“Hocam” Derken...

Temmuz 2014 - Yıl 103 - Sayı 323

        Kelimelerin anlamlarını inceleyen bilim dalının anlambilim (semantik) olduğu birçok kişi tarafından bilinir. Anlambilim felsefi ya da mantıksal ve dilbilimsel olmak üzere iki farklı açıdan ele alınabilir. Felsefi ya da mantıksal yaklaşım; göstergeler ya da kelimeler ile bunların göndergeleri arasındaki bağlantıya ağırlık verir. Adlandırma, düz anlam, yan anlam, doğruluk gibi özellikleri inceler. Dilbilimsel yaklaşım ise zaman içinde anlam değişiklikleri ile dilin yapısı, düşünce ve anlam arasındaki karşılıklı bağlantı gibi konular üzerinde durur.

         

        Anlam, dilbilim bağlamında söylemlerin ve yazılı metinlerin zihindeki çağrışımları olarak tanımlanabilir. Ancak bu tanım yetersizdir. Çünkü birçok kaynakta değişik tanımlamalar mevcuttur. Genel olarak anlam niyet, değer, bilgi vb. pek çok kavramı karşılayan bir terim olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yazının konusu anlambilim olmadığı için ve dilbilim hususu birden fazla yazının muhtevası olabileceği için semantiğe ayrıntılı olarak değinmiyoruz.

         

        Kelimeler, dolayısıyla kavramlar dünyası o kadar zengindir ki özellikle hocaların, hatiplerin, siyasi liderlerin, toplum önünde konuşma yapan veya yapmak zorunda kalan herkesin basit de olsa anlambilimden yararlanması ve kelimelerin bildiğimiz anlamlarından çok daha fazla şey ifade ettiğini bilmesi gerekir. Zira söz konusu kişilerin ağızlarından çıkan her sözün toplumda ve yaşayan Türkçede kalıcı hasarlar bırakması muhtemeldir. Bu çerçeve içerisinde, yazımızda öncelikle “hoca” kelimesini tartışacağız.

         

        “Hoca” kelimesinin ilk anlamı Müslümanlıkta din görevlisidir. İkinci anlam olarak “öğretmen” diye ifade edilen kelimenin “Akıl öğreten, öğüt veren kimse” anlamları da mevcuttur. Fakat kelime anlambilim açısından değerlendirildiğinde, kutsal bir görevi icra etmenin ötesinde toplum yararına yaptığı işi hayat felsefesi ve yaşam biçimi hâline getiren kişileri karşılar. Durum böyle olunca, ortaya nicelikle ifade edilemeyecek bir birikim, dolayısıyla emek ortaya çıkar. Hülasa etmek gerekirse toplumda hemen hemen her kesimin bir seslenme ünlemi olarak “hoca” kelimesini kullanmasını tenkit etme hakkımız doğmuş olur. Ne yazık ki toplu taşıma araçlarında ücreti şoföre iletirken dahi “hocam şunu verir misiniz” gibi seslenmelere şahit oluyoruz. Tanımadığımız herhangi bir kişiye sadece bir şeyler anlatıyor diye hocam şeklinde seslenme alışkanlığı da başka bir örnektir. Bütün bunlar “hoca” kelimesinin dilimizdeki ve kültürümüzdeki anlamını bayağılaştırmaktan başka bir şeye yaramamakla birlikte; hocalık vasfını layıkıyla taşıyanlara da haksızlık olur.

         

        Bu hususa ışık tutması açısından burada değerlendirmeyi doğru bulduğumuz bir diğer ifade ise “Kimsesizler Kimsesi” tabiridir. "Biz kimsesizler kimsesiyiz." deyişi başlı başına bir dalalettir. Çünkü bu tabirin, beş asır önce yaşamış Rûşenî adlı dîvân şairinin aşağıdaki beytinde de görüleceği gibi “Allah”ı  ifade ettiği bilinir.

         

        “Kimsesüz hîç kimse yok, her kimsenün var kimsesi

        Kimsesüz kaldım, yetiş Ey Kimsesüzler Kimsesi!”

         

        Yine, "Zalimler için yaşasın cehennem!" şeklindeki bir başka ifade, anlambilim açısından içerisinde bulunulan bilgi fakirliğinin bir göstergesidir. Çünkü bu, kendini cennetlik görmektir ve "Bana ve size ne işleneceğini ben bilmem!" diyen bir Peygamber’in ümmetine yakışmayacağı gibi toplumu, dolayısıyla da yaşayan Türkçeyi olumsuz yerlere taşır.

         

        Bir din âlimi olmadığımız için örneklerde de görüleceği gibi kelimelerin ve kelime gruplarının kavram dünyası açısından derin anlamlar içerdiğini dolayısıyla günlük kullanımlar dışında anlambilimin hassasiyetle yararlanılması gereken bir alan olduğunu vurgulamaya çalıştık. Burada, teşbihte hata olmaz sözünün, bir şeyi bir şeye benzetirken kelimeleri istediğimiz gibi kullanabiliriz anlamına gelmediğini bilakis, bir benzetme yapacaksak benzeyen ve benzetilen ögenin tam olarak örtüşmesi gerektiği mealinde olduğunu hatırlatmakta yarar görüyoruz. Mecazlar elbette Türkçenin kavram dünyasının vazgeçilmez zenginliğidir. Fakat anlambilim ve kelimelerin çağrışımları, toplumla birlikte Türkçeye dolaylı olarak yön verenlerin göz önünde bulundurmaları gereken önemli birer yol göstericidir. Mecaz, göstergeleri yanlış kullanabiliriz anlamına gelmez. Bu gibi kaidelere dikkat edilmezse tıpkı, kadersiz bir kelime diye nitelendirebileceğimiz “hoca”da olduğu gibi canlı Türkçenin kavram kargaşasına sürüklenmesi kaçınılmaz görünmektedir.

         


Türk Yurdu Temmuz 2014
Türk Yurdu Temmuz 2014
Temmuz 2014 - Yıl 103 - Sayı 323

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele