24 Nisan 1915 Ermeni Tutuklamaları

Nisan 2015 - Yıl 104 - Sayı 332

        Ermeniler, 24 Nisan’ı bütün dünyada “soykırım günü” ilan ederek adeta sanal bir hafıza ve suni bir tarih yaratmışlardır. Ermeni diasporasının propaganda faaliyetleri sonucu başta Amerika ve Avrupa ülkeleri olmak üzere, birçok ülke parlamentosunun “soykırım anma günü” olarak kabul ettikleri 24 Nisan 1915 tarihinde gerçekte ne olmuştur? Makalede arşiv belgelerine dayanılarak ortaya konulacaktır.

        
1877/78 Osmanlı-Rus Savaşı’nın sonunda imzalanan Ayastefanos ve Berlin antlaşmaları ile büyük devletlerin destek ve himayelerini elde eden Ermeni milliyetçileri, kendilerinden önce bağımsızlık hareketlerine girişen Balkan toplumları gibi aynı yolu izleyerek Doğu Anadolu’da önce özerk daha sonra bağımsız bir Ermenistan kurmak için harekete geçmişlerdir. Bu amaçla ihtilalcı-silahlı terörizmi mücadele metodu olarak seçen örgütler kurarak 1890 yılından I. Dünya Savaşı’na kadar başta Doğu Anadolu olmak üzere, ülkenin birçok bölgesinde çok sayıda isyan çıkarmış ve terör olayı gerçekleştirmişlerdir.2

        
I. Dünya Savaşı’nın başlaması ve Osmanlı Devleti’nin İtilaf Devletlerine karşı Almanya’nın yanında savaşa girmesi, Ermeni milliyetçileri tarafından amaçlarını gerçekleştirmek için büyük bir fırsat olarak görülmüş, Osmanlı Devleti’ne karşı Rusya ile işbirliği içine girmişlerdir. Anadolu ve Kafkasya’dan Rus ordusuna katılan Ermeni gönüllü sayısı 150.000 kişiyi bulmuştur.3 Osmanlı ordusunun Sarıkamış’ta Rusya’ya yenilmesi ve arkasından İngiltere ve Fransa’nın Çanakkale’ye saldırması ile İstanbul’un dahi tehlike altına girdiği sırada, Ermeni komitecileri cephelerdeki Osmanlı ordularını arkadan vurmak ve ikmal yollarını kesmek için harekete geçmişler ve silahlı isyanları artırmışlardır. Nitekim Zeytun, Şebinkarahisar, Bitlis, Siirt, Muş, Kayseri, Diyarbakır, Urfa, Sivas, Erzincan ve Erzurum’un ardından Van isyanı patlak vermiş ve şehir Ermeni öncü kuvvetlerinin desteği ile Ruslar tarafından ele geçirilerek binlerce Türk katledilmiştir.4 Ermeni komitecilerinin 1915 yılı ve sonrasında Doğu Anadolu Bölgesi’nde katlettiği Türk ve Müslüman sayısı 520.000’e ulaşacaktır.5

        
1915 yılının bahar aylarında Ermeni komitecileri tarafından çıkarılan isyan, sabotaj ve terör olayları birkaç cephede aynı anda savaşmakta olan Osmanlı Devleti’nin millî güvenliğine yönelik ciddi bir tehdit ortaya çıkarmıştı.6

        
24 Nisan 1915 Genelgesi ve İstanbul’da Yapılan Tutuklamalar

        
Osmanlı hükümeti seferberlik ilanından itibaren dokuz ay dayandıktan sonra Ermeni komitelerinin faaliyetlerini kontrol altına alarak olayları önlemek amacıyla tedbirler alma yoluna gitmiştir. Ermeni erlerin silahsızlandırılmasından sonra, Dâhiliye Nezareti tarafından itimat edilmeyen ve olaylara karıştığı tespit edilen Ermeni polis ve memurların azledilmesi veya Ermeni olmayan vilayetlere gönderilmesi talimatı verilmiştir.7 Ancak alınan bu tedbirlerin sonuç vermemesi üzerine Ermenileri silahlandıran ve isyanlara sevk eden Komiteleri kapatmak ve elebaşlarını tutuklamak yoluna gidilmiştir. Nitekim Dâhiliye Nezareti 14 vilayet ile 10 mutasarrıflığa 24 Nisan 1915 tarihinde meşhur genelgeyi yayımlamıştır.8 Bu genelgede; Hınçak, Taşnak ve benzeri Ermeni komitelerinin kapatılması, belgelerine el konulması, liderleri ile zararlı faaliyetleri bilinen Ermenilerin tutuklanması ve bunlardan bulundukları yerlerde kalmaları sakıncalı görülenlerin uygun yerlerde toplanmaları talimatı verilmiştir. Bu genelgede; üzerinde hassasiyetle durulan bir konu da Bitlis, Erzurum, Sivas, Adana ve Maraş gibi vilayetlerde Müslümanlar ile Ermeniler arasında karşılıklı çatışmaya meydan verilmemesi hususunun vurgulanmasıdır. Ermenilerin her yıl dünyanın birçok ülkesinde “soykırım günü” olarak andığı 24 Nisan günü Dâhiliye Nezareti’nin bu genelgesinin yayımlandığı tarihtir. 26 Nisan 1915 tarihinde Başkumandanlık aynı nitelikte bir genelgeyi Harbiye Nezareti ile ordu komutanlıklarına göndermiş, mülki memurlar tarafından talep edilecek her türlü yardımın derhal yerine getirilmesi de istenilmiştir.9

        
Dâhiliye Nezareti’nin yukarıda bahsedilen genelgesi üzerine İstanbul’da Taşnak, Hınçak ve Ramgavar örgütlerine mensup olduğu tespit edilen komitecilerinden bir kısmı tutuklanmıştır. Zaten tutuklananların sıradan Ermeni vatandaşları değil, tamamen örgüt mensubu Ermeniler olduğu İngiliz istihbaratı tarafından da doğrulanmaktadır.10 Nitekim Mısır’daki İngiliz Askeri Ofisi’ne Dedeağaç’tan gelen bir bilgiye göre, “24 Nisan 1915 gecesi üç Ermeni din görevlisi, Ermeni gazetesi Puzantion’un sahibi de aralarında olmak üzere toplam 1.800 Ermeni yakalanarak Ankara’ya gönderileceklerdir. Tutuklananların 500’ü Taşnak, 500’ü Hınçak ve kalanların da Ramgavar partizanları” olduğu belirtilmektedir.11 Mütareke döneminde İstanbul’da bulunan İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe 20 ve 21 Mayıs 1919 tarihlerinde gönderilen şifre telgraflarda 24 Nisan 1915 tarihinde tutuklanan Ermenilerin “Müttefik ordularına hizmet eden Ermeni gönüllüler veya Müslüman katliamı sorumluları” olduğu kaydedilmektedir.12 Diğer taraftan bu sırada İstanbul’da Alman Büyükelçisi olarak görev yapan Wangenheim, 30 Nisan 1915 tarihinde Alman Başbakanı’na verdiği raporda; “Birçok Ermeni ev ve kilisesinde patlayıcı maddeler, bombalar ve silah bulunduğunu, (Padişah) V. Mehmet’in tahta çıkışının yıldönümü olan 27 Nisan 1915’te Bâb-ı Ali’ye ve bir kısım resmi binalara bombalı saldırılarda bulunacaklarını” bu sebeple; “24/25 Nisan gecesi ve ertesi günü akşamı İstanbul’daki Taşnak İhtilal Örgütü üyesi 500 kadar Ermeni’nin tutuklandığını, aralarında doktorlar, gazeteciler, din adamları, yazar ve mebusların da bulunduğu bu kişilerin Anadolu’ya yollandıklarını” belirtmektedir.13 Ayrıca, bir Amerikan belgesinde, tutuklanan Ermenilerin sayısı 100 olarak verilirken,14 Selanik’ten Fransa Dışişleri Bakanlığı’na 8 Mayıs 1915 tarihinde gönderilen bir telgrafta; İstanbul’da 2.500 ileri gelen Ermeni’nin tutuklandığı, evlerinde yapılan aramalarda çok sayıda bomba ve doküman ele geçirildiği, Ermeni devrimci derneklerinin amacının İtilaf Devletleriyle ilişkili olarak Enver ve Talat Paşa’yı öldürmek ve dinamitle suikastlarda bulunarak Müslüman halk arasında panik yaratmak olduğu belirtilmektedir.15 Kamuran Gürün ise Dâhiliye Nezareti’nin 24 Nisan 1915 tarihli talimatı üzerine İstanbul’da 2.345 kişinin tutuklandığını belirtmektedir. Yukarıda belirtilen kaynaklarda İstanbul’da tutuklananların sıradan Ermeniler değil, tamamen komiteci Ermeniler olduğu konusunda ortak bir görüş bulunmakla beraber, tutuklananların sayısı konusunda oldukça farklı rakamlar verilmektedir.

        
Osmanlı belgeleri incelendiğinde; Dâhiliye Nezareti’nin 24 Nisan 1915 tarihli genelgesi üzerine, İstanbul’da Taşnak, Hınçak ve Ramgavar komitelerine mensup Ermenilerin tutuklandığını görmekteyiz. 1916 yılında yayımlanan bir Osmanlı yayınında İstanbul’da ikamet eden 77.735 Ermeni’den ihtilal hareketlerine iştirak eden 235 kişinin tutuklandığı, diğerlerinin huzur ve rahat içinde iş ve güçleriyle meşgul oldukları belirtilmektedir.16 Ayrıca İstanbul’da 24 Nisan genelgesini takip eden günlerde yapılan aramalarda 19 adet mavzer, 74 adet martin, 111 adet vincester, 96 adet maniher, 78 adet gıra, 358 adet filovir silahları ile 3.591 adet tabanca 45.221 tabanca mermisi vb. çok sayıda silah da yakalanmıştır. Bu silahlar daha sonra Osmanlı ordusunun ihtiyacına binaen askeri silah ve mühimmat depolarına teslim edilmiştir.17

        
25 Nisan 1915 tarihinde Dâhiliye Nezareti’nin Ankara Valiliği’ne gönderdiği şifrede; bu akşam Ankara’ya ulaşacak 164 numaralı trenle 15 polis, 2 subay, 1 komiser, 1 sivil memur ile vesaireden oluşan 75 kişilik bir kuvvet refakatinde oraya 180 kadar Ermeni komite reisi ve İstanbul’da kalması sakıncalı görülen Ermeni’nin sevk olunacağı, bunlardan 60-70 kadarının Ayaş askeri deposunda tutuklu kalması, 100 kadarının da Ankara yoluyla Çankırı’ya gönderilerek zorunlu ikamete tabii tutulacağı belirtilmektedir.18 Nisan sonları ve Mayıs’ın ilk haftasında belirli aralıklarla Çankırı’ya zorunlu ikamete tabii tutulanların sevk edilmesine devam edilmiştir. Nitekim Çankırı Mutasarrıflığı’nın Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği 30 Haziran 1915 tarihli yazıda, Çankırı’da bulunan Ermenilerin sayısı 140 kişi olarak verilmektedir.19 Aynı yazıda; Çankırı’da bulunanların şehirde serbestçe gezebildikleri, her üçünün ve beşinin bir hanede ikamet etmek üzere dağıldıkları, hatta kasabanın yarım saatlik uzağında bulunan sayfiyelere kadar dağılmış oldukları belirtilmekte ve sadece 24 saatte bir polis merkezine gelerek imza attıkları vurgulanmaktadır.20 Çankırı’da zorunlu ikamete tabii tutulan Ermeniler içinde Dâhiliye Nezareti’nden talep edilen tahsisat21 ile muhtaç durumda olanlara yevmiye de verildiği görülmektedir. Nitekim Kastamonu Valiliği’nden Dâhiliye Nezareti’ne yazılan 3 Haziran 1915 tarihli bir yazıda; Çankırı’da bulunan Arşak veled-i Mardiros’un yevmiye talebinde bulunduğu belirtilmekte ve diğerleri gibi ona da yevmiye verilecekse muhtaç durumda olup olmadığının araştırılması talep edilmektedir.22 Ayrıca Arşak Diradoryan’da muhtaç durumda olduğunu beyan ederek kendisine yevmiye verilmesini talep etmektedir.23

        
İstanbul’da tutuklanarak Çankırı’ya sevk edilen ve orada zorunlu ikamete tabii tutulan Ermenilerin bizzat kendileri veya yakınları hükümete dilekçe ile müracaat ederek suçsuz olduklarını beyan ederek affedilmelerini talep etmektedirler.24 Osmanlı merkezi yönetiminin verilen bu af dilekçelerini büyük bir titizlikle inceleyerek suçsuz bulunanları, içlerinde yabancı uyruklu olanları veya sağlığı elverişli olmayanları affettiğini görüyoruz. Nitekim Dâhiliye Nezareti’nin 8 Mayıs 1915 tarihli emri ile Vahram Torkumyan, Agop Nargileciyan, Karabet Keropoyan, Zare Bardizbanyan, Pozant Keçiyan, Pervant Tolayan, Rafael Karagözyan ve Vartabet Komidas serbest bırakılarak tekrar İstanbul’a dönmelerine izin verilmiştir.25 Bilindiği gibi ilk serbest bırakılan grupta yer alan Vartabet Komidas tehcir sırasında hayatını kaybeden Ermenilerden biri kabul edilerek Paris’te adına anıt dikilmiştir. Hâlbuki Komidas’ın Çankırı’daki zorunlu ikameti 13 gün sürmüş, daha sonra İstanbul’da rahatsızlanarak tedavi amacıyla Viyana’ya gitmek için 30 Ağustos 1917 tarihinde Dâhiliye Nezareti’ne başvurmuştur. Komidas’a istediği izin verilerek Eylül 1917 tarihinde Viyana’ya gitmiştir.26 Tekrar Türkiye’ye dönmeyen Komidas yurt dışında ölmüştür.

        
Çankırı’da ikamete tabii tutulanlardan Diran Kelekyan ise İstanbul dışında ailesiyle birlikte başka bir yerde yaşamak üzere 8 Mayıs 1915 tarihinde serbest bırakılmıştır.27 Hayık Hocasaryan 29 Mayıs 1915 tarihinde28 Agop Beğleryan ile Vartanes Papasyan 27 Haziran 1915 tarihinde serbest bırakılmışlardır.29 Dâhiliye Nezareti’nin emriyle Serkis Cevahiryan, Kirkor Celalyan, Bağban Bardizbanyan ile birlikte toplam 14 kişi daha serbest bırakılarak 15 Temmuz 1915’de İstanbul’a dönmüşlerdir.30 18 Temmuzda 3 kişinin31, 10 Ağustos 1915 tarihinde de Apik Canbaz’ın İstanbul’a dönmesine izin verilmiştir.32 Vahan Altunyan ve Ohannes Terlemezyan’ın ise Çankırı’dan Kayseri’ye gönderildiği anlaşılmış, Dâhiliye Nezareti emriyle İstanbul’a dönmeleri sağlanmıştır.33

        
Çankırı’da zorunlu ikamete tabii olanlardan serbest bırakılarak İstanbul’a dönmelerine izin verilenlerin dışında; Bulgar tebaasından Bedros Manukyan, İran tebaasından Mıgırdıç İstepniyan, Rus tebaasından Leon Kigorkyan gibi Ermeniler, Osmanlı Devleti sınırları dışına çıkarılmak üzere serbest bırakılmışlardır.34 Ayrıca Serkis Şahinyan, Ohannes Hanisyan, Artin Boğasyan, Zara Mumcuyan gibi bazı Ermeniler de İstanbul’a gelmemek üzere affedilmişlerdir.35 Affedilerek Eskişehir’e gitmesine izin verilen Taşnak Komitecilerinden Serkis Kılınçyan İstanbul’a kaçmış, oradan da Alman Grupi isimli bir kişinin yardımıyla Bulgaristan’a kaçarak orada faaliyetlerine devam etmiştir.36 Çankırı’daki Ermenilerden bazıları hapsedilmek üzere Ayaş’a,37 diğerleri de zorunlu ikamete tabii tutulmak şartıyla Ankara, İzmit, Bursa, Eskişehir, Kütahya gibi yerlere gönderilmiştir. Geriye kalanlar ise Dâhiliye Nezareti emriyle tehcir bölgesi olan Zor’a sevk edilmiştir.

        
Kastamonu Valiliği 31 Ağustos 1915 tarihinde 24 Nisan ve takip eden günlerde İstanbul’da tutuklanarak Çankırı’ya zorunlu ikamete tabii tutulan Ermenilerin isimleri ve yapılan işlemler hakkında Dâhiliye Nezareti’ne ayrıntılı bir liste göndermiştir.38 Bu listede 24 Nisan – 31 Ağustos 1915 tarihleri arasında kısa veya uzun süreli olarak Çankırı’da zorunlu ikamete tabii tutulan Ermenilerin toplamı 155 kişi olarak verilmektedir. Bunlardan yukarıda belirtilen 35 kişi suçsuz bulunarak serbest bırakılmış, İstanbul’a dönmüşlerdir. İçlerinde suçlu bulunan 25 kişi Ankara ve Ayaş hapishanelerine gönderilmiş, 57 kişi de Zor bölgesine sevk edilmiştir. Yabancı uyruklu olan 7 kişinin bir kısmı sınır dışı edilmek üzere serbest bırakılmış, bir kısmı da tutuklanmıştır. Geriye kalanların ise büyük bir kısmı affedilerek İzmit, İzmir, Eskişehir, Kütahya, Bursa gibi yerlerde ikamet etmek üzere gönderilmiştir.

        
Yukarıda da belirtildiği gibi, 24 Nisan 1915 genelgesi üzerine İstanbul’da tutuklanan Ermeni Komitecilerinin 60-70 kadarı Ayaş askeri deposuna gönderilerek tutuklanmıştır.39 Ayaş’ta tutuklu olanların tam bir listesi bulunmamaktadır. Bununla beraber; Ayaş’ta tutuklu bulunan Kris Fenerciyan’ın Emniyet Genel Müdürü İsmail Canpolat Bey’e hitaben yazdığı 1 Mayıs 1915 tarihli af dilekçesinde Ayaş’ta 70 kişi olduklarını beyan etmektedir.40 Ayaş’ta tutuklu olanların verdikleri af dilekçeleri, vekâlet vs.den 60 civarında kişinin isimleri tespit edilebilmiştir.41 Tehcir sonrasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından Ermeni Komitecileri hakkında hazırlanan genel listede Ayaş’da, tutuklanmak üzere gönderilen Ermenilerden 71 kişinin ismi verilmektedir.42 Sayılardaki bu farklılığın en önemli sebebi yargılanmak üzere başka vilayetlere gönderilenler olduğu gibi, birkaç kişinin de serbest bırakılması, daha sonra, İstanbul, Çankırı ve Ankara’dan tutuklanmak üzere Ayaş’a sevk edilenlerin bulunmasıdır. Mesela 7 Mayıs 1915 tarihinde Dâhiliye Nezareti’nce Muhasebe Müdürlüğüne yazılan bir yazıda son defa Ayaş ve Çankırı’ya gönderilecek Ermenilerin nakil masrafı olan 2.897 guruşun Ankara Vilayetine havalesi istenilmektedir.43 Nitekim Kozan mebusu Hamparsum Boyacıyan Kayseri’ye44 Yenikapı Ermeni Mektebi Müdürü Marzaros Gazaryan Develi’ye45 Sivas mebusu A. Dağavaryan Divan-ı Harbe tevdi olunmak üzere Diyarbakır’a,46 Haçik Boğusyan yargılanmak üzere Ankara’ya, Hırant Ağacanyan İstanbul’a gönderilmişlerdir.47 Teodor Manzikyan, Akrik Keresteciyan Zor’a sevkedilmiş48 Şahbaz Parsih tutuklu olarak Elazığ’a gönderilmiş,49 ABD vatandaşı olan Leon Şirinyan Osmanlı sınırları dışına çıkarılmıştır.50 Viram Şabuh Samuelof, Rotsum Rostusyon önce serbest bırakılmış daha sonra haklarında tekrar tahkikat açılmıştır.51 Hayik Tiryakyan Azadamard gazetesi sahibi ile aynı adı taşımasından, Doktor Allahverdiyan’da oğlu yerine yanlışlıkla tutuklandıkları anlaşıldığından serbest bırakılmışlardır.52 Akrik Keresteciyan önce Zor’a sevk edilmiş, sonra serbest bırakılmıştır.53

        
Ayaş’a sevk edilenlerin serbest bırakılan birkaçı istisna tamamının Taşnak ve Hınçak komitelerinin lider kadrosuna mensup olmaları sebebiyle I. Dünya Savaşı boyunca tutuklu kaldıkları anlaşılmaktadır. Nitekim Taşnak Komitesi mensubu Dikran veled-i Serkis Bağdıkyan 9 Mart 1918 tarihinde Ayaş’ta ölmüş54 Taşnak Komitesi propagandacısı Andon Panosyan’ın İstanbul’a dönebilmek amacıyla verdiği af dilekçesi 8 Nisan 1918 tarihinde kabul edilmemiştir.55 Karnik Madikyan ile Kirkor Hamparsumyan ve Pantuvan Parzisyan Mondros Mütarekesi’nden sonra 10 Kasım 1918 tarihinde serbest bırakılmışlardır.56 Ayaş askeri deposunda tutuklu bulunan diğer Ermenilerin ise, İtilaf Devletlerinin Mondros Mütarekesi’ni müteakip Osmanlı Devleti’ni kontrol altına almalarından sonra serbest bırakıldıkları bilinmektedir.

        
İstanbul’daki Ermeni Komitecilerinin Toplam Sayısı

         

        24 Nisan 1915 genelgesi üzerine İstanbul’da tutuklanarak Çankırı’ya zorunlu ikamete tabii tutulanlar 155 kişiyi, Ayaş askeri deposunda tutuklananlar ise 80 kişiyi geçmemektedir. Dolayısıyla İstanbul’da tutuklanarak Çankırı ve Ayaş’a gönderilen Ermenilerin sayısı 235 kişiyi bulmaktadır. Bunların bir kısmı kısa süre sonra serbest bırakılmış, diğerleri ise tehcir bölgesine sürülmüş veya suçu ağır olanların tutukluluk halleri I. Dünya Savaşı boyunca devam etmiştir.

        
Ancak, Osmanlı hükümeti Emniyet Teşkilatının İstanbul’daki Ermeni Komiteleri ve Komitecilerinin faaliyetlerini I. Dünya Savaşı başlarından itibaren yakından takip ettiği ve daha geniş bir liste hazırladığı anlaşılmaktadır. Ağustos 1916 tarihinde hazırlandığı tahmin edilen bu liste de İstanbul’daki ileri gelen Ermeni komitecilerinin isimleri, mensup oldukları örgütler, meslekleri ve örgütteki görevleri ve haklarında yapılan işlemler konusunda detaylı bir liste hazırlanmıştır. Emniyet teşkilatı tarafından tespit edilen bu listede İstanbul merkezli Ermeni komitecilerinin sayısı 610 kişidir.57 Bunların 356’sı Taşnaksutyun, 173’ü Hınçakyan, 72’si Ramgavar adlı Ermeni örgütlerine mensup olup, 9’u farklı komite ve Ermeni cemaatine dâhil kişilerdir.58

        
İstanbul Dışında Yapılan Arama ve Tutuklamalar

        
Dâhiliye Nezareti’nin 24 Nisan 1915 tarihinde yayımladığı; Ermeni Komitelerinin kapatılması, belgelerine el konulması liderleri ile zararlı faaliyetleri bilinenlerin tutuklanması talimatı üzerine, İstanbul dışında da bazı vilayetlerde Ermeni komite merkezleri kapatılmış, evraklarına el konulmuş, bazı Ermeni komitecileri tutuklanmıştır. Bu aramalar sırasında silah ve cephaneler de yakalanmıştır.

        
Bu çerçevede; Aydın Valiliğinden 1 Haziran 1915 tarihinde Dâhiliye Nezareti’ne bildirildiğine göre, Komitelere mensup Ermenilerin evlerinde yapılan aramalarda bir takım evrak ve resimler bulunmuş, İzmir merkezinde 16 Ermeni komitecisi tutuklanarak Divan-ı Harb’e sevk edilmiştir. Ayrıca Ödemiş ilçesinde de zararlı faaliyetlerde bulunan 3 Ermeni komitecisi daha tutuklanmıştır.59 Diğer taraftan önceleri İzmir Taşnak kulüp binası olan, ancak avukat Parsih Gülbankyan tarafından satın alınıp mesken olarak kullanılan evde yapılan aramada, taban döşemeleri altında 10 adet gaz tenekesi içinde 180 kilo dinamit ile 9 adet boş bomba kalıbı bulunmuştur.60 Aydın vilayetinde daha sonra yapılan aramalarda muhtelif silahlar ile bu silahlara ait mermiler de bulunmuştur.61

        
Aydın vilayetinde yakalanan silahlar ve Ermeni komitecilerinin faaliyetleri ve devam etmeleri üzerine tehcir döneminde (12 Kasım 1916 tarihine kadar) 250 Ermeni tehcire tabii tutulmuştur.62 Bilindiği gibi, İzmir’in de dâhil olduğu Aydın vilayetinde yaşayan diğer Ermeniler, tehcirden muaf tutulmuşlardır.

        
Bilindiği gibi, Ermeni komitecilerinin örgütlendiği bölgelerden birisi de Karadeniz bölgesidir. Bu bölgede yer alan Samsun mutasarrıflığından Dâhiliye Nezareti’ne 25 Nisan 1915 tarihinde gönderilen şifrede; Hınçak ve Taşnak komitesi erkanından 10 Ermeni’nin tutuklandığı bildirilirken,63 1 Mayıs 1915 tarihli şifrede Samsun ve Bafra’da şimdiye kadar 32 Ermeni komitecisinin tutuklandığı, silah aramalarının devam ettiği kaydedilmektedir.64 Ayrıca, 5 Mayıs 1915 tarihli Samsun Mutasarrıflığı’ndan Harbiye Nezareti’ne gönderilen bir yazıda tutuklanan bu 32 kişinin isimleri verilmekte ve Rus uyruklu olmaları sebebiyle durumları şüpheli görülen 5 kişinin de Sancak merkezine bağlı Kavak nahiyesine hapsedildiği belirtilmektedir.65 Diğer taraftan 27 Mayıs 1915 tarihli Canik Mutasarrıflığı’ndan Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderilen yazıda; Hınçak ve Taşnak Komitecilerine mensup olup, zanlı olarak Bafra’da 15, Ünye’de 24, Çarşamba’da da 25 kişinin tutuklandığı belirtilmekte ve tutuklananların isim listesi verilmektedir.66 Bu tutuklama ve aramaları takip eden gün ve aylarda Samsun’da Ermeni armasıyla Ermenice haritalar, Ermeni komitecilerine ait belgeler, patlayıcı maddeler, bomba ve cephane de yakalanmıştır.67 Ayrıca, Samsun Ermeni kilisesinde şüphe üzerine yapılan aramada; kilisenin bodrum katında ve zeminin bir metre altına gizlenmiş 20 adet el bombası, bomba kapsülleri ve bir şişe içinde patlayıcı madde ele geçirilmiştir.68

        
Orta Anadolu’da Ermeni örgütlerinin teşkilatlandığı ve silahlanma faaliyetlerini yoğunlaştırdığı şehirlerden biri de Kayseri’dir. Kayseri’de 24 Nisan genelgesi üzerine silah aramalarına devam edilmiştir. Nitekim 28 Nisan 1915 tarihinde Kayseri Mutasarrıfı Ahmet Midhat Bey’in Dâhiliye Nezareti’ne bildirdiğine göre; Kayseri’de Ermeni örgütleri kapatılmış, Develi’de tekrar, üç bomba ile birlikte çeşitli silahlar ele geçirilmiştir. Kayseri merkezinde tutuklanan Hınçak ve Taşnak komitecilerinin sorumluları; Komite merkezlerinin tebligatı üzerine aralarında fedayi cemiyeti oluşturduklarını, silah naklettiklerini, silah almak amacıyla para topladıklarını itiraf etmişlerdir. Bu itiraflar üzerine Kayseri’de bol miktarda cephane, 9 dinamit ve domdom kurşunları bulunmuş ve sonuçta ihtilal tertipçilerinden 30 kişi tutuklanmıştır.69 Kayseri Mutasarrıflığının 3 Mayıs 1915 tarihli şifresinde ise, “… Bugün Develi merkezinde daha on yedi bomba bulundu. Kayseri ile Develi’de bu güne kadar elde edilen bombaların adedi yüz kırk altı, dinamit yirmi altıdır. Martin Gramariher gibi esliha-i harbiye iki yüz yirmi adettir.” denilmektedir.70

        
I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ordusunun ikmal hatları üzerinde bulunması sebebiyle Ermenilerin teşkilatlandığı ve büyük boyutlarda silahlandıkları önemli vilayetlerden biri de Sivas’tır. Sivas Valiliği’nden 22 Nisan 1915 tarihinde gönderilen telgrafta, bazı köylerde yapılan aramalarda pek çok silah ve dinamit bulunduğu, Ermenilerin bu vilayetten 30.000 kişiyi silahlandırdıkları, bunlardan 15.000 kişinin Rus ordusuna katıldığı ve diğer 15.000 kişinin de Türk ordusunun başarısızlığı hâlinde, ordunun geri hatlarını tehdit edeceği, yakalanan sanıkların ifadesiyle kesinleştiği, Tuzhisar köyüne gönderilen güvenlik birlikleriyle Ermeni çeteleri arasında çatışmalar olduğu ve kaçanların takip edildiği belirtilmektedir.71 24 Nisan Genelgesi üzerine Sivas ve Amasya bölgesinde yapılan genel aramalarda Ermenilerden 472 adet çeşitli mavzer, martin, gıra tüfeği; 6.359 cephane, 752 adet brownig ve karadağ tabanca, 807 tüfek, 44 dinamit, 38 bomba, 21 bomba kapsülü ile 13 teneke barut yakalanmış, daha sonra bu silah ve mühimmat İstanbul’da Maçka silahhanesine teslim edilmiştir.72

        
Elazığ Valiliği’nden 1 Mayıs 1915 tarihinde Dâhiliye Nezareti’ne gönderilen şifre de; yoğun faaliyetlerinden dolayı vilayette bulunan Taşnak ve Hınçak örgütlerinin bir buçuk yıl önce kapatıldıkları, şimdiye kadar fiilen faaliyetlerini yürüten Taşnak komitesi reisi Baron Karabet ile muzır azalarından yedi ve Hınçak komite reisi Nişan Hazarosyan ile faal azalardan altı şahıs olmak üzere toplam 20 komite mensubunun tutuklandığı ve gerek merkezde gerekse köylerde silah ve cephane aramalarının devam ettiği bildirilmektedir.73 

         

        Urfa Mutasarrıflığı’ndan alınan 1 Mayıs 1915 tarihli şifre de ise; yapılan aramalarda 12 kişinin sorgulanmak üzere nezarete alındığı, zuhur eden cephane ve evrakların şimdilik muhafaza altına alındığı bildirilmektedir.74

        
Diyarbakır’da ise; 28 Nisan 1915 tarihinde 11. Kolordu’dan 3. Ordu’ya gönderilen telgrafta; yapılan aramalarda Boğosoğlu Artin’in hanesinde iki duvar arasında özel olarak yapılmış bir bölümde 7 mavzer, bir hayli bomba fitili ve 1.282 kilogram hazırlanmış dinamit, bir hayli mavzer fişeği ve bombaların kullanımı ile ilgili talimatnamenin ele geçirildiği ve Artin’in tutuklandığı bildirilmiştir.75 Diyarbakır Valiliği’nden 29 Nisan’da alınan bir başka şifreli telgrafta ise; şehir merkezinde yapılan aramalarda silahlar yakalanmakta olduğu gibi sadece Beşiri kazası Ermeni köylerinde yapılan aramalarda 145 adet silah ele geçirildiği bildirilmektedir.76 Diyarbakır Valiliği’nden gönderilen 27 Mayıs 1915 tarihli şifreli telgrafta; asker kaçaklarının yakalanması için yapılan takibatta; Ermeni hanelerinde birçok silah ve asker elbisesi ile cephane ele geçirildiği, pek mühim miktarda patlayıcı ve 50 adet bomba, cephane ve devlet malı silahların ele geçirildiği ve ileri gelen Ermenilerden 120 kişinin tutuklandığı ve sadece şehir merkezinde bin küsur asker kaçağının yakalandığı belirtilmektedir.77

        
Antep Mutasarrıflığı’nın 30 Nisan–1 Mayıs 1915 tarihli şifresinde ise, Antep’te bulunan Taşnak ve Hınçak komite merkezlerinin kapatıldığı başkan ve üyeleri arasında faal olanlardan 19 kişinin tutuklandığı ve komite üyelerinin evlerinde silah ve cephane ile birlikte çeşitli evrakların da bulunduğu bildirilmektedir.78
Yukarıda belirtilenlerin yanı sıra, diğer Anadolu vilayetlerinde de hükümet tarafından yapılan aramalarda binlerce silah ve bomba ele geçirilmiştir.79

        
Sonuç

        
Ermeni Komitelerinin terör olayları ve isyanları arttırmaları ve düşman ordularıyla işbirliği içine girmeleri üzerine Osmanlı hükümeti olayları önlemek amacıyla 24 Nisan 1915 tarihinde çıkardığı bir genelge ile Ermeni komite merkezlerini kapatmış ve elebaşlarını tutuklamıştır. Belgelerde ortaya konulduğu gibi, Ermeni olaylarında siyasi planlamanın yapıldığı komite merkezlerinin İstanbul’da olması sebebiyle büyük oranda tutuklamalar bu şehirde yapılmış, diğer vilayetlerde daha az sayıda tutuklamalar olmuştur. İstanbul dışında Aydın, Samsun, Kayseri, Sivas, Elazığ, Urfa, Diyarbakır ve Gaziantep gibi şehirlerde komite mensubu 321 kişi tutuklanmıştır. Dolayısıyla 24 Nisan 1915 tarihinde İstanbul’da 235, diğer vilayetlerde de 321 olmak üzere toplam 556 komite mensubu tutuklanmış, aramalarda çok sayıda silah ve bomba yakalanmıştır.

        
Durum böyle olmasına rağmen, Ermenilerin 24 Nisan tarihini ‘‘soykırım günü’’ olarak ilan etmesinin temel sebebi ülke içinde örgütlenmeyi sağlayan, yurt dışı bağlantıları ve işbirliğini yürüten lider kadronun bu tarihte tutuklanmış olmasıdır. Böylece amaçlarına ulaşma konusunda elebaşılık yapacak lider kadrodan büyük oranda yoksun kalan Ermeniler bu durumu bir türlü kabullenmemiş ve 24 Nisan’ı bütün dünyada ‘‘soykırım günü’’ olarak ilan ederek adeta bir sanal bellek ve suni bir tarih yaratmışlardır.

        
Osmanlı hükümetinin Ermeni komitelerini kapatması ve elebaşlarının bir kısmını tutuklaması, Ermeni isyanlarını önlemeye kâfi gelmemiştir. Çünkü 1915 yılının bahar aylarında Çanakkale Savaşları ile başkent İstanbul’un tehlike altına girdiği bir dönemde Ermeni komitecilerinin çıkardığı isyan ve terör olayları devletin milli güvenliğine yönelik ciddi bir tehdit ortaya çıkarmıştır. Birkaç cephede savaşan Osmanlı ordularının haberleşme ve ikmal hatlarını kesen isyan ve sabotaj olayları büyük boyutlarına ulaşmıştı. Bu şartlar altında Ermeni tehciri önce Konya’ya başlamış, 27 Mayıs1915’te Sevk ve İskân Kanunu çıkarılmış, 30 Mayıs’ta Meclis-i Vükela kararı ile tehcirin nasıl yapılacağına dair esaslar belirlenmiştir.80 Bu kanunla Ermeniler, savaş bölgelerinin dışında ülkenin daha güvenli olan güney bölgelerine sevk ve iskân edildiler. Tehcir bütün Ermenileri kapsamamış, başta İstanbul olmak üzere birçok vilayette yaşayan 300.000’den fazla Ermeni, tehcirden muaf tutulmuştur.

        
Haziran 1915’te başlayan tehcir 15 Mart 1916’da sona ermiştir. Osmanlı hükümeti savaş şartları içinde göç ettirmek zorunda kaldığı Ermeni vatandaşlarının yol emniyeti, can güvenliği, yiyecek ve barınaklarının sağlanması ve geri dönüşlerinde iade edilmek üzere her türlü mal ve mülklerinin muhafaza altına alınması hususlarında gerekli tedbirleri almıştır. Buna rağmen Osmanlı hükümeti Erzurum, Erzincan, Tunceli, Halep-Meskene ve Diyarbakır gibi yerlerde Ermeni kafilelerine saldıran çete mensubu kişiler ile tehcir sırasında suç işleyen ve ihmali görülen kamu görevlilerini Divan-ı Harp Mahkemelerinde yargılamıştır. Suçlu bulunarak yargılanan 1.673 kişi, idam dâhil çeşitli cezalara çarptırılmıştır.81

        
Osmanlı hükümetinin 1915’te aldığı sevk ve iskân kararı, muhtemel bir Ermeni isyanına karşı değil, fiilen ortaya çıkan isyanlara ve düşman ordusu ile işbirliğine karşı askeri ve güvenlik amacıyla alınmış bir tedbirdir. Tehcir bir milletin yok olma ve vatanının yarısına yakınını kaybetme tehlikesine karşı varlığını korumak amacıyla alınmış meşru bir tedbirdir. Ermenilerin iddia ettiği gibi; tehciri onları yok etme veya katletme niyetiyle yapan bir yönetimin Ermenilere karşı suç işleyenleri yargılayarak cezalandırması mümkün müdür?

        
Türk milletinin Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren düşmanlıkları körüklememek adına uzun süre suskun kalması, suçluluk olarak algılanmıştır. Buna karşılık millî kimliklerini Türk düşmanlığı ve soykırım efsanesine dayandıran Ermeni diasporası, yürüttüğü propaganda faaliyetleri ile suni bir tarih ve sanal bir hafıza oluşturmuşlar, soykırım iddialarını adeta tartışılmaz siyasi bir iman hâline getirmişlerdir. Sonuçta tehcirin 100. yılında 20 ülke parlamentosu, ABD’de 40 civarında eyalet ile Avrupa Parlamentosu, Dünya Kiliseler Birliği gibi kuruluşlar Ermenilerin soykırım iddialarını kabul eden kararlar almışlardır. Bu propaganda ve kararlarının temelinde Ermenilerin Türkiye’ye baskı yaparak soykırım iddialarını kabul ettirmek ve sonra da bunun bedelini Türkiye’den tazminat ve toprak olarak alma amaçları yatmaktadır.

        
Ermenistan Devleti ile dünyadaki Ermeni lobisi ve Türkiye’deki bazı çevreler yürüttükleri propaganda ve siyasi baskılarla milletimizi suçluluk psikolojisine sokarak özür dilemeye zorlamaktadırlar. Bu konuda özgüvenimizi kaybetmemeliyiz. Çünkü tarih ve arşivler en büyük şahitlerimizdir. Eğer, Ermenilerin iddia ettiği gibi “Bu bir soykırım ise kurbanlardan daha çok katillerin öldüğü ilginç bir soykırımdır.”

         

        ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

         

        Prof. Dr., TOBB-ETÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı ve Tarih Bölüm Başkanı, ysarinay@etu.edu.tr
1 Geniş bilgi için bkz. Osmanlı Belgelerinde Ermeni İsyanları C.I. (1878-1895), C.II. (1895-1896), C.III. (1896-1909), C.IV. (1909-1916), Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yay. Ankara, 2008-2009. Esat Uras, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Genişletilmiş 2-B, Belge Yay. İstanbul, 1987, s.458-531.
2 Bogos Nubar Paşa, I. Dünya Savaşı’nda 200.000 düzenli ve gönüllü Ermeni’nin İtilaf Devletleri saflarında Osmanlı’ya karşı savaştığını belirtmektedir. Kemal Çiçek, Ermenilerin Zorunlu Göçü (1915-1917), TTK Yay, Ankara, 2005, s.26.
3 Geniş bilgi için bkz. BOA, HR. SYS, 2871/1-28; BOA, HR. SYS. 2871/1-125; Guenter Lewy; The Armenian Massacres in Ottoman Turkey, The University of Utah Press, Salt Lake City, 2005, s.102. Hikmet Özdemir ve diğerleri, Ermeniler; Sürgün ve Göç, Türk Tarih Kurumu Yay. Ankara, 2004, S.60. Hasan Oktay, “Ermeniler ve Van İhtilal Örgütü (1896-1915)”, Ermeni Araştırmaları, Sayı:5 (Bahar 2002), s.84-137; Ermeniler Tarafından Yapılan Katliam Belgeleri C.I, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Md. Yay, Ankara, 2001, s.1-71.
4 Bu katliamlar için bkz, Ermeniler Tarafından Katliam Belgeleri, C.I.II.
5 Edward J. Erickson, “Ermeni Tehciri ve Osmanlı Milli Güvenliği: Askeri Bir Gereklilik mi Yoksa Soykırım İçin Bir Bahane mi?” Yeni Türkiye, (Ermeni Meselesi Özel Sayısı) C.IV, Sayı:63 (Eylül-Aralık 2014) s.2798-2803.
6 Osmanlı Belgelerinde Ermeniler (1915-1920), Ankara, 1994, s. 7.
7 BOA.DH.ŞFR.No. 52/96-97/98.
8 ATASE. BDH. Koleksiyonu Klasör No: 401, Dosya No: 1580, Fihrist No:1-2.
9 Hikmet Özdemir ve diğerleri, Ermeniler: Sürgün ve Göç, Türk Tarih Kurumu yay. Ankara, 2004, s. 62.
10 UK ARCHIVES, WO 157/691/9’dan naklen. Özdemir ve diğerleri a.g.e, s. 62.
11 UK ARCHIVES, FO 608/78,(75631), No. 869 ve 1094’den naklen. Özdemir ve diğerleri, a.g.e, s.62.
12 Johannes Lepsius, Deutscbland und Armenien 1914-1918 Potsdam 1919. s. 59 Belge 38’den naklen. Nejat Göyünç, “Ermeni Tehciri ve Soykırım İddiaları” Yeni Türkiye, (Ocak-Şubat 2001), Yıl: 7, Sayı 37, s. 296-297.
13 Papers Relating to the Foreign Relations of the United States, 1915, s. 981’den naklen Kemal Çiçek, Ermenilerin Zorunlu Göçü 1915-1917, Türk Tarih Kurumu yay. Ankara, 2005, s. 35.
14 Hasan Dilan, Fransız Diplomatik Belgelerinde Ermeni Olayları 1914-1918, C-II. Türk Tarih Kurumu Yay, Ankara, 2005, s. 96-97. belge No. 14.
15 Ermeni Komitelerinin Amal ve Harekât-ı İhtilaliyyesi, İlan-ı Meşrutiyetten Evvel ve Sonra, İstanbul, 1332, s. 242.
16 BOA.DH.EUM. 2. Şb. 16/48.
17 BOA,DH.ŞFR. No: 52/102.
18 BOA.DH.EUM. 2. Şb. 7/52.
19 BOA.DH.EUM. 2 Şb. 7/52.
20 BOA.DH.EUM. 2.Şb. 6/29.
21 BOA.DH.EUM. 2.Şb. 7/62.
22 BOA.DH.EUM. 2.Şb. 36/26.
23 Af dilekçelerinin büyük bir kısmı doğrudan Dâhiliye Nezaretine ve Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderildiği gibi, Çankırı Mutasarrıflığına verilen af dilekçeleri de bulunmaktadır. Dilekçe örnekleri için bkz. BOA.DH.EUM. 2.Şb. 6/10, 7/22, 7/24, 7/56, 7/36, 7/38, 8/82, 9/122, 9/23, 9/46, 9/47, 9/60, 9/79, 10/4.
24 BOA.DH.ŞFR. No: 52/255.
25 BOA.EUM. 2.Şb. No: 42/69.
26 BOA.DH.ŞFR. No: 52/266.
27 BOA.DH.ŞFR. No: 53/149
28 BOA.DH.EUM. 2.Şb. 8/5.
29 BOA.DH.EUM. 2.Şb. 9/10.
30 BOA.DH.EUM. 2.Şb. 9/15.
31 BOA.DH.ŞFR. No: 54-A/364.
32 BOA. DH. ŞFR. No: 56/60.
33 BOA. DH. ŞFR. No: 54-A/177; No: 57/57.
34 BOA. DH. ŞFR. No: 55/214
35 BOA.EUM 2. Şb. No: 57/23.
36 Mesela Taşnak Komitesi mensubu Hacı Hayk Tiryakyan. BOA. DH. ŞFR. No: 53/273.
37 Çankırı’daki komitecilerin listesi için bkz. BOA. EUM. 2. Şube 20/73.
38 BOA. DH. ŞFR. No: 52/102.
39 BOA. DH. EUM. 2. Şube, 6/32.
40 Af dilekçeleri için bkz. BOA. DH. EUM. 2. Şube 10/4; 9/29, 8/91, 8/1, 7/69, 8/3, 7/23, 7/14, 8/68, 17/26, 9/45, 7/63, 7/61, 7/47, 7/30, 15/44, 15/45, 15/34, 15/39.
41 Ayaş’ta tutuklu olanların listesi için bkz. BOA.DH.EUM. 2. Şb. 67/31.
42 BOA.DH:EUM:2.Şb.6/46.
43 BOA. DH. ŞFR. NO: 52/222.
44 BOA. DH. ŞFR. No: 53/65.
45 BOA. DH. ŞFR. No: 57/214.
46 BOA. DH. ŞFR. No: 54-A/63; BOA. DH. EUM. KLH. No: 1/39.
47 BOA. DH. EUM. 2 Şube 14/52.
48 BOA. DH. ŞFR. No: 54/5.
49 BOA. DH. EUM. 2. Şube No: 6/47.
50 BOA. DH. EUM. 2. Şube No: 11/2.
51 BOA. DH. EUM. 2. Şube No: 7/7; 6/56.
52 BOA.DH:EUM:2.Şb.6/46.
53 BOA. DH. EUM. 2. Şube No: 50/10.
54 BOA. DH. EUM. 2. Şube 50/10.
55 BOA. DH. EUM. 2. Şube 65/34; BOA. DH. ŞFR. No: 93/120.
56 BOA. DH. EUM. 2. Şube No: 67/31.
57 Y.a.g, belge.
58 BOA.DH.EUM. 2. Şb. No: 7/57.
59 BOA.DH.EUM. 2. Şb. No: 7/16.
60 BOA.DH.EUM. 2. Şb. No: 12/92.
61 BOA.DH.ŞFR. No: 69/250.
62 BOA.DH.EUM. 2. Şb. No: 7/21-15.
63 BOA.DH.EUM. 2. Şb. No: 7/21-8.
64 Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri (1914-1918), C. I. Genelkurmay Başkanlığı yay., Ankara, 2005, s. 177.
65 Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri (1914-1918), C. I., s. 183-184.
66 BOA, EUM, 2. Şb. No: 69/11.
67 BOA.EUM. 2. Şb. No: 69/13.
68 BOA.DH.EUM. 2. Şb. No: 7/21-13,14.
69 BOA.DH.EUM. 2. Şb. No: 7/21-3.
70 Askeri Tarih Belgeleri Dergisi, Sayı: 83 (Mart 1983) Belge No: 1911, s. 111-112.
71 BOA.DH.EUM. 2. Şb. No: 13-17.
72 BOA.DH.EUM. 2. Şb. No: 7/21-7.
73 BOA.DH.EUM. 2. Şb. No: 7/21-9.
74 Askeri Tarih Belgesi Dergisi, Sayı: 83 (Mart 1983), Belge No: 1913, s. 119.
75 BOA.DH.EUM. 2. Şb. No: 7/21-12.
76 Askeri Tarih Belgeleri Dergisi, Sayı: 83 (Mart 1983), Belge No: 1912, s. 115.
77 Arşiv Belgeleriyle Ermeni Faaliyetleri, C. I. s. 171.
78 Geniş bilgi için bkz. Erdal İlter, Türkiye’de Sosyalist Ermenilerin Silahlanma Faaliyetleri ve Milli Mücadele’de Ermeniler (1890-1923), Turhan Kitabevi yay. Ankara, 2005, s. 86-89.
79 Kanun metni için bkz. Takvim-i Vekayı, 1 Haziran 1915, Nr. 2189; Meclis-i Vükela Kararı için bkz. BOA, Meclis-i Vükela Mazbatası, Nr. 198/24.
80 Geniş bilgi için bkz. Yusuf Sarınay ‘‘The Relocations (Tehcir) of Armenians and the Trials of 1915-16’’ Middle East Critique, Vol. 20, No.3 (Fall 2011) s.299-315.


Türk Yurdu Nisan 2015
Türk Yurdu Nisan 2015
Nisan 2015 - Yıl 104 - Sayı 332

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele