İstanbul Okmeydanı Tekkesi Vakfı’nın 1831 Yılı Muhasebesi

Temmuz 2010 - Yıl 99 - Sayı 275

                                                                                  Mehmet Atıf Kahraman’ın Aziz Hatırası’na

         

         

        Osmanlı Devleti’nde, İstanbul Okmeydanı dışında, Osmanlı kentlerinde de ok meydanları bulunmaktaydı. Fakat bunların birer vakıf kurumu olduklarına dair bir kayda rastlanılmamaktadır. Okçuluk sporu ilk defa bir vakfa bağlı olarak İstanbul’da Okmeydanı’nda görülmüştür. Sadece okçuluğa ayrılan bir vakıf kurumu olarak çalışan İstanbul Okmeydanı, fetihten hemen sonra, Fatih Sultan Mehmet’in emri ile kurulmuş ilk vakıftır. Bu Vakıf,  gazilerin ve halkın ok atması ve toplu halde duâ etmesi amacıyla kurulmuştur. İstanbul’da ok atışları için özel bir meydan ayrılması, okçuluğa önem verildiğini göstermektedir Aynı zamanda bir duâ yeri olması ise, okçuluk sporunun dinî bağlantılarına dikkati çekmektedir1. İstanbul Okmeydanı’nda ok atışları Rûz-ı Hızır günü (Hızır günü/Hıdrellez) olan 6 Mayıs’ta başlar,  Rûz-ı Kasım olan 8 Kasım günü sona ermektedir. Tekke şeyhi, ok atışlarının yapıldığı bu süre içerisinde Okmeydanı’ndaki Tekke’de kalmaktadır. Okmeydanı Tekkesi’nde Vakıf tarafından “Büyük Kabza” alıp sicil defterine ismini yazdıran ok atıcılarına, misafirlere ve “Müstahikkîn” (hak kazanmış) olanlara Perşembe ve Pazartesi günleri yemek verilmektedir2.

         

        Okmeydanı ve Tekke’nin yönetiminden sorumlu olan en yetkili kişiye “Şeyhü’l-Meydan” denilmektedir. Tekke ve meydan, şeyhin başkanlığında bir heyet tarafından yönetilirdi. Şeyhin sağında kıdem sırasına göre, sağdan birinci “Şeyhü’l-Menâzil fi’l-Meydân (Menziller şeyhi), sağdan ikinci, “Şeyh-i Mütevelli-i Akça-yı Vakf-ı Nukud” denilen vakfın mütevellisi, onun altında “Menzil Sahipleri” ile “Vâcibü’r-Riâye-i Meydan” denilen “İhtiyarlar” otururdu. Şeyh bunların arasından seçilirdi. Kabza alan kemankeşler -yâni tâlib-i menzil’ler- kıdem sırası ile solda otururlar, menzil alınca, sağda “dümene” geçerlerdi.  Okmeydanı’nın diğer görevlileri şunlardı: Meydan kadısı diye de anılan “nâib”, hukukî anlaşmazlıklar konusunda söz sâhibi ve Galata Kadısı’nın vekilidir. “Tekye-nişîn”, devamlı Tekke’de kalır; binâ ve eşyaların muhafazasından sorumludur. Şeyhin ve mütevellinin yardımcısıdır. “Meydan nakîbi”(vekilharç) yiyecek ve diğer ihtiyaçları temin etmekte olup yazıcı ile birlikte şeyhin yardımcılarıdır. “Meydan imamı ve hatîbi”, toplu ibâdetleri ve atışlar sırasındaki duâları yönetir. Meydan duâcıları onun emrindedirler. Yeniçeri Ağası’na bağlı olup O’nun tarafından atanan ve sayıları altıdan yirmiye kadar değişen ve meydanın güvenlik işlerinden sorumlu olan “Korucular” bulunmaktadır.  Sayıları altı olan “Havacılar”, şahitlerle birlikte, atış sırasında “Hava yeri”nde durarak okun düştüğü yeri ve rekorları haber verirler. Ayrıca meydan kadrosunda yemek pişirmek için bir “aşçı” ve hizmetkâr da vardır3. Okmeydanı Vakfı tarafından  “Okçular Şeyhi”ne ve bazı hizmetlilere maaş ödendiği gibi vakfın gelirleri de vakıf kayıtlarına işlenmektedir.Osmanlı Devlet geleneğinde okçuluk sporu kurumsallaştırılarak himaye edilmiş, gelenekler korunmuş ve vakfın gelir giderleri de Devlet tarafından denetlenerek incelenmiştir.

         

        Osmanlı Sultanları yıllık vakıf gelirlerinden İstanbul Okmeydanı Tekkesi Vakfı’na gelir bağlatmışlardır. Mevcût bilgilere göre Okmeydanı Vakfı’nın gelir kaynakları hakkında Sultan IV. Mehmet devrine kadar herhangi bir resmî belgeye rastlanılmamaktadır4. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı’ndan temin edilen ve şimdiye kadar yayınlanmamış son derece önemli bir belgede,5: İstanbul Okmeydanı Tekkesi Vakfı’nın 4 Mayıs 1831-8 Kasım 1831 tarihleri arasındaki gelir-gider kalemleri kayıt edilmiştir. Bu belgede vakfın gelirleri; devlet idarecileri ve diğer şahısların Tekke’ye yardımları ve diğer devlet gelirlerinden Tekke’ye ayrılan tahsisat ayrıntılı bir şekilde gösterilmiştir. Vakfın giderleri ise nakdî giderler olarak belirtilmiştir.  Belge, bir vakıf medeniyeti olan Osmanlı Devleti’nde, okçuluk sporu için tesis edilen Okmeydanı ve Tekke’sinin bu vakıf zihniyetinin okçuluk sporuna yansımasını göstermesi açısından son derece önemlidir.

         

        Bu çalışmada; İstanbul Okmeydanı Tekkesi Vakfı’nın 1831 yılına dair muhasebesi Osmanlı Arşivi’nden elde edilen belgedeki verilere dayanarak değerlendirilecektir.

         

         

          

        Arşiv Belgesinin Değerlendirilmesi

         

         

        İstanbul Okmeydanı Tekkesi Vakfı’nın 4 Mayıs 1831- 8 Kasım 1831 tarihleri arasındaki muhasebesine ait belge, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nün Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı’ndan temin edilerek incelenmiştir.*** 6.

         

        Belge; Sultan II. Mahmud’un rekorlar kırdığı ve formunun zirvesinde olduğu döneme aittir (1831). Bu dönemde,  Okmeydanı Şeyhi Üsküdarlı Mustafa Efendi olup, Okmeydanı Tekkesi’nde 30 Mayıs 1822-1839 tarihleri arasında 17 sene şeyh olarak görev yapmıştır 7. İstanbul Okmeydanı’nda ok atışları Rûz-ı Hızır günü 6 Mayıs’ta başlayıp Rûz-ı Kasım olan 8 Kasım’da sona erdiğinden, belgedeki 4 Mayıs 1831-8 Kasım 1831 tarihleri arasındaki dönem ok atışlarının yapıldığı dönemle örtüşmektedir. Okmeydanı Tekkesi Vakfı tarafından “Büyük Kabza” alanlara, misafirlere ve hak kazanmış olanlara pazartesi ve perşembe günleri yemek verildiğinden, belgede belirtilen tarihler arasında Vakıf’da 50 günde çeşitli masraflar yapıldığı anlaşılmaktadır.

         

        İstanbul Okmeydanı Tekkesi Vakfı’nın amacı; okçuluk sporuna karşı sempati ve yardımlaşma duygusunun geliştirilmesi ve hayırlı hizmetlerde bulunmayı teşvik etmektir. Vakıf, mahkemece tescil edilmiş olup, vakfın muhâsebelerini görmek için mahkeme tarafından Kâtip Ahmed Efendi tayin edilmiştir. Vakfın muhasebe, hesap ve kayıtlarının düzgün tutulması için görevlendirilen vakfın Vekîl-i harcı Hüseyin Ağa 4 Mayıs 1831-Rûz-ı Hızırın başladığı günden 8 Kasım 1831 Rûz-ı Kasım’a kadar vakfın çeşitli masraflarının muhâsebesini gösteren defteri Kâtib Ahmed Efendiye denetleme yapması için vermiştir. Belge incelendiğinde; Okmeydanı Tekkesi Vakfı’nın muhasebesinin tutulduğu bu defterde mâli işlemlerin belli bir plan dahilinde muhasebeleştirildiği, vakfın aynî ve nakdî gelirlerinin açık bir şekilde isimleriyle gösterildiği ve ayrıca vakfın gayesine ulaşmak için sahip olduklarını kiralama ve satış yoluyla da gelirler elde ettiği görülmüştür.

         

        Bu belgede; İstanbul Okmeydanı Tekkesi Vakfı’nın gelirlerinin üç başlık altında toplandığı görülmektedir. Bunlar; nakdî gelirler, aynî gelirler ve Sultan II. Mahmud’un ihsan buyurduğu gelirlerdir. Giderler ise nakdî giderler olarak belirtilmiştir.

         

         

         

        İstanbul Okmeydanı Tekkesi Vakfı’nın Gelirleri

         

         

  1. 1.     Nakdî Gelirler

         

            - Devlet görevlilerinden gelen gelir kalemleri (padişah, padişah valideleri ve diğer devlet görevlileri).                                                                         

            - Gümrük gelirleri (büyük gümrük ve tütün).

            - Kira gelirleri (su, menzil).

            - Vakıf gelirleri (Vazîfe-i El-hâc Beşir Ağa ve El-hâc Ebûbekir Ağa Vakfı).

            - Nakit para geliri.

            - Diğer gelirler (pirinç satışından).

         

         

  1. 2.     Aynî Gelirler

         

            - Her sene Matbah-ı Amire emîninden alınıp Okmeydanı Tekkesi’nin belli günlerinde harcanan çeşitli yiyecek maddeleri.

         

         

  1. 3.     Sultan II. Mahmud’un İhsan Buyurduğu Gelirler

         

         

           Sultan II. Mahmud, İstanbul Okmeydanı Tekke’si Vakfı’na peygamberimizin sünnetini yerine getirmek ve ihya etmek amacıyla ihsanlarda bulunmuştur.

         

        Sultan II. Mahmud zamanında Türk spor tarihinin en parlak dönemi yaşanmıştır8.Sultan II. Mahmud okçuluk sporu ile bizzat ilgilenmiş olup mükemmel ve rekortmen bir okçudur. İstanbul Okmeydanı Tekkesi Vakfı’na ve okçulara ihsanlarda bulunmuş olup, 1835 yılında Mustafa Kâni Efendiye “Telhis-i Resail-i Rımat” isimli eseri yazmasını da emretmiştir. İstanbul Okmeydanı’nda 1829-1836 tarihleri arasında sekiz menzilde 14 adet menzil taşı dikmiştir. Bu diktiği menzil taşlarından yedi tanesi baş taşıdır(Tablo:1),9.Sultan II. Mahmud,  İlk menzil taşını 44 yaşında son menzil taşını ise 51 yaşında dikmiştir. Sultan II. Mahmud, günümüzde yaşasa ve menzil okçuluğu da olimpiyatların yarışma programında olsa idi, II. Mahmud pek çok olimpiyata seçkin bir sporcu olarak katılabilecek durumda olabilirdi.

         

         

        Tablo:1 Sultan II. Mahmud’un İstanbul Okmeydanı’nda Değişik Menzillerde

                                     Diktiği Menzil Taşları

         

        _______________________________________________________________________________

                   Menzil Adı                          Menzilin Havası         Atış Tarihi                          Gez

        _______________________________________________________________________________

        Cerrah Yeri                                        Yıldız-Poyraz            17 Eylül 1829           1157.5        taş dikti

        Yeksüvar-ı Sağır (Sala, Müderris)     Lodos                  13 Eylül 1831           1127           taş dikti

        Batı-Lodos (Emin ) Menzili                Batı Lodos                7 Kasım1831           1199           taş dikti

        Yeksüvar-ı Sağır (Sala, Müderris)     Lodos                  6 Aralık 1831          1175           taş dikti

        Gündoğrusu                                      Gündoğrusu                       1831             1215.5  baş taş dikti

        Ekşi (Erkekli-Dişili)                        Yıldız-Poyraz            13 Eylül 1832             1196.5        taş dikti

        Cerrah Yeri Menzili                         Yıldız-Poyraz           29 Eylül 1832            1172.5       taş dikti

        Nakkaş Menzili                                        Lodos               24 Ekim 1834           1102.5 baş taş dikti

        Abdullah Efendi (Dirhem)                       Lodos               12 Kasım 1834          1111    baş taş dikti

        Ekşi (Erkekli- Dişili)                        Yıldız-Poyraz            3 Eylül 1835              1219.5 baş taş dikti

        Top Yeri (Hasan Taşı)                              Yıldız              14 Eylül 1835            1221          taş dikti

        Cerrah Yeri                                       Yıldız-Poyraz          22 Ekim 1835            1184.5 baş taş dikti

        Top Yeri (Hasan Taşı)                             Yıldız               24 Ekim 1836            1228    baş taş dikti

        Batı Lodos  (Emin) Menzili                Batı-Lodos            31 Ekim 1836            1201.5 baş taş dikti

        _______________________________________________________________________________

         

         

        İstanbul Okmeydanı Tekkesi Vakfı’nın Nakdî Giderleri

         

         

        İstanbul Okmeydanı Tekkesi Vakfı’nın giderlerine bakıldığında, bunlar aşağıdaki başlıklar altında verilebilir:

         

        - Yiyecek ve içecekler (süt, baharat, bal, şeker, patlıcan, bamya, enginar, yaş üzüm, kuru

           üzüm,  koyun ve kuzu eti, zeytinyağı, macun, kahve, ekmek).

         

        - Sarf malzemesi (odun, hasır, kalay, tulumbanın tamiri, öd ağacı, süpürge, sabun, kömür, ekmek nakliyesi).

         

        - Tabla koşusu.

         

        - Tekke personelinin giderleri (Tekke Şeyhi, Tekke çalışanları ve muhasebecisi).

         

        - Kaydiye.

         

        1831 yılındaki belgeye göre Okmeydanı Tekkesi’nin gelir ve giderlerinin hesabı deftere yapıldığında;  gelirin 3285 kuruş, giderin 2504 kuruş olduğu ve kesede de 781 kuruş para kaldığı görülmüştür. Okmeydanı Tekkesi’nin bir önceki yıla ait gelir ve giderleri incelendiğinde; gelirin 3161 kuruş, giderin 2361 kuruş olduğu ve kesede de 800 kuruş kaldığı görülmüş olup, bu hesaplar yazılı olarak Kasımpaşa Mahkemesi Naibi Mehmet Arif’e bildirilmiştir. Buna göre Okmeydanı Tekkesi’nin 1831 yılındaki muhasebesi bir önceki muhasebeye göre karşılaştırıldığında, 1831 yılındaki gelirlerde 124 kuruşluk bir artış olurken ve giderler de 143 kuruşluk bir artış olmuştur. Sultan II. Mahmud’un 1826’da Yeniçeri Ocağı’nı kaldırmasından sonra diğer tekkeleri ihya etmesinin yanı sıra Okmeydanı Tekkesi Vakfı’na da önem verdiği hem gelirlerin artmasından, hem de Sultanın yaptığı aynî yardımlardan anlaşılmaktadır.

         

         

         

        Sonuç

         

         

        Osmanlı Devlet geleneğinde okçuluk sporu kurumlaştırılarak himaye edilmiş, gelenekler korunmuş, okçuluk sporuna karşı yardımlaşma duygusunun geliştirilmesi ve hayırlı hizmetlerde bulunmayı teşvik etmek amacıyla da İstanbul Okmeydanı Tekkesi’nde bir vakıf kurulmuştur. Osmanlı Sultanları, devlet idarecileri ve okçuluğa meraklı kişiler yıllık vakıf gelirlerinden Okmeydanı Vakfı’na gelirler bağlatmışlar, yardımlarda ve bağışlarda bulunmuşlardır. Vakfın gelir giderleri de devlet tarafından denetlenerek incelenmiştir. Okmeydanı Tekkesi Vakfı’nın 4 Mayıs 1831-8 Kasım 1831 tarihleri arasındaki döneme ait muhasebesinin tutulduğu belgede,  mâli işlemlerin belli bir plan dâhilinde muhasebeleştirildiği, vakfın aynî ve nakdî gelirlerinin açık bir şekilde isimleriyle gösterildiği ve vakıf’ın gayesine ulaşmak için sahip olduklarını kiralama ve satış yoluyla da gelirler elde ettiği görülmüştür. Bir vakıf medeniyeti olan Osmanlı Devleti’nde, okçuluk sporu için tesis edilen Okmeydanı ve Tekke’sinin bu vakıf zihniyetinin okçuluk sporuna yansımasını göstermesi açısından son derece önemlidir. Okçuluk bir spor geleneği olmakla beraber, bir meslek bilinci ve beraberinde, ok ve yay yapımı gibi meslek gruplarının işbirliği ve sürekliliğini sağlamıştır. Bu meslek geleneğinin geri planında Türk imalat ve ticaret geleneği vardır. Ahilik de bu anlamda önemlidir.

         

        

İstanbul Okmeydanı Tekkesi Vakfı’nın 4 Mayıs 1831-8 Kasım 1831 tarihleri arasındaki gelir-gider kalemleri. Başbakanlık  Osmanlı Arşivi,  Nezaret Sonrası  Evkaf Defterleri Kataloğu III (h.1243- 1264/m.1827-1848) (EV.), No:9348, Sene:  1246. C. 2. 

 

        Ok Meydanı Kemankeşler (Tirendazlar) Dergâhı’nın restitüsyon plânı. Dergâhın restitüsyon plânı Ali Sami Ülgen tarafından çizilmiştir.

         

         

        __________________

         

        * “İstanbul Okmeydanı Tekkesi Vakfı’nın 1831 Yılı Muhasebesi”, 15-17 Ekim 2008 tarihleri arasında Kırşehir’de düzenlenen 1. Uluslararası Ahilik Kültürü ve Kırşehir Sempozyumu’nda bildiri olarak sunulmuştur.

        *** Arşiv belgesinin okunmasında katkılarından dolayı Kadir Aytar’a ve belge üzerindeki açıklamalarından dolayı da Doç. Dr. Altan Çetin’e ve Dr. Dursun Ayan’a teşekkür ederim.

        1. Yücel, Ünsal, (1999), Türk Okçuluğu, Atatürk Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi

             Başkanlığı, Ankara, s.57, 68.

        2. Kahraman, Âtıf, (1989), Cumhuriyete Kadar Türk Güreşi, Cilt:2, Kültür Bakanlığı Yayınları: 1029,

            Kültür Eserleri Dizisi:133, Ankara, s.92.

        3. Yücel, a.g.e, s.88-98.

        4. Yücel, a.g.e, s.85.

        5. Belge 1: Başbakanlık Osmanlı Arşivi,  Nezaret Sonrası Evkaf Defterleri Katalogu III (h.1243-

                 1264/m.1827-1848) (EV.), No:9348, Sene: 1246. C. 2.

        6. A.g.b., (Belge:1).

        7. Kahraman, Atıf, (1995), Osmanlı Devleti’nde Spor, Kültür Bakanlığı Yayınları: 1697,

            Yayımlar Dairesi Başkanlığı Başvuru Kitapları Dizisi: 27, Ankara, s.434.

        8. Kahraman,(1995), a.g.e., s.253.

        9. Kahraman,(1995), a.g.e., s.253, 278, 281, 285, 288, 290, 291, 300, 308, 310, 324, 325, 341.


Türk Yurdu Temmuz 2010
Türk Yurdu Temmuz 2010
Temmuz 2010 - Yıl 99 - Sayı 275

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele