Selçuklu’dan Günümüze Türklük

Temmuz 2016 - Yıl 105 - Sayı 347

        Selçuklu’dan Günümüze Türklük

        Bir millet olmak için tarihte yoğrulmak gerekiyor. Tarihî olaylar, milleti bir örsün üstünde çekiçle dövülerek çelikleşen bir yapıya dönüştürüyor. Bu çelikleşme veya yoğrulma benzetmesiyle, milletleşmenin uzun ve yorucu hikâyesini vurgulamak istiyoruz. Biz Türkler, tarih sahnesine farklı boylar ve kabileler hâlinde çıktık ve günümüze gelinceye kadar ortak bir isim altında kimlik kazandık. Özellikle Anadolu’ya gelen Selçuklular ile birlikte Batılılar, bize “Türk” ve yeni fethettiğimiz topraklara “Türkiye” adını verdiler. Çünkü tarihten ve geldiğimiz coğrafyadan getirdiğimiz öne çıkan kimliğimiz Türklük idi. Bundan dolayı Türklüğün izlerini derinlerde bulmamız gerekiyor ve bu amaçla bilimin farklı dalları ciddi uğraş veriyor. İlmî Türkçülük için önümüzde aydınlatılacak çok konu var. Bu aydınlatmaya öncü tarihçilerimiz, antropologlarımız, etnologlarımız, kültür bilimcilerimiz var. Hepsinin çalışması son derece kıymetli ve kamuoyu tarafından çok iyi bilinmesi gerekiyor. Türk Yurdu, bu kıymetleri okuyucuyla buluşturmak için çaba sarf etmeye devam ediyor.

        Bu sayımızda, değerli tarihçimiz Prof. Dr. Mehmet Altan Köymen ve Selçuklu tarihçiliğini dosya konusu yaptık. Değerli hocamız Doç. Dr. Nihat Yazılıtaş, dosyanın editörlüğünü üstlendi. Mustafa Tanrıverdi, Köymen Hoca’nın hayat hikâyesini yazdı. Sinan Tarifçi ve Kerim Kaya, Köymen Hoca’nın kızı ve oğlu ile söyleşi yaptı. Selçuklu tarihiyle ilgili diğer yazılarla birlikte, çok önemli bir dosya ilginize hazır hâle geldi. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Vatanımızın tapusu niteliğindeki bir dönemin daha iyi bilinmesi, bugün için daha da önem kazanmış durumdadır. Selçuklu atalarımız, bu topraklarda yeni yurt tutabilmek ve hayatlarını devam ettirebilmek için büyük mücadeleler verdiler. Bu mücadeleler her alanda sürdürüldü. Günümüze yansıyan muhteşem eserler buna işaret etmektedir. Selçuklu atalarımız, askerliğin yanında ticaret ve kültür alanında da deha sahibiydiler ve büyük başarılar kazanmışlardır. Bunları keşfetmek, Türk olarak hepimize ayrı bir heyecan ve güç vermektedir. Bu çalışmaların artarak devam etmesi millî bir görevdir.

        Türk Yurdu, 105 yıldır bir ülkünün uğruna gönül vermiş dava erlerinin omzunda hayatını sürdürüyor. Bu dava erleri, hiçbir zaman benlik davasına düşmeden bir görev şuuru ile bu derginin ve bu düşüncenin yükselmesi için çaba gösteriyor. Kimisi bir dergi alarak, kimisi okuyarak, kimisi yazarak, kimisi de maddi kaynak bulmaya çalışarak bunu yapıyor. Şubelerimiz bu konuda şüphe yok ki en büyük yükü çekiyor. Bu dayanışma olmasa bu derginin yaşaması zor. Biz Ocak yönetimi ve Dergi yönetimi olarak bu hizmete katkı sağlamaya çalışıyoruz. Aldığımız her karar, daha güzel ve kaliteli bir dergi için ilmî ve ahlaki kaygılarla şekilleniyor. Bize gönderilen bazı yazıların yayımlanma imkânı bulunmuyor. Burada muhatabımız, sadece “gönderilen yazı”dır. Aynı yazarın bazı yazıları uygun düşer yayımlanır, bazıları Türk Yurdu’na uygun olmadığı için yayımlanmaz. Buna, editör yetkisiyle şahsımız ve yayın kurulumuz karar verir. Akademik konulardaki yazılar, mutlaka konunun uzmanının onayıyla yayımlanır. Yazısı yayımlanamayan bazı yazarlarımızın, bu durumu göz önünde bulundurmalarını, konuyu uygun olmayan ortam ve üsluba taşımamalarını istirham ediyoruz.

        Daha güzel ve doyurucu Türk Yurdu sayılarında buluşmak üzere sağlıcakla kalın…

         


Türk Yurdu Temmuz 2016
Türk Yurdu Temmuz 2016
Temmuz 2016 - Yıl 105 - Sayı 347

Basılı: 12 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele