Türkçülük Üzerine Yeniden Düşünmek

Mayıs 2015 - Yıl 104 - Sayı 333

        Her Mayıs ayında içimizde buruk duygular kabarır. 3 Mayıs 1944 tarihinde, Türkiye’de “Türkçülük”ten yargılanan dava adamlarının beraat etmesini bayram ilan etsek de zihnimizde canlanan sorulardan kurtulamayız. Cumhuriyet, Türk milleti için yeni bir başlangıçtır ve Türk milliyetçiliğinin bir zaferidir. Türk milletinin karanlık bir döneminde ufku aydınlatmaya çalışan Türkçülerin büyük mücadelesi sonucu, yıkılan bir imparatorluğun içinden bir millî devlet çıkarmak büyük bir başarıdır.

        Özellikle, sizi yıkmaya ve yok etmeye karar vermiş emperyalist güçler karşısında bunu başarmanın değeri daha da anlam kazanır. Bu bakımdan 19 Mayıs 1919 tarihi de ayrı bir anlam taşımaktadır. Bu tarihte başlayan Millî İstiklal Savaşı sürecinde, 23 Nisan 1920’de, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin toplanması ve zaferden sonra 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilan edilmesi, “millî devlet” yolundaki sağlam temelleri ortaya koyar.

        
Millî bir devlet olarak kurulan genç Cumhuriyet’in politikalarının da millî olması beklenir. İlk zamanlarda öyledir de… Fakat zamanla Türk’ten, Türk kültüründen, Türkçülükten bir rahatsızlık duyulduğu gözlenir. Türkiye’de Türk olmaktan, Türkçü ve Turancı olmaktan dolayı insanlar tutuklanır, tabutluklarda işkence görür ve yargılanır. 1944’te meydana gelen bu olaydan 36 sene sonra benzeri bir dava, Mamak zindanlarında tekrarlanır. Şaşırtıcı olan zaten budur. Türk Yurdu olarak bu şaşırtıcı süreci doğru analiz edebilmek için, millî şuur sahibi Türk aydınlarını konuyu değerlendirmeye davet ediyoruz. Bu sayımızda, değerli dostumuz Doç. Dr. Erdal Aksoy editörlüğünde bir dosya hazırladık. Dosyaya yazılarıyla katkıda bulunan akademisyen dostlarımıza ve özellikle 1944 Türkçülük Davası’nı konuşma fırsatı bulduğumuz değerli büyüğümüz Yücel Hacaloğlu ağabeyimize çok teşekkür ediyoruz. Konuyla ilgili analizlerin devam etmesini diliyoruz. Bugün bize “ulusalcı” tavırlarla akıl vermeye kalkanların da bu konuda düşünmesinde fayda var. Türkiye’yi millî devlet rayından çıkaran nedir? Yetişen, okumuş genç nesiller neden solcu ve sosyalist zihniyete sahip oldular?

        
Milletler arasındaki büyük mücadelelerde, tarih boyunca sürekli öne çıkan Türk milleti, dünya tarihinin de önemli aktörleri arasına girmiştir. Türklerin tarihteki ilk büyük mücadelesi, Çin gibi büyük ve köklü bir millete karşı olmuş, “Kürşat ve Kırk Yiğitler Efsanesi” kahramanlığın simgesi hâline gelmiştir. Çin Seddi’ni saymıyoruz bile.

        
Batı’ya yöneldiğimizde karşılaştığımız büyük milletler ve devletler ile mücadelemiz sürmüştür. Anadolu’ya geldiğimizde düşmanımız, zamanın en köklü ve büyük gücü Doğu Roma İmparatorluğu’dur. Bu mücadelede İstanbul’u fethetmek kızıl elmamız olmuş ve nihayet bir Mayıs günü hedefe ulaşılmıştır. Son büyük mücadelemiz, Çanakkale’de yedi düvele karşı verilmiştir. Yunan ordusu ise emperyalistlerin başımıza musallat ettiği bir piyon durumundadır. Şimdilerde başımıza bela edilen piyon, PKK ve bağlı örgütlerdir. Dertleri, Kürtler ile bin yıllık kardeşlik hukukumuzu kan davasına çevirip yeniden yükselişe geçen Türk gücünü boğmaktır. Türk’ün düşmanı, emperyalistlerin önümüze sürdüğü ne Yunan ne Ermeni ne de Kürt piyonlarıdır. Bizi piyonlarla engellemeye çalışanlar başaramayacaktır. Türk milliyetçiliği, bir karşıtlık davası değildir. Türk milliyetçilerinin davası, Türk milletinin davasıdır. Türk Yurdu, bu dava uğruna fikir ve kültür alanında mücadeleye sizlerin desteği ile devam edecektir.


Türk Yurdu Mayıs 2015
Türk Yurdu Mayıs 2015
Mayıs 2015 - Yıl 104 - Sayı 333

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele