Bahtiyar Vahabzade’nin Ailesinin Türkçesi

Nisan 2010 - Yıl 99 - Sayı 272

        Türk dünyasının ünlü şairi Bahtiyar Vahabzade 13 Şubat 2009 tarihinde vefat etti. Vefatından bir yıl sonra 16 Mart 2010 tarihinde Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü ve Türksoy tarafından Bahtiyar Vahabzade ölümünün birinci yılında anıldı. Bu günü daha da özel ve anlamlı hâle getiren ise anma toplantısına ünlü şairin eşi Dilara Vahabzade ve torunları Alagöz Vahabzade, Mahmut Vahabzade ve Bahtiyar Vahabzade’nin de katılmaları idi. Anma toplantısında Dilara, Mahmut ve Bahtiyar Vahabzade, şairle ilgili önemli bilgiler verip hatıralarını anlattılar. Daha sonra toplantıda Prof. Dr. Yavuz Akpınar, Prof. Dr. Şerif Aktaş, Prof. Dr. Şuayip Karakaş, Prof. Dr. Ramazan Gafarlı, Prof. Dr. Mehman Musayev ve Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun gün boyunca Vahabzade’nin eserlerini, şiirlerini ve hayatını anlattılar.  

         

        Türkiye’de çok sevilen Vahabzade, 16 Ağustos 1925’te Azerbaycan’ın Şeki şehrinde doğdu, daha sonra ailesiyle beraber Bakû’ya taşındı. 1942 yılında girdiği Bakû Devlet Üniversitesi Filoloji Bölümü'nden 1947 yılında mezun oldu ve aynı bölümde öğretim üyesi olarak ders vermeye başladı. 1964 yılında filoloji doktoru oldu. 1980 yılında Azerbaycan İlimler Akademisi üyeliğine seçilen Vahabzade, 2001 yılında emekli olana kadar üniversitede ders verdi.

         

        Vahabzade, 1960'larda başlayan özgürlük hareketlerinin öncülerindendir. Rusların Azerbaycan’ı işgaliyle Azeri edebiyatı ve dili ikinci plana atılmış, Azeri edebiyatı büyük kardeş Rus edebiyatını örnek almaya başlamıştır. Buna rağmen bazı yazarlar ve şairler, milli duyguları canlı tutmak için büyük bir mücadele vermişlerdir. Erdal Karaman’a göre Vahabzade de bunların başında gelir. O, Azeri Türkçesi uğruna mücadelesini sürdürmüş, şiirlerinde ana dilinin önemini vurgulamış, Azeri halkının kendi dilini unutmaması için büyük bir çaba göstermiştir. 16 Mart 2010 tarihindeki anma toplantısında eşinin ve torunlarının kullandığı Azeri Türkçesi de şairin aslında emeline ulaştığının bir göstergesidir. Bu toplantıda eşi ve torunları Rusçadan etkilenmemiş tertemiz bir Azeri Türkçesi ile dinleyicilere hitap ettiler. Bunun sebebi de Vahabzade’nin şuurlu bir dilci olması, Rusçayı çok iyi bilmesine rağmen aile ortamına bu dili sokmamasıdır. Ömrünü kendi diline, kültürüne ve edebiyatına adayan Vahabzade ile ilgili Türkiye’de de çok şeyler yazılıp söylenmiştir. Fakat Vahabzade üniversitelerimizde daha ayrıntılı olarak ele alınırsa daha iyi anlaşılabilecektir.

         

         

        Azerbaycan ve Bakû

         

        Bahtiyar Vahabzade ile ilgili anma toplantısında hem Azerbaycan adının hem de Bakû adının ülkemizde hâlâ yanlış telaffuz edildiğini gözlemlemiş oldum. Doğrusu Azerbaycan olan Vahabzade’nin ülkesi Azarbaycan veya Azerbeycan şeklinde telaffuz edilmekte. Bakü şeklinde dilimize yerleşen Azerbaycan’ın başkentinin doğru şekli de Bakû’dur.  

         

         

        Türkçenin mi, Türkçe’nin mi?

         

        Geçen sayıda Türkçenin en eski cümleleri üzerinde durmuştuk. Bu yazıda dizgi hatası sonucu bazı yazım yanlışları yapıldığını gördüm. Yazım Kılavuzunda kesme işaretinin kullanılacağı veya kullanılmayacağı yerler belirtilmiştir. Özel adlardan sonra gelen çekim ekleri kesme işareti ile ayrılır. Fakat yapım ekleri ve çoklu ekinden sonra gelen çekim ekleri kesme işareti ile ayrılmaz. Geçen sayımızda Türkçe’nin ve Türkçe’ye şeklinde dizilen kelimelerin doğrusu Türkçenin ve Türkçeye olmalıdır. 

         


Türk Yurdu Nisan 2010
Türk Yurdu Nisan 2010
Nisan 2010 - Yıl 99 - Sayı 272

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele