BENİMKİ “EL” İLE!

Mayıs 2008 - Yıl 97 - Sayı 249

 

Amerikan İngilizcesi bütün dünya dillerini günden güne daha fazla etkilemektedir. Bu dilin Türkçe üzerindeki etkisi sadece tabelalarda, elbiselerde, ilanlarda, kullandığımız araç gereçlerde ve reklamlarda kalmayarak aynı zamanda konuşmamıza da bulaşş durumda… Kulak verdiniz mi etrafa mutlaka bir dil yanlışı ile karşılaşıyorsunuz. Belirli bir kültürel birikime ulaşş kesim, özellikle lise veya üniversite çağındaki bazı gençlerin dile gereken önemi vermediklerini sık sık vurgulamaktadır. Fakat bu okumuş kesimde yer alanların bir kısmı, sürekli olarak İngilizcenin evrenselliği düşüncesi ile bu dilin büyüsüne kendilerini öyle bir kaptırmışlar ki Türkçenin neredeyse bazı kelimelerini ve seslerini unutmuşlardır.

Akademik bir ortamda birbirlerini tanımayan iki akademisyen karşı karşıya gelir. Birisinin adı Nihal, diğerinin adı ise Nihan’dır. Tanışma şöyle devam eder:

Nihan : Merhaba Nihan ben.

Nihal : Ben de Nihal, memnun oldum.

Nihan : Sizin de mi adınız Nihan?

Nihal : Hayır, benim adım Nihal, “el” ile benimki!

Yukarıdaki karşılıklı konuşma örneğinde Türkçeyi günlük hayatta hoyratça kullanan lise veya üniversite öğrencileri değildir. Doktora yapmış, belki birkaç yabancı ülkede bulunmuş bazı akademisyenler de sıkça hata yapıyorlar. Bu kişiler biraz da akademik hayatın etkisi ile İngilizce saplantısından kendilerini kurtaramıyorlar. Hadi diyelim ki Türkçenin “l” sesi yerine bir anda ağızdan İngilizcenin “el” sesi dökülüverdi. Yani istemeden gerçekleşen bir durum… Bu aslında bilinçaltına da yabancı unsurların yerleşmeye başladığını gösteren bir örnektir. Bazen televizyonda konuşmasının arasına yabancı dil bildiğini göstermek için “Benim eski boy firendim…” gibi birkaç yabancı kelime sokuşturan insanları görmekteyiz. Bunları çok önemsemiyoruz çünkü biliyoruz ki bildikleri yabancı dil de bu birkaç kelimeden ibaret! Ama istemeden de olsa bir akademisyen konuşmasında yabancı bir ses kullanıyorsa burada bir sorun var demektir. Bu sorun ya kendi dilini bilmeme ya kendi dilini önemsememe ya da başka bir dile hayranlık duyma gibi sebeplerden kaynaklanabilir. Bir kelimenin veya sesin Türkçesi varken yabancısını kullanmak özellikle okumuş kesime demek ki biraz daha itibar kazandırıyor! “l” sesinin “el” olarak ağızdan dökülüvermesi durumuna biraz daha iyimser bir gözle bakılırsa “el” diyen kişinin iş hayatında bu tür kelime veya seslerle daha fazla iç içe olduğu ve bu yüzden ara sıra arızalar yaptığı söylenebilir. Burada şuna dikkat etmek lazım; “el” diyen kişi için bu gayet normaldir, yadırganacak bir durum yoktur ortada. Şunu hiç unutmayalım ki sesler dillerin farkını ortaya koyan en önemli ögelerdendir. Türk “le” der, İngiliz “el” der. Bunun tersi taklitçiliktir.   

Yukarıdaki konuşmalarda çeviri kokan, yanlışğı çoğu kimse tarafından fark edilmeyen bir yapı daha vardır: Nihan ben. Bu yapı tanışmalarda, özellikle de telefon konuşmalarında çok kullanılmaya başlandığı için sanki Türkçe için normal bir söyleyiş gibi kabul edilir oldu. Bu konu üzerinde “Ilgın Ben”[ii] başğı ile bir yazı yazan Kerime Üstünova, “Ilgın Ben, Nihan Ben.” gibi yapıların İngilizcedeki “I’m Ilgın (Nihan).” veya “This is Ilgın (Nihan).” cümlelerinin tercümesi olduğunu belirtir. Bu ifadeler ilk bakışta kolay anlaşılır gibi görünse de yapıları Türkçeleştirmeye kalktığımızda farklı anlamlarla karşılaşırız. Buradan acaba “Nihanım ben.” mi yoksa “Nihan benim.” mi anlamı çıkarmak lazım? Herhalde bu ifadeden ikisi de çıkmıyor. Bu cümlenin Türkçesi olsa olsa “Ben Nihan.” olur. Türkçe cümle yapısında asıl öge olan yüklem sonda olmalıdır. Diğer ögelerin yerleri konuşucunun vurgulamak istediği ögeye göre değişir. Cümlede yüklem olan kelime “Nihan”dır ve sonda olmalıdır. Belki de çoğumuzun diline yerleşmiş olan bu ifade tarzını konuşmamıza çok dikkat ederek değiştirmemiz gerekecektir. Bu gibi yanlış kullanımlar yaygınlaştıkça “yanlış” kullanım “doğru” gibi algılanıyor. Bunun sonucunda da Türkçe özellikle işleyiş sistemi bakımından gittikçe yıpratılıyor.          

       


        
 

Türk Yurdu Mayıs 2008
Türk Yurdu Mayıs 2008
Mayıs 2008 - Yıl 97 - Sayı 249

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele