Battal Gazi’nin Türbesi, Türbe Dağı Ve Köreke Dağı

Eylül 2014 - Yıl 103 - Sayı 325

        Balkanlar coğrafyası öteden beri farklı medeniyetlerin ya geçiş noktası ya da yaşam alanı olmuştur. Hiç şüphe yok ki bu kültürel çeşitlilik Balkan kültürünün ve Balkanlılık kimliğinin yapı taşını oluşturmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu, Balkan kültürü ve kimliğine yapmış olduğu muazzam katkılar hasebiyle, bu coğrafyada diğer medeniyetlere nazaran çok daha güçlü ve özel bir konuma sahiptir.

         

        Osmanlı'nın bölgeden ayrılışının sonrasında çok daha net bir şekilde görüldüğü üzere, din ve vicdan özgürlüğü, etnik uyum ve özgür yaşam biçimi bağlamında Balkanlar coğrafyası Osmanlı zamanında tarihinin altın yıllarını yaşamıştır. İnanmış olduğu değerleri özgürce yaşayabilen halklar Osmanlı idaresini samimiyetle benimsemiştir.  Bahsi geçen dönemde Osmanlı sadece Balkan kültürünü etkilemekle kalmamış bunun yanında bölgenin demografik yapısını da çok önemli oranda değiştirmiştir. Bölgedeki varlığını sağlam temellere oturtmak isteyen Osmanlı, Anadolu’daki Türk nüfusun bir kısmını da Balkanlara iskân etme yoluna gitmiştir. Böylece etkileri günümüze kadar uzanan Balkanlar ve Türkler adeta ayrılmaz bir ikili halini almıştır.

         

         

        Türk kimliğinin ve varlığının Balkanlardaki en gözlenebilir örneklerinden birisi de 2008 yılında bağımsızlığını ilan eden Kosova’dır. Yugoslavya döneminde federasyonun iki özerk bölgesinden biri olan Kosova, Yugoslavya’nın kurucu devlet başkanı Josip Broz Tito’nun 1980 yılında hayatını kaybetmesinin ardından federasyonun en sorunlu siyasal birimi haline gelmiştir. Bu tarihten sonra ise Kosova sürekli olarak Sırp-Arnavut çatışmalarıyla özdeşleşmiştir.

         

        Son tahlilde, Osmanlı’nın Balkanlardan tasfiye sürecinin başlamasından itibaren ülkede yaşayan Türk nüfusun durumu, dönemsel olarak önemli farklılıklar arz etmiştir. Kosova Türkleri tarihsel dönemde ülke içerisinde yaşanan Arnavut-Sırp mücadelesinde ciddi baskılar alına alınmış ve taraflardan birini seçmek zorunda bırakılmıştır. Bu nedenle Kosova Türklerinin bir kısmı artan baskıların neticesinde asırlar sonra tekrar Anadolu’ya göç etmek durumunda kalmıştır. Bölgede kalmayı tercih eden Türk nüfus ise Müslüman kimlikleri ve bölgede yaşayan Arnavut nüfusla olan ortak noktalarının neticesinde, ciddi baskılar ve asimilasyon politikalarına maruz kalmıştır.[1]

         

        Türk dili, Kosova Türklerini ülkede yaşayan diğer etnik gruplardan ayıran en temel faktörlerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir diğer ifadeyle dil, Kosovalı Türkleri Kosova Arnavutları ile ayıran temel faktördür. Bu nedenle Türk dili, Kosova Türklerine karşı yürütülen asimilasyon politikalarının en önemli direnç kaynağı olmuştur. Bunun yanı sıra Kosovalı Türklerin evlilik adetlerinden, Türk mutfağına kadar oluşturmuş oldukları kültür havzası da Türklerin ötekileştirilmelerinde önemli rol oynamıştır. Tam bu noktada üzerinde durulması gerek bir diğer husus ise İslam dininin Kosova toplumu üzerindeki işlevidir. Bilindiği üzere dini farklılıklar, toplumsal ayrıştırmanın ve ötekileştirmenin en önemli unsurlarından biridir. Öte yandan Kosova bu konuda istisnai örneklerden bir tanesini teşkil etmektedir. Ülkede yaşayan Arnavut ve Türk nüfusun çok büyük oranda İslam dinine mensup olmaları hasebiyle din, Kosovalı Türkler ile Kosova Arnavutları arasında birleştirici bir faktör olmuştur.[2]

         

        Öte yandan ortak dini değerlerden ötürü Kosovalı Türklerin ülke içerisinde herhangi bir problem yaşamadığı iddia etmek son derece eksik bir tespit olacaktır. Büyük Arnavutluk rüyasını canlı tutmak isteyen Arnavut milliyetçileri arasında Kosova’nın Arnavutluk’a bağlanması vazgeçilemez bir milli hedef olarak görülmektedir. Bu durum ise en tabii haliyle ülkede yaşayan Türk nüfusun Arnavutlaştırılarak asimile edilmesi tehdidini beraberinde getirmektedir. Özellikle Josip Broz Tito döneminde Kosova’da yaşayan Türklere tanınan hak ve hürriyetlerden son derece rahatsız olan Arnavutlar, Kosovalı Türklerin önünü kesmek niyetiyle sistematik olarak yapay milliyetçilik dalgaları oluşturmuşlardır. Özellikle 1971 nüfus sayımıyla beraber ülkede yaşayan Kosovalı Türklerin gerçek nüfusu sürekli olarak manipüle edilmiştir.[3]

         

        Öte yandan, yukarıda bahsedilen sistematik asimilasyon programlarına karşılık Kosovalı Türklerin haklarını ve özgürlüklerini alabilmek adına ortak bir siyasi örgütlenme kurduklarını iddia etmek oldukça zordur. Kosova’da yaşayan Türk nüfusun Makedonya’da yaşayan Türk nüfusa oranla oldukça az sayıda kalması da bu durumun en önemli etkenlerinden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle Osmanlı’nın çöküşünden günümüze kadar Kosovalı Türkler, Makedonya’da yaşayan soydaşlarıyla ekseriyetle ortak hareket etme yolunu benimsemişler ve çoğunlukla da bu siyasetin faydasını görmüşlerdir. Lakin Balkanlarda yaşayan Türk toplumunun kronik sorunlarından birisi olan bölünmüşlük, ne yazık ki bu alanda da kendisini göstermiştir. 1969 yılına kadar Yugoslavya’da yaşayan Türkler arasında ortak bir şuur varken, bu tarihten sonra Kosova Sosyalist Özerk Bölgesi’nin başkenti Priştine’de haftalık olarak Türkçe yayın yapan Tan gazetesinin yayın hayatına başlamasıyla beraber neşriyat alanında başlayan bu farklılaşma, zaman içerisinde Kosovalı Türkler ile Makedonyalı Türkler arasında irtibatsızlığa neden olmuştur.[4]  

         

        Günümüzde ise Türkçe, Kosova’nın Prizren şehrinde resmi dil konumundadır. Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP)’nin yaklaşık iki yıldır vermiş olduğu yoğun uğraşların neticesinde Prizren Belediye Meclisi’nde, Türk dilinin kullanımına yönelik yönetmelik oy çokluğuyla kabul edilmiştir. Bunun neticesinde ise Türkçe, Prizren’de resmi devlet yazışmalarında, nüfus cüzdanı ve ehliyet gibi hüviyet yerine geçen belgelerde ve yol levhalarında Arnavutça ile beraber eş konuma getirilmiştir. Bunun yanında, Türk diline ilişkin kabul edilen yönetmeliğin uygulanmasının kontrol edilmesi amacıyla da şehirde, denetleme komisyonu kurulmuştur.[5]

         

        Bu olumlu gelişmeye ek olarak, 25 Kasım 2013 tarihinde Kosova İç İşleri Bakanlığı Sivil Evrak Daire Başkanı Bekim Hoxa ile Kosova Kamu Yönetimi Bakanı ve KDTP Başkanı Mahir Yağcılar ve beraberindeki heyet arasında yapılan görüşmeler neticesinde Kosova’nın Prizren, Mamuşa, Priştine, Gilan, Mitroviça ve Vuçitırın şehirlerinde biometrik Türkçe kimlik kartlarının verilmesi hususunda antlaşmaya varılmıştır ve 9 Nisan 2014 tarihi itibarıyla Türkiye’nin Kosova Büyükelçisi Songül Ozan tarafından, Türkçe biometrik kimlik kartları sahiplerine verilmiştir.[6]

         

        Sonuçta, Kosovalı Türklerin yaşamış olduğu sorunlar Balkanlar genelinde Türklerin yaşamış olduğu sorunlardan çok da farklı değildir. Her şeyden önce Balkanlar siyasetinin bir parçası olan ötekileştirme ve reddetme politikaları doğal olarak Kosova’da yaşayan Türk nüfusa da tesir etmiştir. Etnik gruplar arasında yaşanan çoğunluğun azınlığı kendine benzetme ve asimile etme politikalarının neticesinde, Osmanlı sonrası dönemde Kosovalı Türkler kendi milli kimliklerini ve dillerini yaşatma konusunda önemli problemlerle yüz yüze gelmişlerdir. Büyük Arnavutluk projesinin destekçileri radikal Arnavut milliyetçilerinin yanında bölgede yaşayan Türk nüfusu, Sırpların da baskı ve asimilasyon politikalarına maruz kalmıştır. Sırp milliyetçiliğinin en önemli dayanaklarından birisi olan 1389 Kosova Savaşı miti sürekli olarak ülkede yaşayan Türk nüfusa karşı, bir baskı unsuru olarak kullanılmıştır ve hâlen de kullanılmaktadır.

         

        Son dönemde Kosova’da Türk kimliğinin ifade edilmesi ve Türkçenin devlet kurumları seviyesinde resmi dil olarak kullanılması konularında yaşanan olumlu gelişmeler, hiç şüphesiz ki, Kosovalı Türklerin ortak bir siyasi irade gösterebilmeleri sayesinde gerçekleşmiştir. Geçmiş yılların en büyük hatalarından birisi olan aynı ülkede yaşayan Türkler arasında siyasi bölünmüşlükler ve sayıları onları bulan siyasi parti ve benzeri organizasyon yapılanmaları günümüzde yaşanan olumlu gelişmeleri geciktirmiştir. Unutulmamalıdır ki güçlü bir lobicilik faaliyeti yürütebilmenin ve siyasi karar alma sürecine dâhil olabilmenin ilk şartı, ortak bir siyasi irade geliştirmekten geçmektedir.

         

         


        


        

        [1] Sibel, Akgün, Kosova Türklerinin Tarihten Bugüne Kimlik Mücadelesi, Karadeniz Araştırmaları, 34(?), 2012, s.15


        

        [2] Tuğça Tacoğlu Poyraz, Bağımsızlık Öncesi Süreçte Kosova’daki Türk Topluluğunun İncelenmesi, Edebiyat Fakültesi Dergisi, 25(1), s. 229


        

        [3] T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, Balkan Savaşlarından Sonra Kosova’da Türkler(E-Kitap)


        

        [4] T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı, Balkan Savaşları’ndan Günümüze Kadar Kosova’da Yaşayan Türklerin Toplumsal, Ekonomik, Kültür-Eğitim Durumu ve Göçler (E-Kitap)


        

        [5] Milliyet, “Kosova’da Tarihi Türk Dili Kararı”, 08.03.2012


        

        [6] Kosova Haber, “Türkçe Kimlik Kartları İçin İlk Başvurular Yapıldı”, 26.10.2013


Türk Yurdu Eylül 2014
Türk Yurdu Eylül 2014
Eylül 2014 - Yıl 103 - Sayı 325

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele