Türkistan’ın Gönül Dili ve Bilge Atabeyi İbrahim Abay Kunanbayoğlu

Eylül 2015 - Yıl 104 - Sayı 337

         

        İlk Söz:

        “ Abay vasıtasıyla biz Kazakistan’ı ve Kazak halkını tüm dünyaya tanıtıyoruz. Abay her zaman bizim millî sembolümüz olarak yaşayacaktır.” Nursultan NAZARBAYEV / Kazakistan Devlet Başkanı

         

        Gönül Kuşu Kıvrılır Dört Bir Tarafa

        Bu gün; Kazaklar ve Kazakistan adı ile yaşayan bir millet ve devlet var ise bu, Abay ve ondan önceki âlim ve aydınlar ile Abay ve ondan sonraki âlimlerin, aydınların, fikir insanlarının mücadeleleri, fedakârlıkları, emredildikleri gibi yaşama ahlakı ve felsefesi sayesindedir.

         

        Abay, kendisinin de bey oğlu olduğu dönemde, bey babasına, onun beyliğinin haksızlıklarına karşı çıkarak mazlum ve masumların hak ve hukukunu savunma basiretini genç yaşında uygulamış yüceliktedir. O Türklüğe özgü cesur ve özgürlükçü bir iradenin temsilcidir.

         

        Beylerin ve onların çevresindeki erk ortaklarının hukukunu, sıradan halk katmanlarının hak ve hukukuna eşitlemek isteyen Abay; gerçekçi, özgürlükçü, eşitlikçi, milliyetçi ve maneviyatçıdır. Kendisi için istediklerini, toplum ve fert için istemeyi yaşamsal görev ve sorumluluk olarak kabul etmiş yürekli, mert ve “ dikkatli ”bir şairdir. 

         

        Folklorcu, besteci, eğitimci, sosyal reformcu ve bilimsel siyasetçi gibi pek çok niteliğe sahip olan Abay, Kazak sözlü edebiyat geleneğinin modern yazılı temsilcisidir. Kazak deyim ve sözlerini eserlerinde ve özellikle kendisine özgü uyaklı ve uyaksız dörtlüklerde yoğun olarak kullandığını biliyoruz. Abay, Türk sözlü kültürünü yazılı ansiklopedik sözlüğe aktaracak düzeyde kullanmayı bilinçli olarak tercih etmiştir.

         

        Onun bu tercihi, Kazak dilini ve söz varlığını öldürmek isteyenlere karşı büyük bir savaştır. O biliyordu ki, Kazak Türkçesi ölürse Kazakistan ebediyen tutsak olup varlığı ve birliği kaybolacaktır…

         

        Klasik Kazak Türk kültür değerlerini yenileşme ve modernleşme çağına yeniden aktaran, geçiş evrelerinde düşünen, yorumlayan, sonuçlar çıkarıp halk ile halkın dilinde paylaşan üstün mücadele dehasıdır.

         

        Rus-Türk medeniyetini bütünleştirme, özellikle Batı medeniyetinin devlet, toplum ve ferdi haklarını ve hukuklarını Türkistan Türklüğüne kazandırılması mücadelelerine hem şairliği hem de lider kişiliği ile öncülük etmiştir. Abay’ı dönemin şair ve yazarlarından üstün kılan en belirleyici özelliği ise eserlerini Kazakça üretmiş olmasıdır. İyi bildiği hâlde Rusça, Arapça ve Farsça eser yazmamış fakat yabancı dildeki eserleri Kazak Türkçesine çevirerek halkının hizmetinde bulunmuştur. Onun en büyük özelliği Kazak göçebe kültürünü yazıya dönüştürme mücadelesidir. “… O, 1890'lı yıllarda artık halk arasında beğenilen ve fikirlerine güvenilen Kazak bir şairi olmuştur.”[1]

         

         

        Göğsünde Ateşi Olan Düşünceli İnsan

         

        Abay; -dikkatli, zeki ve tedbirli anlamında takma ad- Kazakistan’ın eski Karkaralı ilindeki Cengiz Dağı’nın Kaskabulak Yaylasında, Semey ilinin Abay ilçesine bağlı Karavıl-Karaağıl köyünde Kunanbay’ın ikinci eşi Ulcan –Uljan- doğdu. Ulcan’ın soyunun ise Boşan Boyu’nun Bertis nesline dayandığı [2] tespit edilmiştir. Babası Kunanbay Öskenbayev –Uskanbay/Uskanbey ile Irgızbay adlı dedeleri- varlıklı ve nüfuzlu bölge beylerindendir. Orta Cüz Kazaklarının Argın boyunun Tobıktı koluna mensuptur.

         

        İbrahim Abay büyükannesi Sare’nin yanında yetişmiş ve onun terbiyesi altında mümkün olduğunca baskı ve korkudan uzak bir çocukluk dönemi yaşamıştır. Dedelerinin boy beyleri olarak bölgenin karar verici etkinlikte ve boylar arası uzlaştırma statüsünde olması, Abay’ın kişilik gelişimini özgürlükçü ve bağımsız olarak etkilemiştir. Babasının kendi bölgesinde İslam dinini temsilde etkinliği, onun eğitim ve öğreniminde belirleyici olmuştur. Molla mekteplerinde din hocalarının görevlendirilmesi, köylere ve obalara yerleştirilmesi işlerinde Baba Kunanbey oldukça gayretli ve ileri görüşlüdür. Bu hocalardan birisi olan Gabithan Hoca himayesinde Abay, dini temel bilgileri öğrenmiştir. Abay, bilim ile imanı kendi özünde yaşatan, dinden, ilimden, felsefeden ve Türkçeden kopmayan seçkin bir kişiliktir.

         

        On yaşından sonra Rus ilköğretim okulu ile “Molla Mektepleri” olarak da bilinen dini eğitim okulunda Arapça, Farsça ve diğer Doğu dillerini Molla Ahmed Rıza medresesine devam ederek öğrenmeye başladı. “Ahmet Rıza, din derslerinin dışında (Abay’a) tarih, matematik, felsefe, şiir bilgisi derslerinin de okutmuştur. (…) On üç yaşına gelince babasının isteği üzerine medreseden ayrılır ve ülke yönetiminde tecrübe kazanması babası tarafından yanına alınarak tecrübe ve bilgi kazanır.” [3]

         

         

        Son Söz

         

        Abay’ın halkın içerisinde yönetim işleri ile uğraşması Türk gelenek ve göreneklerini öğrenmesine ve törenlerle temsillerde bulunmasına imkân sunmuştur. Türk töresinin köklerini öğrenerek Türkçe söz söyleme ve hitabet sanatını ilerletmiştir. Kazak halk kültürü içerisinde özellikle folklorik müzik unsurları ile beslenmiş Türklüğün uhrevi ve somut âlemlerini yansıtan ulus bilincine ait ve diğer kültürleri de içeren yeni bir edebiyat öncüsü olarak kendisinden bahsettirmiştir. Yaşı olgunlaştıkça babasının yönetsel yetersizliklerini gözlemiş onun yetkileri ile çatışan oba ve boy idaresi anlayışını takma isimle yazdığı şiirlerde eleştirmiştir. ”… 1876-1878 yıllarında Konır Kökşe adlı bir yerin idareciliğine seçildi. Siyasi gücünü yanlış ve haksız uygulamaları durdurmak için kullanmaya çalışan Abay, bu konuda fazla başarı sağlayamadığı gibi adaletsiz yönetimi sebebiyle eleştirdiği babasıyla da anlaşmazlığa düştü.”[4]Semey’e sürgün gönderilen dönemin Rus aydınları ile kardeşiHalil Molla Öskenbayev'in yardımıyla Rusça dil ve edebiyat bilgisini geliştirerek ilerletti. Bu öğrenim sürecinde Rus ve dünya klasiklerinin çevirilerini okuyarak özümsedi. Batı ve Doğu kültürü arasındaki ayrılık ve birleşme üzerine felsefi birikimi ile tespit ve yorumlarını takma ad kullandığı şiirleri ile ifade etti.

         

        Abay’ın bilgi ve etki gücünün kaynağı olan ve 11 Eylül 1883 tarihinde açılan Semey Halk Kütüphanesi, dünya klasiklerinin de bulunduğu büyük bir kütüphanedir ve bu kütüphanede Abay şiir ve edebiyat ününü Rusya kültür ve sanat çevrelerine duyurmaya başlar. 1880’li yıllarda Semey’e sürülen Rus aydın ve akademisyenlerle aynı ortamda yaşayan Abay, 40’lı yaşlarda Türkistan’ın en büyük şair ve felsefecisi olarak kendisini kabul ettirmiştir.

         

        Sürgündeki dönemin aydınlarının da etkisi ile geri kalmışlık karmaşasına düşen Türkistan halklarının ve Kazakların, Rus ve Avrupa kültürünü benimsemesine da yardımcı olmuştur. Abay, köhne ve tutucu aşiret geleneklerinin Türk kadınlarını köleleştiren İslam ile hiçbir ilgisi bulunmayan veya İslam’ın yanlış yorumu sonucu Mollaların kadınlar üzerinde kurduğu tahakkümü kırmak için kendi gerçek adı ile yazdığı şiirleri ile 1886’dan sonra, toplumsal kötülüğe ve kara cehalete karşı mücadeleye başlamıştır.

         

        Özellikle aydınlanma döneminin kurucularında olan Çokan Valihanov, Abay Kunanbayoğlu, Ibıray Altınsarı, Şahkerim Kudayberdioğlu –Hüdaverdioğlu- Ahmet Baytursun, Mir Yakup Duvlatov, Alihan Bökeyhanov, Muhamedcan Seralin gibi millî kurucu edebiyatçılar, Kazak aydınlanma hareketine öncülük ve yeterlilik hareketi kazandırmışlardır.

         

        Bu hareketi takip eden Mağcan Cumabayev, Mustafa Çokay, Turar Rıskulov, Saken Seyfullin, Muhtar Avezov, İlyas Esenberlin, Olcas Süleymanov, Şerhan Murtaza, Smagul Elüvbayev, Nemat Kelimbetov gibi ulusalcı, milliyetçi şair, yazar ve düşünürlerin Ruslaşmak yerine Rus kültürü ile millî kimliği uyumlaştırmak ülküsünü ilke olarak benimsemişlerdir.

         

        Nikolay İvanoviç İlminskiy ve dönemin beyin ve karakter işgalcileri, Türklerin yüreğini fethedememişlerdir. Çünkü Türklerin medeniyeti Ruslardan bin yıllarca önce inkişaf ederek genetik kodlarını kabul ettirmiş, insanlığın manevi ve maddi dünyasının ruhunu sarıp sarmalamıştır. Özgürlüğüne ve bağımsızlığına ilahi kuvvetle bağlı olan Türklerin Rus kültürü ile asimilasyonuna Türkistan aydın ve liderlerinin tamamı halkı ile birlikte karşı durmuş ve ne yazık ki, ağır bedeller ödenmiştir.

         

        Elbette özgürlüğün ve yalnızca Allah’a kul olmanın bedeli ağır, mücadelesi daima çetindir. Türkler yeryüzünü daraltan ve kuşatan her medeniyetle çatışmış, yeryüzünün ve gökyüzünün insanlığın ortak mülkü olduğunu tüm medeniyetlere kavratmıştır. Abay Kunanbayoğlu döneminin özgürlükçü düşünürü olup, Türk, İslam ve Rus kültürünü Kazaklar için harmanlamış ve bu harmanın tanelerinden Türklerin her ferdinin yararlanmasını başarmış bir dâhidir.

         

        Kazak Türk kültürünün yozlaştırılması için mücadele veren dönemin asimilasyoncu Rus fikir, sanat âlim ve siyasetçileri, Türk kültürünün etkisi ve tarihi medeniyetini keşfettikçe Türk medeniyetinden etkilenerek baskıcı ve sindirici politikaları terk etmek zorunda kalmışlardır. Türkistan’daki Türk Rus okullarında, Rus kültürü ile yetmiş pek çok Kazak aydını belirli bir dönemden sonra doğrudan Kazak kültür ve Türk medeniyetine ait eserlerle dünya literatürüne girmişlerdir. Abay bu anlamda öncü ve lider bir şair ve felsefecidir. Gerçekten de Kazak boylarındaki kara cehalet ve cahillik taraftarlığını imanın esasları gibi kabul eden Arap ve fars kültürünü dinin kuralları gibi körü körüne benimseyen katı ve ‘köken tasubiyetçiliğini’ eleştirerek Muhammedi Hanif “Türk Müslümanlığını” savunmuştur. “Abay’ın en çok yakındığı şey, toplumu saran cehalettir. Abay’ın tanımındaki cehalet; imansızlık, eğitimsizlik, gayretsizlik, tembellik, uyuşukluk, düşüncesizlik, dedikoduculuk, rüşvet, yalan, dalkavukluk, hırsızlık, hasetlik, merhametsizlik gibi menfi hasletlerin hepsini kapsamaktadır. Buradan hareketle Abay’a göre, iyi bir eğitim almış merhametsiz kişi de cahildir. Ne kadar bilgili olursa olsun dalkavuk olan, hasetlik eden kişiler de cahildir.”[5]

         

        Abay Kunanbayoğlu Türklüğün İslam medeniyetine intisabı ile özgürlükçü İslam temelinde, Rus ve Avrupa kültürü ile yakınlaşma reformunun temelini kurarak kültür ve zihniyette ilerleme dönüşümünün bilginlerinin zirvesinde yer almıştır.

         

        Türk İslam kültürünü terk etmeden ve Rus kültürünü de öğrenerek Kazak ulusunun varlığını ve birliğini savunan ve eserleri ile cehalete ve adaletsizliğe savaş açan Abay; Firdevsi, Nizami, Krilov ve Puşkin gibi büyük ekol oluşturan yazar ve şairlerden etkilenmiştir. Fakat o, kendi özgün dünce ve Kazak şiir geleneğinden farklı iki yeni şiir tarzı ile ekol olmuştur.

         

        Ömrünün son yıllarını, Kazak ve Kırgız boylarının oluşumu ve Türkistan Türklüğünün tarihi, kültürü ve folklorunun şiir dili ile anlatım ve makale tarzı bilim ve kültür çevrelerine tanıtımı işleri ile geçirmiştir. Rus Devleti’nin Kazak kültürünü kurumsal temsili için çeşitli yönetim kademlerinde faaliyet göstermiştir.

         

        Abay, ölümünden 5 yıl sonra Muhtar Avezov'un “Abay Yolu” adlı dört ciltlik biyografik romanı ile dünya literatürüne kazandırılmıştır. Abay, oğlu Magaviya'nın ölümünden kırk gün sonra 6 Temmuz 1904'te Serney'de vefat etti. Ruhunun yeri, Cengiz Dağı’ndaki Cidebay Kışlağı’nın Balaşakapak civarındaki kardeşi Ospan'ın kabrinin yanındadır.

         

        Nasıl ki Dede Korkut yaşıyor, Yusuf Has Hacip yaşıyor, Kaşgarlı Mahmut yaşıyor ise Abay da o neslin ölümsüzleri arasına girmiştir. Abay’ın yaktığı ışıktan yüzlerce Abay hâlâ nurlanıp yükselmektedir.

         

        Abay Kunanbayoğlu diyor ki;

        Üç şey adamın vasfı,

        Samimiyet, çaba, nurlu akıl ve açık yürek.

         


        


        

        [1] http://www.islamansiklopedisi.info/index.php?klme=ABAY


        

        [2] Doğan, Orhan, “Abay İbrahim Kumanbayoğlu’nun tarihi kişiliği ve devri:10 Ağustos 1845 6 Temmuz 1904 “Türk Kültürü”, 1997, 413.s, 547-550.s


        

        [3] A. g.e.,548. s.


        

        [4] http://www.islamansiklopedisi.info/index.php?klme=ABAY


        

        [5] http://bilgelerzirvesi.org/bildiri/pdf/yrd-doc-dr-ekrem-ayan.pdf / Ekrem Ayan…


Türk Yurdu Eylül 2015
Türk Yurdu Eylül 2015
Eylül 2015 - Yıl 104 - Sayı 337

Basılı: 10 TL

E-Dergi: Ücretsiz

Sayının Makaleleri İncele