Millî Beden Eğitimi, Spor Politikası ve Altıncı Spor Şurası

Nisan 2009 - Yıl 98 - Sayı 260

        Türkiye’de beden eğitimi ve sporun değişik göstergelerinin dünü, bugünü ve geleceği açısından tartışıldığı Altıncı Spor Şûrası 26–28 Kasım 2008 tarihleri arasında Ankara’da toplanmış ve bu toplantıya Türkiye’nin çok değişik bölgelerinden davetli üyeler katılmışlardır. Spor Şûrası’ndaki komisyonlardan; Spor Teşkilatının Yeniden Yapılanması Komisyonu, Spor Kültürü ve Sporla Eğitim Komisyonu ve Spor Hukuku Komisyonu’nda) üye olarak çalışmalara katıldım ve katkı sağlamak amacıyla bilimsel görüşlerimi içeren raporlarımı “Spor Şûrası” kararlarında yer alması için komisyon başkanlarına verdim[1],[2],[3] Şûrada gündeme gelen en önemli konulardan birisi de beden eğitimi ve sporun yeniden yapılandırılmaya gidilmesiydi. Bu yapılandırmaya gidebilmek için Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş dönemindeki temel kuruluş felsefesini yansıtan “Millî Beden Eğitimi ve Spor Politikasının” ve 3530 Sayılı Kanunun[4] detaylı şekilde bilinmesinde ve bu görüşlerden ve çalışmalardan yararlanılması gerekmektedir. Bu bağlamda bu makalede Spor Şûrası’nda üç Komisyonunda sunduğum rapora ait görüşlerime yer verilmiştir.

         

         

         

        Cumhuriyet Dönemi’nin Millî Beden Eğitimi ve Spor Politikası

         

         

        Cumhuriyetin ilân edilmesi, Türkiye’de spor ve sporculuğun varlığı ve gelişiminde etkili olmuştur. Cumhuriyet Hükûmeti, gençliğe, beden eğitimi ve spora özel ve büyük bir önem göstermiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde beden eğitimi ve spor politikalarının belirlenmesinde ve uygulanmasında Atatürk’ün görüş, yaklaşım ve destekleri de etkili olmuştur. Atatürk, Türk çocuklarının beden eğitiminde bilinçli olarak yetiştirilmesine çok önem vermiş ve bunun için Hükûmetin Millî Eğitim Programlarında beden eğitimi öğretmeni yetiştiren bir okulun açılmasına yönelik kararların alınmasını sağlamıştır. Bu okulda verilecek beden eğitimi ve spor eğitiminin de disiplinli ve bilimsel niteliğe dayandırılması gereğini belirtmiştir.

         

        Atatürk,  sporu yönetenlere ve sporculara ışık tutacak görüş ve düşüncelerini belirtmiş, Türk milletine, beden eğitimi ve sporda ileriye götürecek yeniliklerden yararlanma fırsatını da vermiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin beden eğitimi ve spor politikasını bir hükûmet politikası olarak değil de devletin değişmez millî politikası olarak ele alınıp yönetilmesi gereğini de belirtmiştir. Çünkü Atatürk, “…Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli  ve yüksek seciyeli muhafızlar ister!..” derken, beden eğitimi ve sporun toplumun hizmetine sunularak, sağlıklı bir toplum oluşturulmasını ve sağlıklı insanlardan oluşan bu topluma dayalı bir devlet yaratılmasını amaçlamıştır.

         

        Türk gençliğinin spor bakımından da millî heyecan içinde çok ciddî, dikkatli ve itina ile yetiştirilmesinin önemli tutulmasını, disipline edilmiş ve bilimsel tanımlara uygun her türlü beden eğitimi ve spor faaliyetlerinden yararlanılmasını istemiş,  geleneksel ve modern spor eğitimine; eğitici, tesis ve malzeme boyutunda destekler vermiştir. Atatürk; kültürün en önemli ögelerinden biri olan beden eğitimi ve sporu, yüksek seciyeli vatandaşlar yetiştirmede temel öge olarak görmüş, beden eğitimi ve sporun yönetsel alanda kurumsallaşmasını desteklemiştir.  Bu bağlamda: devletin temel spor politikası içerisinde okul içi, okul dışı ve askerîyede kurumsallaştırdıkları: İzcilik Teşkilâtı, Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (TİCİ), Askerî Spor Teşkilâtı, Türk Spor Kurumu, Türkkuşu, Beden Terbiyesi Umum Müdürlüğü ve Okul Spor Yurtları açılmış ve yaygınlaştırılmıştır. Böylece beden eğitimi ve spor faaliyetlerinin ve spor politikalarının sporda ileri gitmiş dünya uluslarıyla uyumlu bir politikada ele alınarak yürütülmesinin yolunu açmış, Türk sporunun ve sporcularının uluslararası alanda kendini tanıtması için fırsatlar tanımıştır.

         

        Atatürk’ün beden eğitimi ve spor politikası; beden sağlığı yanında millî ve evrensel erdemler kazandırmayı da hedef almıştır.  “…Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim” diyerek, beden eğitimi ve spordaki uygulamalar da millî karakterimizle uyumlu ve aynı zamanda ahlâkî değerlere sahip sporcu davranışları gösterilmesi sağlanmıştır. Atatürk’ün Yaşar Erkan’a ve Kurtdereli Mehmet Pehlivan’a gönderdiği kutlama yazılarının, ulus onuru kaygısından alınan güçle tutulan her işte başarısızlığın söz konusu olamayacağına ilişkin inancını yansıtması açısından ayrı bir önemi vardır. Türk spor kültürü ögeleri,  beden eğitimi ve spor politikası içerisinde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilkeleri çerçevesinde yaşatılmıştır. Atatürk, beden eğitimi ve sporda gerçekleştirdiği uygulamalarla, Türkiye’de beden eğitimi ve spor faaliyetleriyle grup dinamiği oluşturarak bunun millet dinamiğine, ulaştırılmasını amaçlamıştır. Bütün bu uygulamalar, Atatürk’ün üstün görüşü sayesinde vücut bulabilmiştir.

         

        Beden eğitimi ve spor ile sağlıklı bir beyin ve vücut oluşturulduğuna, sağlıklı beyinler ve vücutlarla da daha güçlü toplumlar yaratıldığına göre, spor politikalarının, devletin bütün çalışma alanlarına yansıtılacak bir millî politika olarak ele alınması ve yürütülmesi birinci görev olmalıdır. Beden eğitimi ve spor toplumun bir yaşam biçimine dönüştürülmelidir. Sağlıklı düşünen, sağlıklı bedenlerden oluşan toplumlar en çok kültürel ve uygarlık alanında gelişebilir ve ilerleyebilirler. Böyle toplumlar, dünya ulusları ile sağlıklı ve uyumlu ilişkiler kurarak bir evrensel dinamik oluşturmada ve bu dinamiği yaşatmada etkili olurlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de bu dünya dinamiğine katkıda bulunan bir beden eğitimi ve spor politikası yürütmesi, Türk milletinin sağlığı, mutluluğu ve prestiji bakımından önemli görülmelidir.

         

        Atatürk’ün temel hedef olarak gösterdiği: “Bedenî idman, fikrî idmanla muvazi gitmelidir.” (16 Eylül 1924-Trabzon Lisesi Spor Yurdu Şeref Defteri) (temel ilkesi) doğrultusunda Türk eğitim sisteminde fikrî idman (eğitim) kadar bedenî idman ve spor da aynı önemde görülmeli ve uygulanmalıdır. Çünkü Atatürk’ün düşünce sistemine göre bu özelliklere ve kâbiliyetlere sahip vatandaş tipini yaratmada beden eğitimi ve sporun önemli bir yeri vardır.

         

         

        Atatürk’ün ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş dönemi “Beden Eğitimi ve Spor” alanının etraflıca bilinmesinde ve Türk kamuoyuna duyurulmasında ve beden eğitimi ve spor politikalarının yeniden yapılandırılmasında devletin temel kuruluş felsefesini yansıtan bu görüşlerden ve çalışmalardan yararlanılması gerekmektedir. Bu çerçevede; Atatürk’ün ve Cumhuriyet Dönemi millî beden eğitimi ve spor politikasının ve anlayışının beden eğitimi ve sporun yeniden yapılandırmanın içerisinde yer alabilmesi için, aşağıdaki konuların öncelikli olarak temel ilke kabul edilmesi gerekmektedir.

         

        1.Atatürk’ün beden eğitimi ve spor konularındaki düşüncelerinin, bu alanda yaptığı, yaptırdığı ve teşvik ettiği çalışmalar bilimsel olarak araştırılıp ortaya konulmalıdır.

         

        2.Atatürk döneminde Türkiye Cumhuriyeti hükûmet programlarında ve çalışmalarında beden eğitimi ve spor politikası bilimsel bir anlatımla ortaya konulmalıdır.

         

                    3.Atatürk’ün, Türkiye Cumhuriyeti’nin beden eğitimi ve spor politikasının biçimlenmesinde etken olan çalışma, söylev, konuşma ve yazıları araştırılarak derlenmeli ve değerlendirilmelidir.[5]

         

                    4.Türk ulusal ve evrensel insan tipinin yetiştirilmesinde Atatürk’ün beden eğitimi ve spor anlayışı araştırılmalıdır.

         

                    5.Atatürk’ün düşüncelerinde “Olimpizm ve Spor Ahlâkı” ögeleri araştırılmalı, ulusal ve uluslararası etkinliklerde yaşatılmalıdır.

         

        6.Atatürk’ün sağlıklı toplum oluşturmak için beden eğitimi ve sporu yaşam biçimi haline getirilmesine yaptığı katkılar araştırılmalıdır.

         

        7.Atatürk’ün beden eğitimi ve spor anlayışının bedenî idman, fikrî idmanla paralel gitmelidir fikrinden hareketle sistematik bir şekilde araştırılıp anlatıma dönüştürülmelidir.

         

                    8.Atatürk’ün beden eğitimi ve spor anlayışının Türkiye Cumhuriyeti kurumlarının yapılanmasında etkisi araştırılmalıdır.

         

                    9.Türk milletinin toplumsal yapısının oluşturulmasında ve Türk toplumunun kültürleşmesinde beden eğitimi ve spor anlayışı ve etkinlikleri araştırılmalıdır.

         

                 10.Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti için gösterdiği beden eğitimi ve spor hayatının ilkeleri doğrultusunda, günümüzdeki beden eğitimi ve spor hayatının benzeşen ve benzeşmeyen yönleri araştırılmalı ve elde edilen sonuçların Türkiye Cumhuriyeti’nin beden eğitimi ve spor politikasının yeniden yapılandırılmasında kullanılması için gerekli çalışmalar yapılmalıdır.

         

        11.Atatürk döneminde askerî eğitim içerisinde spor ve sporculuğa verilen önem ve çalışmalar araştırılmalıdır.

         

        12.Atatürk’ün beden eğitimi ve spor anlayışı müfredat programlarına yansıtılmalıdır.

         

        13.Atatürk’ü etkileyen ve örnek olarak gösterilen sporcular tanıtılmalıdır.

         

        14.Atatürk’ün adına düzenlenen “Atatürk Koşusu” ve “Gazi Koşusu” gibi sportif etkinlikler tarihî bir anlatıma kavuşturulmalıdır.

         

        15.Atatürk’ün adını taşıyan ve Atatürk döneminde yapılan spor tesislerinin tarihi araştırılarak anlatıma dönüştürülmelidir.

         

        16.“Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı”nın tarihî gelişimini ortaya çıkaracak araştırmalar yapılmalı ve uluslararası bir gençlik etkinliği haline getirebilmek için temel etkenleri ortaya konulmalıdır. Örneğin: Bayramın vermiş olduğu özgürlük, bağımsızlık, barış, ulusal ve uluslararası değerlerin birlikte yaşanması için bu bayram uluslararası bir bayram haline getirilmelidir.

         

        17.Cumhuriyet Dönemi ile ilgili bir “Türk Beden Eğitimi ve Spor Tarihî Müzesi” kurulmalıdır.

         

        18.Atatürk’ün ve Cumhuriyet Dönemi beden eğitimi ve spor anlayışının ve çalışmalarının tanıtılması belgelere dayalı olarak titizlikle yürütülmelidir.

         

        19.Atatürk’ün beden eğitimi ve spor politikasının ve anlayışının ilgili kurum ve kuruluşlara anlatılmasında ve bilgilendirilmesinde Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu “Atatürk Araştırma Merkezi” ve “Atatürk Kültür Merkezi”nde oluşturulacak bilim ve uygulama kolları içerisinde “Beden Eğitimi ve Spor Bilim ve Uygulama Kolu” da etkin olarak yer almalıdır.

         

         

         

Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni Yetiştirme Lisans Programı ve Millî Eğitim

Bakanlığının Kriterleri

 

 

        Spor Şûrası’nın Spor Kültürü ve Sporla Eğitim Komisyonu’nda Türkiye’de beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştiren program konusundaydı. Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Murat Başeskioğlu ve Millî Eğitim Bakanlığı üst düzey temsilcilerinin de huzurunda yaptığım konuşma şu şekildeydi:

         

        Yüksek Öğretim Kurumunca öğretim üyelerinden oluşan bir komisyona bundan bir yıl önce hazırlatılan ve YÖK’ün internet sayfasında yer alan Eğitim Fakültelerinde uygulanacak yeni programlardan, “Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni Yetiştirme Lisans Programı”[6] incelendiğinde, bu programda önemli sorunların bulunduğu tespit edilmiştir. Bu program çağdaş gelişmeler ve yönelimlerin ortaya çıkardığı temel ihtiyaçlara yönelik olarak yeniden geliştirilmemiştir. Gerek dünyada ve gerekse Türkiye’de beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştirilmesine yönelik programlar geçmişten günümüze yeterince incelenmemiştir. Bu konuda yeterli araştırma yapılmamıştır. Bu program incelendiğinde; Millî Eğitim Bakanlığı’nın beden eğitimi ve spor öğretmenliği kriterlerini karşılamadığı ve aynı zamanda AB standartlarına uymadığı görülmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmenlik mesleğine yönelik olarak belirtilen kriterler incelendiğinde programın bu yeterlilikleri karşılamasında eksiklikler olduğu görülmektedir. Şöyle ki;

         

        -Kişisel ve meslekî değerler-meslekî gelişim açısından: Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirtilen bu ilk kriter başlığında öğrencilerin sosyo-kültürel farklılıklarından bahsedilmektedir. Ancak programda öğrencilerin sosyo-kültürel farklılıklarını tespit etmeye yardımcı olabilecek derslerin programda yer almadığı görülmektedir.

         

        -Öğrenciyi tanıma açısından: Bu alt başlık içinde “Öğretmen, öğrencinin tüm özelliklerini, ilgi, istek ve ihtiyaçlarını bilir, geldiği ailenin ve çevrenin sosyo-kültürel ve ekonomik özelliklerini tanır.” denilmektedir. Ancak burada yine belirtilen öğrencilerin ilgi, istek ve ihtiyaçlarını tespit edilmesine yardımcı psikoloji temelli dersler ve öğrencinin geldiği ailenin ve çevrenin sosyo-kültürel ve ekonomik özelliklerini tespit etmeye yardımcı olacak sosyoloji temelli dersler, öğretmen yetiştirme programında yer almamaktadır. 

         

        -Öğretme ve öğrenme süreci açısından: Bu alt başlık içinde, “Öğretmen, öğretme ve öğrenme süreçlerini plânlar, uygular ve yönetir. Öğrencilerin öğrenme sürecine etkin katılımını sağlar.” denilmektedir. Ancak bu alt başlıkta yer alan kriterleri yerine getirmeye yardımcı olacak beden eğitimi ve sporda program geliştirme dersi, programda yer almamaktadır.

         

        -Okul, aile ve toplum ilişkileri açısından: Bu alt başlık içinde genel olarak “Öğretmen, okulun bulunduğu çevrenin doğal, sosyo-kültürel ve ekonomik özelliklerini tanır. Aileleri ve toplumu eğitim sürecine ve okulun gelişimi ile ilgili çalışmalara katılmaları yönünde teşvik eder.” denilmektedir. Ancak yine bu alt başlık değerlendirildiğinde programda bu alt başlığın amacını destekleyen hiçbir dersin yer almadığı görülmektedir. Bu amaca yönelik dersler program bünyesinde seçmeli olarak yer almış olabilir. Ancak bu amacın geçerliliği, bu derslerin seçmeli olarak verilmesine engel olmaktadır. Çünkü bu kriter öğretmenin öğretmen olma kriteridir. Ayrıca öğretmenin sosyal sorumluluklarını tanımlamaktadır. 

         

         

         

        Programdaki Eksikliler ve Alınması Gereken Tedbirler

         

        Modern toplumlarda beden eğitimi ve spor öğretmenliğinin günümüzde yetiştirilmesine yönelik uygulamalarda sosyo-kültürel, felsefî, psikolojik işlevleri ve tarihsel temelleri önem kazanmaktadır. Bu programda, bunların olmadığı görülmüştür. Dolayısı ile bu yeni program öğrencinin ruhsal ve toplumsal gelişim boyutlarına hitap etmemektedir. Millî Eğitim Bakanlığı programda yer almayan bu derslerle ilgili olarak hizmet içi ders verme durumunda kalacaktır. Böylece Millî Eğitim Bakanlığı’na malî külfet ve zaman kaybına yol açacaktır.

         

        -Beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştirecek bu programda beden eğitimi ve spor öğretmeninin eğitimsel ve toplumsal işlevleri tanımlanmadığı ve sınırlandırılmadığı için beden eğitimi ve spor adayları yeterli donanımdan yoksun kalmışlardır.

         

        -Beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştirecek olan bu programda yer alan derslerin içerik, ders sayıları ve kredilerinin temel alanlara göre belirli bir standardı olmayıp, alanın ihtiyaçlarına cevap veremeyecek dersler bulunmaktadır.

         

         

        -Derslerin katalog tanımı yetersizdir. Ders içerikleri tam olarak tanımlanmamış ve sınırlandırılmamıştır. Şöyle ki, 1. yarıyılda A Yüzme dersi (2 2 3) verilmektedir. Ancak 1. yarıyıl güz dönemine isabet etmektedir. Hâlbuki bu ders bahar dönemine alınarak mevsim sıcaklıklarından da faydalanılması hem maliyet hem de derse katılanların sağlığı açısından verim sağlayacaktır.

         

        - 8. yarıyılda ise A Araştırma Projesi dersinin programda yer aldığı görülmektedir. Normal bir bilimsel yayının ancak altı ayda tamamlandığı düşünüldüğünde bilimsel bir araştırma yapacak lisans öğrencisinin bir dönemlik çalışma süresi ise yeterli değildir. Bu doğrultuda, ilgili dersin kredisi ve saat yükü düşünülerek 7. ve 8. yarıyılda yer verilmesi verimliliği arttıracaktır. Ayrıca mevcut programda temel alan dersleri (Spor Psikolojisi, Spor Sosyolojisi ve Spor Felsefesi) yer almadığı için öğrencinin bu alanlarda Araştırma Projesi hazırlaması imkânsızlaşmıştır.

         

        -Programda bulunan bazı derslerin adı içeriğiyle uyumlu değildir. Ya da diğer derslerin içerikleri ile benzerlik göstermektedir.

         

        -Beden eğitimi ve spor öğretmenliği programında yer alan derslerin mantıksal ilişki ve dönemler arası sürenin uzun olması nedeni ile takip eden derse temel oluşturan derslerin bilgilerinin unutulması ortamı doğmuştur. Şöyle ki, 3. yarıyıl MB Öğretim İlke ve Yöntemleri (3 0 3) dersi aralarında yaklaşık 9 aylık bir süre geçtikten sonra 5. yarıyılda MB Özel Öğretim Yöntemleri I ( 2 0 3) dersi ile programda yer almaktadır. Yine 6. yarıyıl MB Okul Deneyimi (1 4 3) dersi aradan dokuz ay geçtikten sonra, 8. yarıyıl MB Öğretmenlik Uygulaması (2 6 5) dersine programda yer verilmiştir. Ancak bu dersler birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmalarına rağmen derslerin programda yer alırken aralarındaki zaman diliminin büyük olması bilgilerin unutulmasına ve derslerin birbirini desteklemesine engel olmaktadır.

         

        -Beden eğitimi ve spor öğretmenliği programındaki dersler arasında aşamalı ve birbirini tamamlayıcı mantıksal bir ilişki kurulamamıştır. Programa bakıldığında; temelde programın tamamında yer alan eksiklik bir kez daha göze çarpmaktadır. Beden eğitimi ve spor öğretmenliği programında olması gereken bazı temel alan derslerine yeni programda yer verilmemiş ve ihmal edilmiştir. Bu doğrultuda, sporda psiko-sosyal alanlar anabilim dalına ait temel derslere, diğer temel alan dersleri gibi aşamalı, birbirini tamamlayıcı ve mantıksal bir çerçevede programda yer verilmelidir. 3. yarıyıl içinde genel kültür grubu ve öğretmenlik meslek bilgisi dersleri grubu içinde seçmeli olarak birer derse programda yer verilmiştir. Bu noktada, seçmeli olarak verilmesi gereken derslerin genel özellikler içinde bir tanımlamasının yapılması gerekmektedir. Ancak programda bu derslerin olabileceği sınırlar hakkında bilgi verilmemektedir. Bu durum programda tam olarak tanımlanmamış ve içeriği boş bırakılmıştır. Bu içerik boşluğu programı meydana geliş amacından uzak tutmaya neden olabilecek bir handikaptır.

         

        Beden eğitimi ve spor öğretmenliği programında yer alan bazı temel derslerin yeri yanlış verilmiştir. Şöyle ki; GK Bilimsel Araştırma Yöntemleri (2 0 2) dersi programda 6. yarıyılda görülmektedir (kaldı ki GK dersi olarak gösterilmesi uygun değildir). Öğrenci üniversite içindeki dört yıllık eğitim süresinin üçüncü yılına kadar Bilimsel Araştırma Yöntemleri dersinden yoksun olmaktadır. Böylece bu süre içinde ne öğrenci yapacağı araştırmayı bir metot içerisinde sunabilecek ne de öğretim elemanı öğrencinin metot bilgisi almadan hazırlayacağı bu ödev ve araştırmalardan verimli sonuç alabilecektir.

         

        Beden eğitimi ve spor öğretmenliği programında, Türkiye’de gerek yetenek ve gerekse başarı açısından büyük bir potansiyele sahip olan ata ve millî sporumuz güreş ders olarak yer almamaktadır. Örneğin güreş branşında Dünya ve Avrupa şampiyonalarında ilk üç dereceye giren bir güreşçi öğretmenlik için aranan diğer özel şartları da taşımaları kaydıyla Millî Eğitim Bakanlığında münhal bulunan beden eğitimi ve spor öğretmenliği kadrosuna atanırken, bu öğrencinin beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştirme lisans programda köklü bir geleneğe sahip olan ata ve millî sporumuz güreş dersini görmemesi bir çelişki olup, oldukça düşündürücüdür.

         

        -Beden eğitimi ve spor öğretmenliği programında açılan dersler, öğretmen adaylarının bu bölümde eğitim veren ihtiyaçlarından çok, öğretim elemanlarının yönelimleri ve tercihleri doğrultusunda şekillenmiştir. Şöyle ki programda spor sağlık, antrenman/ hareket bilimleri yedi ders olarak yer almakta iken beden eğitimi ve sporun psiko-sosyal alanları ile ilgili sadece bir ders yer almaktadır. Bu durum, topluma hizmet verecek olan beden eğitimi öğretmeninin sporun sosyolojik, psikolojik, felsefî boyutlarından habersiz olarak mezun olmasına neden olmaktadır. Oysaki Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde eğitim veren “Spor Liseleri”nin programında, sporda psiko-sosyal alanlara yönelik dersler zorunlu olarak yer almaktadır. Spor liselerindeki programların, beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştirecek yeni programın hazırlandırılmasında göz önünde tutulmasında yarar vardır.

         

        -Beden eğitimi ve spor öğretmenliği programında zorunlu ders yükü, tek boyuttaki alan dersleriyle derslerle gereğinden fazla doldurulmuş, zorunlu olarak yer verilmesi gereken temel alan derslerine (Spor sosyolojisi, spor felsefesi ve spor psikolojisi) ise yer verilmemiştir. Ancak ana derslere ilgisi zayıf uç derslere yer verilerek program bilimsel temele oturtulamamıştır. Bunun sakıncaları vardır. Şöyle ki: öğrenci temel bilgilerden mahrum bırakıldığında ve uç derslerde bir temel kavram geçtiğinde, bu olgunun üzerine değerlendirme yapılamamaktadır. Böylece beden eğitimi ve spor alanında alanı değerlendiremeyecektir.

         

        -Bu ve benzeri sorunlar nedeniyle beden eğitimi ve spor öğretmenliği programından mezun olan öğretmen adayları öğretmenlik mesleğine yeterli bir biçimde hazırlanamayacaklardır. 

         

        -Beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştirme programlarının nitelikli öğretmen yetiştirme amacına yönelik olarak yeniden gözden geçirilmesi ve geliştirilmesi gerekmektedir. Bunun için YÖK tarafından hazırlanan bu programın Millî Eğitim Bakanlığı’nca hazırlanacak komisyondan görüş alınarak program olgunlaştırılmalıdır.

         

        -Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde yapılan program çalışmaları da dikkate alınmalıdır. Gerek komisyon çalışmalarında gerekse beden eğitimi ve spor yüksek okullarından istenen görüşlere, programlara yön veren ve yukarıda sıralanan temel sorunlar ve ihtiyaçlar özellikle vurgulanmalı ve bu anlayış çerçevesinde programlar oluşturulmalıdır.

         

        -Beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştiren program geliştirme çalışmalarında ülkemizin beden eğitimi ve spor öğretmenliği alanında ihtiyaç duyduğu öğretmenin nitelikleri yanında,  Millî Eğitim sistemindeki okulların beden eğitimi ders programları ve gerekse gelişmiş ülkelerin beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştirme programları dikkate alınmalı ve yeni programların çağdaş bir yapıya sahip olmaları için çaba gösterilmelidir. Program hazırlanırken programın genel hedefleri hakkında bilgi program ile birlikte verilmelidir.

         

        -Program geliştirme çalışmalarında, okullarımızda uygulanan beden eğitimi dersi programları da yeterince gözden geçirilmemiş, ilgili öğrenci grubunun eğitim ve öğrenme ihtiyaçları dikkate alınmamış ve buna göre geliştirilen programlarla ilgili okul düzeyindeki ders programları ve eğitim-öğretim süreci arasında paralellik kurulmaya çalışılmamıştır. Programlardaki bu paralellik boyutunu desteklemek amacıyla okullardaki ders programları çeşitli yönleriyle incelenmeli ve uygulanmasını içeren derslere ve uygulamalara yer verilmelidir.

         

        -YÖK’ün bünyesinde oluşturulan komisyonun hazırladığı bu program ve bu program doğrultusunda Türkiye’de beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştiren bütün bölümlerin programlarının da MEB bünyesinde oluşturulacak bir komisyon tarafından görüşü alınarak program yapımında değerlendirilmelidir. Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdürlüğü’nün bu programın olgunlaştırılmasında, görüş alma bakımından müdahil olma zorunluluğu vardır. Böylece beden eğitimi ve spor öğretmeninin sahip olması gereken; bilişsel, duyuşsal, toplumsal, ahlâkî ve psikomotor becerilerin ne olması gerektiği belirlenecektir.

         

        -Bu programda öğretmen adaylarının kendi ilgi, ihtiyaç ve becerileri doğrultusunda asıl alanda alması gereken temel derslere yer verilmemiştir. Böylece modern üniversite anlayışında önemli bir yer tutan temel alan derslerinden, “Spor Psikolojisi”, “Spor Felsefesi” ve “Spor Sosyolojisi”nin bir bütünlük içerisinde programda yer almadığı görülmüştür.

         

        -Bu program dünyada beden eğitimi ve sporda ileri gitmiş ülkelerdeki beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştiren okulların programıyla uyumlu değildir.

         

        Bu program beden eğitimi ve spor öğretmenine millî heyecan motiflerini ve evrensel erdemleri kazandırmaktan uzaktır. Bu durum Türk ulusunun dünya toplumları arasında hak ettiği yerde bulunmasına engel olmaktadır. Program genel hatları ile incelendiğinde; topluma yön veren bir birey olan öğretmenin toplum dinamiklerinden habersiz olarak yetiştirildiği görülmektedir. Bu noktada, geleceğe yön verecek öğretmenlerin gelecek için yetiştirilmeleri amacı ile mevcut programın Millî Eğitim Bakanlığı’ndan görüş alınarak yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde güncel gelişmelerin temel aldığı noktalardan biri de Türkiye’nin AB’ye entegrasyonu ve uyumunun sağlanmasıdır. Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, kendisinin göreve başlamasından önce hazırlanarak uygulanan bu lisans programındaki yanlışlıkları ve eksiklikleri bir sosyolog gözüyle de inceleyip bilimsel bir şekilde düzeltilmesini sağlayacağı gibi, Millî Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik de bu lisans programının Millî Eğitim Bakanlığı’nın beden eğitimi ve spor öğretmenliği kriterlerini karşılayacak şekilde düzenlenmesine katkı sağlayacak bilgi birikimindedir.

         

         

         

        Sonuç

         

        Cumhuriyet Dönemi’nde Türkiye’nin gerçeklerine ve çağdaş gereklerine göre hazırlanarak, millî bir devlet politikası hâline getirilen beden eğitimi ve spor politikamızı özümsemeden, irdelemeden, kendi problemlerimize, uygulamalardaki ayrıntılara özen göstermeden kullanırsak, bugün beden eğitimi ve sporda eleştiren sistemi de yitiriyoruz demektir. Sonuç olarak, Altıncı Spor Şûrası’nda alınan kararlar ve bu makalede anlatılan bilimsel bilgiler doğrultusunda millî beden eğitimi ve spor politikasının uygulanabilmesi için şu hususların da dikkate alınıp icraata geçirilmesi gerekmektedir.

        Şöyle ki:

         

        Beden eğitimi ve spor faaliyetleri herkes tarafından yapılabilmeli,  beden eğitimi ve spora verilen önem artırılmalı, olimpik spor branşlarının yanında geleneksel spor branşlarımızın da her birinin federasyonları açılmalı, ihtiyacı olan spor tesisleri kurulmalı ve inşa edilmeli, beden eğitimi ve spor millî eğitimin ana unsurlarından biri olarak ele alınmalı ve disipline edilmelidir. Beden eğitimi ve spor öğretmenleri öğretmen olarak yetiştirildiklerinden Eğitim Fakültelerinin bünyelerinde dünyada beden eğitimi ve sporda ileri gitmiş ülkelerdeki beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştiren okulların programlarıyla uyumlu bir şekilde yetiştirilmelidir. Okullarda öğrenciler beden eğitimi ve spor etkinlikleri ile tanışmalı ve değişik spor branşları yanında geleneksel spor kültürümüzü içeren branşlar da okulların programlarında ve faaliyetlerinde yer almalıdır. Beden eğitimi ve sporda gerçekleştirilecek bu uygulamalarla, Türkiye’de beden eğitimi ve spor faaliyetleriyle grup dinamiği oluşturarak, bunun millet dinamiğine ulaştırılması amaçlanmalıdır. Bütün bu uygulamaların sorumlu kurumları üzerine düşeni yerine getirmelidir.

         

        Spor tabana yaygınlaştırılmalı,  yetenekleri keşfedecek ve spora yönlendirecek birimler oluşturularak, Türkiye’de beden eğitimi ve sporun en önemli kaynağı olan okullardaki potansiyel değerlendirilmelidir. Sporcu öğrencilerin sporu ve okulu birlikte götürebileceği programlar yapılmalı, alt yapıda kapasiteli sporcuları çalıştıracak kaliteli antrenörleri tutabilmek için ekonomik açıdan desteklenmeli, sporcuların yetiştirilmesi sisteme bağlanarak bir şampiyonada kazanılan değerler diğer şampiyonada kaybedilmemeli, Türk sporunda başarı devşirme sporcularla hedeflenmemeli ve Türk sporcularının moral değerlerini olumsuz şekilde etkileyen bu uygulamalardan acilen vazgeçilerek dünya standartlarında Türk sporcularının yetiştirilmesi hedeflenmelidir.

         

        Türk sporunun ve sporcusunun alt yapısı ve geçim kaygısı çözümlenerek, sadece sporu düşünerek nasıl daha güçlü olabilirim planlarının yapılması gerekmektedir. Sporcuların bedenen olduğu kadar ruhen de bilinçlerinin güçlü olmalarındaki sürekliliğe ihtiyaç vardır.  Atatürk’ün, Kurtdereli’nin, Yaşar Erkan ve Mersinli Ahmet’in şahsında evrensel dünya kültürüne yenilmezliğini örnek gösterdiği bu ruhun günümüzde de yaşatılması gerekmektedir. Gerek beden eğitimi ve spor öğretmeni yetiştiren lisans programında ve gerekse temel eğitimin içerisinde yer alan beden eğitimi ve spor programları psiko-sosyal dinamikleri de içerecek şekilde hazırlanarak,  Türk sporunun madden ve manen yenilmeyen başarılı Türk sporcularının yetiştirilmesine katkı sağlanmalıdır. Tesisler doğru yerde ve yeterli sayıda yapılmalıdır. Medya, futbolun popülerliğini gündemde tutmaya yönelik tek boyutlu spor anlayışını diğer branşlarda da göstermelidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin beden eğitimi ve spor politikaları ve bu politikaların devlete yüklediği görev bilincinin ve sorumluluğunun ışığında; bizi biz yapan spor kültürümüz; sporcularıyla, eğiticileriyle ve yöneticileriyle her fırsatta, her formda millî beden eğitimi ve spor politikamızın vazgeçilmez bir ögesi olarak görülmeli ve değerlendirilmelidir.

         

         

         


        


        

        [1] Prof. Dr. Özbay Güven’in 26-28 Kasım 2008 tarihleri arasında Ankara’da yapılan Spor Şûrası’nda “Spor Teşkilatının Yeniden Yapılanması Komisyonu Başkanlığına” 26.11.2008 tarihinde verdiği üç sayfalık rapor ve komisyona hitaben bu konuda yaptığı konuşma


        

        [2] Prof. Dr. Özbay Güven’in 26-28 Kasım 2008 tarihleri arasında Ankara’da yapılan Spor Şûrası’nda “Spor Kültürü ve Sporla Eğitim Komisyonu Başkanlığına” 26.11.2008 tarihinde verdiği üç sayfalık rapor ve komisyona ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu’na hitaben bu konuda yaptığı konuşma


        

        [3] Prof. Dr. Özbay Güven’in 26-28 Kasım 2008 tarihleri arasında Ankara’da yapılan Spor Şûrası’nda “Spor Hukuku Komisyonu Başkanlığına”  26.11.2008 tarihinde verdiği üç sayfalık verdiği rapor ve komisyona hitaben bu konuda yaptığı konuşma. Spor Hukuku Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Fehim Üçışık raporumdaki önerileri, spor hukuku komisyonu raporunda yer verdiği için kendisine teşekkür ediyorum.

         


        

        [4] Beden Terbiyesi Kanunu, Kabul Tarihi: 29.6.1938, Neşri Tarihi: 16.7.1938.


        

        [5] Spor Şûrası 2008 “Spor Kültürü ve Sporla Eğitim Komisyonu”nun hazırladığı raporda Dayanaklar alt başlığında M. Kemal Atatürk’ün ifadeleri değiştirilerek şu şekilde yer verilmiştir: “…Tüm millet ve tüm ülke evlatlarını sporcu yapmak için harcanan gayretin önemi ve kutsallığı aynı derecede değerli ve önemlidir…” (Bkz: Spor Şûrası 2008 18-19 Haziran 2008 Alt Komisyon Toplantı Raporları, T.C. Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Spor Eğitimi Dairesi Başkanlığı, Ankara, 2008, s.52). Hâlbuki Gazi Mustafa Kemal Paşa, Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı Kongresi adına kendisini ziyarete gelen Maarif Vekili Mustafa Necati Bey başkanlığındaki heyeti 30 Eylül 1926 Perşembe günü kabul etmiş ve heyete hitaben yaptığı konuşmada aşağıdaki şekilde konuşmuştu. “…Bütün millet ve bütün memleket evlatlarını sportmen yapmak için sarfolunan mesainin ehemmiyet ve kudsiyeti aynı derecede kıymetli ve mühimdir…” (Bkz: Palazoğlu, A. Bekir, Başöğretmen Atatürk 1919-1928, Cilt:1, T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Araçları ve Donatım Dairesi Başkanlığı, Ankara,1991,s.260; Hakimiyeti Milliye, 1 Ekim 1926, Sayı:1880, s.1).

        Atatürk bu konuşmasında, kendisine göre inandığı bir sportmenlik profili çiziyor. Atatürk, sporda elde edilecek başarıdan çok, karakter ve ahlâkî değerlerin ön plânda olması gerektiğini anlatmak istediği için sportmenliği vurguluyor. Atatürk, aynı zamanda mükemmel insan olma yolunda sportmenlikte hedeflenmesi gereken gayeleri ortaya koyuyor. Atatürk’ün ortaya koyduğu bu gayelerin hepsi olimpizm anlayışının içerisinde görülmektedir. Atatürk, “…memleket evlatlarını sportmen yapmak için…” derken sporculara olimpizmi benimsetmek istemiştir. Sporcunun ahlâklı olmasının vazgeçilmez bir koşul olduğunu vurguluyor. Spor, sportif erdemler çerçevesinde sportmence yapılırsa amacına ulaşır demek istiyor. Çünkü sportif erdemin olmadığı yerde genel ahlâk da olmaz. Sportmenlik olmazsa sporculuk anlamını kaybeder ve tamamen menfaat için yapılan bir iş olarak görülür. Bu da sporun amaçlarıyla bağdaşmaz.


        

        [6] http://www.yok.gov.tr/egitim/ogretmen/beden_egitimi.doc, erişim tarihi: 25.11.2008.


Türk Yurdu Nisan 2009
Türk Yurdu Nisan 2009
Nisan 2009 - Yıl 98 - Sayı 260

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele