Mehmet Emin Yurdakul’un ‘Irkımın Türküsü’ Şiiri Üzerine

Aralık 2011 - Yıl 100 - Sayı 292

                    Mehmet Emin Yurdakul’un Irkımın Türküsü adlı şiiri, 1914 yılında basılan Türk Sazı adlı kitabın içerisinde yer alır. Şiirin başında Türk Ocağı’na ithafı vardır. “Bu şiir, aynı zamanda Türk Bilgi Derneği’nin yayın organı olan Bilgi Mecmuası’nın 7. sayısının 669 – 675 sayfalarında neşredilir.” (Sakallı, 2005: 71)

         

        “19. asrın sonlarında yazılarını neşre ve şöhret kazanmağa başlayan Mehmed Emin Yurdakul (1869-1944) hemen her bakımdan milli şiirleri ile bilhassa 1908 Meşrutiyetini müteakip ve Birinci Cihan Harbi sırasında şöhretinin zirvesine erişmiş olup, edebiyatımızın nevi şahsına mahsus en mümtaz milliyetçi şairidir... Denilebilir ki, 1914 yılı Emin Bey’in şöhretinin en yaygın bulunduğu zamandır. Kalbi vatan aşkıyla dolu şairimizin çevresinde, her birine şiirlerinden birini ithaf ettiği Ziya Gökalp, Ağaoğlu Ahmed, Fuad Köprülü, Celâl Sahir vb. Türkçü şair ve mütefekkirler vardı; şiir, araştırma, hikâye gibi muhtelif nevilerde, fakat aynı fikirleri müdafaa ettikleri yazılarını neşrettikleri ve başta Türk Ocağı’nın organı olan Türk Yurdu olmak üzere Halka Doğru, Bilgi v.b Türkçü mecmualar etrafında toplanmışlardı. Kendisiyle aynı fikirleri besleyen, kendisini anlayan böyle bir muhitte yaşamak, şüphesiz, Emin Bey’e yürüdüğü yolda hız veren kuvvet olmuştur… Başka şairler milletin her haline kayıtsız susarlarken, o, halkın elemleriyle müteessir, saadetleri ile mesrûr yaşadı. Balkan Harbi’nden önce memlekette coşan nifak ve ihtiras dalgaları karşısında bedbaht milletimizi bekleyen felaketi haykırdı; Rumeli’nin acı kaybından sonra bütün kalplere çöken korkunç bedbinlik bulutlarını ümit güneşleriyle dağıtmak istedi. Şair, tıpkı bir resûl gibi, istikbâli hissediyordu; çünkü bütün o felaketlere rağmen İşkodra, Yanya ve Edirne’de dökülen Türk kanı, milletin ruhunda Türklük duygularını kati sûrette besleyip geliştirmiş ve Türk milliyetperverliği kati galebeyi kazanmıştı. Taraftarlarını her gün çoğaltan bu yeni mefkûre Emin Bey’i ümit ve hararetle çalıştırıyor, Irkımın Türküsü, Ey Türk Uyan gibi bedialar yaratıyordu.” (Tansel, 1989: 15, 41,42,43)

         

        İşte böyle bir durumda, halkı şevke getirmeyi ve ruhunda mevcut olan Türklük duygularını harekete geçirmeyi amaçlayan Mehmet Emin Yurdakul, millet olarak yaşamanın gerekliliği olan birtakım duyguları halka şiirleriyle vermeye çalışarak, onları bedbinlikten uzaklaştırmak ister. O, bizi biz yapan değerlerin her zaman farkındadır ve içinde bulunulan güç durumlardan da bu değerlerin şuuruna vararak kurtulabileceğimizi anlatmak ister.

         

        “Türk milletine karşı duyulan derin bir bağlılık ve sevgi, Türk Sazı’ndaki şiirlerin özünü teşkil eder. O, elindeki üç telli saz ile memleketin dertli hayatını dile getiren, dertlilerin gözyaşını silen şairdir. Onun şiirlerinde ikinci eş olarak evlenen genç kızın acısı, kızına eziyet edilen bir annenin damadına sitemi, evladı için can çekişen annenin isyan duygusu, Anadolu’nun fakir köylü kızları ve Anadolu’daki Türk kadınının çekmiş olduğu ızdıraplar dikkatlere sunulur. Mehmet Emin’in şiirlerini muhteva hususiyetleri bakımından gruplandırmak istersek, kahramanlık temini işleyen şiirlerin yanında halkın dertlerini, ızdıraplarını, milletin sosyal problemlerini konu alan şiirlerin bulunduğunu görebiliriz. Bütün bu şiirlerin ortak hususiyeti, halkı içinde bulunduğu bedbin halden kurtarmak, kendine güvenmesi hususunda teşvik etmek; ona, tarihi şereflerle dolu bir millet olduğunu hissettirmek noktasında birleşir. Ancak Mehmed Emin, bu manzumelerin pek azında şiiriyet dediğimiz cevhere yaklaşmıştır. O, nesirle söylenebilecek, hikâye ve makale konusu olabilecek vakaları, cümleleri alt alta yazarak sade bir Türkçe ve hece vezniyle tanzim ederek şiirlerini meydana getirmiştir.” (Aktaş, 1996: 145)

         

                    Irkımın Türküsü adlı şiirin, Türk milletinin şanlı tarihini halka anlatmak ve onlara cesaret vermek için yazıldığını söyleyebiliriz. Şiir, “Biz Oğuzlar soyu olan Türkleriz” mısraı ile başlatılır. Bütün ilkleri Türklerin gerçekleştirdiği üzerinde durulur. Öz Türkçenin güzelliğinden, Türk’ün ayak bastığı çeşitli yerlerde ruhlarının kaldığından, büyüğe saygıdan ve Türk insanının ahlâkından söz edilir. Türk erkeğinin sözünün dürüstlüğü, genç kızların gözlerinin doğruluğu ifade ettiği dile getirilir. Dünyanın dört bir tarafına gittiğimiz anlatılır. Kalplerimizin kahramanlık ile çarptığı söylenir. Büyük bir cihan imparatorluğu kurduğumuz vurgulanır. Diğer bütün milletlerin Türk milletine saygısından, elli asırdır bu milletin sesinin dinlendiğinden, askerlerimizin onurundan, tarihimizin ululuğundan, şan ve şerefle dolu oluşundan, her milletin kahramanlık şairinin bu beyitsiz Şeh-Nâme’ye hayranlığından, ataların töresi ardı sıra gidildiğinden, tanrıya-hakana-vatana duyulan saygı ve kurbanlardan, yurdumuzun en ufacık bir taşının incilerden kıymetli oluşundan, Türk sesi gelen her yerin bizim olduğundan, Turan’dan, bize herkesin saygı duyması gerektiğinden, düşmanlık besleyenin korkmasından, hiçbir kuvvetin Türklüğü sarsamayacağından, insanlık var oldukça Türklüğün bitmeyeceğinden bahsedilir. Zaten bu uzun şiirin nakarat kısmı da her şeyi anlatmaya kâfidir.

         

         

                                Eğiliniz ey şerefler, ey şanlar,

                                Ey ırklara altın destan yazanlar!

                                Biz develerin, fillerin

                                Diz çöktüğü kuvvetiz;

                                Eski, Yeni dillerin 

                                Anlattığı milletiz.

         

         

                    Görülüyor ki, Irkımın Türküsü adlı şiir, Türk milletinin yüceliklerini göstermesi ve milli olanı coşturması bakımından dikkate değerdir. Mehmet Emin Yurdakul, milli romantik duyuş tarzı içerisinde bir duyarlılığın ifadesi olarak şiirine vücut vermiştir. Mehmet Emin Yurdakul, şiirlerinde sade bir dil ve hece vezni kullanır. Onun şiirlerini bir mesaj niteliği taşıyan manzumeler olarak görmek daha doğrudur. Çünkü şiirlerinin, şiiriyet bakımından pek başarılı olduğu söylenemez. Mehmet Emin, “Hayatı boyunca devrinin problemlerinin hep içinde yaşamış, hal çareleri göstermiş, diğer şairlerle birlikte memleketin dertlerini terennüm etmiştir.”(Ercilasun, 1997: 34) Onun ‘Irkımın Türküsü’ adlı şiirini de böyle değerlendirmek gerekir. O, bu şiiriyle Türk ırkının üstünlüğünü ortaya koyar, Türk olmanın ayrı bir değer olduğunu ifadeye çalışır. Türk olmanın anlamını, yüceliğini gözler önüne serer.

         

                    “Mehmet Emin’de sanatın gayesi ideal güzele ulaşmak değil, sosyal daha yerinde bir ifadeyle milli fayda sağlamaktır. Kendisi bu hususu, ‘Şiir güzellik için olmakla birlikte iyilik içindir de ...’ ifadesiyle belirtmiştir. Böyle bir insanın dikkatini memlekette sürdürülen yaşama tarzına, halkın değer hükümlerine yöneltmesi tabiidir. Mehmet Emin, hayatın dağınıklığı, sosyal kuruluşlardaki çözülme ve memleketi saran tehlikelerden milli değerlere dönmekle kurtulmanın mümkün olduğunu da ifade eder.” (Aktaş, 1996: 148)

         

        MehmetEmin Yurdakul, Anadolu’dan Bir Ses yahut Cenge Giderken şiirinde yer alan:   

                   

        Ben Bir Türk’üm, dinim, cinsim uludur

        Sinem özüm ateş ile doludur

         

        mısralarındaki duyarlılığı, hayatının her safhasında yaşamış ve yaşatmış bunu hayatında amaç edinmiş, Türk milletinin milli şairi olmuştur. Tevetoğlu bu hususu “Milletlere benliğini kazandıran, milletleri şuurlandıran içlerinden çıkan milli şairlerdir... Türk’e Türklüğünü duyuran Milli Şairimiz Mehmet Emin Yurdakul’dur.” (Tevetoğlu, 1988: 92) satırlarıyla ifade eder.

         

         

        Sonuç

         

         

        Mehmet Emin Yurdakul’un Irkımın Türküsü adlı şiiri, Türk ırkının menşeini, geçirdiği safhaları, kendine has özelliklerini, gelenek ve göreneklerini, yayıldığı coğrafyayı, tarihini, milli değerlerini, bağımsızlığa olan tutkusunu, irade ve kudretini, şan ve şerefini, millet olma gücünü, dil ve edebiyatını, milli ruhunu kısacası Türkü ifade eden bütün değerleri içerisinde barındıran, manzum hikâye şeklinde söylenebilecek duygu ve düşüncelerin şiir olarak ifade edildiği bir duyarlılığın ürünüdür. Tarihi şan ve şereflerle dolu olan ve yeryüzünde bir tek Türk kalana kadar söylenegelecek Türk Irkının türküsüdür.  


Türk Yurdu Aralık 2011
Türk Yurdu Aralık 2011
Aralık 2011 - Yıl 100 - Sayı 292

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele