Türk Yılı

Nisan 2010 - Yıl 99 - Sayı 272

                    Türklerde yıllık-salname geleneği çok eskilere dayanmaktadır. Osmanlı devletinde matbaanın yaygınlaşmasından sonra ve Meşrutiyet döneminden itibaren devlet ve kurumlara has salnameler neşredilmiştir. Bu geleneğe daha sonra illerde dahil olmuş ve günümüzde geçmişle alakalı sosyal araştırmalarda temel kaynaklar olma özelliğini muhafaza eden çok sayıda yıllık neşredilmiştir.

         

                    Cumhuriyetten sonra devlet yıllık neşretme geleneğini sürdürmüştür.1928 yılında eski harflerle basılmış oldukça büyük hacimli bir yıllık çıkarılmıştır.1923 yılında cumhuriyetle birlikte Türk Ocağı da yeni bir oluşum içine girmiş, İstanbul ve Ankara şubeleri aynı yılın nisan ve haziran aylarında faaliyete geçmişlerdir. Nisan 1924’de toplanan kurultayda yeni bir yasa kabul edilerek, ocağın faaliyetinin dünya Türklüğünü kapsaması kabul edilmiştir.

         

                    Cumhuriyetle ile birlikte Türk Ocağı da 1914 yılında takvim biçiminde Türk Yılı adıyla çıkarılan eserin devamı olarak daha hacimli bir yıllık hazırlanmasını kararlaştırmıştır. Bu çalışmayı yapmak üzere 1926 yılı yazında toplanan Türk Ocağı Hars Heyeti her yıl Türk dünyasının durumu ile ilgili Türk Yılı adında bir yıllık yayınlanması ve 1927 senesine mahsus olanının hazırlanması görevi Yusuf Akçuraoğlu’na vermiştir. Hars Heyeti olarak çıkarılacak Türk Yılı’nda hangi konuların ele alınacağı ve bu bölümleri kimlerin yazacakları tespit edildikten sonra ilgililere yazılı olarak teklif götürülmüştür. Tekliflerin tamamına yakını kabul edilmesine rağmen eser belirtilen süre içinde tamamlanamamış ve 1928 yılının son günlerinde neşredilmiştir.[1] Yusuf Akçura ilgili bir eseri bulunan Françoıs Georgeon, Kemalist dönemde Türk Ocakları’ndaki Pantürkist eğilimlerin yansıması olarak, dışarıdaki Türk topluluklarının kültürel hayatı ve ilmi etkinlikleri hakkında Türk Yurdu’nda yayımlanan haberler ile Hars Heyeti’nin himayesinde bazı eserlerin yayınlanması ve bunların başında Türk Yılı’nın sayılması gerektiğini belirtmiştir.[2]

         

                    Türk Yılı’nın ilk neşrinin üzerinden yıllar geçmesi ve çoktan tükenmesi, mevcuttan alfabe değişikliği sebebiyle sınırlı sayıda kişinin istifade etmesi gibi sebeplerle uzun süredir yeniden basılması gerekiyordu. Türk Ocakları 1931 yılında faaliyetini tadil etmiş,10 Mayıs 1949 tarihinde yeniden çalışmalarına başlamıştır.12 Eylül 1980’de bütün dernekler gibi faaliyetini durdurmuş,1984 yılından itibaren yeniden açılmıştır. 1928 yılında ki Türk Yılı’nın benzeri iki yıllık 1996 ve 2000 yıllarında çıkarılmıştır. Bunlar ilk örneğine tıpa tıp benzememekle birlikte geleneğin sürdürülmesi bakımından takdir edilmesi gereken çalışmalardır. Ümit ederiz ki kuruluşunun 100 yıldönümü vesilesiyle çıkarılacak hacimli ve muhtevalı bir yıllık içinde Türk milliyetçiliğinin geniş bir değerlendirmesi yapılır.

         

                    Türk Yılı’nın yeni ikinci basımı 81 yıl sonra giden yıl son günlerinde Türk Tarihi Kurumu tarafından yapılmıştır.[3] Yıllık, Türk Tarih Kurumu Başkanı Ali Birinci’nin bilinen hassasiyeti çerçevesinde diline dokunulmadan aynen aktarılıp şömiz kapak içinde basılmıştır. Kapak kompozisyonun Türk Ocağı’nın tarihi binası ve eseri hazırlayan Akçuraoğlu’nun resimlerini ihtiva etmesi kadirşinaslık örneğidir. Kurum bu hizmeti yapmakla hem Türk Ocağı’na hem de Yusuf Akçuraoğlu’na karşı manevi borcunu ödemiş olmaktadır. Türk Ocakları’nın kapanış arifesinde en büyük hizmetlerinden birini yapmış,   bünyesinde ‘Türk Tarihini Tetkik Heyeti’ni kurmuştur. Ocağın 24.4.1930 tarihindeki kurultayında Aksaray delegesi Afet Hanım(İnan)   ve 40 arkadaşı bir önerge vererek bu heyetin kurulmasını teklif etmiştir. Bizzat Mustafa Kemal’in bilgisi dahilinde verilen önerge kabul edilmiştir.4 Haziran 1930’da reis Hamdullah Suphi’nin başkanlığında toplanan heyet görev taksimi yapmıştır. Heyet bir yıla yaklaşan faaliyet döneminde Türk Tarihinin Ana Hatları isimli bir eserin neşredilmesini temin etmiştir. Heyet, Türk Ocakları’nın kapatılmasından sonra 15 Nisan 1931 tarihinde cemiyetler kanununa uygun olarak dernek haline gelerek Türk Tarihini Tetkik Cemiyeti adı altında faaliyetini sürdürmüş ve ilk reisi de Yusuf Akçuraoğlu olmuştur.

         

                    Türk Yılı’nın yeni basımında kurumun başkanı Ali Birinci’nin Türk Yurdu Yıllığı 1996’da basılan ve Türk Yılı hakkındaki geniş açıklamaları ihtiva eden yazısı bulunmaktadır. Yazıda yıllığın çıkarılma gerekçeleri ve hazırlanışı, yazarları hakkında bilgi verilmiştir. Eseri baskıya hazırlayanlardan Dr. Arslan Tekin’in ön sözünden sonra ilk bölüm ‘Türk Yılı’nın Takvimi’ başlığını taşımaktadır. Bu kısımda takvimin bizdeki kullanım ve gelişim dönemleri hakkında bilgi verilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti başlıklı ve ikinci bölüm olarak kabul edebilecek kısımda, Türklerin Anadolu’ya gelişleri başlangıç alınarak yaşadığımız topraklar üzerinde kurduğumuz devletler hakkında yeterli bilgi verildikten sonra Cumhuriyetin ilan edilmesiyle hedefe ulaşan devletin yeniden inşa faaliyeti anlatılmıştır. Cumhuriyetin 1928 yılına kadar gelen dönemi içinde Milli Savunma, Adalet, Maarif, İktisat, Dahiliye ve Maliye Bakanlıklarında gerçekleşen yenilikler istatistiki bilgilerle desteklenip envanter çalışması yapılmıştır. Türk Cumhuriyetlerinden bazılarının Tarih programlarında bulunan ve bizim henüz gerçekleştiremediğimiz bir uygulamaya örnek olarak yeni cumhuriyetin başkenti Ankara ayrı bir bölüm halinde ele alınmıştır. O tarihte Milli Eğitim Bakanlığı müfettişi olan Hasan Ali Yücel’in hazırladığı, Edebiyat Tarihimize Umumi Bir Nazar ve Bizde Edebi Hareketler bölümünde edebiyatımızın genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. Hamit Sadi Selen tarafından yazılan İktisadi Türkiye bölümünde ülkenin ekonomik değerlendirilmesi yapılmıştır. Mimar Kemaleddin tarafından yazılan Türk Meslek-i Mimarisinde Yanlış Telakkiler başlıklı bölüm oldukça kısa tutulmuştur. Ahmet Cevat Emre tarafından yazılan Türkiye’de Harf İnkılabı başlıklı bölümde Türkiye’de ve Azerbaycan’da alfabe hareketleri hakkında bilgi verilmiştir. Türk Yılı’nın en geniş ve eserin yazılış amacına uygun bölümü olan Türkçülük Yusuf Akçuraoğlu tarafından kaleme alınmıştır.(s.303-480) Akçuraoğlu, bu bölümde Türk milliyetçiliğinin tanımını verdikten sonra milliyetçilik akımının doğuşunu ve Türkiye’deki gelişiminin dökümünü yapmıştır. Bu fikriyatın bizdeki ilk öncülerini belirtmiş ve Türk dünyasının öncü isimleri hakkında bilgi vermiştir. Ele aldıkları isimlerin büyük ekseriyetini tanıdığı ve faaliyetlerini yakinen bildiği için bu bölümün Türkçülük fikrinin tarihçesinin geniş bir özeti olduğu söylenebilir. Fikriyatın gelişme safhalarını Türk Ocağı’nın kuruluşu ve genç cumhuriyet ile bağlantısını yaparak tamamlamıştır. Akçuraoğlu’nun son derece önemli olan bu çalışması sonraki yıllarda farklı isimlerle kitap halinde üç defa basılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Haricinde Bulunan Türkler başlıklı bölümde batıdan doğuya geniş topraklar üzerinde dağılmış bulunan Türkler yaşadıkları topraklara göre tasnif edilerek incelenmiştir. Bölümün başlığının seçimine özen gösterilmiş, bazı bölgelerin beş yıl öncesine kadar Osmanlı bayrağı altında bulunduğu hissettirilmemiştir. Garbi Trakya Türkleri bölümü Galib Bahtiyar tarafından yazılmıştır. Kafkasya Türkleri bölümünü Mehmet Emin Resulzade kaleme almıştır. Resulzade, bu bölümde ağırlığı Azerbaycan’a vermekle birlikte Kafkasya’da kendisi gibi o tarihte siyasi muhacir olarak dışarıda yaşamakta olan, bazılarıyla Sovyetlere karşı takip edilecek politika hususunda derin görüş ayrılıkları bulunan siyasi muarızlarıyla ilgili noktalara temas etmemiştir. Kırım ve Kırım Türkleri bölümü o tarihte Türkiye’de yaşamakta olan ve daha önce Kırım ile ilgili müstakil bir eseri bulunan Kırım Türklerinin siyasi önderi Cafer Seydahmet Kırımer tarafından yazılmıştır. Kırımer, ilk basımda makalesinde adını ‘Kırımlı Cafer Seyyid Ahmedi ‘biçiminde yazmıştır.(s.574) Ahmedi yazılışının basım hatasından kaynaklandığını düşünüyoruz. Çünkü Türk Yılı’nın hazırlık safhasında ki planı ile ilgili olarak elimizde bulunan matbu vesikada bu isim Ahmet biçiminde yazılmıştır. Soyadı kanunu çıkıncaya kadar ve kanunun kabulünden sonra bir süre daha Kırımlı Cafer Seydahmet ünvanını kullanmıştır. Adının Türk Yılı’nın ilk baskısındaki kullanış biçimini başka bir yerde görmedik. Yeni yayında bu hususta bilgi verilmesi uygun olurdu. Kırım ve Karai Türkleri bölümü sahanın en yetkili kişisi olan Kırımlı Şapşaloğlu Sereya’ya (1873-1961)[4] yazdırılmıştır. Türkiye’de bu sahada sonraki yıllarda yazılanların bu çalışmanın çerçevesini aştıkları söylenemez. Kazan Türkleri bölümü Seyyid Battal oğlu Abdullah(Taymas) tarafından kaleme alınmıştır. Taymas, ilgili bölümde tamamen Kazan Türkleri’nin siyasi ve kültürel faaliyetlerini değerlendirmiştir. Çarlık sonrası Rusya Türklerinin topladıkları kongrelerle ilgili bilgileri ve siyasi çalışmaları kendi nokta-i nazarları çerçevesinde vermeye özen göstermiş, Zeki Velidi Togan’ın siyasi çalışmalarını görmezlikten gelmeyi tercih etmiştir. Bu tercihte Akçuraoğlu’nun tesirinin bulunup bulunmadığını bilmiyoruz. Sadece, eserin yazıldığı dönemin ilmi faaliyetleriyle ilgili kısımda Togan’ın adı zikredilmiştir. Togan’ın 1932 yılındaki Türk Tarih Kongresi’ndeki resmi tezlere karşı çıkışmasından sonra Türkiye’de tarih ile ilgili resmi kurumlarla doğrudan ilişki kurmasını önleyen tecrit faaliyetinin daha bu yıllarda başladığı söylenebilir.

         

                    Eser Yusuf Akçuraoğlu’nun iki sayfalık son sözü ile hitama ermiştir. Son sözde eserin basımı ile ilgili süreç hakkında bilgi verilmiştir. Basımı sırasında gerçekleşen harf inkılabından dolayı matbaalarda iş yükünün artması, eserin ilk planına göre kendilerine teklif edilen bölümleri yazmayı taahhüt eden Abdülfeyyaz Tevfik, Zeki Velidi, Ayaz İshaki, A.Battal, Zakir Kadiri Ugan ve Mehmet Emin Resulzade’nin süresi içinde vaatlerini yerine getirmemelerinden dolayı yazılarının gelecekte çıkarılması tasarlanan Türk Yılı’na bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Akçuraoğlu, Sadri Maksudi ile ilgili bir kayıt düşmemekle birlikte elimizdeki taslak planda onunda ismi bulunmaktadır.

         

                    Eserin taslak planında Hamdullah Suphi’nin,’Yabancı Memleketlerdeki Türk Mimari Eserleri’ , Mehmet Ali Tevfik’in ,’Türk Ocaklarının Teşkilatı ‘ bölümlerini yazacakları belirtilmekle birlikte basılan nüshada bunlar bulunmamaktadır ve Akçuraoğlu’da bu isimleri zikretmemiştir. Eserin sonuna ilk baskıda bulunmayan indeksin ilave edilmesi istifadeyi büyük ölçüde kolaylaştırmıştır. Birinci basımda ki haritalar renklendirilmiş ve iyi kağıda basılarak sonuna eklenmiştir.

         

                    İlk basımından 81 yıl sonra yeniden neşredilen Türk Yılı’ndaki bazı bölümleri aşacak çalışmaların yapılamaması ve geçmişin derli toplu bir değerlendirmesini ihtiva etmesi bakımından baskıya hazırlayan sayın yazarları ve baskıyı gerçekleştiren Türk Tarih Kurumu’nu takdir etmek gerekiyor.

         

                    Türk Yılı’nın ilk baskısının muhtevasına ve hazırlık çalışmaları dönemine bakılarak neşriyat dünyamızda bazı ilkleri gerçekleştirdiği görülüyor. Eserin basım safahatı ile ilgili bazı bilgileri paylaşmak istiyoruz. Yusuf Akçuraoğlu eserin hazırlanması görevini aldıktan sonra Türk Yurdu antetli matbu bir mektupla yapılacak çalışmanın muhtevasını ve hacmini, yazıların teslim süresini, hizmet karşılığında ödenecek ücreti yazarlara bildirmiştir. İlk baskının sonunda bulunan İş Bankası reklamından yayın masraflarına bu kurumun katkıda bulunduğu anlaşılmaktadır.

         

         

                                

         

                    TÜRK YILI YAZARLARINA GÖNDERİLEN MATBU TEKLİF YAZISI

         

         

                                Türk Yurdu

                Türk Ocakları Merkez Heyeti Tarafından Neşrolunur

                         Ankara: Taşhan                                                                     27 Eylül 1926

         

         

                                   Muhterem Beğim!

         

         

                    Türk Ocağı Hars Heyeti umum Türk dünyasının bu günkü içtimai ve iktisadi hayatını göstermek ve her senenin belli başlı vekayiini ihtiva etmek üzere Türk Yılı adlı bir salname neşrine karar vermiştir. Türklük için pek faydalı olacağı ümit edilebilen bu salnamenin muhtelif kısımlarının ayrı ayrı salahiyattar zevata yazdırılması muvafık görülmüştür. Merbut programda görüleceği veçhile 10 sahifeden ibaret olan Kırım Türkleri kısmının zati alileri tarafından tahriri tensib edilmiştir. Müsveddelerin ihzarı için 1 Teşrinevvelden itibaren azami üç ay tahsis ve Türk Yurdu mecmuasında olan her sahifeye iki lira tahrir ücreti tayin olunmuştur. Mevzua müteallik olup eserde intişarı muvafık görülen resimler ile harita ve grafiklerin cem, tertib ve irsalinin de muharrire havalesi münasib görülmüştür. Milli harsimizin inkişafına hizmet edecek olan bu esere muavenet kalmalarının diriğ buyurulmayacağını ümit ederek ihtiramatı mahsusamızı arz ve bu milli vazifeyi kabul ettiğinize dair cevabınıza intizar eyleriz efendim.

         

         

                    Cevabın Ankara’daki adrese gönderilmesi rica olunur.

         

         

                      Ankara, İstanbul mebusu Akçuraoğlu Yusuf

         

         

         


        


        

        [1] Türk Yılı 1928, Türk Ocakları Merkez Heyeti Tarafından Neşr Olunmuştur, Toplayan Akçuraoğlu Yusuf, İstanbul 1928, Yeni Matbaa.


        

        [2] Françoıs Gergeron, Osmanlı-Türk Modernleşmesi(1900-1930).Çev. Ali Berktay, İstanbul 2006,s.62,63


        

        [3] Akçuraoğlu Yusuf, Türk Yılı 1928,Haz. Dr. Arslan Tekin-Dr. Ahmet Zeki İzgeör,Ankara 2009,708 s., 20TL.


        

        [4] Kırım’ın Gözleve şehrinden olan doğan Şapşa,  Bahçesaray’da doğmuştur. Lise öğrenimini Petersburg’ta yaptıktan sonra Şark Dilleri Fakültesi’nde Türk dili ve edebiyatı okumuş Arap ve Fars dillerini öğrenmiştir.1915’te Kırım Karaimlerinin başkanı olmuştur. Sovyet döneminde 1928’de Polonya Karaimlerinin balanı olmak üzere Vilno’ya gitmiş üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyeliği yapmıştır.


Türk Yurdu Nisan 2010
Türk Yurdu Nisan 2010
Nisan 2010 - Yıl 99 - Sayı 272

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele