Senaryoya Dair III Önce Tretman mı Yoksa Senaryo mu?

Nisan 2016 - Yıl 105 - Sayı 344

        SENARYOYA DAİR III ÖNCE TRETMAN MI YOKSA SENARYO MU?

        Bir fikriniz varsa veya elinizde senaryoya giden yolda size verilen bir fikir varsa, en azından yola çıkmak için bir sebebiniz var demektir. Öz itibarıyla sizin bir senarist olarak kendi yolculuğunuzun da "Kahramanın Yolculuğu"ndan pek bir farkı yoktur.[1] Siz de mutlu mesut yaşarken çağrı alacaksınız bir yerlerden. Önce görmezlikten duymazlıktan geleceksiniz. Çağrı daha da güçlenecek ve rutin hayatınız altüst olacak.

        Kendinizce geri dönüş yolları arayacaksınız, ama bu yönde attığınız her adımda kendinizi biraz daha karmaşanın içinde bulacak, sıkışıp kalacaksınız. Yardıma ihtiyacınız olacak, birileri size bir şekilde yardım edecek ve geri dönülmez bir noktaya varacaksınız sonunda. İşler iyice çığırından çıkacak sonunda büyülü iksiri bulup devle yüz yüze geleceksiniz. Ardından zaferinizi kazanacak, kılıcınızı toprağa gömüp rutin mutlu mesut hayatınıza döneceksiniz. Yani Kahraman Senaryocunun Yolculuğu tamamlanacak.

        İşte hepsi bu... "Önce tretman mı senaryo mu?" sorusunun cevabı da yine “Kahramanın Yolculuğu”nda gizli. Cevap çok garip: Hepsi önce hepsi sonra. Acı ama gerçek. Fikir, hikâye, sinopsis, özet, tretman, senaryo. Bu yolda bunların herhangi birinde yapılan en küçük bir değişiklik diğerlerine de sirayet eder. Zaten yaptığınız değişiklikte diğer unsurlarda bir değişiklik ihtiyacı hâsıl olmuyorsa siz zaten yanlış yoldasınız demektir. Bu sıralamada, hiç bir şey gereksiz ya da hemen değiştirilebilecek kadar anlamsız olamaz.

        Senaryo dediğimiz asla sanat eseri olmayan, zanaat eseri olan çalışma, 90- 100 sayfalık bir maceradır ya da mecradır. İçinde yazılanların tamamı birbiri ardına düz yazı hâline getirilse en fazla üç ya da dört sayfalık bir metin çıkar ortaya. (Tasvir, tanım ve teknik açıklamaları bunun dışında tutuyoruz doğal olarak.) Dolayısıyla hiç bir taşı isteğe bağlı yerinden oynatma şansınız yoktur.

        Özetinizi, ana hikâyeyi oluşturan bütün olayları tamamladıktan sonra kaleme alabilirsiniz. Burada genelde önerilen gerçek anlamda bir düz metinden daha çok sahne başlıkları, kahramanlar, diğer karakterler ve çok kısa yazılmış hareket (aksiyon) tanımlarının yer aldığı bir yazı türünden söz ediyoruz. Daha da iyisi bunların 50-60 kadar karta yazılmış hâlidir.[2]

        Tretman ise taslak hâlinde de olsa senaryo hazır olduğunda kaleme alınabilecek bir çalışmadır. Yani o internette gördüğünüz, "Sinopsisten sonra tretman hazırlanır." sözleri palavradan ibarettir. Elinizde olmayan bir şeyin nasıl özetini, işleyiş haritasını çıkarabilirsiniz ki?

        Bu arada gerçekten profesyonel bir çalışma yapıyorsanız, senaryonun yazılı hâli dışında; olay örgünüz, yan olay bağlantılarınız, kahramanlarınız, doruk noktalarınız, odak noktalarınız vs. hazır ise tabii ki sonradan gerekli değişiklik, düzenleme ve düzeltmeleri yapmak üzere bir tretmanı bu aşamada yazabilirsiniz. Bu söylediğimiz unsurlar hazırsa zaten bir anlamda senaryonuz, yazılı şablona oturtulmuş hâli dışında hazır demektir.

        Tretman aslında senaryonun ihtiyacı olan bir parçadan çok sektörün ihtiyacı olan bir aşamadır. Senaryo öncesi böyle bir çalışma yapılmış olsa bile bu asla son değildir ve her şey hazır oluncaya kadar birkaç defa daha ele alınacaktır. En sonunda da yeniden bir defa daha yazılacaktır.

        Tretmanda, olay örgüsünün içinde yer alan olaylar ayrıntılandırılır ve geniş zaman kullanılarak yazılır. İçinde, "Ne, Nerede, Ne Zaman, Niçin, Nasıl ve Kim" sorularının cevaplarını barındırır. Bunlara belki kahramanın ve olayların ileri geri gidiş trafiğini temsil amacıyla "Nereden, Nereye, Neyle ve Hangi" soruları da eklenebilir. Yani "8 N, 1 K, 1 H". İşte bu kadar... Çok kolay görünüyor, değil mi? Evet gerçekten çok kolaydır. Özellikle de senaryo yazmaktan vazgeçtiyseniz daha da kolaylaşabilmektedir.

        Julian Friedman, "Dört Aşamalı Tretman Stratejisi" adlı çalışmasında[3], ana hatları daha da belirginleştirir:

        1-Önerme, ana karakter ve ana dramatik olayın tanıtımı (5 ile 20 satır arası. İdeali 10 satır.)

        2-Ana karakterlerin biyografilerini veren bölüm (5 ile 20 satır arası. İdeali 10 satır.)

        3-Projenin önemini belirten niyet kısmı (Olabildiğince kısa)

        4-Kronolojik denilebilecek olaylar dizisi. (2-3 sayfa)

        İşte hepsi bu... Bunlar hazırsa olay bitmiş demektir. Eğer, "Daha henüz senaryoyu ya da taslak senaryoyu yazmadım ki, ben bunları nereden bileyim ?" diyorsanız, size cevabımız şudur: "Tüh... Keşke yazmış olsaydınız."

        Yani, sözün özü, hiç bir şey diğerleri de tamam olmadan hazır olmaz ve son hâli verilemez. Tabii siz deneyebilirsiniz ama bu sadece sizin o gece rahat uyumanıza yardımcı olur. Sabah ilk işiniz yazdığınızı yeniden yazmak olacaktır netice itibarıyla...

        Bu işin hiç bir aşaması, yarı zamanlı ya da aklımıza estiğinde yapabileceğimiz iş kalemlerinden oluşmamaktadır. Bu iş, "sabah dokuz akşam altı" rutini gerektirir ve her aşama bir sonraki gün tekrar gözden geçirilerek ilerleyebilir. İlerlemenin yolu sık sık geriye gitmektir.

        Kısaca, "Benim hobim bu..." ya da "Ben bir deneyeyim..." diyebileceğiniz bir iş türü değildir. Bunun yerine bin parçalı puzzle, gemi ya da uçak maketi yapmanızı önerebiliriz.

        Gelecek Bölüm: Senaryo Yazmak Zor Zanaat...

         


        [1] Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, http://blog.milliyet.com.tr/kahramanin-sonsuz-yolculugu/Blog/?BlogNo=235876  (A.T.: 10.02.2016).

        [2] Costello, J., (2010), Senaryo Yazımı, Kalkedon Yay.,İst., s.126.

        [3] A.g.e., s.127.


Türk Yurdu Nisan 2016
Türk Yurdu Nisan 2016
Nisan 2016 - Yıl 105 - Sayı 344

Basılı: 12 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele