Uygarlık ve Medeniyet Kavramlarının Ayrıştırılması Üzerine Bir Deneme

Kasım 2016 - Yıl 105 - Sayı 351


        “Uygarlık iki sütun üzerinde yükselir: Süngü ve açlık. Dolandırıcılarla namussuzların gönlüne göre bir düzen. Hâkim-i mutlak: Para.

        Salnameleri kanla yazılı uygarlığın, münasebetleri yalan üzerine müesses: Yalan, kin ve kalleşlik. Uygar insan, içtimaî bir yılandır, nezaket ve terbiye icabı yalancı olmak zorunda.

        Medeniyet, masallarla beslenir. Şiir ile nesir fazilet ve mutluluğu terennüm etmeli. Oysa uygarlıkta âdet boğazlaşmaktır. Bir nas uğruna boğazlaşmak. Hem de manasını ne işe yaradığını anlamadan. Delil mi istersiniz? İnsan hakları ve hürriyetleri için yapılan katliamlar ortada. Uygarlık üçkâğıtçılara saraylar yaptırır, dâhilere kümes.” (Fourier)1

        I.

        Türk Düşünce hayatında “medeniyet” nispeten yeni bir kavramdır. Ancak medeniyet ile karşılanmak istenen mefhumun kadim bir sorun olduğu ifade edilmelidir. Kavramın bizde mefhuma uygun ilk defa Cevdet Paşa (ö. 1895) tarafından kullanıldığını biliyoruz. Yine medeniyet kavramının müradifi old...
Yazının devamını okumak için üye olun, abone üye için tıklayınız.

Türk Yurdu Kasım 2016
Türk Yurdu Kasım 2016
Kasım 2016 - Yıl 105 - Sayı 351

Basılı: 12 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele