Bir Türkmen Gözüyle Suriye’deki Son Gelişmeler

Aralık 2015 - Yıl 104 - Sayı 340

        Türkmenler Evlerini ve Köylerini Terk Etmek Zorunda Kaldılar

         

        Arap Baharı adı verilen süreçte Tunus, Mısır ve Libya gibi ülkelerden sonra Suriye'de de baskıcı yönetime karşı insanca yaşama ve özgürlük mücadelesi başladı. Bu mücadele başlangıçta sadece demokratik haklar için gösteri yapma düzeyinde idi fakat Şam yönetimi şiddetle bastırmayı istedi. Bu amaçla son derece insani olarak başlayan yönetim karşıtı gösteriler iç çatışmaya dönüştü. Yıllardan beridir zaten aşırı baskı altındaki halk ayaklanmaya başladı ve bir anda rejim karşıtı ayaklanma büyüdü. Fakat muhalif güçler donanımlı bir ordu ve vicdansız bir yönetim karşısında hemen başarı elde edemediler. Bu durumda silahlı mücadele dışında kalan mazlum ve masum halk yığınları evlerini, köylerini, memleketlerini terk etmek zorunda kaldılar. Bu süreci Türk Yurdu dergisi Ocak 2014 sayısında bir dosya çalışmasıyla kamuoyuna sundu. Fakat Suriye'deki çalkantılı olaylar hiç durulmadı. Bu yazıyı 2015 yılının son günlerinde bütün dünyanın gözleri önünde Suriye'deki Türklere karşı tekrar artmış olan katliamlar dolayısıyla hazırladık. Bu yazımızda Suriye-Laskiye kentinde bayır-bucak Türkmen bölgesinde yaşanan olaylar ve analizleri sizlere aktaracağız.

         

        Bayır bölgesi dağlık bölge ve şu anki adı Türkmen dağıdır. Bucak ise deniz kıyısında yaşayan Türkmenlerin olduğu bölgeye verilen addır.

         

         

         

        Türkmenler ilk olarak 2011 yılında Suriye’deki olayların başlamasıyla göçe zorlanmıştır. Türkiye’nin Hatay-Yayladağı, Osmaniye-Cevdetiye, Kahramanmaraş, Gaziantep-İslahiye gibi kentlerinde bulunan Türk Devleti’nin açmış olduğu çadır kentler ve evlere yerleşmişlerdir. Laskiye kenti içinde yaşayan Türkmenlerden, Bayır ve Bucak mıntıkalarından yaklaşık 50 bin kişiye yakın insan göç etmiştir. 2011’den bu yana Türkmen Dağı, gönüllülerden oluşan askeri gruplar tarafından korunmaktadır. Bu gönüllülere Türkmenlerin yanında farklı Türk gruplarından destek gelmektedir.

         

        Türkmenlerin ikinci en büyük göçü, Rusya ve İran destekli Esad ordusunun Türkmen Dağı’nı hava ve kara harekâtı yaparak ele geçirmesiyle yaşanmıştır. Bombardıman 19 Kasım 2015 tarihinde başlamış,  Türkmen Dağı’ndaki en önemli strateji noktalarından biri olan ve gözetleme kulesinin bulunduğu Kızıldağ Tepesi, Fırınlık ve Acısu kavşağı rejim güçleri tarafından alınmıştır. Buraların kaybedilmesi ve yapılan hava-kara harekâtı neticesinde halen insanlarımızın yaşadığı bazı köyler boşaltılmak zorunda kalınmıştır.

         

         

        Yamadi’deki Çadırların ve Ailelerin Durumu

         

        Bu köyler şunlardır; Kelez, Çardaklı, Hamikli, Gökdağ, Murtlu, Ablaklı, Şeren, Araplı, Elmalı, Toros, Dervişen, Gebere, Gebeli, Nisibin, Kulcuk, Sarraf, Saldıran ve Kapı Kaya. Türkmen Dağı’ndaki yardım sorumluları, tümendeki sorumlular ve AFAD sorumlularından aldığımız istatistiki bilgilere göre, bu köylerden göç edenlerin sayısı yaklaşık 350 aile, yani 2.500 kişidir. Göç eden insanların bazıları çadır kentte bulunan akrabalarının yanına, diğerleri ise sınır yakınında Yamadi ve Sallır köylerinde yeni açılan çadır kente yerleşmişlerdir. İnsanların acil ihtiyaçlarıyla alakalı Türk Devleti’nin resmi kurumlarına, derneklere, gönüllü kuruluşların yardımları hayati önem taşıyor.

         

         

        Türkmen Dağında Ruslar ve İranlılar

         

        24 Kasım 2015 tarihinde, Rus uçağının Türkiye sınır ihlali yapması sonucu vurulmuş olup Rus pilotu ölmüştür. Akabinde Uçak düşmesini fırsat bilerek bölgede kaybedilen önemli strateji noktalar ve köyler Türkmen muhalifler tarafından geri alınmıştır. Türkmen Dağı bombardımanı altında olduğundan bu yana aldığımız istatistikî sayılara göre 40’a yakın şehit, 125 yaralı vardır. Bu haklı mücadelemizde kadınlar bile iş başında olup silahlanmıştır.

         

         

        Bayır-Bucak Bölgesinde (Türkmen Dağı) IŞİD Var mıdır?

         

        Bayır-bucak bölgesinden İŞİD iki sene önce çıkmıştır. Rusya İŞİD’i bahane ederek Türkmenleri vurmuştur ve vurmaya devam etmektedir. Rusya, Bayır-Bucak bölgesini ele geçirmeye uğraşıp sahili kontrolüne almaya çalışmaktadır. Bu bağlamda Türkiye’nin hava ihlaline karşı Rus uçağını vurması Türkmenleri sevindirmiştir.

         

        Türk halkından bazı arkadaşlarımız Bayır-bucak nedir, neden Bayır-bucağı savunmamız gerekmektedir ve bayır-Bucak bizim için ne ifade eder diye akıllarına sorular takılmış.

         

         

         

         

        El cevap; Bayır Bucak Türkmen bölgesi Haziran 1939'da Fransa ile yapılan Ankara anlaşması gereği Hatay'ın bir parçası olarak Anavatan Türkiye'ye katılmıştır. Bu ilhak olayından sadece 1 ay sonra, yani Temmuz 1939 yılında tekrar Suriye'ye iade edilmesi ile ilgili hiç bir anlaşma ve mutabakat bulunmamaktadır. Bayır Bucak Türk’tür, Türk toprağıdır. Yukarıdaki (resim-1) Hatay'ın Türkiye'ye ilhak edildiği güne ait gazete kupüründe ''Keseb'' ve ''Bayır Bucak'' Türkiye Cumhuriyeti Sınırları içerisinde net olarak görülmektedir.

         

        Bayır Bucak Türkmenleri olarak soruyoruz; Hangi Anlaşma, mutabakat veya hangi yüce ülke menfaati Bayır-Bucak- Keseb’i Türkiye’ye ilhakından 1 ay sonra Suriye’ye verilmiştir…

         

         

        Bayır-Bucak Türkmenleri (Türkleri) Türkiye’den ve Türk Halkından Ne İstiyor?

         

        Suriye savaşında en ağır bedeli ödeyen Suriye Türkmenleri, anavatanları Türkiye'den ne istiyor, diye hep sorulmuştur. Aslında böyle bir soruya gerek yoktur ve bu sorunun tek bir cevabı vardı, o da ağır silah verin. Peki, bu isteğin dışında ne istememiz lazım. 5 yıl boyunca kendimizi Türk Devleti’ne ve Türk Halkına tanıtmaya çalıştık pek de başardık diyemeyiz. Başarısızlığımızın nedenlerini de saymakla bitiremeyiz. TIR olayı ve Rus Uçağı ile Türkiye gündeminde tanınmaya başladık. Devletin en tepesinden en alt kademesine kadar, Türk halkının küçüğünden en yaşlısına kadar herkesin bizimle ilgilenmesi bizi umutlandı.

         

        50 yıl Baas Rejiminden çektik. Anavatandan koparıldığımız günden bu güne hep çektik, ezildik, her türlü asimilasyon politikalarına maruz kaldık, yok edilmek istendik ve en önemlisi 5 yıldır omuz omuza beraber savaştığımız Araplar ile Kürtler tarafından dışlandık.

         

        Muhalefette Meclis Elvatani ve şuan SMDK da bile Suriye Halk Direnişi’ne hiç destek vermeyen Kürtler kadar bile bize temsil hakkı verilmedi, bütün bunları göz önünde bulundurarak nasıl bir yol izlemeliyiz ve Türkiye'den ne istiyoruz?

         

        Tek şey istemeliyiz diyorum o da 1939’daki anlaşmanın düzeltilmesi ve Bayır-Bucak'ın anavatan Türkiye'ye ilhak etmektir.

         

        Bayır-Bucak Türk toprağıdır ve gerçek sahibine geri verilmelidir. Bu bütün Bayır-Bucaklıların arzusudur.

         

        Peki, soru şudur: Türkiye’deki, Suriye’deki hatta yurt dışındaki Suriye Türkmen Temsilcileri bunun için ne yaptı, Türk halkını bu konuyla ilgili bilgilendirdi mi?

         

        Bilgilendirmeye çalışıldı, ama olması gereken sonuca ulaşılamadı. Türkiye Devleti’nin ve halkının Bayır-Bucak’ı geri Türkiye’ye ilhak edilmesi için Türk halkının ve Devleti’nin (iktidar ve muhalefetiyle) bunu benimsemesi gerektiğini düşünüyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk halkı ve Devleti için yavru vatan olarak görüldüğü gibi Bayır-Bucak’ın da öyle benimsenmesi gerekmektedir. Bunu anlatabilmek için herkese ulaşılması gerekir. Siyaset sahasında AK Parti ve MHP bizlerle yakından ilgilenmeye ve yardımcı olmaya çalışırken CHP yönetiminden hiç ses çıkmamıştır. Dolayısıyla CHP tabanı bizleri henüz tanıyamamıştır. Yavru vatan benimsenene kadar bizlere de bu konuyla ilgili her türlü yardımı yapmanızı temenni ediyoruz.

         

         

        Türkiye İçin Bayır-Bucak Türkmen Bölgesi Niçin Önemlidir?

         

         

        Bayır-Bucak Türkiye’yi Akdeniz’e açan tek koridordur. Rusların bu bölgeyi ele geçirmesi demek, sınırın sıfır noktasında Rus Devleti’nin hâkim olacağı anlamına gelmektedir. Bu da ileride Hatay ve Adana vilayeti için sıkıntı yaratacağı anlamına gelmektedir. Yani Türkiye’ye yeni bir komşunun olması devletin yeniden bir denge-politikası kurması gerektiği anlamına gelmektedir. Sadece bu değil Türkiye’ye yeni göç dalgasının olmasıyla beraber mülteci sayısının artacağı anlamındadır. Bu önemli sebepleri göz önünde bulundurarak Bayır-Bucak’ın Türkiye’nin iç meselesi ve vazgeçilmez olması gerekmektedir.

         

         


        

        Teşekkür Mesajı

        Bayır-Bucak Türkmenleri olarak zulme uğradığımız sürede tepki gösteren ve yardımcı olmaya çalışan başta Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne, Azerbaycan Devleti’ne, Türkmenistan Devleti’ne, dernek ve STK’lar olarak AFAD, Türk Kızılayı, Türk Ocakları, Ülkü Ocakları, Cansuyu, İHH’ye ve burada ismini unuttuğumuz ve sayamadığımız kişi ve kuruluşlara, yardımcı olan ve olmaya çalışan herkese teşekkür ediyoruz.

         


Türk Yurdu Aralık 2015
Türk Yurdu Aralık 2015
Aralık 2015 - Yıl 104 - Sayı 340

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele