10. Türk Zirvesi: Yeni Ümitlere Yelken Açabilir miyiz?

Ekim 2010 - Yıl 99 - Sayı 278

                    Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları 10. Zirve Toplantısı 15-16 Eylül 2010 tarihlerinde İstanbul’da toplandı. Zirveye Özbekistan katılmadı; Türkmenistan devlet başkanı ise gözlemci sıfatıyla katıldı. Yani Türk İşbirliği Konseyi hala geçen yıl Nahçıvan’da kuruluş bildirisini imzalayan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye’nin üye olduğu bir birliktelik. Özbekistan ve Türkmenistan’ın da katılmasıyla birlikteliğin gerçek genişliğine ulaşması, daha sonraki zamanlara kaldı. Ancak Cumhurbaşkanımız Gül’ün “6 ülke” ifadesi, bu konuda olumlu gelişmeler olduğunu düşündürüyor.

         

                    3 Ekim’de Nahçıvan’da bu dört ülkenin devlet başkanları tarafından imzalanan “Nahçıvan Anlaşmasıyla” kurulan Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi bünyesinde yapılan ilk zirve olması bakımından ilgi odağı haline gelmesi beklenen toplantı, Türkiye kamuoyunda gerekli ilgiyi görmedi. İlgililer zirveye ve genel olarak Türk Dünyası’yla ilgili konulara kamuoyu ilgisinin sürekli olması konusunu araştırmalıdırlar.

         

                    Onuncu zirvede alınan kararlar son derecede önemlidir. Toplantının ardından imzalanan 60 maddelik bildiride, Tük Dili Konuşan Ülkeler Konseyi’nin İstanbul’da çalışacak olan sekretaryasına ilk Genel Sekreter olarak Türkiye’nin teklif ettiği Büyükelçi Halil Akıncı’nın atanması onaylanmış, Nahçıvan Anlaşması’nın imzalandığı gün olan 3 Ekim’in Tür Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü olarak kutlanmasını başkanlar teşvik etmeyi karalaştırmışlardır. (kararların tamamı için bakınız: http://www.mfa.gov.tr/bildiri.tr.mfa)

         

                    Halil Akıncı, Türk Dışişleri’nde yıllarca çalışmış, en son Moskova Büyükelçisiyken emekli olmuş başarılı bir diplomatımızdır. Kendisinin bu göreve getirilmesi isabetli olmuştur. 3 Ekim Günü’nün Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü olarak kutlanması kararı da yerinde bir karardır. Türk Dünyası’nın yakınlaşması için böyle ritüeller önemlidir. 2011 yılında Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’ın bağımsızlıklarının 20.yılında ortak kutlamaların yapılması ve bununla ilgili olarak Aşkabat’ta bir Türk Kültür Şöleni düzenlenmesi kararı da bu bakımdan yerinde olmuştur.

         

                    Alınan kararların böyle sembolik değeri olanlar yanında, uluslararası arenada işbirliği bakımından önemi olanları da vardır. BM’in çeşitli komisyonlarına üyelikler konusunda ülkelerin birbirine destek olmayla ilgili iyi niyet ifadelerinin bildiride yer alması; İran’ın nükleer enerji probleminin diplomatik çabalarla çözümü için destek ifadesi, Karabağ meselesinin Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü korunarak barışçı yollarla çözümünün Avrasya bölgesinin istikrarına yapacağı katkıya atıfta bulunulması; Kuzey Kıbrıs Türk kesimine uygulanan izolasyonun anlamsızlığına vurgu yapılması ve bu konuda BM ve İKO kararlarının desteklendiği ifadesi, bu anlamda son derece somut ve geleceğe doğru atılmış ciddi işbirliği adımlarıdır.

         

                    Bildirinin 21-26. maddeleri ekonomi, maliye ve ticaret alanında işbirliğine dönük somut adımlar olarak dikkati çekmektedir: Türk Dili Konuşan Ülkeler Kalkınma Bankası ve ortak bir sigorta şirketi kurulması temennileri, Kars-Tiflis-Bakû demiryolu hattının Avrasya bölgesinin ekonomik kalkınması ve ticari hareketliliği için öneminin vurgulanması, BTC petrol Boru Hattı ve BTE doğalgaz boru hattının önemine atıfta bulunulması ve kapasitelerinin geliştirilmesi yönündeki temennilerin dile getirilmesi.

         

                    Kazakistan Astana’daki Türk Akademisi’nin kuruluşundan duyulan memnuniyetin ve akademiyi destekleyecek yönde üniversiteler arasında bir işbirliği modelinin başkanlar tarafından destekleneceğinin beyan edilmesi, bilimsel işbirliği konusunda ümit vermektedir. Araştırma geliştirme çalışmalarında işbirliği ve çevre kirliliği ve su problemlerine yönelik temenniler, TÜRKSOY’un çalışmalarının daha ileri boyutlara çıkarılmasının teşvik edilmesi gibi hususların bildiride yer alması, memnuniyet verici gelişmelerdir.

         

                    Bildiriden anlaşıldığına göre bu 10. zirveden sonra takvim sıfırlanacak ve Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi Birinci Zirvesi 2011’de Kazakistan’da, İkincisi 2012’de Kırgızistan’da yapılacaktır.

         

                    Nahçıvan Anlaşmasıyla, Tür Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi bünyesinde ve/veya paralelinde bu Daimi Sekretarya ve Devlet Başkanları Konseyi yanında hayata geçirilmesi karalaştırılan diğer yapıların da bir an önce aktive edilmesini bekliyoruz. Bunlardan TÜRKSOY   (Türk Kültür ve Sanatları Ortak Yönetimi) daha 1993’te, TÜRKPA (Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenterler Asamblesi), daha Nahçıvan Anlaşması’ndan önce 2008’de kuvveden fiile çıkmıştı. Diğerleri, Dış İşleri Bakanları Konseyi, Aksakallar Heyeti ve Kıdemli Memurlar Komitesi de inşallah yakın zamanında işlerlik kazanacaklardır.

         

                    Bu çalışmaların zaman alacağın bilmek, her ülkenin kendi şartlarından kaynaklanan tabii engellerden yılmamak lazımdır. Özbekistan ve Türkmenistan’ın Konseye üye olmaları önemlidir. “Katılmazlarsa katılmasınlar, kendileri bilir” kolaycılığına kaçmamak gerekir. Tersine onların katılmama sebeplerine anlayış ve saygı gösterilmeli, ancak o sebepleri aşmak için de çaba gösterilmelidir.

         

                    Konu Türk Dili konuşan ülkelerin iç siyasetlerinin tartışma konusu değildir. Söz gelimi Türkiye’de bu işler Gül’ün Cumhurbaşkanlığı döneminde ve AKP iktidarı zamanında yapıldığı için muhalefetin bunları küçümsemesi gerekmez. Veya iktidar partisinin “bak bu işler bizim zamanında yapıldı” diye propaganda etmemesi lazımdır. Bunlar devlet hayatının sürekliliği içinde olan işlerdir.

         

                    1992’den beri çeşitli engellere, sıkıntılara rağmen on zirve yapıldı. Bu zirvelerle ilgili muhtasar bilgiler, Internet’te, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü araştırmacılarından Meşküre Yılmaz’ın http://www.21yyte.org/tr/yazi.aspx?ID=5491&kat=18 ve TÜRKSAM Başkanı Sinan Oğan’ın http://www.turksam.org/tr/a2182.html adreslerindeki yazılarında bulunabilir. Bu zirveler ve diğer bir iki önemli olayla ilgili kronoloji şöyledir:

         

        -      Birinci Zirve 30-31 Ekim 1992 Ankara

        -      TÜRKSOY (Türk Kültür ve sanatları Ortak Yönetimi) Kuruluş 12 Temmuz 1993 Almatı

        -      İkinci Zirve 18-19 Ekim 1994 İstanbul

        -      Üçüncü Zirve 28 Ağustos 1995 Bişkek

        -      Dördüncü Zirve 21 Ekim 1996 Taşkent

        -      Beşinci Zirve 9 Haziran 1998 Astana (Bundan itibaren Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesi)

        -      Altıncı Zirve 8-9 Nisan 2000 Bakû

        -      Yedinci Zirve 26-27 Nisan 2001 İstanbul

        -      Sekizinci Zirve 17 Kasım 2008 Antalya

        -      TÜRKPA (Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenterler Asamblesi) Kuruluş 21 Kasım 2008 İstanbul

        -      Dokuzuncu Zirve 3 Ekim 2009 Nahçıvan (Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi kuruldu)

        -      Onuncu 15-16 Eylül 2010 İstanbul (Takvim sıfırlandı, bundan sonraki birinci zirve 2011’de Astana’da, ikinci zirve 2012’de Bişkek’te yapılacak)

         

        Bu 10 zirvede bugüne kadar hiçbir iş yapılmasa bile bugün gelinen noktayı önemsemek durumundayız. Rusya toplantılara gözlemci olarak katılmak istemektedir. Başlarda BDT toplantıları bahane edilerek bu zirveler engellenmeye çalışılmıştır. Ama bugün dört ülkenin Başkanları süreklilik kazanan bir birlikteliğe öncülük etmişlerdir. Daha önceki toplantılarda Kıbrıs konusu hiç gündeme dahi gelmezken bugün çözümü yönünde temenniler yapılıyor, Kıbrıs Türklüğüne izolasyonun haksızlığı ve anlamsızlığı vurgulanıyor. İleride Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de üye olacağı şartlar oluşacaktır.

         

                    Azerbaycan’a Ermenistan’la ihtilâflar konusunda destek ilk defa bu kadar açık ifade ediliyor. Hem de Şanghay İşbirliği Örgütü üyesi olan kardeşlerimiz tarafından; kardeşlerimizin BDT bünyesinde kurulan Kolektif Güvenlik Örgütü üyeliğine rağmen.

         

                    Elbette bunlarla yetinmemeliyiz. Özbekistan ve Türkmenistan’ın bu birlikteliğe dâhil olmaları son derece önemlidir. Nahçıvan anlaşmasında İşbirliği Konseyi bünyesinde kuruluşu kararlaştırılan Aksakallar, Kıdemli Memurlar Heyetleri de bir an önce hayata geçirilmelidir.

         

                    Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları 10. Zirvesi’nin, Türk Dünyası’nın Birliğine doğru atılan önemli bir adım olduğuna inanmak için çok sebep vardır. Kutlu olsun.

         


Türk Yurdu Ekim 2010
Türk Yurdu Ekim 2010
Ekim 2010 - Yıl 99 - Sayı 278

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele