Dünyanın Yeni Anaforunda Türkler

Aralık 2015 - Yıl 104 - Sayı 340

         

        Türk Yurdu’nun kuruluş yıllarında, Türklerin aleyhine çok olumsuz bir anafor vardı. Dünya tarihine yön veren büyük devletleri çatırdamaya ve egemen oldukları toprakları elden çıkmayabaşlamıştı. Osmanlı artık “hasta adam” olarak anılıyor ve emperyalistler, bu toprakları bir an önce sömürge yapmak için sabırsızlanıyorlardı. Herkes kendi derdine düşmüş, karamsarlık ve çaresizlik milletin üstüne çökmüştü. Yeni bir güç odağı oluşturulmalı, bir kurtuluş yolu bulunmalı ve Türklerin varoluş mücadelesi için yeni bir ateş yakılmalıydı. Bunu, daha kötü şartlar sebebiyle İstanbul’a sığınmak zorunda kalmış olan Türk aydınları yaktı ve alevlendirdi. Kırım’dan, Kazan’dan, Azerbaycan’dan, Türkistan’dan gelen aydınlar, “Bütün Türkler birlik olursak olumsuzlukların üstesinden geliriz.” mesajını verdiler. Bu mesaj, son derece insani ve ahlaki bir mesajdı ve anında karşılığını buldu. Yeni Türk devleti, bu ruhla doğdu ve dünyanın her köşesindeki Türklere ümit ışığı oldu; olmaya da devam etmektedir. Başı sıkışan buraya koşmakta veya buradan yükselecek bir sese kulak vermektedir.

         

        Dünya iki büyük savaş atlattıktan sonra bir süre büyük çatışmalar yaşamadan “Soğuk Savaş” adı verilen bir dengede kaldı. Soğuk Savaş bittiğinde, bütün ümitler barış ve refahın yükseleceği yönünde olmasına rağmen son yıllarda çatışmalar arttı. Bu çatışma alanlarında çoğunlukla Türkler zarar görmeye başladı. Doğu Türkistan, Kırım, Irak, Suriye Türkleri dünyanın yeni anaforunda en çok zarar gören gruplar arasında yer alıyor. Buna İran Türklerini de bir yönüyle dâhil edebiliriz çünkü onlar da nüfus yoğunluklarına rağmen millî kimliklerini istedikleri gibi yaşayamıyorlar. Dergimizde bu konulara her fırsatta yer vermeye çalışıyoruz. Bu sayımızda, Suriye Türkmenleri ve İran Türkleri ile ilgili sıcak gelişmeleri kendi kalemlerinden okuyacaksınız.

         

        Türkiye, hem dünya dengeleri bakımından önemli bir ülke hem de bütün Türklerin ve mazlum halkların ümidi bir devlettir. Türkler, dünya coğrafyasında sınırlara hapsedilemeyecek genişlikte bir alana dağılmış olarak yaşamaktadır. Dünyada meydana gelen herhangi bir olayda muhtemeldir ki Türkler vardır veya bu olayın Türkleri ilgilendiren bir yönü bulunmaktadır.Dolayısıylagelişmeleri yakından izlememiz ve küresel dengelerde yeniden güçlü bir şekilde yer almamız şart.Ne yazık ki bu hedefe ulaşmamızı engelleyen sorunların bir kısmını kendimiz çıkarıyor ve bunlarla uğraşmak zorunda kalıyoruz. Bizim için kurulan tuzaklar, hazırlanan oyun ve tezgâhlar bir tarafa, âdeta kendi ayağımıza kendimiz dolanıyoruz. Bunu, maalesef yöneticilerimiz ve aydınlarımız başta olmak üzere seçkinlerimiz yapıyor. Biz kendimizle uğraşırken dünya meselelerine zihin yoracak, bunları çözümleyecek, proje üretecek gücümüz kalmıyor. Bu durumdan Türk milliyetçileri de fazlasıyla etkileniyor ve asıl yapmaları gereken işleri ihmal ediyorlar. Bu durumdan bir an önce çıkmak için ufkumuzu genişleterek dünyadaki büyük mücadeleleri görmek vebu mücadelede layık olduğumuz yeri almak zorundayız. Aksi takdirde gelecek nesillere övünülecek değil utanç duyulacak bir miras bırakmış oluruz. Türk Yurdu okuyucuları, bu büyük kavganın zaten idrakinde olarak saflarını netleştirmiş neferlerdir. Yeni yüzyılın “Türk Asrı” olması için her alanda başarılı hamlelere ihtiyaç olduğunun şuurunda olan ülkü devlerine selam olsun.

         


Türk Yurdu Aralık 2015
Türk Yurdu Aralık 2015
Aralık 2015 - Yıl 104 - Sayı 340

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele