21. Yüzyılda Türk Sanatı

Nisan 2015 - Yıl 104 - Sayı 332

         [gid]43[/gid]

         

        İçinde bulunduğumuz çağ, dijital dünyanın elektriğe bağlı hayat damarları ile yaşarken, savaşların, er meydanlarında yapılmadığı, cam ekranlardan takip edilen bir olgu konumundayken, insansız hava araçlarıyla kontrolsüz ve orantısız biçimde insan yaşamında, kalıcı tahriplere yol açmaya devam etmektedir. Böyle bir dünyada yaşam şartları kadar, sanat şartları da sınırları zorlamakta, diğerini ötekileştirme çabaları sanat arenasında da boy göstermektedir. Gelişmiş milletlerin sanat eserleri ve üretme gayretleri, siyasetin güdümünde, aynı ideolojik temelden beslenen sanatçıların birbirlerini öne çıkarma çabasıyla sanat, aynı döngü içinde hapis hayatı yaşarken, çıkmazlar ve açmazlar içinde birbirini tekrar eden işlere muhatap bırakılan sanatsever kitlesi, artışını sürdürmektedir.

        
Çağlar boyu büyük bir ivme ile günümüze gelen Türk sanatı, içinde bulunduğumuz dünyanın beklentilerine cevap verebilecek eserleri ile geleceği aydınlatacak bilgi ve birikime sahiptir. Bu nedenle bir yönünü Batı’ya dönen Türk sanatçısı, diğer yanda Doğu’dan beslenen ve yüzünü dönen toplum, iki coğrafyanın da farklılıklarını esin kaynağı yapmakta ve gelecek yön tayinlerini bu konuma göre yeniden inşa etmektedir. Toplumsal olarak beklenti içinde bulunan Türk toplumu, gerçek sanat eserlerine gerekli hassasiyeti göstermekte ve desteklemektedir. Geleneksel olarak nitelendirilen tarihi el sanatlarımızın örnekleri zaman zaman dünyanın büyük müzelerinde, galerilerde, fuarlarda izleyici karşısına çıkarılarak teşhir edilmektedir. İşte bu sergilerden, “Türkler- Bin Yıllık Yolculuk (600-1600) Sergisi” 18 Ocak-12 Nisan 2005 yılında Londra’da (Royal Academy of Arts- İngiltere) 234 eser ile gerçekleştirilmiş ve sergiyi resmi rakamlara göre 262. 582 kişi ziyaret etmiştir. Bir diğer sergi örneği ise “Expo 2005 Dünya Sergisi” kapsamında Japonya’nın Aichi Eyaleti Türk Pavyonu’nda ülkemiz müzelerinden seçilen 24 eser ile Türk Pavyonunda serginin teşhiri gerçekleştirilmiş, sergiyi resmi rakamlara göre 3.662.282 kişi ziyaret etmiştir. Bu iki sergi göstermiştir ki Türk sanatına ilgi ciddi oranlarda, ancak yeterli düzeyde değildir. Batı modern resminin önemli temsilcilerinden olan Fransız Henri Matisse’in Londra Tate Modern’de açtığı “The Cut-Outs” adlı sergisini, açık kaldığı altı ay boyunca 560.000’nin üzerinde kişi ziyaret etmiştir. Bireysel anlamda eser üreten bir ressamın sergisini ziyaret eden kişi sayısının, orantısal anlamda, toplumsal açıdan bir halkın sergisi ile kıyaslayacak olursak, ziyaretçi sayısının az olduğunu düşünmek haksızlık olarak nitelendirilmemelidir. Bunun birkaç sebebi olmakla birlikte, önemli sebeplerinden biri de tanıtım ve sosyal medya hattının doğru biçimde kullanılmaması olarak basitçe irdelenebilir. Ancak reklam sektörünün bu denli geliştiği bir ortamda daha kurgusal ve kimliksel olarak tanıtım silahları devreye sokulmalı ve Türk sanatı hak ettiği şekilde desteklenerek, uluslararası ortamda kuvvetli bir tanıtımla teşhir edilmelidir.

        
Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü bünyesinde, 21. yüzyılda Türk sanatını çalıştay kapsamında akademisyen, sanatçı ve lisansüstü öğrenim gören öğrencilerle birlikte irdeleyerek, konu ile ilgili düşünceleri barındıran bir kitap hâline getirilmesi için çalışma başlattık. Bu çalışmanın ortaya koyduğu genel kanı, çağın kavramı “modernizm” düşüncesinin Türk sanatının geleneksel olarak nitelendirilen alanlarına bir virüs gibi yapışarak, hızla kuruttuğu ve basite indirgenerek çeşitli sanat kitapları yayımlayan yurtdışı eğitimli çeşitli yazar ve eleştirmenlerin, temelsiz saldırıları sonucu itibarsızlaştırma hamlelerine maruz kaldığı yönünde olmuştur. İsmi “Türk” ile başlayan çeşitli sanat kitaplarında, yabancı sanatçıların eserlerine yer verilmesi, olayı bir kıyaslama bunalımına çekme çabaları, okuyucunun benliğinde soğuma ve hayal kırıklığı meydana getirilmesi amaçlanarak, Batı sanatı ve sanatçısı yüceltilmekte, bilinçli olarak “hayat damarlarımız” kangrene dönüştürülmektedir. Açılan çeşitli sergiler, üretilen eserlerde kültürel kimliğimizden ziyade, yabancı hayranlığı olarak nitelendirilebilecek unsurlara yer verilmesi, bu tarz bir hareketin en somut örnekleri arasında değerlendirilebilir.

        
Sonuç olarak, 21. yüzyılda Türk sanatı kendi dinamiklerini içinde barındırırken, gelecek kuşaklara günümüz dünyasının farklılıklarını, kendi klasik üslubu dâhilinde yaklaşarak, modern tekniklerle zenginleştirilmiş biçimler şeklinde sunabilir. Türkistan coğrafyasının her köşesinde bulacağı yeni izleri, sanat metalarına dönüştürerek, çağdaş çizgiler tasarlayabilir. Özellikle kaya resimlerinde bulunan imgeleri, izleri, tamgaları kullanarak yeni biçim ve form arayışlarıyla farklılıklar meydana getirebilir.


Türk Yurdu Nisan 2015
Türk Yurdu Nisan 2015
Nisan 2015 - Yıl 104 - Sayı 332

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele