini birleştirip, bütünleştirmek için çabaları var. Bu amaçla, İstanbul'da iki toplantı düzenlendi. Her iki toplantıya da Türkmen milletvekilleri, önde gelen siyasi oluşumlar ve kişiler çağrıldı. Toplantıların olumlu ve umut verici geçtiğini söyleyebilirim.

Dikkat ederseniz, Irak Çalışma Grubu'nun raporunun bir bölümünde, Türkiye'nin önemli bir Sünni Müslüman ülke olarak Irak'taki uzlaşma sürecine katkıda bulunabileceğine işaret ediliyor. 'Türkiye'nin Irak'ın bütünlüğünü koruması ve ülkenin PKK için bir barınak olmasının önlenmesindeki çıkarı dikkate alındığında, Ankara'nın çabalarının bilhassa yardımcı olabileceğinin' altı çiziliyor.

Bu arada hemen belirteyim, Türkiye sadece Türkmen gruplarıyla değil, Irak'taki bütün gruplarla görüşüyor ve eşit mesafede duruyor..

 

                -Türkmen siyasi varlığı ve politikasını açıklar mısınız?

-Türkmenlerin sağduyusu ve öngörüsü, Hükümete bir bakan ve Irak Ulusal Meclisi’ne de sekiz milletvekiliyle yansıyor. Demokratik mücadelelerimizde artık her kesimden taraftar bulabiliyoruz. Irak’ta yalnız olmadığımızı, en azından bizim gibi düşünenlerin her geçen gün arttığını söyleyebilirim. Zaman bizi haklı çıkardı ve bütün tezlerimizin bugün kabul gördüğünü söyleyebilirim.

Biz Irak’tan koparıldığımız anda Irak’ta her şey biter. Biz, gücümüzü Irak’ın toprak bütünlüğünde gördüğümüz için bu yönde mücadele veriyoruz. Musul, Kerkük, Tikrit, Diyala bölgelerinden milletvekilleri ile bir toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantıda da Irak’ın birliği ve varlığını koruma kararlılığı çıktı..

Biz, başından beri Irak’ın toprak bütünlüğünden yanayız. “Türk-Kürt, Sünni-Şii ayrımına” kesinlikle karşıyız. Kim kendini nasıl nitelerse nitelesin, hepsinin birleştiği ortak bir nokta olsun. Bu da Irak üst kimliğidir. Biz bunu istiyoruz. 

Irak'ın istikrarının olmazsa olmaz koşulu, Irak’ın toprak bütünlüğü ve Irak üst kimliğinde birleşilmesidir. Ayrıca Türkmenler, Anayasa'da 3. asli unsur olarak tadat edilmeli ve Kerkük özel statüye kavuşturulmalıdır.

 

                -Kerkük gerçeğini bir de sizden dinleyelim…

-Kerkük, bugün işgal altındadır. Kürtler bugün Kerkük’teki bütün resmi daireleri işgal etmişlerdir. Vali, vali yardımcısı, genel müdürlük, genel müdür yardımcılığının hepsi Kürtlerdendir.  Kerkük’te bütün önemli noktalara Kürtler yerleştirilmiştir. Benim bir Eğitim Genel Müdürümü öldürdüler. Bir genel müdür yardımcımız vardı. Bunu bile problem yaptılar. Ayrıca Türkmenler kaçırılıyor. Fidye için de, siyasi nedenlerle de bu kaçırmalar gerçekleşiyor. İntihar bombacıları arttı, faili meçhul cinayetler ve suikastlar çoğaldı. Son zamanlarda Irak Türkmen Cephesi mensuplarına yöneldiler...

Irak’taki Türkmenler üzerindeki baskı her geçen gün artmaktadır. Türkmenler Kerkük’ten göçe zorlanmaktadır. Şehirdeki bu can pazarı halkı göçe zorluyor. Bizim insanımızın göç etmesinden kimler istifade eder? Bu işi yapanlar kimler? Elimizde biri olmadığı için kimseyi suçlayamıyoruz... Kerkük ateşten bir gömlek oldu... Kerkük'te yaşamak yürek işi oldu...

 

                -Kürt liderlerle temasınız var mı, görüşür müsünüz?

-Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile iki defa görüştüm Bize yardım etmek istemiyor, daha doğrusu yardım etmek istiyormuş gibi yapıyor.

Talabani’nin verdiği sözleri tutmuyor. İlk görüşmemde düşüncelerimizi sordu, anlattık. ‘Türkmenlere karşı hatalı hareketler yapıldığının farkındayız” dedi. İkinci defa Kerkük valiliğinde yapılan toplantıda görüştüm. Bu görüşmede bana ‘11-12 yıldır Kürtler iktidar oldu. Biz iktidara doyduk. 80 yıldır Araplar hükmediyorlardı, artık sıra size geldi. Türkmenler de iktidar olsun. Onlar da görev yapsın’ diye konuştu. Ben de Türkmenlerin hakkının verilmesi için eski duruma dönülmesini istedim. Oturur konuşuruz dedim. Talabani Türkmen davasına Barzani’ye göre daha yakınmış gibi görünüyor. Ancak verilen sözler hiçbir zaman yerine getirilmedi. Biz hazırız her şey normale dönsün oturup o zaman kozlarımızı paylaşırız...

Irak'ta bir “Kürt devleti” kurulmasını mümkün görmüyorum. Zaten, Iraklı Kürt vatandaşlarla bir problemimiz yok. Problem, aşırı istekleri olan siyasi lider ve kadrolardan kaynaklanıyor.

Türkmenler, Kürt karşıtı değildir. Ancak bu şartlarda Türkmenlerin, Kürtlerin izledikleri politikaları onaylamaları düşünülemez.. Türkiye kabul etse bile...

 

-Bize Ankara temaslarınız hakkında da bilgi verebilir misiniz?

-Ankara’ya geliş nedenim, Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Sayın Recep Tayip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Abdullah Gül’e Irak, Türkmenler ve Kerkük konusunda moral veren beyanlarından dolayı teşekkür etmekti…

 

                -Türk Milletine bir mesajınız olacak mı?

-Türkmenler, Irak'ta sürekli baskı ve zulme maruz kalmaktadır. Nihai hedef, Türkmenleri yok etmek, yok edilemeseler bile,  Türkiye'den, Türk milletinden ve hatta Türk dünyasından koparmaktır. Bu nedenle Türkmenler, haklarını kazanabilmek için siyasi mücadelelerini yoğunlaştırmalıdır. Türkiye'de de Türkmen propagandası ve siyasi bilinçlendirme kampanyası hızlandırılmalıdır.. Türkmen sevdalısı bütün sivil toplum kuruluşlarına büyük görevler düşmektedir...


Türk Yurdu Ocak 2007
Türk Yurdu Ocak 2007
Ocak 2007 - Yıl 96 - Sayı 233