Son Mektup, Son Film...

Mart 2015 - Yıl 104 - Sayı 331

        Her toplumda yakın veya uzak tarihlerine dair belirli konular diğerlerine göre daha belirgin bir öneme sahip olurlar. Çanakkale Savaşı, öncesi ve sonrası ile Türkler için böyledir. Özeldir ve acı hatıralarla doludur. Savaşı kazandığımız hâlde, Almanya savaşı kaybettiği için bizim de kaybetmiş sayıldığımızı ilave ederek bir çeşit (s)avunma psikolojisine girildiği de doğrudur. Yine aynı sebeplere bağlı olarak Çanakkale Savaşı’nı Kurtuluş Savaşı’nın ilk adımı olarak görme temayülü de vardır.

        
Çanakkale’yi, Akif’in unutulmaz dizeleriyle andığımız günler yavaş yavaş gerilerde kalıyor.1 Artık görsel kültür kuşağının yolundan gidiyor hayat. Bu yeni ve eskilerin yadırgadığı tarzın takipçisi yeni kuşakların, mevcut anlatımlara katılma yönünde bir girişimleri yok. Onlar artık sinemayla, twitter ve facebook ile hayatlarını çiziyor. Çanakkale şehitliğini arkasına alıp selfie yapan gençler, instagramı, flickeri Çanakkale fotoğrafları ile dolduran gençler var artık.

        
Çanakkale Savaşı’nı bizim için özel kılan sebepler arasında Anzak2 (ANZAC- Australian and New Zealand Army Corps- Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu)’ların olağanüstü ilgisi de vardır. Her ne kadar öyle söylenmese de böyle bir etkiden söz edilebilir.

        
Yeni Zelandalıların ve de özellikle Avustralyalıların bu savaşa ilgisi bizimkinden hayli farklı sebeplere dayanmaktadır. Onlar bir anlamda hiç olmayan tarihlerini bir şekilde yazmanın peşinde olan toplumlardır ve toplam 60.000 olan savaş kayıplarının 8.700’ünü Çanakkale’de vermişlerdir.3 Çanakkale’de ölen Yeni Zelandalı sayısı ise 2.779’dur.4

        
Çanakkale, Anzaklara yepyeni daha önce hiç bilmedikleri bir ruh kazandırdı. Hızlarını alamadılar Filistin cephesi dâhil pek çok yerde Osmanlı’ya karşı savaşmaya devam ettiler. Avrupa içlerinde Almanlara karşı da pek çok yerde boy gösterdiler.

        
Anzaklar, savaşa önceleri tam anlamıyla bir macera olarak bakan gönüllü askerlerden oluşuyordu. Bir gün Almanların Avustralya’yı da işgal edebilecekleri dâhil pek çok hayali hedefe sarılmışlardı. Mısır’da eğitim gördükten sonra Gelibolu’ya ulaşan Anzak birlikleri, en çok çarpışmaya katılan kuvvetler arasındadır.

        
Çanakkale Savaşı’nın komutanı, Otto Liman Von Sanders’in5 çok kötü bir şekilde idare ettiği Çanakkale Muharebelerinde Osmanlı ordusunun kayıpları hayli yüksek olmuştur. Sanders, birkaç yerde daha Osmanlı ordusunun başında bulunmuş, buralarda da büyük insan kaybı yaşanmıştır.

        
Amerikan hükümeti Müttefiklerin Çanakkale çıkarmasını ciddi bir şekilde desteklemiş, çıkarmaya katılan gemi ve mühimmata hem koruma hem de lojistik sağlamıştır. Sadece Çanakkale’de değil, pek çok Osmanlı toprağında Amerikan operasyonu olmuştur. Buna Samsun’un bombalanması, İzmir’in ve İstanbul’un işgali dâhildir. Ama resmiyette Osmanlılara resmi bir savaş ilanı yoktur.6 Ve yine tarih kaynaklarında nedendir bilinmez Amerikan gemilerinden hiç söz edilmez.

        
Kıtanın yerli halkı ile ilgili olarak da pekiyi bir sicile sahip olmayan Avustralyalılar7, bir şekilde yapay bir tarih yazmak durumunda kalmışlardır. “Beyaz Adam”la her şeyin başladığına dair geleneksel bakış, Avustralyalılarda da hâkim duygudur.8 Çok büyük bir kara parçası olmakla birlikte ada psikolojisine sahip bir ülkedir Avustralya. Oraya gidenler, oradan dönmemek üzere gidenlerdir. Adayı ve insanını saran bu hâkim duyguyla, geleneksel ve alışılagelmiş kolonyal mantıkla adaya yerleşilmiş, her şey kraliçe adına yapılırken yerli ve yerele hiç saygı duyulmamıştır. Çok sonraları bu konuda düzeltme ve düzenlemeler yapılmıştır, ama bunlar ABD’de Kızılderililer için yapılan yeni düzenlemeler benzeri yapay girişimler olarak kalmıştır. Düzeltme çabaları ne bunu yapanları ne de haksızlığa uğramış mazlum yerli halkı tatmin etmiştir. Artık bayrakları ve kimlikleri vardır ama onlar artık ne kadar kendileridir bilinmez.9

        
Aslında, Çanakkale’ye gidecek Avustralya birlikleriyle, Osmanlı’nın savaşı henüz Avustralya’dayken başlamıştır. Yarı hikâye yarı gerçek bu savaş, “The Battle of Broken Hill- Kırıkdağ Muharebesi” olarak anılır10 ve Avustralya tarihinde önemli bir yeri vardır. Osmanlı dondurmacısı Kul Muhammed ile Molla Abdullah’ın başlattığı bu savaş11 Avustralya’da hemen hemen herkes tarafından bilinir ve yazının başlarında da belirtildiği üzere yapay tarih oluşturma malzemesi olarak kullanılır. Hatta bu konuyu anlatan bir de film yapılmıştır.

        
Bu olayın yaşandığı yer koruma altındadır. Bir çeşit açık hava müzesi hâline getirilmiş ve saldırılan vagon, dondurma arabasının maketi ve çarpışmanın yaşandığı dağ geçidi turizm amaçlı ziyaret güzergâhıdır ve bir anıt dikilmesi yönünde çeşitli teşebbüsler olmuştur.12

        
Bu iki savaşçının Türk olmadığı, Afgan ve Pakistanlı olduğuna dair görüşler de vardır. Ama Sultan Reşad’ın, Cihad çağrısına kulak verdikleri, Osmanlı adına savaştıkları kesindir. Avustralyalılar tarafından Türk olarak kabul edilmektedirler.

        
Aralık 2014’te bütün Türkiye ve Avustralya’nın çekimlerinin her aşamasını izlediği Water Diviner (Su Bulucu- Türkçe Adı Son Umut) sinemalarda gösterime girdi. Gişe açısından Türkiye’de 1, 5 milyonun altında kalan film,13 Şubat 2015 itibarıyla Avustralya, Yeni Zelanda, Türkiye, İtalya, Güney Kore ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde gösterimde.14 Bu sayı önümüzdeki gün ve aylarda daha da artacaktır.
İşi su bulmak olan kahramanımız, çocuklarını “Büyük Savaş”ta kaybetmiş, acılarıyla yaşayan eşinin, “Suyun nerede olduğunu biliyorsun ama oğullarının nerede olduğundan haberin yok.” deyişiyle kendine gelir. Eşini kaybedince, hayata yeniden sarılmak içgüdüsü ile yollara düşer. Filmde, kahramanımızın önyargılarının bir bir eridiğini, çocuklarına adım adım yaklaşırken, umutla umutsuzluğu içinde nasıl yaşadığını görürüz.

        
Son Umut, biraz “Herkesin gönlü olsun.” yaklaşımına sahip bir film ve herkes anlamak istediğini anlayabiliyor filmden. Türkiye’den iki oyuncunun da yer aldığı filmde (Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz. Yılmaz Erdoğan, filmdeki Hasan Çavuş rolüyle, Avustralya’nın Oscar Ödülleri kabul edilen AACTA’da en iyi yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nü aldı.)

        
Türkiye’de yirmi oyuncu arasından bir “Ayşe” bulunamadığı için Ayşe rolü ticari bir mantıkla, Ukraynalı bir oyuncuya (Olga Kurylenko)’ya verilmiştir. Filmin her şeyi olan Russel Crowe, (Yapımcı, yönetmen, başrol) senaryoyu Andrew Anastasios ve Andrew Knight’a yazdırmıştır.15 Özellikle Anastasios, Yunan vatandaşı olmasından dolayı olaya diğer ekip üyelerinden daha hâkim görünmektedir. Kendisi ile ilgili yapılan röportajlarda bu konuda olaya kendi ülkesinin başına gelmiş bir olay gibi yaklaştığını belirtmektedir.

        
Bu arada her iki senaristin de eşlerinin Türk olduğunu belirtmekte fayda var. Doğrudan değil belki ama içgüdü ya da öngörü olarak senaryoya etkilerinden söz edilebilir. Çünkü film özellikle Türkleri rahatsız etmemek için özel gayret gösterilen bir bakışa sahip. Bunu da yadırgamamak gerekir sinema açısından, özellikle de Türkiye ve Türkleri rahatsız edecek filmler yapıldığına ve veya böyle sahneler özellikle konulduğuna göre, bunların olmadığı filmlerin de olması normal karşılanmalıdır.

        
Russel Crowe, yanlış yapmamak, baltayı taşa vurmamak için kılı kırk yaran bir titizlik sergilemiş, sonuçta da emeğinin karşılığını almış görünüyor. Hem maddi hem de manevi anlamda. Türklerin ona karşı olumlu önyargıları var artık. Bu filmin 100. yılın anılacağı zamana denk gelmesi (getirilmesi) de önemli. Avustralyalılar için de Türkler için de bu olay çok önemli ve değerli. Bu savaş, Avustralyalılar için “Büyük Savaş”, Türkleri için ise yeniden dirilişin en önemli adımı.

        
Teknik açıdan olduğu kadar oyunculuk açısından da film bir başarı öyküsüne sahip. Filmde genel bir Avustralya sineması havası var. Türkiye’de çekilen sahneler ise bakıp da görmediklerimizi sergilemesi açısından çok değerli. Türkiye’de çekilen yabancı filmlerin belki en önemli özelliklerinden biri de bu. Herkese “Çevrenizdekilerin kıymetini bilin.” diyen filmler bunlar.

        
Filmi, Mel Gibson’un da rol aldığı Peter Weir’in yönettiği Gallipoli- Gelibolu16 adlı filmle karşılaştırdığımızda, bakış açısında pek çok şeyin değiştiğini görüyoruz. Vahşi Türklerin öldürdüğü zavallı Avustralyalı çocuklar modundan çıkılıp, “Bizim burada ne işimiz vardı ?” konumuna geçildiğini görüyoruz. O yıllarda Türkiye’de de gösterime giren Gallipoli filmi sinematografik açıdan önemli bir film olmasına rağmen, Son Umut (Orijinal adı Su Bulucu) kadar kolay seyredilebilen bir film değil. En azından Türkler açısından.

        
Gerek Türkiye’de gerekse Avustralya’da pek çok Çanakkale filmi ve belgeseli yapılmıştır.17 Bu belgeseller ve filmler arasında The Great War, The Boys of Dardanelles, Battlefield Detectives: The Gallipoli Disaster, Anzacs, With The Dardanelles Expedition: Hereos of Gallipoli, Ellis Ashmeed-Bartlett Film Extract, Gallipoli vs.

        
Türkiye’de yapılan filmlerin belki en başarılısı,1964 yapımı, Turgut Demirağ’ın yönettiği, senaryosunu Nusret Eraslan’ın yazdığı Ajda Pekkan, Tanju Gürsu’nun oynadığı ordu destekli Çanakkale Aslanları adlı filmdir.18 Sarı Siyah19, Çanakkale Yolun Sonu20, Gelibolu Belgeseli21, Başlangıçtan Bitişe Kadar Çanakkale Belgeseli22, Çanakkale 191523 vs.

        
Çanakkale hem Türkler için hem de Avustralyalılar için çok büyük önem arz etmektedir. Bundan sonrasında her iki toplum için de önemli olmaya devam edecek ve onları birbirine daha da yakınlaştıracaktır.

        
Sonuç olarak, Çanakkale tam anlamıyla unutulmazımız bizim… Bir güzel film daha Son Mektup, Çanakkale’yi anlatacak bize… Müziğiyle, 24 görüntüleriyle ve oyuncu kadrosuyla25 tam bir saygı duruşu olarak tasarlanmış bir film… Görünüşe göre en beğenilen Çanakkale filmlerinden biri olacak bu çalışma…

        
Son Mektup filmi, “120” filminin de yapımcı yönetmen ve senaristi olan ve müziklerini de yapan Özhan Eren’in26. Bu defa da aynı görevleri üstlenmiş. Söylenenlere göre en pahalı Türk filmiymiş bu.

         

        1 Çanakkale Şehitlerine, http://www.antoloji.com/canakkale-sehitlerine-siiri/(A.T. 09.02.2015)
2 Anzak nedir? Anzaklar Kimdir? http://www.duryolcu.com/default.asp?m_id=3&c_id=602&title=Anzak+%28Anzac%29+nedir?+Anzaklar+kimdir (A.T. 09.02.2015)
3 Mel Gibson Gives rare Gallipoli Interview, http://www.sbs.com.au/news/article/2014/04/25/mel-gibson-gives-rare-gallipoli-interview (A.T. 09.02.2015)
4 The Gallipoli Campaign, http://www.nzhistory.net.nz/war/the-gallipoli-campaign/introduction (A.T. 09.02.2015) Farklı kaynaklar, bu konuda farklı bilgiler vermektedir. The Heritage of The Great War, http://www.greatwar.nl/frames/default-gallipoli.html (A.T. 14.02.2015) Bu kaynağa göre, 18.500 Avustralyalı yaralandı veya kayboldu. Toplam ölüm: 7.594, 5150 Yeni Zelandalı yaralandı veya kayboldu. Toplam ölüm 2.431, !98.000 Britanyalı yaralandı veya kayboldu Toplam ölüm: 22.000, Fransa, 23.000 kayıp ve yaralı Toplam ölüm: 27.000, Osmanlı İmparatorluğu 109.042 yaralı ve kayıp, toplam ölüm: 57.084, Bunun dışında 1.700 Hintli ve sayıları tam bilinmemekle birlikte az sayıda Alman ve Senegalli de ölmüştür.
Dur Yolcu, Çanakkale’de Kaç Şehit verdik?, http://www.duryolcu.com/default.asp?m_id=6&c_id=642&title=%C3%87anakkale%27de%20ka%C3%A7%20%C5%9Fehit%20verdik? (14.02.2015) Çeşitli Türk kaynaklarında da konuya ilişkin pek birbirini tutmayan bilgilere rastlanmaktadır. Yani pek yaygın bir söylem olan 250.000 rakamı doğruyu yansıtmamaktadır. Bu rakamın yaralı, kayıp ve hastalarla birlikte bir genel rakam olması daha akla yakın görünmektedir. (M.Ç.)
5 Otto Liman Von Sanders, http://www.canakkale.gen.tr/kisiler/k15.html (09.02.2015) http://tr.wikipedia.org/wiki/Otto_Liman_von_Sanders (09.02.2015)
6 Türk Kurtuluş Savaşı ve ABD, http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk_Kurtulu%C5%9F_Sava%C5%9F%C4%B1_ve_ABD (A.T. 09.02.2015)
7 Indigenous Australians, http://en.wikipedia.org/wiki/Indigenous_Australians (A.T. 09.02.2015)
8 European Exploration of Australia, http://en.wikipedia.org/wiki/European_exploration_of_Australia (A.T. 09.02.2015)
9 Reconcilation Australia, https://www.reconciliation.org.au/ (A.T. 10.02.2015)
10 The Battle of Broken Hill, http://www.battleofbrokenhill.com/ (A.T. 11.02.2015) Bu konuda bir de film yapılmıştır. Filmin fragmanı bu linkten izlenebilir.
11 Broken Hill Olayı, http://www.ahmetakyol.net/broken-hill-olayi/ (A.T. 11.02.2015)
12 İlk Kurşun Avustralya’da Atıldı, http://arsiv.sabah.com.tr/2007/04/22/haber,C074A49BED264FECA26407310EEBB37E.html (A.T. 11.02.2015)
13 Box office Türkiye, http://boxofficeturkiye.com/film/2012443/son-umut.htm (A.T. 14.02.2015)
14 Box Office, Mojo, http://www.boxofficemojo.com/movies/?page=intl&id=waterdiviner.htm (A.T. 14.02.2015) http://www.boxofficemojo.com/movies/?page=main&id=waterdiviner.htm (15.02.2015)
15 An Interview with Andrew Knight and Andrew Anastasios, http://www.film.vic.gov.au/industry/industry-news/articles/writing-the-water-diviner-an-interview-with-andrew-knight-and-andrew-anastasios (14.02.1015) Bir Gün Atatürk’ü Oynar Mısınız ? Russel Crowl: Hiç fena Fikir Değil... 07.12.2014 Habertürk, http://m.haberturk.com/yazarlar/nazenin-tokusoglu/1016672-bir-gun-ataturku-oynar-misiniz-russell-crowe-hic-fena-fikir-degil (14.02.2015)
16 Gallipoli, Gelibolu, http://www.imdb.com/title/tt0082432/ (A.T. 14.02.2015)
17 Anzac day Websites, Gallipoli Films, http://www.anzacwebsites.com/gallipoli/films.htm (14.02.2015) Gallipoli Association Films, http://www.gallipoli-association.org/films (14.02.105) Gallipoli on Film, http://aso.gov.au/titles/collections/gallipoli-on-film/ (14.02.2015)
18 Çanakkale Aslanları, https://www.youtube.com/watch?v=skH-PR-IBUw (15.02.2015)
19 Sarı Siyah, https://www.youtube.com/watch?v=Utp0gV8qy44 (16.02.2015)
20 Yolun Sonu, https://www.youtube.com/watch?v=WozDCqKYrS0 (16.02.2015)
21 Gelibolu Belgeseli, https://www.youtube.com/watch?v=7CM2BLeiLVo (16.02.2015)
22 Başlangıçtan Bitişe Kadar Çanakkale Belgeseli, https://www.youtube.com/watch?v=ybMWu2_8tTQ (16.02.2015)
23 Çanakkale 1915, https://www.youtube.com/watch?v=ofsLGUuTdnE (16.02.2015)
24 Filmin müziği: http://www.beyazperde.com/haberler/filmler/haberler-65164/
25 Oyuncu kadrosu: http://www.beyazperde.com/filmler/film-230843/oyuncular/
26 Özhan Eren: http://ozhaneren.com/tr-TR/product/1/filmler


Türk Yurdu Mart 2015
Türk Yurdu Mart 2015
Mart 2015 - Yıl 104 - Sayı 331

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele