Hatay İşgal Yılları ve Bağımsız Hatay Devleti Kronolojisi (1918-1939)

Ekim 2011 - Yıl 100 - Sayı 290

        Kamu görevlisi olarak Hatay’da uzun yıllar çalışan ve halen Antakya’da ikamet etmekte olan Mehmet Tekin’in ismi şehirle özdeşleşmiştir. Büyük bir sevgiyle bağlandığı Hatay’ın tarih, edebiyat, folklor, kültür kurumları, basın, yetiştirdiği siyaset bilim ve kültür adamlarıyla ilgili çok sayıda kitabın müellifidir. Hiç bir kurumun desteğini almadan kendi imkânlarıyla Güney’de Kültür isimli dergiyi yıllardır çıkarmakta, ayakta tutmaya ve yaşatmağa çalışmaktadır. Son zamanlarda kaynaklara hâkimiyeti ve birikimini akademik seviyede ki çalışmalara teksif etmiştir. Hatay Devleti Millet Meclisi Zabıtları isimli eserini neşretmesinin arkasından alanında, muhtevası ve özgünlüğü bakımından belki tek örnek sayılabilecek Hatay İşgal Yılları ve Bağımsız Hatay Devleti Kronolojisi 1918-1939 isimli çalışması, Atatürk Araştırma Merkezi yayımı olarak çıkmıştır.

         

        Mehmet Tekin, Anadolu coğrafyasının en eski yerleşim merkezlerinden, dini ve tarihi bakımdan önemli bir şehir olan Antakya’nın bulunduğu Hatay üzerine önceki yıllarda da yayınlar yapmıştı. Hatay Devleti’nin 50. Kuruluş yıldönümü olan 2 Eylül 1988 tarihinde ilk anma toplantısını düzenlemiştir.

         

        Nisan 1918 kabul edilen bir kanunla Antakya ve havalisinde 1 Mart 1919’dan geçerli olmak üzere merkezi Antakya olan bir Liva(Sancak) teşkilatı kurulması kabul edilmiştir. Ancak işgal sebebiyle bu kanun uygulanamamıştır. Mütareke döneminde Suriye’nin Fransa’ya verileceğinin anlaşılması üzerine Faysal bütün Suriye’yi içine alacak bağımsız ve meşruti bir Arap Hükümeti kurduğunu açıklamıştır. Tekin, değerli eserinde bu tarihten itibaren Hatay’ın 1939’da Türkiye’ye ilhak kararı alınmasına kadar olan döneme kronolojik bir sıra içinde etraflı biçimde, genişlemesine incelemiştir. Eser, önsöz, giriş ile 7 bölüm, sonuç ve değerlendirme, kaynaklar, dizin, resim, belge ve haritaların bulunduğu geniş bir ekten meydana gelmiştir.

         

        I. Bölüm, ‘Osmanlı İmparatorluğu’nun Son Günleri, İşgal Öncesinde Antakya, İskenderun ve Havalisi, Mondros Mütarekesi’, II. Bölüm, ‘İskenderun, Antakya ve Havalisinin İşgali, İlk Kurşun, Çetelerin Mücadelesi ve Suriye’de Durum (Kasım 1919-Ekim 1921)’ ,III. Bölüm, ‘Ankara İtilafnamesi (20 Ekim 1921) ve Sonuçları’,IV. Bölüm, ‘Kurtuluşa Giden Yol(1923-1936)’, V. Bölüm, ‘1920’li ve 1930’lu Yıllarda İskenderun Sancağı’nın İdari, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Yapısından Kesitler’,VI. Bölüm, ‘Atatürk’ün Sancak’ın Kurtuluş Sürecini Başlatması, Mücadelenin Örgütlenmesi, Diplomatik Girişimler, Milletler Cemiyeti’nin Çalışmaları ve Seçim Süreci (1 Kasım 1936-2 Eylül 1938)’, VII. Bölüm ‘Hatay devleti (2 Eylül 1938-29 Haziran 1939) ve Türkiye’ye Katılması’ başlıklarını taşımaktadır.

         

        Tekin, eserinin eksiksiz olması için yerli ve yabancı kaynakları iyi değerlendirmiştir. Fransız egemenliği döneminde görevli olanların yazdıkları eserlerden istifade etmiştir. Ele aldığı dönemde neşredilen gerek mahalli, gerekse İstanbul ile Halep ve Beyrut’ta çıkan süreli yayınları taramıştır. Uzun yıllar bölgede görev yapmanın imkânlarını iyi değerlendirmiş hadiselere tanıklık eden birçok şahısla görüşmüş, hatıralarını tespit etmiştir. Tekin’in daha önce bölge basını ile ilgili çalışmalar yaptığı ve bu konuda bir de kitap neşrettiği için çalışmasında süreli yayınlardan azami ölçüde istifade etmiştir.

         

        Günümüzde Türkiye’nin bütünlüğü ile ilgili hususlarda Hatay’ın önceliği bulunmaktadır. Bugün iç meselelerle boğuşmakta olan Suriye’nin despot yöneticileri Hatay’la ilgili arzularını çekinmeden dile getirmişlerdir. Bunun yanında bölgenin jeopolitik konumu etnik bölücü unsurların da ilgisini çekmektedir. Mustafa Kemal, tarihi Türk yurdunun Kurtuluş Savaşı’nın öncelikleri sıralamasında sona bırakılan Hatay’ın yeniden ana vatana katılmasını temin etmek üzere sistemli bir plan uygulamıştır. Gelecekte Türkiye’ye ilhakın kesinliği yanında sürecin uzaması da düşünülerek bölgenin yetişmiş insan gücü ihtiyacının karşılanması gayesiyle gizlilik esası içinde kamu kurumlarının değişik dallarda tahsis edecekleri burslarla Hataylı gençlerin yüksek öğrenim görmeleri temin edilmiştir. 1 Kasım 1936 tarihinde TBMM’nin açış konuşmasında sıranın Hatay’a geldiğini hissetmiştir. Mustafa Kemal, genç cumhuriyetin siyasi ve askeri bakımdan sıkıntılarını birer birer gidermesini beklemişti. Lozan Anlaşması ile boğazlar üzerindeki tam sağlanamayan egemenlik hakları Montrö ile temin edilmişti. Bu başarının sağlanması onun bu milletlerarası anlaşmanın görüşülmesi tarihini iyi tespit etmesi ile mümkün olmuştu. Almanya, Avrupa’da güçlenmiş Türkiye güçler dengesinde kendisine iyi bir yer tutmaya muvaffak olmuştu. Boğazlar üzerinde hükümran olmak isteyen Sovyetler bile Avrupa’nın durumu karşısında direnç gösterememişti. Mustafa Kemal, Montrö sebebiyle Fransa ile sağlanan mutabakatı Hatay konusunda da devam ettirmişti.  

         

        Türkiye’de yaşayan Hataylıların belli bir dernek etrafında toplanmaları temin edilerek bölge ile alakalarının diri tutulması sağlanmıştır. İstanbul basında yapılacak bir tarama Mustafa Kemal’in uyguladığı planın izlerini dikkatli okuyucuya verecektir. A. Faik Türkmen, Hatay Tarihi kitabını onun talimatıyla yazarak önce Cumhuriyet gazetesinde uzun süre tefrika etmiş ve hadise toplum gündeminde tutulmuştur. Bölge ile haberler, belli başlı Arap şehirlerinde muhabirlerin gönderdikleri yazılar gazetelerde çokça yer tutmaktadır. Ankara, Hatay meselesiyle hariciyenin en yetenekli mensuplarını görevlendirmiştir. Türkiye’ye ilhakın gerçekleşmesine kadar geçen dönemde M. Cevat Açıkalın, Türkiye Fevkalade Murahhası olarak görevlendirilmiştir. Kendisi olağanüstü yetkilerle donatılmıştı. Onun ehliyeti ve birikimi II. Dünya Savaşı boyunca Türk hariciyesinin temel taşlarından biri olarak yürüttüğü önemli görevlerle daha iyi anlaşılacaktır.

         

        Tekin’in kitabında Hatay’ın ilhakı ile sonuçlanan süreç adım adım çok yönlü takip edilebilmektedir. Bu sonuç muhakkak belli bir araştırma döneminin sonucunda elde edilmemiş, zaman içinde tuğlalar teker teker üst üste konularak neticeye ulaşılmıştır.

         

        Bu çalışmasından dolayı takdire layıktır. Mütevazı köşesinde çalışmalarını arka arkaya gün yüzüne çıkaran Tekin’i tebrik ediyoruz. Bölgenin onun kıymetini ne ölçüde takdir ettiğini bilmiyoruz. Bu çalışmalarıyla, bölgeleriyle ilgili ölmez eserlere imza atan M. Çağatay Uluçay, İbrahim Gökçen, İshak Sunguroğlu, M. Fahrettin Kırzıoğlu’nun yanında yerini aldığı muhakkaktır.

         

        


Türk Yurdu Ekim 2011
Türk Yurdu Ekim 2011
Ekim 2011 - Yıl 100 - Sayı 290

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele