Türk Ve Hindistan Parlamentosunun İlişkileri

Nisan 2015 - Yıl 104 - Sayı 332

        Özet

        
Hindistan, farklı kültürlerin ve etnik kökenlerin bir arada yaşadığı, demokratik ve laik devlet yapısı, parlamenter yönetim sistemi ile demokrasinin çok uluslu ve çok dinli toplumlarda başarıyla uygulanabileceğini gösteren önemli bir örnektir. İngiliz parlamenter yönetim anlayışının hâkim olduğu Hindistan Parlamentosu, ülkedeki tüm farklı toplulukların temsil edildiği bir kurumdur. Bu makalede, Hindistan Parlamentosunun yapısı, işleyişi ve Türk Parlamentosu ile olan ilişkileri açıklanmıştır. Yakın dönem Türkiye-Hindistan ilişkileri ele alındığında, Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından, ilişkilerin ivme kazandığı, ancak parlamentoların ve parlamenterlerin iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesine olan katkılarının sınırlı olduğu görülmektedir.

        
Anahtar Kelimeler: Hindistan Parlamentosu, TBMM, Türk-Hint İlişkileri.

         

         

        Giriş

        
Hindistan, kuzeyinde Himalayaların güneyinde Hint Okyanusu’nun belirlediği bir coğrafya içerisinde çok çeşitli uygarlıkların, halkların ve dinlerin birleştiği bir alandır. Asya kıtasında hem önemli bir geçiş bölgesi hem de önemli bir ticaret merkezi olan Hindistan’ın coğrafi konumu tarihin her döneminde farklı kültür ve medeniyetlerin ilgisini çekmiştir (Bali, 2006, s. 6). Hindistan devleti büyük bir geleneğin üzerinde yükselmiştir. Ganjetik ovaların küçük krallıkları, eskinin büyük imparatorlukları, Orta Çağ’ın bölgesel krallıkları, Hint-Türk İmparatorluğu, İngiliz Hindistan İmparatorluğu ve sonuçta Hindistan Birliği ülkedeki siyasi gelişimin aşamalarını göstermekte, bu gelişim devasa ülkenin tüm parçalarını içine almaktadır (Kulke ve Rothermund, 2001, s. 503).

        
Dünyada çok az ülke Hindistan kadar eski ve farklı bir kültüre sahiptir. Hint hayat tarzına adapte olan çeşitli göç dalgaları kesintisiz beş bin yıllık bir tarihe sahip olan Hindistan’ın kültürünü daha da zenginleştirmiştir. Bu çeşitlilik Hindistan’ı farklı kılan bir özelliktir (Tatlılıoğlu, 2010, s. 185). Örneğin Hindistan’da, Anayasa tarafından belirlenmiş 16 resmî dil bulunmakta, bu dillerin yanı sıra ülkenin çeşitli bölgelerinde 544 farklı lehçe kullanılmaktadır (Kaya, 2005, s. 18). Hindistan’da konuşulan dillerde olduğu gibi fiziksel özellikler de din ve ırklarda da yoğun bir çeşitlilik yaşanmaktadır. Ülkede 3.000 kast ve bunlara bağlı 25.000 kast altı topluluk vardır. Halkın % 80’i Hindu, % 14’ü Müslüman, % 2,4’ü Hıristiyan, % 2’si Sih, % 0,7’si Budist, % 0,5’i Jain, % 0,4’ü diğer dinlere mensuptur (Mumcu ve Ünsal, 1998, s. 6). Hindistan, Endonezya ve Pakistan’dan sonra 150 milyon Müslüman halkıyla dünyanın en büyük üçüncü Müslüman ülkesidir. Bunlara ilave olarak sayısal olarak daha küçük ama çok sayıda farklı topluluklar, dinler ve mezhepler mevcuttur (Çakmak, 2009, s. 50-52).

        
Hindistan, İngiliz yönetiminin ülkeden çekilmesiyle 1947 yılında bağımsızlığına kavuştuktan sonra öteki üçüncü dünya ülkeleri gibi diktatörlüklere, askerî yönetimlere veya yabancı işgallerine sürüklenmemiş ve kendi gücüyle kendi kurumlarını geliştirerek önemli bir demokrasi örneği vermiştir. Bu noktayı daha iyi anlamak için komşu ülke olan Pakistan örneğine bakmamız yeterlidir. Hindistan’dan bir gün daha büyük olan Pakistan1 kendi dokusuna uygun bir demokratikleşme modeli gerçekleştiremediği için altmış yedi yıllık kısa tarihinde 4 kez askerî darbeye maruz kalmış ve bu darbeler Pakistan’ı her defasında yıllarca geriye götürmüştür ( Şahin, 2010). Hindistan’ın demokrasi kültürü, uygulamaları ve kurumları iyi analiz edilmesi gereken pozitif ve değerli örneklerdir.

         

        Bu çalışmada, ülkedeki demokratik yapının en önemli unsurlarından biri olan Hindistan Parlamentosu, işleyişi ve Türk Parlamentosuyla olan ilişkileri ele alınmıştır. Kütüphane, kitabevi ve sanal ortamda yapılan araştırmalarda Hindistan hakkında hazırlanmış Türkçe belge açısından bir eksikliğin söz konusu olduğu, var olanların ise genellikle tarih, kültür, sanat, enerji gibi belli alanlarda yoğunlaştığı görülmüştür. Bu açıdan çalışmanın ilk olması bakımından alanında faydalı olacağı da düşünülmektedir.

        
1. Genel Siyasi Yapı

        
15 Ağustos 1947’de bağımsızlığına kavuşan Hindistan, yönetim şeklini cumhuriyet olarak ilan etmiş ve 26 Ocak 1950’de anayasasını2 kabul etmiştir. Hindistan hâlen, İngiliz Milletler Topluluğu’nun bir üyesidir. Hindistan Anayasası, yasama, yürütme ve yargı organları arasında güçler ayrılığı prensibini benimsemiştir (Mumcu ve Ünsal, 1998, s. 8-9).

        
Yasama gücü parlamentonun elindedir. Yürütme cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanlar kurulu tarafından temsil edilmektedir. Cumhurbaşkanı devletin başı ve yürütmenin en üst amiri, anayasanın koruyucusu ve silahlı kuvvetlerin onursal lideridir. Cumhurbaşkanının temsili yetkisine nazaran yürütmenin en icracı kanadı başbakan ve bakanlar kuruludur. Başbakanın temel görevi hükümet politikalarını yürütmek, merkezi yönetimin üstlenmiş olduğu görevleri yerine getirmek, parlamento ile cumhurbaşkanı arasında aracılık yapmak ve bakanlıklar arasında eşgüdümü sağlamaktır. Bir bütün olarak bakanlar kurulu parlamentodan güvenoyu alarak göreve başlamaktadır. Yönetsel yargı sistemine sahip Hindistan’da anayasa mahkemesi, en üst ve en son yargı merciidir. Anayasa mahkemesi, görev ve yetki bakımından çıkarılan yasaların anayasaya uygunluğunu denetlemekte ve üst dereceli kamu görevlileri, parlamento ve hükümet üyeleri ile cumhurbaşkanını yargılamak üzere yüce divan görevini görmektedir (National Portal of India, 2014).

        
Federal devlet yapısına sahip olan Hindistan, 29 eyalet ile 7 birlik toprağından3 oluşmakta olup eyaletler kendi hükûmetlerine ve parlamentolarına sahiptirler. Yönetim, merkezî hükûmet ve eyalet hükûmeti arasında bölünmüştür. Birlik toprakları ise, merkezi yönetimin altında olup cumhurbaşkanı tarafından atanan valilerce yönetilmektedir.4

        
Ülkedeki siyasi partiler, ulusal partiler ve eyalet partileri olarak iki gruba ayrılmaktadır. Ulusal partiler ülke çapında neredeyse her seçim bölgesinde seçimlere katılırken eyalet partileri bir veya iki eyalette seçime giren yerel partiler konumundadır (T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2014). Kongre Partisi (India National Congress) ve Hint Halk Partisi ( Bharatiya Janata Party) ülke siyasetinde öne çıkan partilerdir.

        
1885 yılında kurulan Kongre Partisi, Mahatma Gandhi ve Jawaharlal Nehru başta olmak üzere Hindistan bağımsızlık liderlerinin partisi olma özelliklerini taşımaktadır. Ülkenin bağımsızlığını elde etmesinden sonra ülke politikasına yön veren parti konumundaki Kongre’de, Nehru-Gandhi ailesinin önemli bir ağırlığı bulunmaktadır. Bağımsızlığı takip eden yıllarda Nehru, daha sonra ise kızı Indira Gandhi gerek parti başkanı olarak, gerekse başbakan sıfatıyla Hindistan politikasına yön vermiş, Indira Gandhi’nin oğlu Rajiv Gandhi ise 1980’lerin ikinci yarısında bayrağı devralmıştır. Partinin başkanlığını 1998’den beri Rajiv Gandhi’nin eşi Sonia Gandhi yürütmektedir. Kongre, 2014 Mayıs’ında yapılan son seçimlere Sonia Gandhi’nin oğlu Rahul Gandhi’nin başbakan adaylığına katılmıştır.

        
Kongre partisine muhalefet olarak kurulan Hint Halk Partisi’nin temelini Hindutva olarak adlandırılan ve Hindu milliyetçiliği olarak açıklanabilecek kavrama dayanmaktadır. Partinin ideolojisinin kökenleri Vinayak Damador Savarkar’ın 1920’lerdeki yazılarına dayanmaktadır. Yine 1920’lerden itibaren kurulmuş olan kimi radikal sağ partiler de Kongre’ye alternatif bir milliyetçi örgütlenmenin göstergeleridir. Bağımsızlığı takiben Kongre’nin izlediği seküler politikaları eleştiren siyasetçiler 1951’de Bharatiya Jana Sangh’ı kurmuş, parti 1977’de Janata Party ismini, 1980’de ise Hint Halk Partisi ismini almıştır (Uslu, 2014). Özellikle 1980’li yılların sonunda popülerlik kazanan parti bugün iktidar partisi olarak ülkeyi yönetmektedir.

        
2. Hindistan Parlamentosu

        
1950 Anayasası’na göre Hindistan, federal ve parlamenter özellikleri birlikte yansıtan bir yönetim yapısına sahiptir. Temelde İngiliz parlamenter yönetim anlayışının ve ABD yönetim kurumlarının etkisini taşımaktadır (Arı, 2000, s.40). Parlamentonun Eyaletler Meclisi (Rajya Sabha) ve Halk Meclisi (Lok Sabha) olmak üzere 2 kanadı bulunmaktadır (T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2014).

        
2.1. Eyaletler Meclisi (Rajya Sabha)

        
Bağlı eyaletler ve özerk bölgeleri temsil etmek ve genel siyasal dengeyi sağlamak amacıyla kurulmuş bir organdır. Temel görevleri yasaları onaylayarak Cumhurbaşkanına sunmak veya yeniden görüşülmek üzere Halk Meclisine geri göndermek, devletin temel görevlerinin yerine getirilmesini gözetmek ve bölgesel farklılıkları gidermektir (Parliament of India, 2014).

        
Anayasa’ya göre, toplam 250 üyesi bulunan Eyaletler Meclisi’nin 12 üyesi Cumhurbaşkanı tarafından edebiyat, bilim, sanat ve sosyal hizmet gibi alanlarda bilgiye ya da tecrübeye sahip kişiler arasından aday gösterilerek tayin edilmektedir, geriye kalan 238 üye eyaletlerin ve birlik topraklarının temsilcileridir.

        
Eyaletler Meclisi’nde eyaletleri temsil eden üyeler, eyalet parlamentoları tarafından nispi temsil sisteminin bir türü olan devredilebilir tek oy (single transferable vote) sistemiyle, birlik topraklarını temsil eden üyeler ise Parlamentonun çıkardığı kanunla seçilmektedir. Eyaletler Meclisi üyelerinin üçte 1’i her iki yılda bir yenilenmektedir (The Constitution of India). Seçilme yaşı Eyaletler Meclisi için 30’dur. Cumhurbaşkanı yardımcısı aynı zamanda Eyaletler Meclisinin resen başkanıdır (Embassy of India, 2014). 2014 yılı itibarıyla Eyaletler Meclisi’nin 240 üyesi bulunmaktadır. Üyelerin 231‘i eyaletlerin ve birlik topraklarının temsilcileridir, 12 üye de Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmiştir (Rajya Sabha, 2014).

        
2.2. Halk Meclisi (Lok Sabha)

        
Halk Meclisi, 552 sandalyeye sahiptir ve seçimleri her beş yılda bir yapılmaktadır. Halk Meclisi’ne eyaletlerden en fazla 530, birlik topraklarındansa en fazla 20 üye seçilebilmektedir.5 Cumhurbaşkanı ülkedeki Anglo-Hint kökenli toplumun yeterince temsil edilmediğine kanaat getirmesi hâlinde, Halk Meclisi’ne 2 Anglo-Hint kökenli üye atama yetkisine sahiptir (T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2014).

        
Halk Meclisi’nin seçilme yaşı 25’tir. Milletvekili olabilmek için herhangi bir suçtan dolayı beş yıldan fazla hüküm giymemiş olmak, Hindistan doğumlu ya da en az beş yıl Hindistan’da yaşayıp ülkenin vatandaşlığına geçmiş olmak şartları aranmaktadır.

        
Meclis çalışmaları yılda altı aydır. Halk Meclisi seçimlerinden sonra yapılan ilk genel kurulda başkan (speaker) ve başkan yardımcısı (deputy speaker) seçilmektedir. Parlamento çalışmalarında milletvekillerine yardımcı olan personel Genel Sekreter (Secretary General) gözetiminde faaliyetlerini yürütmektedir. Meclisin bürokratik işleyişini sağlayan bu kurum Genel Sekreter başkanlığında 2 sekreter yardımcısı, 4 katılımcı sekreter, uzman direktörlerden meydana gelen 3.000’i geçen memurdan oluşmaktadır. Yasama faaliyetleri Meclis iç tüzüğüyle belirlenmektedir. Genel Kurul oturumları (Namaskar) hafta sonları hariç beş iş günü, günde 2 kez olmak üzere düzenlenmektedir. İlk oturum 11.00-13.00, ikinci oturum 14.00-18.00 saatleri arasındadır.6 Herhangi bir oturumun yapılabilmesi için en az 55 üyenin oturumda bulunması zorunludur. İlk oturumda (session), Genel Kurula gönderilen yasa teklifleri ve tasarılarının genel okunması ile hükûmete yönelik soru önergeleri görüşülmekte ve bu 3 aşamalı olarak gerçekleşmektedir.

        
a) Yıldızlı Konular (Starred Issues): Öncelikli konular sözlü olarak görüşülür.
b) Yıldızsız Konular (Unstarred Issues): İkinci derecede güncel konular yazılı olarak görüşülür. Genel Kurula sunulan yazılı sorular yine hükûmet tarafından yazılı ya da sözlü olarak cevaplanır.
c) Kısa Bildirimler (Short Notice): Hem sözlü hem yazılı yapılan bu süreçte işleyiş kısa sorular ve yanıtlar çerçevesindedir.

        
Öğleden sonra yapılan ikinci oturumda (Business Hour) normal yasama faaliyetleri yapılmaktadır. Hükûmet veya Ulusal Konsey tarafından gönderilen yasa tasarıları ve teklifleri (Private Bills ve Public Bills) komisyonlara gönderilmekte veya yasa metinleri Genel Kurul tarafından görüşülüp karara bağlanmaktadır. Yasalaşma süreci Anglosakson ülkelerindekilere benzemektedir. Sırası gelen yasa önerileri Genel Kurulda okunur (First Read), görüşülmeye değer görülen öneriler önce alt komisyonlara gönderilir, metne bağlanıp yeniden Genel Kurulun gündeminde tartışılır (Second Read). Tartışılan ve karara bağlanan metinler, üçüncü aşamada kabul ya da reddedilir (Third Reading and Division Session). Kabul edilme yeter sayısı meclisin salt çoğunluğudur. Meclis içinde sürekli, geçici ve yol gösterici emsal teşkil eden 3 tip komisyon vardır. Bu komisyonların yanı sıra Halk Meclisi tarafından uzmanlık gerektiren konularda halkın yönetime katılmasını desteklemeye yönelik danışma amaçlı İşbirliği Komitesi (Fellowship Commitee)’nin kurulmasına izin verilmiştir.

        
Halk Meclisinin üyeleri, görevleri boyunca dokunulmazlık hakkına sahiptirler. Yasayla belirlenmiş aylıkları olduğundan Meclis üyelerinin gelir getirici ek faaliyette bulunmaları yasaktır (Lok Sabha, 2014).

        
7 Nisan–12 Mayıs 2014 tarihleri arasında 9 aşamada gerçekleşen son Halk Meclisi seçimlerini Hint Halk Partisi (Bharatiya Janata Party) kazanmıştır (BBC, 2014).

        
Eyaletler Meclisi ve Halk Meclisi özel durumlarda ortak gündemle toplanabilmektedir (Embassy of India, 2014). Ülkede 2010 yılında kabul edilen yasayla parlamentoda ve eyalet yasama organlarında kadınlara % 33 oranında kota verilmektedir (Hindistan’a Bakış, 2010, s. 13-14). Parlamento çalışmalarında parlamenterler genel kabul görmüş resmi dillerden birini seçme hakkına sahiptirler, ancak çoğunlukla Hintçe ve İngilizce kullanılmaktadır (Thakur, 1995, s.143).

        
3. Parlamentolararası İlişkiler

        
Türk-Hint ilişkilerinin Hindistan yarımadasında ilk Türk kökenli sultanlıkların kurulduğu XI. yüzyıla kadar gittiği kabul edilmektedir. Bu yüzyıldan itibaren taraflar arasında ticari ilişkiler ile kültürel alışveriş ve etkileşim hep var olmuştur. II. Abdülhamit’in 1889 yılında Japonya’ya gönderdiği Ertuğrul Fırkateyni’nin Bombay ziyareti sırasında geminin geleceğini duyan Müslüman halkın günlerce yürüyerek Bombay’a gelmek suretiyle, “Halife’nin gemisinin güvertesinde namaz kılmak” için izdiham yaratması ve bu küçük fırkateynin limanda kaldığı bir hafta içerisinde 150 bin kişi tarafından ziyaret edilmesi yakın tarihte iki toplum arasındaki yaklaşımın ilginç bir örneğini oluşturmaktadır (Apatay, 2004, s. 113). Taraflar arasındaki en sıcak ilişkiler Türk ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında ortaya çıkmıştır. Hindistan, Anadolu’daki mücadele azmini hayranlıkla izlemiş ve Kurtuluş Savaşı’nı desteklemek amacıyla önemli miktarda parasal yardım7 toplamıştır (Keskin, 1991, s. 87-89).

        
Türkiye 15 Ağustos 1947 tarihinde bağımsızlığını kazanan Hindistan’ı hemen tanımış ve iki ülke arasında diplomatik ilişki kurulmuştur (T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2014). Bununla birlikte, iki ülke arasındaki siyasi ilişkiler uzun süre gelişememiştir. Bunun başlıca sebeplerini;

        
- Hindistan’ın, Bağlantısızlar Hareketi8 çerçevesinde bloklardan uzak durma politikası uygulaması ve Türkiye’nin Batı Blok’u içinde yer alması,
- Türkiye’nin Hindistan ile Pakistan arasındaki Keşmir sorununda çok yakın zamanlara kadar Pakistan’ın yanında yer alması,
- Hindistan’ın Kıbrıs sorununa uluslararası platformdaki yaklaşımının Bağlantısızlar Hareketi’nin bir üyesi olan Rumların idaresindeki Kıbrıs Cumhuriyeti’nden yana şekillenmesi, olarak özetlemek mümkündür (Çelebi, 2009, s. 195).

        
Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından gerek küreselleşmenin etkisi gerek dış politika yapım süreçleri ve önceliklerinin değişmesi sebebiyle iki ülke arasındaki siyasi ve iktisadi ilişkiler daha önemli hâle gelmiştir (Alam, 2014).

        
1980’lerden başlayarak her iki ülkenin parlamentolarından heyetler karşılıklı ziyaretlerde bulunmuşlardır. Türkiye’den TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve Kütahya Milletvekili İlhan Ersoy 1980’de, Meclis başkanları Kaya Erdem 1991’de, Mustafa Kalemli 1997’de, Bülent Arınç 2002’de (TBMM Başkanı olarak ilk yurt dışı ziyareti) (Parlamenter Diplomasi, 2007) Hindistan’ı ziyaret etmişlerdir. Hindistan’dan Halk Meclisi başkanları Shri Balram Jakhar 1988’de, G. M. C. Balayogi 1998’de, Shri Somnath Chatterjee 2005’te, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Eyaletler Meclisi Başkanı Hamid Ensari 2011 tarihinde Türkiye’ye gelmişlerdir. Hindistan Halk Meclisi Başkanı Manohar Joshi’nin vaki davetine istinaden Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını temsilen TBMM Başkan Vekili İsmail Alptekin ve beraberinde 1 TBMM üyesi, Hindistan Parlamentosunun kuruluş yıldönümü münasebetiyle, 22-26 Ocak 2003 tarihlerinde, Yeni Delhi’de düzenlenen Uluslararası Parlamenter Konferansı’na katılmıştır (Embassy of India, 2014). 2003 yılında Hindistan Büyükelçisi Shri Alok Sen ve beraberindeki heyet (TBMM Tutanak, 2003, s. 603), 2010 yılında ise Hindistan Parlamento İşleri ve Su Kaynakları Bakanı Pawan Kumar Bansal ve beraberindeki heyet TBMM Genel Kurulunu ziyaret etmişlerdir (TBMM Tutanak, 2010, s.459).

        
Her iki parlamentoda da hükûmetler arasında yürütülen ilişkilere katkı sağlamak amacıyla faaliyet yürüten dostluk grupları bulunmaktadır. Türkiye-Hindistan Parlamentolararası Dostluk Grubu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki 100’den fazla dostluk grubu9 arasında ilk kurulan 2 dostluk grubundan biridir (TBMM Meclis Haber, 2014). Son olarak 12 Haziran 2011’de yapılan genel seçimlerin ardından Kütahya Milletvekili İdris Bal’ın başkanlığında 9 kişilik bir Türkiye-Hindistan Parlamentolararası Dostluk Grubu kurulmuştur (TBMM Tutanak, 2011, s. 70).

        
Sonuç

        
İkinci Dünya Savaşı sonrasında bağımsızlığına kavuşan Hindistan, antidemokratik yönetimlerin hâkim olduğu birçok Asya ülkesinin aksine Batı tipi parlamenter demokrasiyi seçmiş ve kısa zamanda Asya kıtasının en demokratik ülkesi olmuştur. 1947’den günümüze kadar geçen süreçte bu yapısından ödün vermeyen Hindistan, bugün sahip olduğu nüfusla dünyanın en büyük demokrasisi olarak adlandırılmaktadır. Hindistan, bünyesinde pek çok dinî ve etnik grubu barındırmasına rağmen bu gruplar arasında anayasal düzlemde birlikteliği başarılı bir şekilde sağlamıştır. Ülkenin çok kültürlü, çok dinli ve çok dilli yapısı uyum içinde yönetilmekte, farklı gruplardan insanlar hükûmeti ve devleti oluşturmaktadır.

        
Hindistan’da modern devlet sistemi içinde 1950 Anayasası’nın da öngördüğü üzere yasama erkinin önemli bir yeri bulunmaktadır. Parlamento, işlev ve etkinlik bakımından ülkenin en önemli organlarından birisidir. Hindistan’da yasama sistemi diğer İngiliz Milletler Topluluğu üyelerinde de görülebileceği üzere 2 meclisli (bikameral) bir parlamento sisteminden meydana gelmektedir. Ülkedeki tüm farklı topluluklar Parlamentoda temsil edilmektedir.

        
Hindistan ile Türkiye, iki ulus arasında var olan tarihî ve kültürel bağlara rağmen, uluslararası politika konularına ilişkin farklı yaklaşımları nedeniyle gerektiğince yakınlaşamayan iki ülkedir. Türkiye’nin Batı ittifakı içinde bulunduğu Soğuk Savaş döneminde, Hindistan’ın Bağlantısızlar Hareketi içinde yer alması nedeniyle ikili ilişkiler istenilen düzeye ulaşamamıştır. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte küresel planda yaşanan değişim süreci Türkiye-Hindistan ilişkilerine de olumlu şekilde yansımıştır. Demokrasi ve laiklik iki ülkeyi birleştiren temel değerlerdir. Her iki ülke de gelişmekte, kalkınmakta ve giderek kapıların kapandığı dünyada açık toplum olmayı başarabilmiş ülkelerdir. Türkiye, Güney Asya’daki etkinliği ve önemi, Orta Asya Cumhuriyetlerine yakınlığı, Hint Okyanusu ulaşım yolları üzerindeki stratejik konumu, büyüyen ekonomisi, geniş pazarı, askeri gücü, uzay ve bilişim teknolojisindeki üstünlüğüyle küresel bir güç olma yolundaki Hindistan’a gereken önemi vermeli, her alanda artan içerikli temaslarla yeni ve gerçekçi açılımlarla ilişkileri geliştirmelidir.

        
Diplomasinin en önemli ayağı olan parlamenter diplomasinin her geçen gün önem kazandığı günümüzde, hükümetler düzeyinde yürütülen siyasi ilişkilere parlamentonun da katkısı gerekmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde yer alan dostluk gruplarından biri olan Türkiye-Hindistan Parlamentolararası Dostluk Grubu üyesi parlamenterlerin daha etkin bir diplomasi yürütmeleri beklenmektedir. Bu amaçla öncelikle parlamenterler güvenilir ve sürekliliği olan bilgi ve analizlerle desteklenmeli, Hindistan’a yönelik kapsamlı bir stratejik yaklaşım geliştirilmelidir. Bu stratejik planlama ve politika süreçlerinde düşünce kuruluşlarından ve üniversitelerden azami ölçüde istifade edilmelidir. Bu strateji sadece Türk kamuoyuyla değil, Hindistan kamuoyuyla da paylaşılmalı ve ikili ilişkilerin pekiştirilmesine zemin yaratılmalıdır.

         

        ------------------------------------------------------------------------------------------------------------

         

        Türkiye Büyük Millet Meclisi Milletvekili Hizmetleri Başkanlığı

        
1 Pakistan 14 Ağustos 1947’de, Hindistan ise 15 Ağustos 1947’de bağımsızlığını ilan etmiştir.
2 Hindistan Anayasası dünyanın en kapsamlı ve geniş anayasaları arasında yer almaktadır. İngilizce şekli 444 madde, 22 bölüm, 12 liste ve 94 değişiklikle toplamda 117.369 kelimeden oluşmaktadır.
3 Eyaletler; AndhraPradesh, Arunachal Pradesh, Assam, Bihar, Chhattisgarh, Goa, Gujarat, Haryana, Himachal Pradesh, Jammu and Kashmir, Jharkhand, Karnataka, Kerala, Madhya Pradesh, Maharashtra, Manipur,Meghalaya, Mizoram, Nagaland, Orissa, Punjab, Rajasthan, Sikkim, Tamil Nadu, Telengane, Tripura, UttarPradesh, Uttarakhand, West Bengal’dir. Birlik bölgeleri ise Andaman ve Nicobar Adaları, Chandigarh, Dadra and Nagar Haveli, Daman and Diu, Delhi, Lakshadweep ve Puducherry’dir.
4 Sadece Puducherry ve federal başkent olan Delhi, birlik toprakları olmalarına karşın, diğer 5 birlik toprağından farklı olarak kabineye ve seçilmiş bir meclise sahiptirler.
5 Anayasa’da yapılan 84. değişiklik ile Halk Meclisi’nde 1971 sayımına göre Eyaletlere ayrılan toplam üye sayısı, 2026 senesinden sonra yapılacak nüfus sayımına kadar aynı kalacaktır. Değişiklik maddesi için bkz. http://india.gov.in/my-government/constitution-india/amendments/constitution-india-eighty-fourth-amendment-act-2001
6 Ara saatler ibadet saatleri olarak değerlendirilmektedir.
7 Hindistanlı Müslümanların Milli Mücadele’ye yaptığı yardımlar Cumhurbaşkanlığı arşivindeki makbuzlara göre yaklaşık olarak 132.250 Sterlin (1.035.608 TL)’dir. Hint Hilafet Komitesi’nin bu yardımdaki payı 782.000 TL civarındadır. Bu paralar Milli Mücadele’de savaşın yaralarının sarılması için harcanmış kalanıyla da Türkiye İş Bankası kurulmuştur. Bkz. İbrahim Tolga Kara, Milli Mücadele’ye Doğudan Uzanan Dost Eli: Hindistan, http://www.aksitarih.com/milli-mucadeleye-dogudan-uzanan-dost-eli-hindistan.html, Erişim Tarihi: 26.12.2014.
8 II. Dünya Savaşı sonrası dönemde uluslararası konjonktürde meydana gelen yapısal değişiklikler sonucu oluşan iki kutuplu sisteme bir tepki olarak, çatışan Doğu-Batı blokları dışında kalma ve ittifaklar içinde yer almama arzusuyla ortaya çıkmış bir oluşumdur.
9 TBMM’nin dış ilişkilerini düzenleyen 1990 tarih ve 3620 sayılı Kanuna göre dostluk grupları TBMM Genel Kurulunda alınan kararla kurulur. Kanun metni için bkz. Resmi Gazete, Sayı: 20284, 6.4.1990.


Türk Yurdu Nisan 2015
Türk Yurdu Nisan 2015
Nisan 2015 - Yıl 104 - Sayı 332

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele