Şevket Süreyya Aydemir’e Ait Mezuniyet Belgesi

Haziran 2009 - Yıl 98 - Sayı 262

        Türk fikir hayatının önemli isimlerinden biri de Şevket Süreyya Aydemir’dir. Fikir ve aksiyon cepheleriyle siyaset ve düşünce dünyamızda unutulmazlar arasına girmiştir.1897 yılında Edirne’de doğmuş, Edirne Öğretmen Okulu’ndaki öğrencilik yıllarında İttihat ve Terakki’nin Türk Ocağı şemsiyesi altında geliştirdiği Türkçülük- Turancılık fikrinin etkisiyle 1915 yılında gönüllü olarak askere gitmiş ve yaralanmıştır. Yedek subay olarak görev yaptığı doğu cephesi ve öğretmenlik yapmak üzere gittiği Azerbaycan’da idealindeki Turan’a oldukça yaklaşmıştır. Burada bulunduğu yıllar Sovyetlerin propaganda yoluyla geniş kitlelerde taban tesis etmek ve yeni rejimi topluma benimsetmeye gayret ettiği dönemdir. Baku’da yapılan Doğu Halkları Kurultayı’na katılmıştır. Aydemir TKP’ye girmiş, Moskova’da yüksek tahsile devam ederek ve inanmış bir komünist olarak 1923 yılında memleketine dönmüştür. Düşünce evrenindeki bu gelişim ve dönüşümleri 1959 yılında neşrettiği Suyu Arayan Adam isimli eserinde anlatmıştır. Rusya’daki eğitim dönemini Mete Tunçay’a şu ifade ile değerlendirmiştir; Biz Moskova’da bir halt öğrenmedik. O parti mektebinde ama bir şey öğrendik, özeleştiri. Bu kitap sözde onun bir uygulaması.[1] Eski yoldaşları bu kitabın muhtevasından pek hoşlanmamışlardır. Onun akranı olmamakla birlikte aynı çizgiden gelen gazeteci Mehmed Kemal, eserin DP döneminde neşredilmesinden dolayı bir günah çıkarma olarak kabul etmiş, 27 Mayıs’tan sonra çıkması halinde başka türlü de olabileceği fikrini ileri sürmüştür.[2] Aslında eserin çıktığı dönemde Aydemir çoktan emekli olduğu için bürokraside bir beklentisinin olabileceği söz konusu olamaz. Mehmed Kemal’in iğneli imaları, Aydemir’in Suyu Arayan Adam çıkmadan, Bu kitabım çıkınca Türk gençleri komünizmin ne olduğunu öğrenecek ve komünistlerin kucağına düşmekten kurtulacaklar sözlerine bir tepki midir?[3]

         

        Aydemir, ileri yaşlarında Tek Adam, İkinci Adam ve Enver Paşa gibi önemli eserlerini neşretmiştir. Enver Paşa’nın, eski ideal arkadaşları Rus komünist yöneticileri ile önce iyi ilişkiler kurduktan sonra yollarını ayırarak Türkistan’ın bağımsızlığı için mücadeleye girişmesinden memnun olmadığı için onunla ilgili eserinin son cildinde tarafsız kalamadığı yolunda kanaatler yaygındır.

         

        Aydemir’in TKP serüveni kısa sürmüştür. Türkiye’ye döndükten sonra Aydınlık dergisinin yazarları arasında yer almıştır. 1925’te dergi kapatılarak tutuklanmış ve 10 yıl hapse mahkûm olmuştur. 1.5 yıl hapis yattıktan sonra çıkarılan af kanunu ile serbest kalmıştır. 1927’de yeniden tutuklanıp yargılanarak beraat etti. İzlenecek politikalar hususunda parti ile arasında anlaşmazlık çıkmasından sonra yol ayrımına geldiğinde parti ile ilişkisini keserek yeni rejimin hizmetine girmiştir. 1928 yılında ilk resmi görevi Ankara Ticaret Lisesi Müdürlüğü’ne tayin edilmiş, 1937-1947 yılları arasında İktisat Vekâleti Sanayi Tetkik Heyeti Başkanlığı yapmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı, Ticaret Liselerinde okutulan Türkiye İktisat Coğrafyası dersinin kitabını 1936 yılında Aydemir’e yazdırılması kararı almıştır.

         

        1932-1934 yılları arasında yayınlanan Kadro dergisinin yazarları arasında yer almış, kapitalizm ve komünizmden farklı olarak üçüncü bir milliyetçi-devletçi kalkınma yolunun fikriyatını geliştirmeye çalışmıştır. Bu dergideki yazılarını İnkılap ve Kadro isimli kitabında toplamıştır. Aydemir’in parti ile ilişkisini kesmesi, kendisine kamu yönetiminde önemli görevler verilmesine rağmen devletin bazı birimlerinin onun eski geçmişi ile ilgili değerlendirmeleri değişmemiştir. Mart 1932 tarihli Türkiye’de Komünizm Faaliyetinin Son Vaziyeti isimli 1931 yılına ait bir değerlendirmede, 1927-1931 seneleri zarfında memleketin muhtelif yerlerinde komünist oldukları anlaşılan muallimler başlıklı tabloda Ankara’da Osman Alp ve Şevket Süreyya isimlerinin bulunmasından onun fikrî dönüşümünün henüz şüphe ile karşılanmakta olduğu sonucu çıkartılabilir.

         

        Resmi göreve tayin edilirken sahip olduğu yüksek okul bitirme belgesinin tercümesine ihtiyaç duyulmadığı sonraki bir yazışmadan anlaşılmaktadır. Ticaret Lisesi’nin bağlı bulunduğu birimin başında bulunan Ragıp Nurettin’in, mesleki tedrisata memur unvanı ile imzaladığı ve Milli Talim ve Terbiye Heyeti Reisliği’ne gönderdiği 28.6.1930 tarih ve 3226 sayılı yazıda Şevket Süreyya’nın mezuniyet vesikasının tercüme ettirilerek iadesi talep edilmiştir. Talim ve Terbiye Heyeti Reisi bu yazıyı aynı gün, tercümesi ricası ile Zakir Kadiri’ye havale etmiştir.[4]

         

         

        

         

                                  


        


        

        [1] Mete Tunçay’la Söyleşi, Mehmet Ö. Alkan, Tanıl Bora, Murat Koraltürk, Mete Tunçay Armağanı, İstanbul 2007,s.52


        

        [2] Mehmed Kemal, Şairler Dövüşür, İstanbul 1981,s.224


        

        [3] Aclan Sayılgan, İnkâr Fırtınası, İstanbul 1962,s.218


        

        [4] Zakir Kadiri Ugan (1880-Ankara,22.10.1954),  İdil-Ural bölgesinde doğmuş, Simbir, Buhara ve Medine ve Kahire’de okumuştur. Arapça ve Farsçayı iyi derecede öğrenmiştir. Öğretmenlik ve gazetecilik yapmıştır. Çarlık yönetiminin yıkılmasından sonra tesis edilen İdil Ural muhtariyeti döneminde mebusluk ve Milli Eğitim Bakanlığı yapmıştır. 1923 yılında Türkiye’ye gelerek Milli Eğitim Bakanlığı’nda görev almıştır. Arapçadan tercüme ettiği bazı eserler bakanlık yayınları arasında basılmıştır. Rusça bildiği için Aydemir’in öğrenim belgesini Türkçeye tercüme etmiştir.


Türk Yurdu Haziran 2009
Türk Yurdu Haziran 2009
Haziran 2009 - Yıl 98 - Sayı 262

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele