Türkçe = Zekâ

Ocak 2015 - Yıl 104 - Sayı 329

“Millî his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir.

Dilin millî ve zengin olması millî hissin inkişafında başlıca müessirdir.

Türk Dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil şuurla işlensin.

Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti,

dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” 2 Eylül 1930

M. Kemâl Atatürk

         

        Türkçe, son yıllarda dünyada üzerinde en çok araştırma yapılan dillerden bir tanesidir. Türkçenin gramer yapısının mantığa uygunluğu, dilin ezber metodu ile değil, mantık yürütülerek öğrenilmesi bilim adamlarını, Türkçenin mükemmelliği konusunda hayrete düşürmektedir.

         

                    Amerika’da, Viskansın Üniversitesinde görev yapan Prof. Dr. Kemal Karpat, Amerika’da dil bilim ile ilgili bölümü bulunan bütün üniversitelerde Türkçeye büyük önem verildiğini, gramatikal yapısının büyük bir hayret ve beğeni ile incelendiğini ve bir dilin nasıl bu kadar sağlam bir mantığa, mükemmeliyete sahip olabileceği düşüncesinin Türklere ve Türkçeye karşı bir hayranlık (yanı sıra kıskançlık) uyandırdığını belirtiyor.

         

                    Bu ilgi ve hayranlık yalnızca Amerika’ya mahsus değil. Avrupa’da da Türkçe husûsunda ciddi çalışmalar var. Geçmiş yıllarda üç yaşına kadar olan çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmada; Ana dili Türkçe olan çocuklarda bu yaş grubunda diğer milletlerin çocuklarına göre zekâ seviyesi, kavrayış kabiliyeti olarak daha önde oldukları tesbit edilmişti. Çocuğun gelişiminde ilk üç yaşın önemi, çocuğun hayatı boyunca kat edeceği mesafenin önemli bir kısmını bu dönemde aldığı göz önünde bulundurulduğu zaman bu durumun hakikaten bir avantaj olduğunu düşünebiliriz.

         

                    Bu çocukların annelerinin genellikle kültür seviyesinin düşük olması, okuma alışkanlığının olmaması ise çocukların üç yaşına kadar elde ettikleri ilerleme hızını ileriki yıllarda gösterememesine sebep olan etkenler. Daha sonra yapılan çalışmalarda Türk çocuklarının zekâ açısından ilk yıllarda kat ettikleri mesafede en önemli faktörün dil olduğu kanaatine varılıyor.

         

                    İnternational Association for he Study of Child Language (Uluslararası Çocuk Dili Araştırmaları Derneği) adlı kuruluşun Almanya’nın başkenti Berlin’de yapılan onuncu kongresinde; Türk çocuklarının 2 en geç 3 yaşına kadar kendi dillerini, dil bilgisi kurallarını da yerli yerinde kullanarak mükemmel biçimde öğrendiklerini ispatlıyor. Bu kabiliyet Alman çocuklarında 5, Araplarda 12 yaşına kadar uzayabiliyor.

         

                    Dil bilimi profesörü Klan Delius, Türk dilinin kolay öğrenildiğini belirterek, “Türkçenin şahıs ve zaman belirleyen ekleri düzenli. Lego taşlarının yan yana dizilmesi gibi tespitini yapıyor. Yine ilim adamlarının ulaştığı bir diğer sonuç; Türkçenin ezberlenerek değil mantık ve muhakeme yoluyla öğrenilen bir dil olmasından dolayı Türk çocuklarında günlük hayatta gerekli pratik zekâ ve muhakeme kazanımı da diğerlerine oranla daha önde.

         

                    Ve bu araştırma sonuçları Avrupa ülkelerinde Türklerle evli Avrupalı annelerde çocuğuna Türkçe öğretme ve evde Türkçe kullanma isteğini teşvik ediyor. Bu istek ve gayreti ile anne bir avantaj daha elde ediyor. Çünkü kurallı bir dil olan Türkçe şuurlu ve iyi öğrenildiği takdirde diğer dilleri de daha kolay ve kısa zamanda öğrenme yeteneğini kazandırıyor.

         

                    Bizler hiçbir mantıklı izahı olmayan tuhaf bir kompleksle başka dil ve kültürlerin kucağına balıklama atlayıp kendimizi kaybederken bizde mevcut değerleri bir gün başka ellerde görürsek hiç şaşırmamalı. Yarının Türkiye’sini İngilizce, Almanca vs. Batı dillerini konuşan Türkler, buna mukabil Avrupa’yı Türkçe konuşan Avrupalılar doldurabilir. Türklerle ilgili en detaylı araştırmalar Batı’da yapılıyor, bizim değerlerimizi onlar keşfedip dünya kamuoyunun gündemine sunuyorlar.

         

                    Ne kadar farkındayız bilmem ama Türkçeyi kullanan kişiler olarak çocuklarımız doğuştan şanslı, dilimizin kurallarını daha iyi öğrenerek, uydurukça vb. bir takım şahısların kendi keyfî yönlendirmelerine kapılmayarak; kazanılmış müşterek anlaşma vasıtamız olan kelimeleri feda etmeyerek; okuyarak bilgi ve kültürümüzü genişleterek doğuştan gelen bu avantajları kat be kat artırmak bizim elimizde.

         

                    Çocuklarımız gayret ve fedakârlığın her türlüsüne değmez mi?..

         

                    Türkçe sevdalılarına ithafen yazdığım bir şiirimi de bu vesileyle okuyucularımla paylaşmak istiyorum:

         

        TÜRKÇEM

                                Türkçe sevdalısı gençlerimize

         

        Atamın mirasını bana aktaran dilim

        Onunla hislerimi duyup bildi sevgilim

         

        Ben onunla anlatır, anlarım kâinatı

        İfademin zihnimden âzâd oluş ber’atı

         

        Ona gelen her darbe düşünceme gelmiştir

        Yiten kelimelerim an be an tükeniştir

         

        Ben onunla tanırım bin bir çeşit duyguyu

        Onunla renklendirir rûyalarım uykuyu

         

        O binlerce şâirin gönlünü gezer gelir

        O ilâhi sırlarla mısralar dizer gelir

         

        Onun sustuğu yerde, susar yürekler, durur

        Çünki kalpten kalbe his aktaran pınar kurur

         

        Çin’den taa Baltık’a dek gezdim de çok ülke ben

        Daha lâtif tatlı ses duyamadım Türkçeden

         

        Başka dil öğrenmeğe aralar kapı dilim

        Keşfeden hayret eder mükemmel yapı dilim

         

        Yüzlerce dil öğrensem mantığım seni arar

        Sana sahip çıktıkça milletim dünyada var


Türk Yurdu Ocak 2015
Türk Yurdu Ocak 2015
Ocak 2015 - Yıl 104 - Sayı 329

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele