Eğitim Programları, İşlevleri ve Günümüze Yansımaları

Haziran 2009 - Yıl 98 - Sayı 262

        Eğitim sistemlerinin amaçladığı nitelikli insan tipinin yetişmesinde ve toplumsal kalkınmanın gerçekleştirilmesinde rol oynayan önemli unsurlardan biri eğitim programlarıdır. Eğitim programı, “bir eğitim kurumunun çocuklar, gençler ve yetişkinler için sağladığı, milli eğitimin ve kurumun amaçlarının gerçekleşmesine dönük tüm faaliyetler” (Varış, 1988) olarak tanımlanabilir. Daha açık bir ifadeyle, eğitim programı, öğrenme-öğretme süreçlerini kapsayan öğretim programı ve öğretim programı dışındaki faaliyetlerin programlarının tümüdür. Bunların başlıcaları; eğitsel kol faaliyetleri, özel günlerin kutlanması, rehberlik hizmetleri, sağlık hizmetleri, sanatsal faaliyetler, özel kurslar, gezi, gözlem incelemeleri ve kültürel faaliyetlerdir (Küçükahmet, 2007). Eğitim programları geliştirilirken başta ülkenin ve devletin dayandığı temel felsefe ve ilkeler olmak üzere, toplumdaki bireylerin ilgi, ihtiyaç ve beklentileri, toplumsal ve kültürel yapı, ekonomik hedef ve gereksinmelerin dikkate alınması gerekmektedir. Bunlar aynı zamanda bir eğitim programının temel işlevlerini de oluşturmaktadır. Buna göre, bir eğitim programının işlevleri; toplumsal/sosyal, bireysel (bireyi geliştirme), ekonomik ve siyasal işlevler başlıkları altında ele alınabilir.

         

         

         

        Eğitim Programlarının Toplumsal İşlevi

         

        Geliştirilen bir eğitim programının en önemli işlevlerinden biri toplumsal yapıya ve toplumun ihtiyaç ve beklentilerine uygun özellikler taşımasıdır. Dünyadaki tüm ülkelerde geliştirilen eğitim programlarının amaçları ve içeriği o toplumun kültüründen, gelenek ve göreneklerinden, örf ve adetlerinden ve yaşam biçiminden etkilenmekte ve bu unsurlar göz önüne alınarak tasarlanmaktadır. Bu arada eğitim programları toplumsal değişmelerden de etkilenmekte ve toplumsal değişmeye bağlı olarak amaçlarında veya içeriğinde değişiklikler yapılması zorunlu olmaktadır.

         

        Bir eğitim programı, toplumdan ve toplumsal yapıdan uzak kalamaz. Çünkü yetiştireceği kişiler toplumun birer üyesi olacaklar ve o toplumda yaşayacaklardır. Bu kişiler, toplumun gereksinimlerine cevap vereceklerdir. Bu nedenle, toplumun ihtiyaçlarının neler olduğunu bilmeye gerek vardır. Toplumun ihtiyaçlarından hareketle, hedefler belirlenecek ve bireyler o ihtiyaçları giderecek şekilde yetiştirilecektir (Ertürk, 1998). Eğitim programlarının eğitim kurumları aracılığıyla kazandırması gereken toplumsal işlevler üç başlıkta toplanabilir. Bunlar (Fidan ve Erden, 1993); 1. Toplumun kültürel mirasını aktarma, 2. Bireylerin toplumsallaşmasını sağlama ve 3. Yenilikçi ve toplumun kültürünü geliştirecek bireyler yetiştirmedir.

         

        Kültürel değerler ve normlar, bireylerin toplum içinde birbirlerine benzer davranışta bulunmalarını sağlayarak toplumun bütünlüğünün korunmasına yardımcı olur. Bunlar, bireylere toplum içinde nasıl davranılması gerektiği hakkında kullanışlı modeller sunar. Kültürün önemli bir kısmını oluşturan bilgi birikimi ise toplumun gelişmesinde önemli rol oynar. Bu nedenle, kültürel mirasın yeni nesillere aktarılması görevi eğitim programları aracılığıyla eğitim kurumları tarafından üstlenilmiştir (Fidan ve Erden, 1993).

         

        Eğitim programlarının bir diğer önemli işlevi toplumsallaşmayı sağlamasıdır. Toplumsallaşma; bir kültüre ait semboller, modeller ve bilgilerin edinilme süreci, yani bir kimsenin içinde yaşadığı toplum, kültür ve gruplara özgü duyma, düşünme, yapma tarzlarının özümsenmesi (Doğan, 2007) olarak tanımlanabilir. Eğitim hizmetlerinin en genel ve belirli amacı, çocukların ve gençlerin toplum yaşayışına sağlıkla uyum sağlamalarıdır. Bunun için okul, çeşitli ders konuları aracılığıyla genç kuşaklara toplum kültürünü ve yaşayışını tanıtır (Varış, 1988). Eğitim kurumları, toplumsal bütünleşmenin ve kaynaşmanın bir aracıdırlar. Öğrencilere toplumsal kurallar, değerler ve sosyal rollerin örnek yorumlamaları sistemli olarak burada öğretilir (Ergün, tarihsiz). Bu şekilde, toplumla uyumlu, işbirliği duygusuna sahip, hak ve sorumluluklarının sınırını iyi çizen ve ona göre davranan bireylerin yetişmesi sağlanır (Fidan ve Erden, 1993).

         

        Eğitim programlarının ve eğitim kurumlarının toplumsal boyutta önemli işlevlerinden biri de; yenilikçi ve toplumun kültürünü geliştirecek bireyler yetiştirmedir. Eğitimin toplumsal işlevi sadece var olan kültürü aktarma değildir. Eğer öyle olsaydı, toplumlarda gelişme, ilerleme söz konusu olmayacaktı. Bu nedenle, toplumsal bütünlüğün korunması için kültür aktarımı ne kadar önemliyse, bu kültürün değişmesi ve insan ihtiyaçlarına daha iyi cevap verir hale gelmesi de o kadar önemlidir (Uras, 2002). Buna göre, eğitim kurumları bireylere yeni değişme ve gelişmeler için gerekli bilgi, beceri ve değerleri kazandırarak onların toplumsal ve ekonomik gelişmeye uymalarını kolaylaştırırlar. İlköğretimden yüksek öğretime kadar tüm eğitim programlarında toplumsal işlevle ilgili amaçlar bulunmaktadır. Örneğin; 1973 yılında çıkarılan Milli Eğitim Temel Kanunu’nda (METK) yer alan “Türk Milli Eğitiminin Genel Amaçları” arasında;

         

        “Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve soysal bir hukuk devleri olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek” amacı vardır.

         

              Bu genel amaca uygun olarak eğitim programlarının kapsamında toplumsal işlevleri yerine getirmeye yönelik belirli amaçlar/hedefler, konular ve öğrenme etkinlikleri yer almaktadır. Özetle, birey bir toplum içinde doğup yaşayacağı, insanlarla ilişkiler kuracağı, bir meslek sahibi olup bir grubun içinde çalışacağı, iş başarma zorunda olacağı ve benzeri sosyal zorunluluklarla karşılaşacağı için okulda bireyin bunları yapabilecek, başarabilecek temelleri alması gerekir. Bu da programların buna göre düzenlenmesiyle olasıdır. Bunun için eğitim programlarında temel toplumsal becerilerin kazandırılması esas olmalıdır (Demirel, 2006).

         

         

 

        Eğitim Programlarının Bireysel/Bireyi Geliştirme İşlevi

         

        Günümüzde tüm dünyada eğitimin ve eğitim programlarının odak noktası ya da hedef kitlesi bireylerdir. Geliştirilen eğitim programlarının uzak, genel ve özel amaçları incelendiğinde, programın bir yandan devletin yetiştirmek istediği insana ilişkin bir vizyona, diğer yandan da hedef kitlesi olan bireylerin zihinsel, fiziksel, psikolojik ve duygusal açıdan gelişmesini sağlama vizyonuna sahip olduğu söylenebilir. Örneğin, “Türk Milli Eğitiminin Genel Amaçları”ndaki bireyi geliştirmeye yönelik amaçlar şunlardır:

         

        “Beden, zihin, ahlâk, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek...”

         

        Günümüzde sanayi toplumundan bilgi toplumuna doğru hızlı bir dönüşüm yaşanmaktadır. Bundan dolayı, eğitim sistemlerinin ve eğitim programlarının günümüz bilgi toplumunun gereklerine ve bilgi toplumunu oluşturan bireylerin sahip olması gereken niteliklere göre yeniden ele alınması gerekliliği vardır. Okullar sadece bilgi aktaran kurumlar olmaktan çıkarılıp, bilgi üretir hale getirilmelidir. Eğitim ve öğretim sürecinde bilgi aktarmaktan çok, bilgiye nasıl ulaşılabileceği üzerinde durulmalıdır. Eğitim, sadece kuşakların yaptıklarını yineleyen değil, yeni şeyler yapabilme yeteneği olan insanları yetiştirmeyi amaçlamalı, eğitim ve öğretim etkinlikleri bireyleri her an değişen koşullara uyum sağlayacak şekilde donatmalıdır (Erdoğan, 2002). Ayrıca, okullar yalnızca temel becerilerin aktarılmasında ve çocukların akademik ve entelektüel yeteneklerini geliştirmede rol oynamamalıdır. Okullar aynı zamanda çocukların kişisel gelişimine ve genel olarak davranışlarına katkıda bulunmalıdır (Özdemir, 2008).

         

        Bu bağlamda, günümüz eğitim programlarının bilgi çağının ve toplumunun insanında olması gereken niteliklere göre tasarlanması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bilgi toplumunda eğitim anlayışı, eğitim kurumlarında öğrencilerde gözlenen ilgi ve yetenek farklılıklarına cevap veren ve kendi içinde çeşitliliğe gidebilen esnek programlar uygulanmasını ve eğitim programlarının dar kapsamlı becerilerden, üretken ve geniş kapsamlı bilgi ve becerilere doğru yönlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır (Kuzgun ve diğerleri, 1997; Doğan, 1997, Akt. Balay, 2004). Ders programlarının içerik ve sunumlarının öğrencilere bilgi yüklemeyi değil, onların bilgiyi kullanmasını, bilgiyi üretmesini ve düşünmesini hedef alması gerekmektedir. Diğer taraftan, her öğrenciye potansiyelini maksimum düzeyde geliştirebilme olanağı sağlamak ön plana çıkmalıdır. Problemleri derinliğine irdeleyebilen, kendi potansiyelini hem kendisi hem de ülkesi için kullanabilen insanları yetişmesi ancak bilgi toplumuna uygun ve öğrenci merkezli bir eğitim ve eğitim programları ile mümkün olabilir (Özden, 2000).

         

         

         

        Eğitim Programlarının Ekonomik İşlevi

         

        Eğitim programlarının önemli işlevlerinden biri de ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkıda bulunacak bireyler yetiştirme bağlamında ekonomik işlevdir. Bu işlevin hayata geçirildiği yerler daha önce de belirtildiği gibi, eğitim kurumları ya da okullardır. Eğitim kurumlarının, geliştirilen eğitim programları doğrultusunda; ekonominin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünü yetiştirmesi, bireyleri ilgi ve yetenekleri doğrultusunda mesleklere yönlendirmesi ve meslek sahibi olmalarını sağlaması, bilinçli üretici ve tüketiciler yetiştirmesi, özellikle eğitim düzeylerinin artırılması ile kadınlara ekonomik ve sosyal bağımsızlıklarının kazandırılması vb. gibi önemli işlevleri yerine getirme sorumlulukları vardır.

         

        Okullarda verilen eğitim ayrıca, sosyal tabakanın değişmesiyle dikey hareketlilik sağladığı gibi, kişilerin aldıkları eğitime paralel olarak gelir elde etmelerinde ve sosyal statü kazanmalarında da önemli rol oynar (Korkmaz, 2006). Gelişmiş ülkelerin kalkınma süreçlerine bakıldığında, eğitime ve eğitilmiş nitelikli insan gücünü yetiştirmeye yani insana yatırıma önem verdikleri görülmektedir. Bu bakımdan, ülkemizde eğitim programlarının Atatürk’ün amaçladığı ve bizlere de hedef olarak gösterdiği Türkiye’nin muasır devletler düzeyine gelmesi vizyonu doğrultusunda geliştirilmesi ve amaç, içerik ve öğrenme-öğretme süreçlerinin bireylere ekonomik kalkınma için gerekli bilgi, beceri, tutum ve anlayışların kazandırılmasına yönelik olarak tasarlanması gerekmektedir. Nitekim, gerek 1739 sayılı kanundaki Türk Milli Eğitiminin Amaçlarında, gerekse de ders programlarında ekonomik işleve ilişkin amaçlar yer almaktadır. Örneğin, Türk Milli Eğitiminin Genel Amaçlarının gerçekleştirilmesiyle; “Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak, milli birlikte ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapma”nın amaçlandığı vurgulanmaktadır.

         

        Bunun yanında, gerek önceki programlarda, gerekse de 2004 yılında geliştirilen ders programlarında ekonomik işlevle ilgili amaçlar, konular ve öğrenme-öğretme etkinlikleri bulunmaktadır. Örnek olarak, 1998 İlköğretim Sosyal Bilgiler Programının genel amaçları arasında ekonomik yaşama fikrini ve yeteneklerini geliştirmek başlığı altında; “Yakın çevrenin ekonomik değerleri ile milli kaynaklarımızı tanır ve bunları korumanın bir ödev olduğunu kavrarlar”, “tutumlu olma ve planlı çalışma alışkanlığını elde ederler” ve “üretim, tüketim ve dağıtımla ilgili temel bilgileri öğrenirler” vb. gibi amaçlar yer almıştır. 2004 yılında geliştirilen İlköğretim Sosyal Bilgiler 4.-7. Sınıf Ders Programının genel amaçları önceki programa göre çoğunlukla değişmiş ve ekonomik işlevle ilgili şu amaçlar belirlenmiştir; “Ekonominin temel kavramlarını anlayarak, kalkınmada ve uluslar arası ekonomik ilişkilerde ulusal ekonominin yerine kavrar” ve “meslekleri tanır, çalışmanın toplumsal yaşamdaki önemine ve her mesleğin gerekli olduğuna inanır”.

         

        Bu amaçların uygulanabilir olması ve öğrencilerin bunları yaşamlarında kullanabilmeleri için programlarda (sadece sosyal bilgiler programında değil, hayat bilgisi, fen ve teknoloji, matematik vb. gibi diğer ders programlarında da) çeşitli üniteler kapsamında konular ve etkinlikler düzenlenmiştir. Bu etkinlikler yoluyla bireylere ekonomik hayat ve ekonomik faaliyetler, üretim, tüketim, kaynakları etkili kullanma, meslekleri tanıma vb. konularda bilgi, beceri, tutum ve anlayışların kazandırılması amaçlanmaktadır. Böylece, ülkenin ekonomik kalkınması için gerekli olan nitelikli, bilinçli ve üretken insan gücünün yetiştirilmesi vizyonu yerine getirilmektedir.

         

         

         

        Eğitim Programlarının Siyasal İşlevi             

         

        Her toplumda, eğitim sisteminden, o toplumun anayasasında belirlenmiş olan siyasal sistemi benimseyen, bu sisteme bağlı ve bu sistemin gelişmesinde liderlik yapacak insanlar yetiştirmesi beklenir (Kaya, 1993). Hangi rejimle yönetilirse yönetilsinler, tüm toplumların eğitim kurumlarında ulusal semboller yolu ile (bayrak, milli marş, ulusal milli kahramanlar, milli bayramlar vs.) yeni yetişen kuşaklarda ulus bilincinin oluşmasına çalışılır. Bu bir anlamda vatandaşlık eğitimidir (Uras, 2002). Eğitimin ve eğitim programlarının siyasal işlevi üç grupta ele alınabilir. Bunlar; 1. Mevcut siyasal sistemi koruma, 2. Lider yetiştirme ve 3. Seçmen yetiştirmedir.

         

        Toplumlar genellikle mevcut siyasal rejimlerini korumak isterler. Eğitim kurumları toplumdaki bireylere milli ideolojiyi, değerleri ve idealleri kazandırarak onları mevcut siyasal düzene bağlı vatandaşlar olarak yetiştirirler. Ülkemizde, anaokulundan üniversite sonuna kadar tüm eğitim kademelerinde, Atatürk ilkelerini, cumhuriyet idaresini koruyan ve benimseyen, milli değerlere bağlı bireyler yetiştirilmesi amaçlanmaktadır (Fidan ve Erden, 1993). Örneğin, METK’da belirlenen Türk Milli Eğitiminin Genel Amaçlarından ilki ve belki de en önemlisi;

         

        “Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek”tir.

         

        Eğitimin ve eğitim programları, ayrıca siyasal işlev bağlamında lider yetiştirme ve seçmen yetiştirme gibi işlevler de üstlenirler. Okullarda gerek formal gerekse de informal faaliyet ve yollarla o toplumun ihtiyaç duyduğu liderlerin yetişmesi veya ortaya çıkması sağlanmaktadır. Ders programlarında öğrencilerin liderlik davranışlarını geliştirecek amaçlar, konular ve öğrenme etkinlikleri yer almaktadır. Bu etkinlikler yoluyla gelecekte toplumu ve ülkeyi yönetecek kabiliyette bireylerin yetişmesi sağlanmaktadır. Demokrasi ile yönetilen toplumlarda eğitimin bir diğer siyasal işlevi, iyi seçmenler yetiştirmektir. Seçmenlik demokratik toplumlarda en önemli hak ve görevlerdendir. Okullarda çocuk ve gençlere demokratik yaşamın gerektirdiği bilgi, davranış ve tutumlar kazandırılarak ileride bilinçli ve iyi birer seçmen olmaları sağlanmalıdır (Fidan ve Erden, 1993).

         

        Türkiye’de eğitim programlarının Cumhuriyetten sonra geliştirilmeye başlandığı, sistematik biçimde ise 1950’li yıllardan sonra yürütülmeye başlandığı söylenebilir. Geçmişten günümüze geliştirilen eğitim programlarını kısaca değerlendirmek gerekirse; programların genelde dönemin başat eğitim yaklaşımları ve siyasal eğilimleri doğrultusunda tasarlandığı dikkati çekmektedir. Son yıllarda geliştirilen programlara kadar, programlar genelde davranışçılık yaklaşımının üzerine temellendirilerek geliştirilmiş ve okullarda da buna paralel olarak uygulanmıştır. 1990’lı yıllarda geliştirilen bazı ders programlarının önceki programlara nazaran gerek amaçlarında gerekse de konu ve etkinliklerinde daha öğrenci merkezli özellikler taşıdıkları, ancak uygulamalarda genellikle öğretmen merkezli anlayışın devam ettiği söylenebilir. 2004 yılında geliştirilen programların ise önceki programlardan büyük oranda farklılıklar gösterdiği ve öğrencilerin bilgiyi yapılandırmasını, öğrenme sürecinde daha aktif rol almasını, öğretmenin daha çok yönlendirici olduğu ve üründen ve davranıştan ziyade sürecin ön plana çıktığı yapılandırmacı yaklaşım temelinde geliştirildiği göze çapmaktadır. Yeni programlarla ilgili yapılan pek çok çalışmada, programların genel olarak olumlu yönleri vurgulanırken, uygulama sürecinde öğretmenden, okul ortamından, öğrenci ve ailelerden, okul yönetiminden ve programın kendisinden kaynaklanan çeşitli sorunlara da değinilmektedir.

         

        Bugüne kadar geliştirilen programlara ve program geliştirme çalışmalarına yönelik yapılabilecek bazı eleştiriler ve göze çarpan sorunlar ise şunlardır (Sönmez, 1993; Varış, 1988; Yüksel, 2003);

         

        -     Bugüne kadar geliştirilen programların pek çoğu kâğıt üzerinde “Pragmatizm” ve “İlerlemecilik” eğitim akımına dayalı olarak geliştirilmiş, ancak okullardaki uygulamalarda genelde öğretmen merkezli esasicilik ve daimicilik akımları benimsenmiştir.

         

        -     MEB bünyesinde program geliştirme çalışmalarını yürüten birimlerin faaliyetleri arasında bir bütünlük sağlanamamış, her birim program geliştirme çalışmalarını farklı biçimlerde yürütmüş ve eşgüdüm sağlanamamıştır.

         

         

        -     Geliştirilen programlar için yeterli bir ihtiyaç belirleme çalışması yapılmamıştır.

         

        -     Programların geliştirilmesi sürecinde çoğu kez, program geliştirme için gerekli olan uzmanların sayısı ve niteliği yeterli olmamıştır.

         

         

        -     Geliştirilen programlarla ilgili değerlendirme ve araştırmaya fazla yer verilmemiştir.

         

        -     Geliştirilen programların Talim ve Terbiye Kurulu’nda onaylanması sürecinde de sorunlar yaşanmıştır.

         

         

         

        Sonuç ve Öneriler        

         

        Eğitim programları, eğitim kurumları ve eğitim-öğretim faaliyetleri yoluyla bireylerin öğrenme ve gelişme ihtiyaçlarını karşılama, toplumsallaşmalarını sağlama, onları bir mesleğe hazırlama, bireylere ekonomik ve toplumsal kalkınmayı sağlamada çağın ihtiyaç duyduğu bilgi, beceri, tutum, değer ve alışkanlıkları kazandırma, ortak kültürel değer ve inançlara sahip bir toplum inşa etme vb. temel işlevlere sahiptir. Bu bakımdan, geliştirilecek olan eğitim programları bireylerin, toplumun, yasaların ve ulusal ve küresel düzeyde ekonomik ihtiyaç ve hedeflerin sistematik biçimde analiz edilmesi ve programların genel ve özel amaçlarının, içeriğinin, öğrenme-öğretme süreçlerinin ve değerlendirme biçimlerinin buna göre tasarlanması gerekmektedir. Bunun yanında, geliştirilen programların uygulama yeri olan okullardaki öğrenme-öğretme faaliyetlerinin düzenli ve sistemli biçimde değerlendirilmesi yapılarak, ortaya çıkan sorunların, eksiklik ve yanlışlıkların düzeltilerek, programların bu verilere dayalı olarak yeniden geliştirilmesi ideal bir program geliştirme çalışması için olmazsa olmaz hususlardandır. Ancak bu şekilde, programların amaç ve işlevlerinin uygulama sürecinde gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği anlaşılabilir.

         

        Ayrıca, bilimde, teknolojide, toplumsal yaşamda, bireyin gereksinimlerinde ve insan hakları anlayışında ortaya çıkan değişmeler, program geliştirme çalışmalarına da yansıtılmalıdır. Kısacası, bir eğitim programı, uygulanacak ülkenin gerçeklerine ve gereksinimlerine, gelecekteki uzak ve yakın hedeflerine uygun olarak ve program geliştirme ilkeleri ışığında geliştirilmelidir (Gözütok, Akgün ve Karacaoğlu 2005).

         

         

         

        Kaynaklar

         

        Balay, F. (2004). Küreselleşme, bilgi toplumu ve eğitim. A.Ü.E.B.F. dergisi, 37, 2.

        Demirel, Ö. (2006). Eğitimde program geliştirme. Kuramdan uygulamaya. Ankara: Pegem A Yayıncılık.

        Doğan, İ. (2007). Sosyoloji. Kavramlar ve sorunlar. Ankara: Pegem A Yayıncılık.

        Erdoğan, İ. (2002). Türk eğitim sistemi. İstanbul: Sistem yayıncılık.

        Ergün, M. Eğitim sosyolojisi. http://egitim.aku.edu.tr/ergun8.htm adresinden alınmıştır.

        Ertürk, S. (1998). Eğitimde program geliştirme. Ankara: Meteksan A.Ş.

        Fidan, N. ve Erden, M. (1993). Eğitime giriş. Ankara: Meteksan A.Ş.

        Gözütok, D., Akgün, Ö.E. ve Karacaoğlu, Ö.C. (2005).İlköğretim programlarının öğretmen yeterlikleri açısından değerlendirilmesi. Eğitimde Yansımalar: VIII Yeni İlköğretim Programlarını Değerlendirme Sempozyumu Bildiriler Kitabı. Ankara: Sim Matbaası.  

        Kaya, Y.K. (1993). İnsan yetiştirme düzenimize yeni bir bakış. Ankara: Set Ofset Matbaacılık.

        Korkmaz, A. (2006). Eğitimin ekonomik temelleri. Ed. Leyla Küçükahmet. Eğitim bilimine giriş. Ankara: Nobel yayın dağıtım.

        Küçükahmet, L. (2007). Program geliştirme ve öğretim. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.

        Özdemir, M.Ç. (2008). Toplumsal değişme karşısında aile ve okul. Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 5, 2.

        Özden, Y. (2000). Eğitimde dönüşüm. Eğitimde yeni değerler. Ankara: Pegem A Yayıncılık.

        Sönmez, V. (1993). Eğitim felsefesi. Ankara: Adım yayıncılık.

        Uras, M. (2002). Eğitimin toplumsal temelleri. Ed. Erdal Toprakçı. Eğitim üzerine. İstanbul: Ütopya yayınevi.

        Varış, F. (1988). Eğitimde program geliştirme. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi.

        Yüksel, S. (2003).Türkiye'de program geliştirme çalışmaları ve sorunları. Milli Eğitim Dergisi, 159.


Türk Yurdu Haziran 2009
Türk Yurdu Haziran 2009
Haziran 2009 - Yıl 98 - Sayı 262

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele