Türk Dünyası Birliğe Doğru İlerliyor

Hazıran 2014 - Yıl 103 - Sayı 322

        Türk birliği, Turancılar için Osmanlı’nın çöküş sürecinde büyük bir ülkü ve ümit idi. “Eğer yeryüzündeki bütün Türkler birleşirsek dünyada, yeniden bir güç olabiliriz.” düşüncesi, dönemin aydınlarına ve yöneticilerine büyük bir heyecan verdi. O heyecan Türk Ocaklarının kurulmasını sağladı. O heyecan, Yusuf Akçura’da, Mehmet Emin Yurdakul’da, Ziya Gökalp’ta, Hamdullah Suphi’de, Enver Paşa’da, Mustafa Kemal’de ve nice milliyetçi şahsiyette bitmek bilmeyen bir güce ve azme dönüştü. Büyük mücadeleler verildi, sıkıntılar yaşandı. Türkiye Cumhuriyeti bu mücadelede bir yıldız gibi ortaya çıktı ve yükselmeye başladı. Bu yıldızı söndürmek ve yükselmesini önlemek isteyen çok sayıda şer güç, her zaman devrede oldu ve hâlâ fesatlıklarına devam ediyor. Türkiye, bu süreçte yalnız kalmadı. Önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan etti. Daha sonra Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla beş yeni Türk devleti doğdu. Türklüğün sarkacı artık yükselişe geçmişti. Asıl mücadelenin, bu sarkacın hedeflenen ülküye doğru ilerlemesi yönünde olacağı ortadadır.

         

        Soğuk Savaş sona erdiğinde, dünyanın “küreselleşme” adı verilen bir sürece girdiği kabul edildi. Bu sürecin pek çok yönü yanında ilk defa dünyadaki Türklerin âdeta gün ışığına çıkmasını sağlaması, bizi etkiledi. Sovyetler, egemen olduğu ülkeleri âdeta bir demir perde ile kapatıyordu ve bu ülkelerden haber almak neredeyse imkânsızdı. 1970’li yıllarda “Esir Türklere Hürriyet” ülkücülerin temel sloganları arasında yer aldı. 1989-1991 yıllarında Sovyetlerin çökmesi, bu özgürlük yolunu açmış oldu. Bağımsızlığını kazanan devletler arasında beş tanesi, doğrudan Türk soylu ülkelerdi. Bu ülkeleri dünyada ilk tanıyan Türkiye Cumhuriyeti oldu. Artık 21. yüzyıla girdiğimiz çağda Birleşmiş Milletler çatısı altında 6 Türk devleti vardı. Bundan sonra bu devletler ve toplumlar arasında yakınlık ve birlik kurmak Türkler için en önemli görevdi.

        

        Küreselleşme sürecinde, “Türkler üzerlerine düşen görevi ne kadar yapılabildi?” sorusu her zaman zihnimizi meşgul ediyor. Bu soruya zihnimizde cevap ararken yapılan güzel ve olumlu adımları da takdirle karşılamalı ve paylaşmalıyız. 3 Ekim 2009’da Nahçıvan’da toplanan Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirve Toplantısı’nda, birlik için önemli bir adım atıldı. Bu adım doğrultusunda, 16 Eylül 2010’da Türk Konseyi’ne Genel Sekreter atandı ve Konsey, İstanbul’da resmen kurulmuş oldu. Türk Konseyi’ne giden yol, Devlet Başkanları Zirve Toplantıları ile başladı. İlk toplantıyı 1992 yılında düzenleyen Türk milliyetçiliği davasına gönlünü ve hayatını vermiş merhum lider Alparslan Türkeş idi. Kendisini ve bu yolda emekleri geçen bütün devlet adamlarını minnetle anıyoruz. Türk Konseyi, Türk dünyasının birlik oluşturmasında çok önemli bir merhale oldu. Türk Dünyası Kültür Başkenti uygulaması bu süreçte karara bağlandı ve 2012 yılında Astana ile başladı. 2013 yılında Eskişehir ile devam etti. 2014 yılında bayrak Kazan şehrine devredildi.

         

        Dergimizin bu sayısında Türk dünyasında birlik arayışlarını ve kültür başkenti bağlamında “Eskişehir” konusunu özel dosya olarak sunuyoruz. Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti, önemli bir uygulama örneği olarak pek çok etkinliğin usulünü belirlemiş olacak. Konuyu Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna ve Eskişehir Şube Başkanımız Prof. Dr. Nedim Ünal ile yaptığımız söyleşilerde değerlendirdik. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Yine bu konu çerçevesinde yazılarıyla katkı sağlayan yazarlarımıza minnettarız. Ayrıca geçen sayıda İstiklal Yolu dosyası, kapsamında yazı istediğimiz Doç. Dr. Seyfi Yıldırım’dan özür dileyerek makalesini bu sayımızda takdim ediyoruz.

         


Türk Yurdu Hazıran 2014
Türk Yurdu Hazıran 2014
Hazıran 2014 - Yıl 103 - Sayı 322

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele