Geçmişten Günümüze İlköğretim Okullarının Finansmanı

Haziran 2009 - Yıl 98 - Sayı 262

        Bir eğitim sisteminde geçinemeyen bir öğretmen, yetersiz fiziki yapılar, iç ve dış donatım eksikliği, program geliştirmeye yeterli kaynak aktarılamaması, teknolojik araçların okullarda ve sınıflarda yeterince kullanılamaması gibi sorunlar eğitimin finansman boyutuyla ilgilidir.

         

        İlköğretim okullarında bireyin hayatı boyunca kullanacağı temel beceriler ve milli değerlerin kazandırılması, bu okullarının finansmanını daha da önemli hale getirmektedir. Bu nedenle çalışma konusu olarak ilköğretim okullarının finansmanı seçilmiştir.  

         

         

         

        Osmanlı Dönemi İlköğretimin Finansmanı

         

        Osmanlı dönemi eğitim sistemini inceleyen Hasan Ali Koçer (1992) deniz subayı ve mühendisleri yetiştirmek amacıyla kurulan Mühendishane-i Bahri-i Hümayun’un açılışı (18 Kasım 1773) tarihini ülkemizde moderne eğitimin doğuşu olarak kabul etmiştir (Koçer, 1992). Osmanlıda modern eğitimin doğuşundan önce sıbyan mekteplerinin başta sultanlar olmak üzere, devletin ileri gelenleri ve varlıklı kimseler tarafından yaptırıldığını ifade eden Koçer (1992), bu okulların çoğunlukla cami dibinde veya yakınında inşa edildiklerini belirtmektedir. Evliya Çelebi (1611-1684) seyahatnamesinde bazı şehirlerde camii ve mekteplere ilişkin farklı sayılar vermiş, bazılarında ise her camide mutlaka mektep bulunduğunu yazmıştır.

         

        Deniz Mühendishanesinden sonra kara topçu ve askeri mühendisler yetiştirmek üzere Mühendishane-i Berri-i Hümayun kurulmuştur. Özel kanunnamelerle açılan bu okulların bina tahsis edilmiş, programı belirlenmiş ve hocalara aylık ücret ödenmeye başlamıştır (Tekeli ve Diğerleri, 2001). Bu okulu 1826 yılında kurulan Tıphane ve diğer modern askeri okullar takip etmiştir. Yükseköğretim seviyesinde meydana gelen bu gelişmeler sıbyan okullarına da etki etmeye başlamıştır. Bunun üzerine bu okullara öğrenci hazırlayan ortaöğretim kurumlarına ihtiyaç duyulmaya başlanmıştır. 1838 yılında Rüştiyeler kurularak bu ihtiyaç giderilmiştir. Bu okullara daha çok kimsesiz ve yetim çocuklar seçilmiş ve barınma, yemek, giyim gibi ihtiyaçları giderilmiştir (Koçer,1992).

         

        Sıbyan okullarının ıslahına yönelik ilk düzenleme 8 Nisan 1847 tarihinde yapılmıştır. Bu düzenleme ile ilkokul program ve yönetmeliği oluşturulmuştur. Buna göre; 6 yaşını tamamlayıp 7 yaşına basmış her çocuğun okula devamı mecbur tutulmuş ve okula devam yaşına giren çocukları okula vermeyip cahil bırakan velilerin “azarlanmaya” layık olacakları ve bu gibi çocukları araştırmak üzere memur tayin edileceği belirtilmiştir. Ancak bütün bu düzenlemelerde sıbyan okulları için bir gelir düşünülmemiştir (Koçer, 1992). 

         

        1869 yılında yayımlanan Maarifi Umumiye Nizamnamesinde sıbyan okullarının giderlerinin nasıl karşılanacağı belirlenmiştir. Bu nizamnamenin 4. Maddesinde “Sıbyan mekteplerinin yapım ve onarım giderleri ve öğretmenlerin maaşları ve diğer ufak tefek masraflar o mahalle veya köyde oturanların tümü tarafından karşılanır.” denmektedir. 6 madde de ise sıbyan mekteplerine devamın zorunlu olduğu ifade edilmiştir (Koçer, 1992) Bu Nizamnameye göre eğitimin gelirleri, devlet tarafından verilecek ödenekler, halkın vereceği yıllık yardımlar, vakıfların gelirleri ve çeşitli yardımlar, sultaniye ve yüksekokul öğrencilerinden alınan ücret ve para cezalarından oluşmaktadır (Karakütük, 2001). Aynı dönemde askeri ve sivil yüksek okullara öğrenci yetiştirmek üzere idadi, ibtidai ve rüşdi mektepler açılmış ve öğrencilere ücretsiz eğitim vermiştir.

         

        1882 yılında hazırlanan devlet raporunda mevcut ilkokullar mali kaynaklarına göre dört grupta toplanmıştır. Öğretmenlerin aylıklarıyla okul giderleri Maarif Nezareti bütçesinden verilen okullar (ücret ödeyebilen velilerden alınan ücretlerin tahsisatı olmayan okulların giderleri için kullanılmasıdır.), öğretmen aylıkları ve okul giderleri öğrencilerden alınan ücretlerden karşılanan “hususi iptidai”ler, hayır sahiplerinin kurdukları cemiyetler tarafından öğretmen aylıkları ve giderleri sağlanan okullar ve İstanbul’da ön üç merkeze bağlı Maarif Nezaretinin denetimi altında bulunan okullardır (Koçer,1992). Osmanlı Devleti askeri ve sivil alanda ihtiyaç duyduğu memurun yetiştirilmesi için okullar kurduğu ve bu okulların finansmanını sağladığı görülmektedir. Bu dönemde (1887-1908) geniş kitlelere yönelik ücretsiz bir ilköğretim uygulamasına geçilmemesine rağmen, eğitim harcamalarının devlet harcamaları içindeki oranının yüzde 0.4 ila 1.02 arasında değiştiği hesaplanmıştır (Karakütük, 2001).

         

                    İkinci meşrutiyet ile bütçeden eğitim kurumlarına ayrılan pay artırılmış (Karakütük, 2001), 1913 yılında ise ilköğretimin parasız bir şekilde devlet tarafından karşılanmasına ilişkin kanun yayımlanmıştır. Tedrisat-ı İbtidaiye Kanun-u Mavakkati’ de İlköğretime ait genel okullarda çocuklardan hiçbir ad altında okul parası alınmayacağı ifade edilmiştir. Bu kanunla ilköğretime ait olan kuruluşlar genel ve özel olarak ikiye ayrılmıştır. Genel ilkokul kuruluşları devlet, vilayet, liva, kaza, nahiye, köy ve mahalle gibi giderleri devlet ve mahalli bütçelerinden karşılanan okullardır. Kişiler, toplum, dernekler ve cemiyetler ile şirketler tarafından kurulan ve giderleri onlar tarafından karşılanan okullar ise özel okullardır (Koçer, 1992). Bu yasa ilköğretimin finansmanını İl Özel İdarelerine bırakmıştır (Karakütük, 2001).

         

        Osmanlı Devleti geniş kitlelere yönelik ücretsiz bir temel eğitim verememiştir. 1920 yılında ilköğretim okullarında 352 bin öğrencinin kayıtlı (Adem, 1999) olduğu dikkate alındığında çağ nüfusunun yaklaşık dörtte birinin okullaştığı söylenebilir. Ortaylı  (2007) bu durumun nedeni olarak Osmanlı Devleti’nin son dönemdeki mali sistemini göstermiştir. Ona göre böyle masraflar eski dünyaya ait bir mali sistemle karşılanamaz. Osmanlı son dönemlerindeki en büyük sorun vergi kaynaklarını iyi tespit edip bunları sağlıklı vergilendirememesidir. Eğitim finansmanının devlet tarafından karşılanması için vergi kaynaklarının doğru bir şekilde belirlenmesi, toplanması ve envanterinin yapılabilmesi gerekir.

         

         

        Cumhuriyet Dönemi İlköğretimin Finansmanı

         

        Cumhuriyet dönemi ilköğretimin finansmanını eğitimde merkezileşme ve milli birlik kavramlarıyla birlikte düşünmek gerekir. 1921 yılında yapılan Maarif Kongresinde konuşan Atatürk “Çocuklarımızı ve gençlerimizi yetiştirirken, birliğimize taarruz eden her kuvvete karşı müdafaa kabiliyetiyle mücehhez bir nesil yetiştirmeye muhtacız” demiştir. 1923 yılında Muallime ve Muallimler Derneği’nin düzenlediği konferansta konuşan Kazım Karabekir ise, düşünce birliğinin sağlanması için beden terbiyesi, fikir terbiyesi ve ahlak terbiyesinin birleştirilmesinin ve merkezileştirilmesinin gerekliliğini ifade etmiştir (Ergün, 1997).

         

        3 Mart 1924 tarihinde çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile Tanzimattan beri süregelen iki eğitim, değişik fikir ve duygularda insan yetiştirme gibi problemleri ortadan kaldırılmış, eğitim kurumlarında birlik sağlanmıştır. Bu kanun ile bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmış, diğer bakanlıklarda bulunan eğitim bütçeleri devredilmiş, milli duygu ve bilincin temel alınması sağlanmıştır. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimin finansmanında da birlik sağlanması zorunlu hale gelmiştir.

         

        23 Nisan 1924’te başlayan İkinci Heyet-i İlmiye Toplantısının temel konusu Türk Eğitim Sistemini yeni devlet düzenine uydurmak ve eğitim sistemini yeniden kurmaktır. Bu toplantıda Bakan Vasıf Bey ilköğretimi devletleştirmek arzusunda olduğunu söylemiş, eğitimin aşağı tabakalara inebilmesi için “idare-i hususiye”nin kaldırılmasının şart olduğunu belirtmiştir. Bakan ayrıca yalnız ilkokul öğretmenlerinin maaşlarının bakanlık bütçesinden verilmesini kabul ettiklerini, ama kuruluş ve diğer ayrıntı harcamaların yörelere bırakılması gerektiğini belirtmiştir (Ergün, 1997). Yine Vasıf Bey İlköğretimin harcamalarının devlet tarafından karşılanmasını zorunlu görmüş, ilköğretimin halka terk edilmesi tekliflerine karşı çıkmıştır. Aynı dönemde Türk Eğitim sistemine yönelik bir rapor hazırlayan J. Dewey’de genel eğitim ve öğretimi henüz bulunmayan, zorunlu eğitimin gelişmesini amaç edinen bir ülkede Eğitim Bakanlığı yönetimi ele almasını önermiştir (Dewey, 1987). Bütün bu gelişmelerden sonra 1924 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında “İlköğretim bütün Türkler için zorunlu ve devlet okullarında parasızdır” hükmü öngörülmüştür.

         

        Cumhuriyet yönetimi eğitim finansmanında karşılaşılan güçlükleri yenmek için 1925 yılında Okul (Mektep) vergisi adında bir vergi koymuş, verginin amacını “zorunlu öğrenim çağında bulunanların okutulması için zorunlu harcamalara halkın katılması” olarak tanımlanmıştır (Karakütük, 2006). 1927 yılında ise Eğitim Vergi Yasası çıkartılarak, okul masraflarının İl Özel İdare Kurulları tarafından karşılanmasına son verilmiş, kazanç, yol, arazi vergilerine yapılan ilavelerle harcamalar karşılanmaya çalışılmıştır (Bostancı, 2008). Bu düzenlemeyle 1925 tarihli Okul Vergisinde değişiklikler yapılmış, oranlar yeniden saptanmıştır (Karakütük, 2006). Eğitimin finansmanına yönelik düzenlemelere paralel olarak devlet bütçesinden eğitime ayrılan pay da artırılmıştır. 1923 yılında genel bütçenin yüzde 2.9’u, 1930 yılında 4.6’sı, 1938 yılında ise 5.5’i eğitime ayrılmıştır (Karakütük, 2006).

         

        1960’lı yıllara gelindiğinde ilköğretimde belirlenen hedeflere ulaşılmadığı görüldüğünden 222 sayılı yasa ilköğretime yönelik olarak finansman kaynakları yeniden belirlenmiştir. Bu yasaya göre; her yıl devlet gelirlerinin en az yüzde 3’ü, İl Özel İdare gelirlerinin yüzde 20’si, köy bütçelerinin yüzde 10’u, belediye bütçesinin yüzde 5’i ilköğretime ayrılması öngörülmüştür. Bu yasada bahsedilen gelirlerden bazıları sonradan kaldırılmış, bazıları ise tam olarak uygulanamamıştır. İzleyen yıllarda GSMH’dan eğitim kurumlarının tümüne ayrılan pay 2.68’le, 3.90 arasında değişmiştir (Adem, 1999). Bu veriler sadece ilköğretime yüzde 3 harcama yapılması amacına ulaşılmadığını göstermektedir.

         

         

        Günümüzde İlköğretimin Finansmanı  

         

        Günümüzde geçmişte olduğu gibi her düzeydeki eğitim kurumunun finansmanında kamusal finansman sistemi ağır basmaktadır. İlköğretimin temelinde iki finansman kaynağı vardır. Bunlardan birisi merkezi bütçeden ayrılan kaynaklar, ikincisi ise yerel kaynaklardır. (İl Özel İdare gelirlerinden ayrılan paylar). Bu iki kaynak İl Özel İdaresi bütçesinde birleştirilir ve yerel ihtiyaçlar doğrultusunda harcanır. Her ne kadar kamu eğitim kurumlarının ana finansman kaynağı kamu ise de, özellikle ilköğretim ve ortaöğretim seviyesinde aileler okulların işletme giderlerine (yakıt, bakım-onarım, hizmetli personel, araç-gereç, kırtasiye giderleri vb) doğrudan mali katkıları da yaygın bir uygulamadır (MEB, 2008b).

         

        İlköğretimin sekiz yıla çıkarılmasıyla yeni kaynak arayışlarına girilmiş, 4306 sayılı Yasanın  Geçici 1. maddesi ile sekiz yıllık ilköğretim giderlerinde kullanılmak üzere 01.09.1997 ile 31.12.2000 tarihleri arasında çeşitli işlem ve kağıtlardan eğitime katkı payı alınması öngörülmüştür. Eğitime katkı payı uygulaması 4605 sayılı Yasa ile 31.12.2002 yılına kadar, 4702 sayılı Yasa ile bu süre 2010 yılına kadar uzatılmıştır. Ayrıca katkı payının ortaöğretim hizmetlerinde kullanılması da öngörülmüştür. 23 Kasım 2001 tarihine kadar 1.403 trilyon lira toplanmış, toplanan paranın büyük bir çoğunluğu yapı, tesis ve taşımalı eğitime harcanmıştır (MEB, 2002). Bu kaynağın 6., 7. ve 8. sınıfların ek derslik ihtiyacının karşılanması, donatımın sağlanması, taşımalı eğitim ve ücretsiz kitap dağıtımı gibi birçok alanda olumlu katkıları olmuştur.

         

        Ülkemizde GSMH’dan eğitime ayrılan pay son yıllarda bir miktar artış göstermesine rağmen birçok ülkenin eğitime ayırdığı oran düzeyinde değildir. Ülkemizde 1997 yılında GSMH’dan ilköğretim ve ortaöğretim düzeyindeki eğitim için yüzde 1.74 harcama yapılırken bu oran 2000 yılında 2.67’e, 2005 yılında ise 3.06’ya çıkmıştır. 2008 yılında ise GSMH’nın 3.20’si Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumların harcamaları için kullanılmıştır (MEB, 2008a). OECD ülkeleri tüm eğitim kademeleri için GSYİH’nın yüzde 6.1’ini harcadıkları (Ülkemizde MEB ve YÖK için bu oran 2008 yılı için 4.2’dir) ve 28 OECD ülkesinin 7’si dışındakilerin tümünün harcama oranı en az yüzde 5 olduğu gerçekleri (OECD, 2008) göz önüne alındığında hala istenen düzeyde olmadığımız görülmektedir. 1995-2005 yılları arasında OECD ülkelerinde ve ülkemizde eğitime yapılan kamu harcamaların tüm kamu harcamaları içindeki payı yüzde 1’den daha fazla artış göstermiştir (OECD, 2008).

         

         

        Sonuç ve Öneriler

         

        Ortak bir kültür yaratma ve o kültürü koruma çabasındaki her devlet, ilköğretimi önemini görmüş ve bu eğitim seviyesinin finansmanını karşılamıştır. Osmanlı Devleti’nin son dönemindeki çabalara ve yasal düzenlemelere rağmen yaygın bir ilköğretim uygulamasına geçilememiştir. Bu olumsuz sonucun doğmasında sağlıklı işleyen bir vergi sisteminin kurulamaması etkili olduğu söylenebilir. Cumhuriyetle birlikte ilköğretimin öneminin farkına varılmış, ilköğretimin devlet tarafından ücretsiz bir şekilde herkese ulaştırılması hedeflenmiştir. Bu hedefe ulaşmak içinde 1925 yılında okul vergisi, 1927 yılında ise eğitim vergisi yasaları çıkarılmıştır. Bütün bu düzenlemelerle fakir ancak yetenekli Türk çocuklarına ortaöğretime ve yükseköğretime gitme fırsatı verilmiştir. 1952 yılında Ferdinand Kuhn (2003) isimli bir Amerikalı bu durumu “Türkiye’nin sırlarından birini keşfettim: Okullar yaygın olmasa da en fakir öğrenciler bile devlet hesabına okuyup öğretmen olabiliyor.” şeklinde ifade etmiştir. 1961 yılında çıkarılan 222 sayılı yasa ile, ilköğretimin finansmanına yönelik yeni düzenlemeler yapılmış, 1997 yılında ilköğretimin sekiz yıla çıkarılmasıyla 4306 sayılı yasa ile yeni kaynaklar oluşturulmuş ve geçiş süreci daha kolay atlatılmıştır. Bütün bu gelişmelere rağmen finansman yetersizliğinden kaynaklanan birçok problem devam etmektedir.

         

        Bu verilerden hareketle; eğitilmemiş insanların topluma maliyeti göz önünde bulundurularak, eğitime katkı payı uygulamasının 2010 yılından sonra da devam edilmesi, bu katkı paylarının harcanmasında yasanın öngördüğü gibi ilköğretimin öncelikli olması ve tüm eğitim kademeleri için GSMH’nın en az yüzde 5’inin ayrılması önerilebilir.

         

         

Kaynaklar

 

        Adem, M. (1999). Cumhuriyet Döneminde Eğitim Finansmanı. 21.Yüzyılın Eşiğinde Türk Eğitim Sistemi Ulusal Sempozyumu. Tekışık Yayıncılık. Ankara.

        Bostancı, N. (2008). Cumhuriyeti Anlamak. Timaş Yayınları. Ankara.

        Ergün, M. (1997). Atatürk Devri Türk Eğitimi. Ocak Yayınları. Ankara

        Evliya Çelebi. (2005). Evliya Çelebi Seyahatnamesinden Seçmeler. Cümle Yayıncılık. İstanbul.

        Dewey, J. (1987). Profesör John Dewey’in Raporları. Özgürlük ve Kültür. (Çeviren:Vedat Günyol). Remzi Kitabevi. İstanbul.

        Karakütük, K. (2001). Cumhuriyetin Kuruluşundan Planlı Döneme Kadar Eğitimin Finansmanı: 1923-1960. Milli Eğitim Dergisi. Sayı: 149.

        Karakütük, K. (2006). Cumhuriyetin İlk Yıllarında Kırsal Türkiye’de Eğitimin Durumu ve Eğitim Seferberlikleri. Atatürk Döneminden Günümüze Cumhuriyetin Eğitim Felsefesi ve Uygulamaları Sempozyumu. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Matbaası. Ankara.

        Koçer, H. A. (1992). Türkiye’de Modern Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi. Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları: 2168. Ankara.

        Kuhn, F. (2003). Türkiye Yolculuğu 1909-2003. 100 Fotoğraf. National Geographic Türkiye. 1 (1).

        OECD. (2008). Bir Bakışta Eğitim 2008: OECD Göstergeleri. (15.01.2009 tarihinde www.oecd.org/bookshop/ adresinden elde edilmiştir.)

        Ortaylı, İ. (2007). Tarihin Sırlarına Yolculuk. Timaş Yayıncılık. İstanbul.

        MEB. (2002). 2002 Yılı Başında Eğitim. (05.02.2009 tarihinde     http://www.meb.gov.tr/Stats/Apk2002/501.htmadresinden elde edilmiştir.)

        MEB. (2008a). Milli Eğitim İstatistikleri Örgün Eğitim. (19.01.2009 tarihinde http://sgb.meb.gov.tr/ adresinden elde edilmiştir.)

        MEB. (2008b). Avrupada Genel Eğitim, Mesleki Eğitim ve Yetişkin Eğitimi Sistemlerinin Yapısı. (10.02.2009 tarihinde http://eacea.ec.europa.eu/ portal/page/portal/Eurydice adresinden elde edilmiştir.)

        Tekeli, S., Kahya, E., Dosay, M., Demir, R., Topdemir, H. G., Unat, Y. ve Aydın, K. A. (2001). Bilim Tarihine Giriş. Nobel Yayın Dağıtım. Ankara.

         

         

 

         

         

         

         

         

         

         

         

         

         


Türk Yurdu Haziran 2009
Türk Yurdu Haziran 2009
Haziran 2009 - Yıl 98 - Sayı 262

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele