İki Devlet Tek Millet Ülküsünün Stratejik Ortaklığı: TANAP

Şubat 2016 - Yıl 105 - Sayı 342

        TÜRKİYE VE AZERBAYCAN’IN AVRUPA’YA UZANAN STRATEJİK ORTAKLIĞI: TANAP

        Bu çalışmada, Azerbaycan doğal gazını Türkiye ve Avrupa piyasalarına, Türkiye üzerinden ulaştıracak Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) ele alınacaktır. Doğal gazın küresel ve Avrupa enerji dengesi açısından taşıdığı öneme de vurgu yapılacaktır. Ayrıca Türkistan, Hazar Havzası ve Balkanları Türkiye üzerinden birbirine bağlayacak, Avrupa pazarını hedefleyen TANAP’ın enerji arz güvenliğinin sağlanmasındaki etkisi Türkiye, Azerbaycan, bölgesel ve küresel aktörler açısından değerlendirilecektir.

        Dünyada Enerji Dengesi ve Hazar Havzası’nın Jeoekonomik Önemi

        2015 yılı rakamlarıyla 7 milyarı aşmış olan dünya nüfusunun, 2020’ye kadar yılda % 1,4’lük bir artışla 8 milyarın üzerine çıkması ve 2050’ye kadar da 10 milyara ulaşması beklenmektedir. Bu artışın ana kaynağı gelişmekte olan ülkelerdir. Söz konusu nüfus patlaması ve artan gelir düzeyinin etkisi, dünya toplam enerji tüketimine doğrudan yansıyacaktır. 2010’da 11,3 milyar ton petrol eşdeğeri (TPE)’ne ulaşan dünya enerji tüketiminin, nüfus artışının üzerinde bir trend izleyerek % 1,7’lik yıllık bir artış kaydetmesi ve 2020’de 13,4 milyar TPE’ye ulaşması beklenmektedir.

        1973-2001 döneminde özellikle nükleer enerjinin devreye girmesiyle beklenen sıçramayı yapamayan doğal gazın ise, nükleer duraklama sürecinin devam edeceği önümüzdeki yirmi yıl içinde payını sürekli arttıracağı ve 2020’de bu temiz, ucuz, verimi yüksek modern yakıtın dünya elektrik üretiminin % 30 gibi bir oranını karşılayacağı anlaşılmaktadır. Doğal gazda tümüyle ithalata bağımlı olan Türkiye’de ise doğal gazın elektrik üretimindeki payı OECD bölgesinden çok önce, daha bugünden % 50’ler civarındadır. 2003 yılında % 65’lerde olan bu oran 2014’de ancak % 50’lere çekilebilmiştir.

        2013 yılında doğal gaz ticareti bir önceki yıla göre %1,8 yükselerek 1,04 trilyon metre küp olarak gerçekleşmiştir. Boru hatları ile gerçekleşen ticaret %2,3 artarken toplamda 710,6 milyar metre küpe ulaşmış, LNG ticareti ise %0,6 artarak 325,3 milyar metre küpe ulaşmıştır. Boru hatları ile gerçekleşen ticaretin yükselmesinde özellikle Rusya’nın 2013 yılında artan doğal gaz ticareti etkili olmuştur. Ancak diğer ihracatçılar Kanada, Norveç, Cezayir’in gerçekleştirdiği gaz tedarikinde azalma dikkati çekmiştir. Önümüzdeki dönemde de ABD ile Asya-Pasifik arasındaki doğal gaz fiyat farkının sürmesi beklenmektedir. Ancak 2014 yılının ortası itibarıyla % 70’i Asya-Pasifik bölgesinde olmak üzere toplamda 150 milyar m3/yıl kapasiteli LNG projelerinin 2019 yılında hayata geçirilmesi beklenmektedir. Bu süreçte özellikle Çin’in boru hatları ile ithalatını çeşitlendirmesi beklenmektedir. Bu durum Çin’in çevresindeki LNG projeleri üzerinde de doğrudan etkili olacaktır.

        Bu gelişmelere ek olarak boru hatları değerlendirildiğinde ise Avrupa için TANAP, TAP ve Türk Akımı boru hatları; Çin için ise Sibirya’nın Gücü ve Altay doğal gaz boru hatları doğal gaz ticaretini şekillendirebilecek öneme sahip görünmektedir. Ayrıca son dönemde ABD doğal gaz piyasalarındaki arz fazlasına bağlı olarak ABD’de üretilen doğal gazın dünya doğal gaz piyasalarına ulaşması tartışılmaktadır. İlgili seçenek, maliyet verileri itibarıyla özellikle Asya-Pasifik için bir alternatif oluşturabilecek düzeyde görünmektedir. Avrupa’da düşen doğal gaz fiyatları ile birlikte çok rekabetçi olamayacak bu seçeneğin doğal gaz piyasaları üzerinde daha farklı bir etkisinin de olması beklenmektedir. ABD’nin LNG ile uzun vadede Asya-Pasifik bölgesinin doğal gaz ticaretinde ağırlığını arttırması beklenmektedir. Japonya ve Güney Kore dünya LNG ticaretinde önemli büyüklüğe sahip ülkeler konumunda bulunmaktadır ve bu iki ülkeye ilerleyen dönemde Çin ve Hindistan’ın da katılması beklenmektedir (EPDK, 2012).

        Hazar petrolü ve doğal gazını dünya enerji dengeleri açısından önemli hâle getiren ana parametreler rezervlerdir.  Hazar’a kıyısı olan Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Rusya ve İran ile bölge hinterlandında yer alan Özbekistan, Hazar Bölgesi’ndeki temel enerji üreticileridir. Ancak, dünyanın önde gelen ham petrol ve doğal gaz üreticilerinden Rusya Federasyonu ve İran’ın, Hazar kıyısında önemli sayılabilecek bir petrol rezervi bulunmamaktadır. Bu nedenle, Orta Asya rezerv, üretim ve ihracatında Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan önemli yer tutar. Havzada petrol potansiyeli açısından Azerbaycan ve Kazakistan, doğal gaz olarak da daha çok Türkmenistan ve Özbekistan öne çıkmaktadır. Ayrıca, yaklaşık 1 trilyon metre küplük rezerv tespit edilen Şah Deniz keşfi ile birlikte, Azerbaycan sadece petrol değil bir doğal gaz ülkesi olacağının sinyallerini de vermektedir. Bu da Azerbaycan’ı yeni uluslararası proje arayışlarına teşvik etmektedir (Pala, 2007)..

        2014 sonu itibarıyla dünya ispatlanmış doğal gaz rezervi 197 trilyon metre küptür (www.enerji.gov.tr). Hazar Bölgesi doğal gaz rezervleri de petrolünkine benzer bir şekilde sürekli değişmekle birlikte, bölgenin 20 trilyon metre küp civarında doğal gaz rezerv potansiyeline sahip olduğu öne sürülmektedir. IEA Hazar havzası ispatlanmış doğal gaz rezervlerinin dünya toplamından % 5 civarında pay aldığını ifade etmektedir. Hazar havzasında yer alan ülkelerden Azerbaycan’ın 2012 yılı üretimi 18 milyar metre küp iken bu değer 2040 yılında 48 milyar metre küpe yükselecektir (IEA, 2014).

        Hazar Havzası, Orta Doğu kadar potansiyele sahip olmamakla birlikte yakın gelecekte rezervlerini tüketmesi beklenen ve stratejik açıdan Batı’nın elindeki en önemli petrol sahası konumundaki Kuzey Denizi’ne alternatif olmaya adaydır. Hâlihazırda, Hazar Bölgesi’nin belirlenen petrol ve doğal gaz rezervleri, Kuzey Denizi petrol rezervleri ve Kuzey Amerika gaz rezervleri ile kıyaslanabilecek durumdadır.

        Avrupa Doğal Gaz Pazarı ve Türkiye’nin Enerji Stratejisi

           Avrupa Birliği, günümüzde dünyanın en büyük enerji tüketicilerinden biri olmanın yanı sıra, 1990’dan beri sürekli kaydettiği yıllık ortalama %1 büyüme oranı ile en büyük enerji ithalatçısı konumundadır. IEA gibi organizasyonların projeksiyonlarına göre, Avrupa talebinin 2010’da 642 milyar metre küpe ve 2020’de 777 milyar metre küpe ulaşması söz konusudur (IEA, 2014).

        Avrupa gaz pazarının oluşumu ile birlikte talebin karşılanacağı kaynakların seçimi de Avrupa enerji gündeminin öncelikli maddeleri arasında yer almaktadır. Türkiye’de olduğu gibi Avrupa gaz piyasasında da hızlı bir liberalleşme süreci yaşanmaktadır. Bu süreç, AB doğal gaz direktifleri doğrultusunda gerçekleşmektedir ki, bunun en önemli gerekliliklerinden birisi, doğal gaz kaynakları ve güzergâhların çeşitlendirilmesidir. AB, bu politikalar doğrultusunda doğal gaz pazarına yeni oyuncuların girmesini teşvik etmektedir. AB, enerji alanında Rusya’ya bağımlılığını azaltarak enerji güvenliğini arttırmak istemekte, bu yüzden Rusya toprakları dışındaki bir güzergâhtan geçecek boru hattı projelerine destek vermektedir. NABUCCO Projesi, AB’nin destek verdiği projelerden biri olmuştur. NABUCCO Projesi ile sadece Hazar Havzası enerji kaynaklarının değil Orta Doğu’daki enerji kaynaklarının da Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması hedeflenmiştir. Rusya, enerji boyutunda sahip olduğu etkinliği kaybetmemek için NABUCCO’ya alternatif olarak Güney Akım Projesi’ni geliştirmiştir. Ayrıca Ukrayna ile yaşanan problemlerden sonra Rusya’dan Avrupa ülkelerine yapılan sevkiyatın sekteye uğraması Rusya’yı Kuzey Akım Projesi’ni geliştirmeye itmiştir. Rusya, Almanya ile işbirliği yaparak bu projeyi kısa sürede hayata geçirmiş ve Avrupa’nın enerji alanında Rusya’ya olan bağımlılığının devam etmesini sağlamıştır. Kuzey ve Güney Akım Projeleri, Hazar’daki enerji kaynaklarının Rusya dışındaki bir güzergâhtan Avrupa’ya taşınmasının sağlayacak NABUCCO gibi projelerin fizibilitelerini azaltmışlardır. Türkmenistan ve Azerbaycan gibi NABUCCO Projesi’ne gaz temin etmesi beklenen ülkelerin Rusya ile uzun vadeli anlaşmalar imzalamaları NABUCCO Projesi’nin fizibilitesini azaltan diğer gelişmeler olmuştur (Köten, 2013).

        Rusya’nın mevcut boru hatlarından ihraç edebileceği gaz ve Kuzey Afrika gazından sonra gerek kaynak zenginliği gerekse coğrafi yakınlığı nedeniyle bu pazarın en önemli oyuncusu Hazar ve Orta Doğu gazı olacaktır.

        AB’nin bu süreçte kilit bir rolde değerlendirdiği en önemli ülke ise Hazar, Orta Doğu ile diğer Doğu ve Güney kaynaklarını Batı’ya taşıyacak güzergâh üzerinde yer alan en önemli kavşak konumundaki Türkiye’dir. Avrupa’ya muhtemel yeni gaz güzergâhlarının güvenliği ve taşıma maliyetleri karşılaştırıldığında, konumu gereği Türkiye üzerinden geçecek güzergâhlar diğerlerine oranla çok daha uygun koşullar sağlamaktadır. Türkiye burada hem çok önemli bir transit ülke konumuna kavuşarak büyük miktarlarda gazın toprakları üzerinden taşınmasını sağlayacak hem de “re-export” yoluyla kendi kontratları kapsamındaki gazı pazarlama imkânına sahip olabilecektir. Türkiye re-export metodu ile ithal ettiği doğal gazın bir bölümünü Türkiye-Yunanistan doğal gaz boru hattı ile 2007 yılından itibaren Yunanistan ve İtalya’ya sevk etmektedir.

        Doğu-Batı Enerji Koridoru ile Azerbaycan ve Türkiye’nin Avrupa’ya Açılım Stratejisi: TANAP

        21. yüzyılın enerji kaynağı olarak gösterilen doğal gaz, 1986’da Sovyetler Birliği ile imzalanan ilk gaz alım satım anlaşması ile Türkiye enerji gündemine girmiş; 1987’de 500 milyon metre küp ile başlayan gaz tüketimi 2014 yılı sonu itibarıyla 48 milyar metre küpe ulaşmıştır. Doğal gazın sektörel kullanımındaki ilk sıra yaklaşık % 50’lik payla elektrik üretimine aittir.

        Türkiye pazarının ihtiyaç duyduğu an gerekli enerjiye sahip olabilmesini sağlamanın yanında Batı’ya entegrasyonunda önemli bir katkısı olacak Doğu-Batı Enerji Koridoru’nun tesis edilmesi sürecinde doğal gazın rolü son derece önemlidir. Bu çerçevede, Türkiye’nin ithalatını gerçekleştirdiği 4 tane uluslararası doğal gaz boru hattı bulunmaktadır. Bunlar; 16 milyar metre küp kapasiteli Bulgaristan sınırına ulaşan Rusya- Türkiye Batı Doğal Gaz Boru Hattı, 14 milyar metre küp kapasiteli Karadeniz’de Samsun’a ulaşan Rusya-Türkiye Mavi Akım Boru Hattı, 10 milyar metre küp kapasiteli Doğubayazıt’a ulaşan İran-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı ile 6,6 milyar metre küp kapasiteli Ardahan’a ulaşan Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı’dır. Bununla birlikte 16 milyar metre küp kapasiteli Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı projesinin (TANAP)’de 2018’de bitirilerek Avrupa’nın 10 milyar metre küp ihtiyacını karşılayacağı öngörülmektedir. Ayrıca, Mısır doğal gazını Ürdün, Lübnan ve Suriye üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya ulaştıracak olan Arap Ulusal Doğal Gaz Boru Hattı’nın, Türkmen gazını Türkiye ve Avrupa’ya taşıyacak olan Türkmenistan-Türkiye-Avrupa Doğal Gaz Boru Hattı’nın, Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı’na paralel olarak Irak-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı’nın inşası planlanmaktadır (IEA, 2014; Kaymak 2014).

        Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) Projesi, Şahdeniz 2 Gaz Sahası’ndan ve Güney Hazar Denizi’ndeki diğer sahalardan çıkarılacak Azerbaycan doğal gazının Türkiye ve Avrupa’ya iletilmesini amaçlayan Güney Gaz Koridoru’nun bir parçasıdır.

        Türkiye ve Azerbaycan arasında ekim 2011’de, doğal gaz satışı­ ve Azerbaycan gazının Türkiye üzerinden taşınması için boru hattı inşasına ilişkin mutabakat zaptı, imzalanmış mart 2012’de ise anlaşma imzalanmıştır. Anlaşma çerçevesinde, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (TANAP) tasarımı, inşaatı ve daha sonraki işletmesini gerçekleştirmek amacıyla bir proje konsorsiyumunun kurulması ve proje için yapılacak fizibilite çalışmaları ve diğer ilgili faaliyetlerin Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi tarafından (SOCAR) yürütülmesi ve TANAP Projesi Tüzel Kişiliğinin oluşturulması ile proje sahibi SOCAR tarafından yetkilendirilmesi kararlaştırılmıştır. Projeye özgü ortak konsorsiyum oluşturmak için iki ülke tarafından atanan şirketler, Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi (SOCAR) ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile birlikte Boru Hatlarıyla Petrol Taşıma Anonim Şirketi’dir (BOTAŞ).

        Boru Hattı yaklaşık 1.900 km uzunluğunda olacaktır. TANAP, Türkiye’nin Gürcistan-Türkgözü sınırından Türkiye’ye girer ve güneye, Horasan-Erzurum bölgesinden devam ederek bu noktadan batıya doğru, Marmara Denizi’nde Çanakkale Boğazı’na doğru hareket eder. Anadolu yakasında Kemer Köyü’nün kuzeyi ile Trakya’da Kızılcaterzi Köyü’nün güneyi arasından geçer. Boru hattının denizaltından geçen bölümü yaklaşık 18 km’dir (Harita.1) (TANAP, 2012).

        Harita 1: Trans Anadolu (TANAP) ve Trans Adriyatik (TAP) Doğal Gaz Boru Hattı

        TANAP, doğal gazın Avrupa pazarlarına güvenli şekilde ulaştırılması ve Türkiye’de gittikçe artan doğal gaz talebinin karşılanmasına ve Türkiye’nin sosyoekonomik kalkınmasına önemli katkılarda bulunacaktır 4 yıl sürmesi planlanan proje inşaatının tamamlanarak işletmenin başlaması için 2018 yılının ortaları hedeflenmektedir (TANAP, 2012). Hattın tamamlanmasıyla yılda 16 milyar metre küp gaz taşınacaktır. Bu miktarın 6 milyar metre küpünü Türkiye ithal edecek olup kalan 10 milyar metre küp kısmının ise Avrupa’ya ulaştırılması planlanmaktadır.

        Hazar Havzası ve Avrupa’nın Türkiye ve Balkanlar üzerinden geçen boru hatlarıyla birbirine bağlanması, Orta Asya’dan Balkanlara uzanan bu geniş bölgenin sosyoekonomik kalkınmasına ve siyasi istikrarına katkı sağlayacaktır.

        TANAP, küresel enerji politikaları yönünden Türkiye ile Azerbaycan’ın enerji hatlarının güvenliği, Rusya’nın tekeline bağımlılığın azaltılması ve enerji tedarik kaynaklarının çeşitlendirilmesi noktasında önemli bir adımdır. Türkiye küresel enerji politikalarında enerji akışının sağlanması konusunda Rusya’ya karşı stratejik anlamda üstünlük elde ederken, Azerbaycan Rusya’dan bağımsız olarak proje hayata geçirme konusunda somut bir adım atmış olacaktır (Erdağ, 2013).

        Hâlihazırda Azerbaycan ve Gürcistan’ın odaklandığı temel nokta, mevcut Güney Kafkasya Boru Hattı kapasitesinin artırımıdır. Türkiye’nin odaklandığı nokta ise Trans Anadolu Boru Hattı’nın(TANAP) geliştirilmesidir. TANAP, temel unsuru teşkil etmektedir. Bu proje, orijinal NABUCCO boru hattının amaçladığı gibi, Azerbaycan gazının Türkiye’nin batısındaki pazarlara ulaştırılmasını hedeflemektedir (Roberts, 2013).

        Güney Kafkasya Boru Hattı’ndaki (SCP) % 10’luk hissesinden memnun olmayan Azerbaycan, SCP’yi geliştirmek için ilk adımı atmıştır. Önerilen sistem Azerbaycan gazının 30 milyar metre küpe kadar ölçeklenebilir olmasını sağlayacak ve hatta bu sistem ileride Orta Asya gazını da kapsayacaktır. Azerbaycan’ın böyle bir adım atmasının iki sebebi vardır. İlki, ölçeklenebilir altyapının 2017’den sonra Şahdeniz gazını taşıyabilmesi ve 2025’ten sonra yeni keşiflerden çıkan gazla birlikte Azerbaycan gaz üretiminin her yıl 50 milyar metre küpe çıkması hedefidir. Bu tasarıların gerçekleşmesi hâlinde, oldukça yüksek hacimde gaz nakli yapılacaktır. Ayrıca Trans-Hazar Boru Hattı’nın inşası da yeni ölçeklenebilir boru hattının faaliyete geçirilmesinde rol oynayan başka bir gerekçedir (Rzayeva, 2012).

        Türkiye-Azerbaycan arasında enerji konusunda stratejik ortaklık, 2005 yılında işletmeye alınan Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı’nın işletmeye alınmasıyla başlamıştır. Bunu 2007 yılında doğal gaz ithalatı takip etmiştir. 2009 yılında Türkiye-Ermenistan müzakereleri bu süreci kısa süreli olumsuz etkilemiştir. Türkiye, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ sorunu çözülmeden Ermenistan devletiyle ilişki kurmayacağını taahhüt ederek krizin aşılmasını sağlamıştır. “İki Devlet Tek Millet” ülküsünün stratejik ortaklık seviyesinde olan iki ülke ilişkilerinin özel olarak enerji alanında daha pragmatist bir şekilde yürütülmesini zorunlu kıldığı söylenebilir. Bu yaklaşımın son örneğini, Türkiye ile Azerbaycan arasında 2012 yılında Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı’na (TANAP) İlişkin Hükümetlerarası Anlaşma oluşturmaktadır.

        TANAP boru hattı projesinin hayata geçirilmesinde küresel aktör ABD’nin katkısı da önemlidir. ABD, doğal gazda Rusya-İran ittifakına karşı bölgede alternatif projeler geliştirme amacındadır. 2014’de yaşanan Ukrayna Krizi ve Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ile İran’ın Suriye’deki iç savaştan önce Irak-Suriye sathında bir doğal gaz boru hattı anlaşması imzalayarak Lübnan üzerinden Avrupa’ya gaz ihraç etmeyi planlaması, ABD’nin TANAP projesini desteklemesinin en büyük nedenlerinden biridir (Minin, 2014; Akt. Kaymak, 2014). Nitekim İran-Irak-Suriye arasında inşa edilecek böyle bir boru hattı Türkiye’nin de enerji koridoru olma politikasını engelleyeceği gibi bölgedeki güç dengelerinin de değişmesine yol açacaktır. Bu durum, ABD’nin bölgesel hegemonyasına darbe vurmasının yanı sıra ihracatının önemli bir bölümü petrol ve doğal gaz gelirlerine dayanan Katar’ın Avrupa pazarlarına açılmasını da önleyecektir. Bunun yanı sıra, AB’de doğal gazda kaynak ve güzergâh çeşitliliği yelpazesini genişletmeye çalışmaktadır. Bilindiği gibi AB, doğal gazda Rusya’ya % 25 oranında bağımlıdır. Bu durum şüphesiz, AB ülkelerinin enerji güvenliğini tehdit etmektedir. 2006 ve 2009’daki Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan doğal gaz krizi ve devamında bir süre Avrupa’ya doğal gaz akışının kesintiye uğraması bu tehdidin boyutlarını ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, enerjide karşılıklı bağımlılık iki taraf için de düşünülebilir. Bu bağımlılık, AB’nin doğal gaz tedariki için Rusya’ya, Rusya’nın da doğal gazını ihraç edebileceği pazar olarak AB’ye olan bağımlılığıdır (Bingöl, 2014: 33). TANAP projesi de AB’nin en büyük tedarikçisi olan Rusya’ya olan bağımlılığını azaltacak NABUCCO’nun alternatifi olan projelerin gerçekleştirilmesini destekleme politikasının bir parçasını oluşturmaktadır. Bölgesel ve küresel dengeler açısından Türkmenistan gazının TANAP’a bağlanarak Avrupa’ya pazarlanması ABD ve AB tarafından desteklenen ve yakın gelecekte gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel olan bir projedir.

        Türkiye ve Rusya Federasyonu arasında 2015 yılının sonlarında hava sahası ihlali ve devamında angajman kuralları gereği uçak düşürülmesi ile sonuçlanan kriz bölgenin yeni gelişmelere gebe olduğunun habercisidir. Bu konuda Azerbaycan’ın konu ile ilgili dengeli bir politika takip etmesi, iki ülkenin siyasi ilişkilerine ve stratejik ortaklıklarına atfedilen önemi göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

        Sonuç olarak TANAP, Azerbaycan ve Türkiye arasında Soğuk Savaş sonrası geliştirilen ilişkilere stratejik bir ortaklık kazandırması açısından son derece önemlidir. Projenin küresel aktör ve AB tarafından da desteklenmesi Türkiye ve Azerbaycan’ın elini güçlendirirken, enerji jeopolitiğinde Rusya Federasyonu’nun tekelini kırmaya yönelik önemli bir hamle niteliği de taşımaktadır.

         

        Kaynakça

        Bingöl, O., (2014), "Ukrayna Krizinin Ulusal, Bölgesel-Küresel Bağlamı ve Gelecek Öngörüleri”, Karadeniz Araştırmaları, Sayı:41, 15-38.

        Cohen, A., (2014), “Caspian Gas, TANAP and TAP in Europe’s Energy Security”, Istituto Affari Internazionali, ISSN 2280-4341 | ISBN 978-88-98650-11-8.

        Erdağ, R., (2013), “Anadolu Geçişli Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (Tanap)’nin Küresel Enerji Politikalarına Etkisi Üzerine Bir Değerlendirme”, International Journal of Social Science Volume 6 Issue 3, p. 867-877.

        Erdoğdu, E., (2014). “Turkey’s Energy Strategy and its Role in the EU’s Southern Gas Corridor”, Istituto Affari Internazionali, ISSN 2280-4341 | ISBN 978-88-98650-06-4.

        http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Dogal-Gaz (E.T. 18.01.2016).

        IEA “Energy Supply Securıty Emergency Response of IEA Countries 2014”, http:// www.iea.org/media/freepublications/security/EnergySupplySecurity2014_ PART1.pdf. (E.T. 22.10.2014).

        Kaymak, Ş., (2014). “Türkiye’nin Son Dönem Doğal Gaz Politikaları”, Journal of Business Economic and Political Science Vol: 3, No:5, 61-92.

        Köten, F., (2013), “Boru Hattı Projelerinin Hazar Havzası Jeopolitik ve Jeoekonomisindeki Rolü.  Avrasya İncelemeleri Dergisi (AVİD), Iı/1 (2013), 65-84

        Pala, Cenk, (2007), “Türkiye’nin Avrasya Boru Hatları Macerası”, Türkiye’nin Avrasya Macerası 1989- 2006, (Der. Mustafa Aydın), Ankara, Nobel Yayınevi.

        Robert, J., (2013). “Güney Koridoru Enerjide Yeni Çözüm”, http://www.hazar.org/content/yayinlar/guney_gaz_koridoru_enerjide_yeni_cozum_274.aspx

        Rzayeva, G., (2012), “TANAP-Hazar Gazını Avrupa’ya Taşıyan Atılım Projesi”, http://www.hazar.org/UserFiles/yayinlar/MakaleAnalizler/Gulmira_Rzayeva.pdf (E.T. 20.01.2016).

        TANAP (2012) Doğal Gaz İletim A.Ş. Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hatti (TANAP) Projesi Çed Raporu.

        T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (2012). Doğal Gaz Piyasası Daire Başkanlığı, Doğal Gaz Piyasası 2011 Sektör Raporu, Ankara.

         


Türk Yurdu Şubat 2016
Türk Yurdu Şubat 2016
Şubat 2016 - Yıl 105 - Sayı 342

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele