GÜZEL İNSANLARIN ÜLKESİ SUDAN

Haziran 2008 - Yıl 97 - Sayı 250

                                                                                   

 

Uçsuz bucaksız bir çölün kalbinde medeniyetin ilk ayak izlerini aramak, simsiyah bir geceden aydınlığa uyanmak

Kısa Tarihçe

İlk çağlarda Nubya olarak adlandırılan Sudan, eski Mısırlıların yerleştiği bir bölgeydi, Bölge halkının 6. yüzyılda Kıpti Hıristiyanlığı kabulünden sonra Nil kıyılarında kurulan krallıklar, 14. yüzyılda Müslüman Araplarca fethedilmiştir.16,Yüzyılda Mısır’ın Yavuz Sultan Selim tarafından fethedilmesinden sonra Osmanlı kuvvetleri bugünkü Sudan’ın kuzey bölgelerine kadar inmiş, hatta Sudan’ın güneyine bazı keşif kolları göndermiştir.1821 yılında Mısır Hidivi Mehmet Ali Paşa tarafından fethedilen Sudan’daki Osmanlı egemenliği 1885 yılında sona ermiştir. Kurulan Mehdi Devleti, 1899 yılında yerini İngiliz – Mısır ortak yönetimine bırakmıştır.

Sudan 1 Ocak 1956 tarihinde bağımsızlığına kavuşmuştur. Bağımsızlığın ardından etnik ve dinî farklılıklar ile siyasi kutuplaşma nedeniyle ülkede istikrarlı bir yönetim kurulamamış ve iç barış sağlanamamıştır. Genel itibariyle Müslüman - Arap Kuzeyliler ile Animist ve Hıristiyan Güneyliler arasında ihtilafın yaşandığı ülke iç savaşa ve askeri darbelere sahne olmuştur.1969 askeri darbesiyle iktidara gelen Cafer Nimeiri’nin 1983 yılında ülkede şeriatı uygulamaya koymak istemesi üzerine 1972 Addis Ababa Anlaşması’yla sona eren iç savaş tekrar başlamıştır. Nimeiri’nin 1985 yılında kendi hükümetinin Savunma Bakanı tarafından devrilmesinin ardından 1986 yılında genel seçimler yapılmıştır. Seçimler sonucunda Umma Partisi lideri Sadık El Mehdi başkanlığındaki koalisyon hükümetleri iktidarında geçen kısa süreli sivil yönetim, Dr. Hasan Turabi önderliğindeki Milli İslami cephe tarafından desteklenen ve o dönemde Tuğgeneral olan Omar Hassan Ahmed Al Bashir liderliğinde 1989 yılında gerçekleştirilen askeri darbeyle (Milli Selamet Devrimi) sona ermiştir.

 

Coğrafya

Kızıl Deniz’den itibaren orta Afrika’nın büyük bir kısmını içine alan tarihi Sudan kavramı eski manasını kaybetmiştir. Bu gün Sudan; coğrafi olarak Mısır, Libya, Çad, Orta Afrika, Zaire, Uganda, Kenya, Etiyopya ve Eritre ile çevrili olan Sudan Devleti sınırları için kullanılmaktadır.1821 öncesinde, bugünkü Sudan’ın Kızıldeniz sahili Osmanlı Devleti’nin Habeşistan Eyaleti’ne dahil edilerek doğrudan İstanbul’dan yönetilirken, Sudan’ın iç kısımları Osmanlı Devleti’ne merkezi yönetimi dışında olmakla beraber Osmanlı hakimiyeti dahilinde bulunuyordu. Sudan’da Osmanlı hakimiyetini kabul eden mahalli sultanlıkların sayısı üç idi. Bunlardan birisi Fur Sultanlığı Sudan’ın en batısında bulunmaktaydı. Bugünkü Libya’nın güneyinde, Çad ve Orta Afrika’nın doğusunda olup, Darfur’un güneyi Bahrulgazel, doğusu Kurdufan ve kuzeyi ise kuzey Sudan ile çevrilidir. Çad gölü ile Nil nehri arasındaki büyük bir bölgeyi kapsayan Darfur tarihi olarak da uluslararası rekabetin en önemli çatışma bölgelerinden birisidir. Sudan 26 eyaletten oluşan federal bir cumhuriyettir. Sudan Afrika kıtasının en büyük ülkesidir. Yüzölçümü 2,5 milyon km2 olup, Ülkenin büyük bir kısmı düzlüktür. Kuzey’de yağmurlu mevsim daha kısadır. Sudan’ın topraklarının % 50’si tarım arazisidir. Başlıca şehirleri Hartum, Port Sudan, Kassala, Omdurman, El Obeeid, Wad Medani, Gedaref, Juba’dır. Beyaz Nil ve Mavi Nil Hartum’da birleşmekte ve ülkenin temel su kaynağını oluşturmaktadır. Ayrıca, Nil ulaştırma ve enerji üretimi için de önemli bir kaynaktır. Fakat yeterince bu kaynak değerlendirilememektedir. Sudan ciddi miktarda hidrokarbon rezervine sahiptir. Kızıl deniz kıyısı ile, Kuzey ve Güney’de petrol yataklarının bulunduğu bilinmektedir.

Sudan özel bir konuma sahip olup, Afrika kıtasının güneyi ve kuzeyi, doğusu ve batısı arasında bir köprü görevine sahiptir. Sudan’a komşu olan Etyopya, Çad ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nin denize kıyısı olmaması Sudan’ı avantajlı konuma getirmektedir. Etyopya Hükümeti taşımacılık için Sudan Hükümeti ile anlaşmaya varmış ve Port Sudan limanını kullanmaya başlamıştır.

Doğu ve Güney Afrika Ülkeleri Ortak Pazarı (COMESA) üyesi olan Sudan, üye ülkeler içinde en büyük yüzölçümüne, beşeri kaynağa ve doğal kaynaklara sahip bir ülke durumundadır. Afrika’nın en büyük yüzölçümüne sahip devleti olan Sudan’da son yıllarda büyük ticari ve ekonomik gelişmeler meydana gelmektedir. Sudan ekonomisinin son yıllarda gösterdiği büyüme hızı, dünyada, Çin Cumhuriyetinden sonra kaydedilen en yüksek büyüme hızıdır. Önümüzdeki yıllarda da yüksek büyüme hızının devam edeceği tahmin edilmektedir.

 

Nüfus

Sudan’ın nüfusunu tam olarak bilmek mümkün değildir. Hükümetin yaptığı en son nüfus sayımı 1993 yılına aittir. Yapılan bazı tahminlere göre ülke nüfusunun 35 ile 40 milyon arasında olduğu söylenmektedir. Ülke nüfusunun yaklaşık % 40’ı şehirde % 60 ise kırsal alanda yaşamaktadır. Ortalama yaşam süresi 59’dur. Nüfusun  % 40’ı ise 15 yaşın altındadır. Sudan nüfusunun en önemli özelliği Etnik, dini ve dilsel çeşitliliğe sahip olmasıdır. Sudan ‘da  115  kabile dili konuşulmaktadır.

Sudan adı Araplar tarafından Kızıldeniz’den kıtanın batı ucuna kadar ki bölgeye siyahların yaşadığı yer anlamında verilmiş, oysa bu günkü Sudan pek çok etnik kökeni, ırkı, dili ve dini beraberinde barındırıyor. Kuzeyde genellikle Araplar ve Nubianlılar, güneyde ise Nilotikler ve Sudanlılar yaşıyor. Sudan’da hem Arap hem de Afrika kültürünü görmek mümkündür.

 

Darfur

Sudan’ın batısında yer alan Darfur bölgesi, Fransa’nın yüzölçümüne yakın bir alanı kaplamakta olup, Arap (Abbala, Baggara) ve Afrika Fur, Zaghawa, Masseleit) kökenli birçok farklı kabileye mensup, neredeyse tamamı Müslüman olan yaklaşık 7,5 milyonluk bir nüfusu barındırmaktadır. Tarım (tahıl, hayvancılık, meyve ve tütün ), bölgedeki en önemli ekonomik etkinliktir. Bununla birlikte, Darfur’un başta petrol ve uranyum olmak üzere zengin yer altı kaynaklarına sahip olduğu çeşitli kaynaklarca teyit edilmektedir.

Darfur, Sudan’ın bağımsızlığını kazandığı 1956 yılından günümüze kadar çatışmalara sahne olmuştur. Sudan’ın bağımsızlığını kazandığı 1956 yılına kadar Darfur’daki camilerde hutbeler Osmanlı halifesi adına okunmaya devam etmiştir. Bu bile Sudanlıların, Türklere karşı besledikleri duyguları açık olarak ortaya koymaktadır. Osmanlılara Sudan’da beslenen bu güzel hatırattın devamı olarak Darfur’da kabileler arası çıkan kanlı kavgalar neticesi olarak bazı sesler Darfur’a’ dışarıdan asker gönderilmesi konusunda, tartışmalar sırasında Sudanlı tarihçi olan Dr.Hasan Mekki “eğer Darfur’a dışarıdan asker gelmesi gerekiyorsa sadece Türk askerlerinin gelmesi lazım” diyerek Darfur’da Türklere karşı bu günde beslenen güzel duygulara tercüman olmuştur. Yapmış olduğumuz araştırmada Darfur ve Sudan’ın diğer eyaletlerinde Osmanlıya ve Türklere karşı çok sıcak sevgi ve muhabbet beslendiğini gördük, bu sevgi ve muhabbetin tarihten kaynaklandığını 1. Dünya savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu’nun cihat ilanına karşılık vererek İngiliz yönetimi’ne isyan edecek derecede Osmanlı Türk’üne yakınlık his eden Darfur Sultanı Ali Dinar (1898 - 1916 ) Bu tarihi şahsiyeti ileri ki yazılarımızda daha genişçe anlatmaya çalışacağız.

Darfur’un Bu Günkü Durumu

 

Darfur halkının büyük çoğunluğunun yaşamlarını IDP kamplarında sağlıksız, güvenliksiz, temel insan haklarından yoksun şekilde sürdürmesi, uluslararası boyutları da bulunan bu ciddi problemin ülkemiz açısından da bir an önce çözüme kavuşması en büyük dileğimizdir. Sayın Başbakanımız, 27-29 Mart 2006 tarihleri arasında Sudan’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında, Darfur bölgesindeki yerlerinden edilmiş kişilerin içinde bulundukları olumsuz sağlık koşullarının giderilmesine katkıda bulunmak amacıyla Türkiye Kızılay Derneği, TİKA ve Sağlık Bakanlığımızın işbirliğinde Güney Darfur’un başkenti Nyla’da bir sahra hastanesi inşa edilmiş olup, sahra hastanesi bünyesinde acil servis, dahiliye, çocuk, röntgen, eczane, laboratuar, ameliyathane ve doğumhane gibi birimler  faaliyet göstermekte olup, günde yaklaşık olarak  400  hastaya bakılabilmektedir.

 

Sevakin Adası

Sevakin Kızıldeniz’in batı kıyısında, Süveyş limanından 700 mil, Cidde limanından 200 mil ve Musava limanından 285 mil uzaklıkta, Port Sudan limanından 50 km uzaklıkta ve Sudan’ın doğusunda bulunan bir liman şehridir.

Sevakin adası ve liman şehri 1517 - 1865 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı kalmıştır. Osmanlı’nın Kızıldeniz’deki hâkimiyet mücadelesinde önemli bir üs olarak hizmet vermiştir. Bu özellikleri, tarihimizde az bilinen bir süreci ve coğrafyayı anlamak açısından Sevakin’i önemli bir merkez haline getirmiş, bu tarihsel süreci Osmanlı Sevakin - Kızıldeniz ilişkilerini anlatan “bilimsel bir araştırmanın “ tarihe ve Türk – Sudan ilişkilerine katkı yapacağına inanıyoruz.

Port Sudan’da, Sevakin adasında bulunan ve Osmanlı İmparatorluğu’na gümrük merkezi olarak hizmet veren binanın ve 2 adet caminin (Hanifi - Şafi)  restorasyonunun yapılmasının, Gümrük binasının Afrika’da Osmanlı – Türk Müzesi olarak hizmete sunulmasının tarihimize ve Türk – Sudan ilişkilerine de yeni bir açılım getirmesi, olumlu katkılar sağlanmasının yanı sıra Afrika kıtasında Türkiye’nin tanıtımı açısından cazibe merkezi olabileceği düşünülmektedir. Bu yapıların bir özelliği de “Kızıldeniz’den çıkan mercan taşından inşa edilmiş olmalarıdır.”

 

Sudan’da  Günlük  Yaşam

Beyaz ve Mavi Nil’in kesişme noktasında 1821 yılında askeri üs olarak kurulmuş bir filin hortumuna benzediği için Hartum adını alan şehir, hızla büyümüş başkent haline gelmiştir. Başkent Hartum üç yerleşim yerinden meydana gelmektedir. Omdurman, Bahrey ve Hartum özellikle Arap nüfus’un yoğunlukta olduğu, başkent Hartum, Sudan’ın en kalabalık şehridir. Tarihi boyunca Sudan’a özgü eserlerin yer aldığı Hartum Milli Müzesinde muhafaza edilen Kaş Krallığı’na ait figürler bulunmaktadır. Hartum’un en işlek caddelerinden olan, Kasr caddesi ile Belediye caddesinin kesiştiği noktada bulunan Türk Türbeleri, yaklaşık 400 metrekare alan üzerinde iki adet kubbeli türbe bulunmaktadır. Türk Türbelerindeki mezarlar, 1839 yılında Valiliğe atanmış ve 25 Ekim 1844 yılında vefat etmiş General Ahmet Ebu Vidan Paşa, 1863 yılında Valiliğe atanmış ve 6 Mart 1865 yılında vefat etmiş General Musa Hamdi Paşa, Musa Paşa’nın aile fertleri ile Sudan ve Mısırlı bazı üst düzey memurların kabirleri bulunmaktadır.

Hartum’da neredeyse her köşe başında yada duvarların dibine sıralanmış açık hava çay ve kahvecileri mevcuttur. Özellikle kadınların çeşitli baharatlardan hazırladıkları kahve ve çay içimi yaygındır. Erkekler hem sohbet hem de dinlenmek için bu açık hava çay ve kahvecilerine rağbet etmektedirler. Baharatlı kahveleri çok da lezzetlidir. Sudan’da kadın nüfus oranı erkeklerden fazladır. Sudanlı genelde tek eşlilikten yana, bir Sudan atasözüne göre bir mutfak iki kadını alacak kadar zengin değildir.

Sudan’da, çerez satan kadınlar Hartum’un simgesidir. Külde kavrulmuş yer fıstığı ve kavrulmuş karpuz çekirdeği en fazla satılan çerezlerdir.

Sudan’ın geleneksel yemeği Ful (Bakla ezmesi) baklanın içersine peynir yumurta katılarak hazırlanan Ful yemeği halk tarafından en fazla tüketilen besin kaynağıdır.

Thoop, Sudanlı kadınların bütün bedenini saran, dikişsiz olarak kullanılan geleneksel bir giysisidir.

Yılın hemen hemen her ayında karpuz ve mango bulmak mümkün, halkın tercih ettiği bir başka yiyecekte şeker kamışı, sokaklarda el arabalarında satılan taze şeker kamışları, balta sapı kadar kesilen kabukları bıçakla soyularak kemirilen şeker kamışlarının da tadına doyulmuyor.

Ramazan ayında özellikle erkekler evlerinde iftar etmezler, iftar yol kenarlarına serilen sofralarda yapılır. Herkes evinde pişen yemekten sofraya getirir,yoldan geçen her kim olursa mutlaka sofraya oturtulur, beraberce iftar açılır. Eskiden bizim Anadolu da olduğu gibi.

Sakin sıcakkanlı fakir ama mutlu, günün her saatinde yüzünde gülücük eksik olmayan misafirperver hediye almasını ve hediye vermesini seven çok rahat acelesi olmayan gecenin her saatinde ziyaret edebilen verdiği randevu’ya sadık olmayan, Sudan’da espri olarak söylenen, saat 08.00 de buluşalım, 09.00’a kadar bekle, 10.00’da gelmezsem 11.00’i bekle 12’ye kadar gelmezsem öğleden sonra git.

Sudanlı sigarayı sevmiyor, sigara içeni de pek sevmiyor. Tütsüye çok düşkünler özellikle kadınlar cilt güzelliği ve güzel koku verdiği için tütsü’yü çok kullanıyorlar.

Sudan’da meyve ve sebze organik olarak üretilmekte, hemen hemen hiç gübre kullanılmamaktadır.

Sudan’da ve özellikle Afrika’da yaygın bir uygulama olan kadın sünnetini 2007 yılında hükümet yasaklamıştır.

Güler yüzlü, sıcakkanlı, sakin, telaşsız, hoş görülü ve güzel insanların ülkesi Sudan’da bulunduğumuz süre içinde Sudan’ın problemleriyle birlikte gücünü ve imkanlarını müşahede etme imkanı bulduk.

Sudan’da vatan – bayrak – istiklal gibi kutsal değerlere verilen ehemmiyetin az olduğunu gördük. Yeni yeni bir sahiplenme ve bilinçlenme çabası içine girdiklerini, Sudan milliyetçiliğinin filizlendiğini, vatan – bayrak –istiklal gibi kutsal olan değerlere sahip çıkma çabası içinde olduklarını, kendilerine güven ve geleceğe özlemle baktıklarını, ülkede ekonomik ve sosyal değişimin gözle görülecek derecede fark edildiğini de burada belirtmek isterim. Mevcut potansiyelin doğru kullanılması, organize olup do


Türk Yurdu Haziran 2008
Türk Yurdu Haziran 2008
Haziran 2008 - Yıl 97 - Sayı 250

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele