Türk Tipi Yabancı Dille Eğitim

Aralık 2009 - Yıl 98 - Sayı 268

        Yabancı dille eğitimin toplumumuza fayda mı yoksa zarar mı getireceği geçmişte epeyi tartışıldı. Fakat küreselleşme sürecinde yabancı dille eğitim tartışmasına artık ara verilmiş gibi görünüyor. Her milletin kendi diliyle eğitim yapması konusunda Humboldt şöyle der: Bir milletin, ancak kendi dilinin gelişmesi bir dereceye ulaştığı zaman büyük ve dâhiyane bir fikrî ilerleme yapar. Biz, kendi dilimizi yeterince geliştirememiş olmalıyız ki yabancı dille eğitim yapmaya karar verdik ve bazı üniversitelerde yabancı dille eğitim yapmaktayız. Bu konuda bazı sorular kafalarımızı meşgul etmektedir. Gerçekten yabancı dille eğitim görenler Türkçe ile eğitim görenlere göre alanlarında daha mı iyiler? Yabancı dille eğitim yapan bölümlerde dersler nasıl işleniyor? Yabancı dille eğitim yapıktan sonra medenî milletler arasında daha üst sıralara mı yükseldik? Yoksa yabancı dille eğitim gören mezunlar kapanın elinde mi kalıyor? Bu sorulara cevap bulabilmek ve yabancı dille eğitimin sonuçlarını az da olsa gözlemleyebilmek amacıyla yabancı dille eğitim görmekte olan bir öğrenci ile kısa bir mülakat gerçekleştirdik.

         

        -Yabancı dille eğitim veren bir üniversiteyi bilinçli olarak mı tercih ettiniz?

         

        -Bu üniversiteyi çoğu arkadaşım gibi ben de İngilizce eğitim verdiği için tercih ettim. Aslında ilk bakışta İngilizceyi daha iyi öğrenelim gibi bir düşünceden ziyade diplomada İngilizce yazmasının bize sağlayacağı avantajı düşünerek bu bölümleri tercih ediyoruz.

         

        -Aradan geçen zamanda İngilizcenizi geliştirdiğinizi ve alanınızda yeteri kadar bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyor musunuz?      

            

        -Yabancı dille eğitimin bu yönden faydası kadar zararları da olduğunu okula gelmeden göremiyoruz. Şu anda ne doğru düzgün bir İngilizcemin ne de Fizik bilgimin olduğunu söyleyebilirim. Bu eğitimin birçok yönden olumsuz tarafları olduğunu kimse inkâr edemez. Bu eğitim tarzını savunanlar "Bilim zaten İngilizce ilerliyor" gibi bir cümle kurarak kendilerini haklı çıkarmaya çalışsalar bile okullarda verilen eğitim bu gibi cümleleri boşa çıkarıyor.

         

        -Hazırlık sınıfından sonra dersler tamamen İngilizceyle mi anlatılıyor?

         

        -Seçtiğimiz bölüm gereği dersler İngilizce anlatılmalı ama bu durum çoğu zaman böyle olmuyor. Birkaç örnek vermek istiyorum. "Bu fonksiyonun burada continuous olması için bu noktada jump yapması lazım.; Eyç(ħ) bar square over two em equals evet çocuklar bu neye eşitti?". Bu örneklerde de görüldüğü gibi bazı derslerde yarı Türkçe yarı İngilizce eğitim görüyoruz. Bu, iki dili de katletmek anlamına geliyor aslında. Bazen derslerde komik örneklerle de karşılaşıyoruz. Hoca soruyor: "Conservation ne demektir?". Öğrenci cevap veriyor: "Hocam, korunum demektir.". Hoca tekrar, "Tamam da conservationun Türkçe karşılığı zaten korunum demek. Ben sana korunumun ne olduğunu soruyorum!". Bu konuşmanın tam tersini de başka bir derste duymuştum: "Conservation ne demektir çocuklar? Korunum demektir hocam. Aferin, conservation korunum demektir". İki örnekte de görüldüğü gibi İngilizce bir kelimenin Türkçe karşılığını bilmenin terimi bilmek anlamına geldiğini zannediyoruz. Türkçesi ile karşılaşınca da sorun oluyor, çözemiyoruz olayı. İkinci örnek, daha da kötü ve üzücü aslında. Fizik bilimini İngilizce bazı bilimsel terimlerin Türkçe karşılığını bilmek diye düşünüyoruz bazen.

         

        -Sınavlar da tamamen İngilizce değil mi?

         

        -Evet ama bunun da zararları var aslında bizim için. Bazen sınav kâğıdında bilmediğimiz İngilizce bir kelime ile karşılaşıyoruz. Türkçesini ve anlamını hiç bilmiyoruz. Nihayetinde bir kelimeyi bilmemek bir soruyu cevaplayamamamıza yol açıyor. Bildiğimiz bir konu olmasına rağmen yapamıyoruz soruyu. Sanki hoca bizi İngilizce kelimelerden sınav yapıyor. Soru başka bir yerden alınınca ister istemez bilmediğimiz kelimeler çıkıyor karşımıza. Sınav sonrası sözlüğe bakınca sorunun basit olduğunu görüyor, sırf bir kelime yüzünden soruyu kaçırdığımıza üzülüyoruz.

         

        Bu kısa mülakatta üçüncü soru, yabancı dille eğitimde de Türk tipi bir eğitim tarzının gelişmekte olduğunu, hatta geliştiğini göstermektedir. Bu, ya hocanın ya öğrencinin ya da her ikisinin İngilizce bilgisinin yetersiz olmasından kaynaklanmaktadır. Türkiye’de yıllardan beri yabancı dil eğitiminde başarısız olunmasını göz önüne alınca bu tür hoca, öğrenci ve Türk tipi bir yabancı dille eğitimin ortaya çıkmasının gayet normal olduğu görülecektir.

         

        Not: Bu mülakat, henüz okulunu bitirmemiş olan bir öğrenci ile yapıldığı için öğrencinin adı burada belirtilmemiştir. Mülakatta yer alan ve öğrenci tarafından söylenen "İngilizce dille öğretim yapan üniversitelere hepimiz bölüm İngilizce olduğu için geliyoruz." gibi cümleler tarafımızdan düzeltilmiştir.   

           

         

                       


Türk Yurdu Aralık 2009
Türk Yurdu Aralık 2009
Aralık 2009 - Yıl 98 - Sayı 268

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele